Ana Sayfa Blog Sayfa 3138

Katar’da Türk askerlerinin konuşlandırılması tasarısı TBMM’de kabul edildi

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Genel Kurulu’nda, bazı Arap ülkeleriyle diplomatik kriz yaşayan Katar’a Türk askerinin konuşlanmasının önünü açacak kanun tasarısı kabul edildi.

Tasarı, çoğunluğunu AKP ve MHP’li vekillerin oluşturduğu 240 kişinin oyuyla kabul edildi.

Kanun tasarısı, Doha’da 28 Nisan 2016’da iki ülke tarafından imzalanan uygulama anlaşmasını baz aldı.

Tasarının gerekçesinde,”Katar’ın askeri kurumlarının modernizasyonu; askeri eğitim ve öğretim alanında iş birliğinin çeşitlendirilmesi, (…) iki ülkenin birlikte çalışabilirlik ve eşgüdümünün artırılarak bölgesel ve küresel barışa katkı sağlanmasının” amaçlandığı belirtildi.

Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Yemen, Katar’ı “terörizme destek vermekle” suçlayarak ilişkilerini kesmeye karar vermişti.

İkinci tasarı

TBMM Genel Kurulu’nda ayrıca, “Türkiye ile Katar Arasında Jandarma Eğitim ve Öğretimine İlişkin İşbirliği Protokolü’nün Onaylanmasının Uygun Bulunduğuna Dair Kanun Tasarısı” kabul edildi.

Protokol, 02 Aralık 2015 tarihinde Doha’da imzalanmıştı.

İki ülkenin protokol çerçevesinde iş birliği yapacağı alanlar arasında, eğitim ve tatbikatlar, askeri ziyaretler, teknoloji, teçhizat ve danışmanlık hizmetleri de olacak.

Erdoğan: Doğru bulmuyoruz

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, dün akşam yaptığı açıklamada Katar’a karşı başlatılan yaptırımları “doğru bulmadıklarını” söylemişti. Erdoğan, “Körfez İşbirliği Konseyi üyelerinin kendi aralarındaki meseleleri karşılıklı diyalog yolu ile çözmesi en doğru yoldur” demişti.

Erdoğan ayrıca, “Katar’ın bir terör zanlısı olarak tavsif edilmesini çok ağır bir itham olarak görüyorum” diye konuşmuştu.

Katar, Türkiye’nin yurtdışında ilk askeri üssünü kurduğu ülke.

2016 yılında Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, hâlihazırda 150 askerin bulunduğu söylenen üssü ziyaret etmişti.

2015 yılında Reuters’a konuşan Türkiye’nin Katar Büyükelçisi Ahmet Demirok, askeri üsse yaklaşık 3 bin askerden oluşan kara birlikleri konuşlayacaklarını söylemişti.

Meclis’te onaylanan tasarıda, kaç Türk askerinin ne zaman Katar topraklarına gönderileceğine ilişkin detay verilmedi.

Kuzey Ormanları Savunması: İnşaat ağalarını değil, zeytin ağacını savun!

Kuzey Ormanları Savunması, Galatasaray Meydanı’nda zeytinliklerin imara açılmasını protesto etti.

Kuzey Ormanları Savunması’nın çağrısıyla Galatasaray Meydanı’nda toplanan yaşam savunucuları, zeytinlik alanlarına maden ve sanayi yatırımı yapılabilmesinin önünü açan yasa tasarısını protesto ederek “Zeytin yasa tasarısı geri çekilsin” diye slogan attı.

Bu sırada çevrede yoğun güvenlik önlemi alındı. Polis üst araması yaptığı topluluğun, demir bariyerlerle çevrelenmiş alanda basın açıklaması yapmasına izin verdi. Basın açıklaması sırasında, “Zeytinlikleri talan yasasına geçit yok”, “Zeytin ağacını savun”, “Zeytin ağacına düşman, bu yasayı geri çekin” yazılı dövizler açtı.

Basın açıklamasını okuyan Kuzey Ormanları Savunması’ndan Selma Kanbur; “Sermayedarların projelerine yol vermek için topraklarımızın geleceğini karartarak, zeytincilikle geçinen aileleri işsizliğe mahkum edecek hiçbir yasa kabul edilemez. Madencilik faaliyeti yürüten şirketlerin sanayi çalışmaları adı altında bu yasayı kullanarak zeytinlik arazilerin altını oymasına izin verilemez. 3 yıl önce Soma’nın Yırca Köyü’nde bir gecede 6 bin zeytin ağacının katledilmesi gibi uygulamaların yasal hale gelmesi kabul edilemez. Kıyılara, meralara, zeytinlikler üzerine enerji aç gözlülüğü doysun diye enerji santralleri yapılamaz. Zeytincilik Yasası’nı 7’inci kez gündeme getirmek OHAL fırsatçılığıdır. Kamu yararı adına kamuyu ortadan kaldırmaktır” dedi.

(Yeşil Gazete)

“İstanbul doğal afete hazırlıksız, yeşil alan miktarı sınırın altında, şehir kuzeydeki doğal yaşam alanlarına genişliyor”

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası tarafından hazırlanan 2017 yılına ilişkin İstanbul Çevre Durum Raporu açıklandı. Rapora göre İstanbul, şehrin ciğerlerini oluşturan ormanlık alanların bulunduğu kuzeye doğru genişledi ve yitirilen ormanlar şehri nefessiz bıraktı.

Çevre Mühendisleri Odası’nın raporunda, İstanbul’da inşaat, yapılaşma ve ekolojik yıkım konuları işlendi. Son 10 yılda İstanbul’un doğal yaşamlarının bulunduğu kuzeye doğru büyüdüğü tespit edilerek “Her yeni proje şehrimizde yeni bir yerleşim yerini de beraberinde getirdi. Özellikle 3. Köprü ve 3. Havalimanı gibi büyük projelerin yapıldığı yerler İstanbul’un su havzalarının da içinde bulunduğu doğal yaşal alanlarıdır” denildi.

Cumhuriyet’ten Hazal Ocak’ın haberine göre, raporun yapılaşma bölümünde İstanbul’da kişi başına düşen yeşil alan miktarının yüzde 6 olduğu ifade edilerek Dünya Sağlık Örgütü’nün en az olarak kabul ettiği yeşil alan miktarının altında olduğuna dikkat çekildi. Afet anında İstanbul bölümünde de şehrin sadece deprem riski altında değil, aynı zamanda sel ve taşkın gibi doğal afetle karşı karşıya kalındığından ve İstanbul’un hazırlıksızlığından bahsedildi.

Öneriler

Raporun sonuç bölümünde şu önerilere yer verildi:

* İstanbul için nüfus planlaması yapılmalı,

* Silueti bozulmamalı,

* Marmara Denizi’ne verilecek her zararın cezai yaptırımı olmalı.

* 3. Köprünün ve bağlantı yollarının kuzeye verdiği zarar bilinmekte. Derhal köprünün ve bağlantı yollarının civarında bulunan doğal alanlar koruma altına alınmalı.

* Su havzaları koruma altına alınmalı. Enerji verimliliği arttırılmalı.

(Cumhuriyet)

Milat ve Akit gazeteleri Mersin Onur Haftasını hedef göstermeye devam ediyor

3. Mersin Onur Haftası ve Yürüyüşü Milat ve Akit Gazeteleri tarafından hedef gösterilmeye devam ediyor.

Mersin Onur Haftası Komisyonu, kendisine yönelik tehditlere karşı yaptıkları ilk basın açıklamasında, “#OnurumaDokunamazsın” demişti

Kaos GL’den Aslı Alpar’ın haberine göre Mersin Onur Haftası’nı hedef gösteren ilk metin 1 Haziran günü yayınlanan Milat Gazetesinden Özlem Doğan imzasını taşıyor. “Onur’suz Provokasyon” başlıklı yazı, Onur Haftası’nın provokasyon amacıyla yapıldığını öne sürüyor. Onur Haftası’nı “Müslümanları tahkir etmeyi hedefleyen”, “LGBTİ’nin haçlı ittifakı”, “Müslüman gençlerin ahlakını bozmak için yapılan etkinlik” olarak betimleyen Doğan’ın nefret yazısında Eğitim-Sen LGBTİ’lerle dayanışma sergilediği için hedef gösterildi. Aynı yazı “toplumda tepki çığ gibi” başlığıyla gerçeği çarpıtıyor.

LGBTİ’lerle dayanışan kurumlar hedef gösterildi

Yeni Akit’de dün“Mersin’deki onursuz yürüyüş iptal edildi” başlıklı bir yazı yayınladı. LGBTİ’lere “Ramazan ayında provokasyon peşinde olan sapkınlar grubu” diye saldıran Akit, İzmir’deki yürüyüşün “tüm tepkilere rağmen” gerçekleştiğini iddia ediyor. Mersin Valililiğinin her sene olduğu gibi bu sene de izin vermediği Onur Yürüyüşü’nü “Mersin’de sapkına geçit yok” ara başlığıyla duyuruyor.

Haber hedef göstermede sınır tanımıyor; “PKK’lılar destek veriyor”, “Alman Friedrich Naumann Vakfı’nın fonladığı Kaosgl”, “PKK yanlısı terör bildirisine imza atan akademisyenler, Tabipler Odası, Alisiz Alevi oluşumu Pir Sultan Abdal Derneği Mersin Şubesi ve PKK’nın STK uzantısı İnsan Hakları Derneği’nin” ifadeleri yer alıyor.

 

(Kaos GL)

 

Mersin Barış Akademisyenleri’nden dayanışma çağrısı: Barış talebi yargılanamaz!

Mersin Barış Akademisyenleri, Mersin Üniversitesi’nden Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen akademisyenler; Yrd. Doç. Hakan Mertcan, Ar. Gör. Esin Gülsen, Yrd. Doç. Dr. Selim Çakmaklı ve Yrd. Doç. Dr. Mustafa Şener haklarında açılan davanın yarın görülecek karar duruşması için dayanışma çağrısı yaptı.

Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı, Barış Bildirisi’ne imza atan Mertcan, Gülsen, Çakmaklı ve Şener hakkında sosyal medya paylaşımlarından dava açmış, 2.5 yıldan 17.5 yıla kadar hapisle cezalandırılmalarını istemişti.

Mersin 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yarın (8 Haziran) 11:30’da görülecek davada, dört akademisyen “terör örgütü propagandası yapmak”, “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek” suçlamalarıyla yargılanıyor.

Mersin Barış Akademisyenleri tarafından duruşma öncesi yapılan dayanışma çağrısı metni şu şekilde:

“11 Ocak 2016 tarihini takip eden süreçte 14 akademisyen sözleşmeleri yenilenmeyerek işsiz bırakıldı. 3 akademisyen de baskılar karşısında istifa etmek zorunda bırakıldı. Fakat bunlarla da yetinilmedi ve 29 Nisan 2017 tarihli ve 689 no’lu KHK ile Mersin Üniversitesi’nde tümü ilk imzacı grubunda olan 21 akademisyen kamu görevinden men edildi ve pasaportlarına el konuldu.

Ayrıca Mersin Üniversitesi rektörlüğü tüm imzacılar hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu ve imzacılarından dördü hakkında, tamamen ifade hürriyeti kapsamında yer alan facebook paylaşımlarından dolayı Mersin Cumhuriyet Başsavcılığı çeşitli suçlardan soruşturma ve davalar açtı.

Tüm demokratik kamuoyunu Mersin Üniversitesi imzacısı bu dört arkadaşımız ile dayanışmaya, 8 Haziran’da Mersin Adliyesi’nde çağırıyoruz.”

 

(Bianet)

Almanya’dan İncirlik’ten çekilme kararı

Almanya’da bakanlar kurulu, Alman askerlerinin Türkiye’deki İncirlik Üssü’nden çekilmesi yönünde karar aldı.

Hafta başında Türkiye’de Türk mevkidaşı Mevlüt Çavuşoğlu ile bir araya gelen Almanya Dışişleri Bakanı Sigmar Gabriel, izin verilmemesinden dolayı Alman askerlerinin Türkiye’de başka bir üsse nakledileceğini açıklamıştı.

Gabriel, “Türkiye bu durumda İncirlik’teki Alman askerlerini başka yere taşımamız gerektiğini anlamalı. Alman Parlamentosu, İncirlik’teki askerler için başka bir yer bulunması konusunu hükümete soracak” demişti.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, geçtiğimiz günlerde yaptığı bir açıkalmada, askelerin Ürdün’e gönderilmesinin bir olasılık olarak değerlendirildiğini söylemişti.

Almanya’nın İncirlik Üssü’nde konuşlu 200’den fazla askeri bulunuyor.

Bu askerler Tornado jetlerinin Suriye’de gözetim görevlerine ve IŞİD karşıtı koalisyonun uçaklarına yakıt dolumundan sorumlu.

 

(DW Türkçe)

Silivri’de termik karşıtı buluşma: Trakya’da kömürlü termik santral yaptırmayacağız!

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’nin, 31 Mayıs-5 Haziran tarihlerini Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası ilan etmesi ile gerçekleştirilen etkinliklerden biri de termik santrallere karşı Silivri Çayırdere köy meydanında idi.

Çerkezköy ve Çayırdere arasına yapılacak kömürlü termik santrallere hayır demek için biraraya gelen Silivrililer İstanbuldan gelen Çevre Mühendislerinin de  katılımından sonra Çayırdereye doğru yola çıktılar. Önde Silivrili ve Çorlulu motorcular ve ardından otobüsler köy yollarından, kömürlü termik santralin çalışmaya başlamasıyla yok olacak ormanların ve tarım arazilerinin arasından, Alipaşa, Fener, Büyük Sinekli ve Küçük Sinekli köylerinden geçerek Çayırdereye vardılar.

Basın açıklamasına Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay, Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi ve Silivri Çevre Derneği Başkanı Ali Korsan, dernek yöneticileri Ertuğrul Akçaoğlu, Ahmet Yücegök ve Eyüp Mar ile birlikte Silivri Motorsiklet Kulubü, Çorlu Motor Kulubü, KOS (Kuzey Ormanları Savunması), Tema Silivri Temsilciliği, Kırklarelinden DAYKO (Doğal Yaşamı Koruma Vakfı), Büyükçekmeceden Doğa Emanetçileri Çevre Eğitim Derneği Başkanı Utku Kızıltan ile Çatalca Çevre Derneği Başkanı Av. Necip Akbaş bu basın açıklamasına katılan sivil toplum kuruluşları ve temsilcileriydi. Ayrıca CHP Silivri İlçe başkanı ve partililer ile Vatan Partisi Silivri İlçe başkanı ve partililer de katıldı.

Köy meydanında Çayırderelilerle buluşmadan sonra Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar ve Çerkezköy Belediye Başkanı Vahap Akay kömürlü termik santralin yöreye ve bölgede yaşayanlara vereceği zararlar üzerine birer konuşma yaptı.. Ardından Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesinin hazırlamış olduğu basın bildirisi okundu. Çeşitli sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle Silivrili ve Çorlulu motorcuların temsilcilerinin konuşmalarından sonra doğa savunucuları Çayırdereli köylülerle vedalaşarak köyden ayrıldı.

Köyden ayrıldıktan sonra Silivri Belediyesine ait TÜRAM Tarımsal Üretim ve Araştırma Merkezine gidildi. Silivri Belediye Başkanı Özcan Işıklar, TURAM da yöre tarımının geliştirilmesi ve köylülerin daha yüksek gelir getirecek ürünler üretebilmeleri için yapılan çalışmaları anlattı.

Türamdan sonra tekrar Silivri Çevre Derneği Çay Bahçesine dönüldü. Kısa bir moladan sonra Fotoğraf Sanatçısı Volkan Atılgan’ın Sinopta Nükleer Enerji Karşıtı fotoğraf sergisi ziyaret edildi.

 

(Yeşil Gazete)

 

Polis işkencesi: Saçlarını kökünden söküp, kopardıklarıyla mehter marşı eşliğinde oynamışlar!

İdil Kültür Merkezi’ne yapılan operasyonda gözaltına alınanlara işkence uygulandı. Serbest bırakılanlar arasında bulunan Bergül Varan’ın saçları kökünden söküldü. Varan, polislerin mehter marşı eşliğinde ellerinde kalan saçla oynadığını belirtti.

Okmeydanı İdil Kültür Merkezi’ne 30 Mayıs’ta yapılan operasyonda gözaltına alınan, aralarında Grup Yorum üyelerinin de bulunduğu 14 kişi dün (6 Haziran) adliyeye sevk edildi. İfade işlemlerinin ardından Grup Yorum üyelerinin de aralarında bulunduğu 4 kişi tutuklanırken, 10 kişi serbest bırakıldı.

Halkın Hukuk Bürosu, gözaltına alınanlara kötü muamele yapıldığını Twitter hesabından duyurdu. Yapılan paylaşımda, gözaltına alınan Bergül Varan’ın polis tarafından saçlarının kökünden söküldüğünü belirtilerek, Varan’ın fotoğrafına yer verildi.

“Saçlarımı tutup, çevirip kökünden kopardılar”

Artı Gerçek’ten Bahar Kılıçgedik’in telefonla ulaştığı Bergül Varan, gözaltında yaşadıklarını anlattı. Ağır işkencelere maruz kaldığını ifade eden Varan, şöyle konuştu:

“Çok yoğun bir işkenceye maruz kaldık. Kültür merkezine baskın yaptıklarında bizi çevik kuvvet aracına bindirdiler. Burada yaklaşık 2-3 saat bizi beklettiler. İşkence burada başladı. Aracın içinde yoğun bir işkence yaptılar. Bilerek sanki onun için hazırlanmış gibiydiler. Saçlarımı çekerken sanki yöntem öğrenmişler. Saçlarımı tutup çevirip kökünden kopardılar. Elinde kalan saçı sallayarak mehter marşı ile oyun oynuyorlardı. Saçımı savuruyorlardı. Koltuğun üzeri saçla dolmuştu.”

“Neden başını kaldırdın deyip vuruyorlardı”

Terörle Mücadele Şubesi’nde 8 gün yaralarının iyileşmesi için bekletildiklerini belirten Varan, “Sadece bana değil gözaltına alınan diğer arkadaşlarımıza da yoğun işkenceler yaptılar. ‘Neden başını kaldırdın’, ‘Yukarı baktın’ deyip yoğun işkenceler yaptılar. Bir erkek arkadaşımızın ensesine vura vura bayıltıyorlardı. Bir arkadaşımızın kulak zarı patladı. Başka bir arkadaşımızın gözü morluk içindeydi. Terörle Mücadele Şubesi’nde 8 gün bizi tutup, yaralarımızın iyileşmesini beklediler” dedi.

Gördüğü kötü muamele ve işkenceyi savcılık sorgusunda anlattığını söyleyen Varan, bunların tutanağa geçip geçmediğini ise bilmediğini ifade etti. Hollanda’da yaşayan Varan, Türkiye’ye bir kaç günlüğüne geldiğini ancak günlerinin gözaltında ve işkencelerle geçtiğini söyledi.

“Müvekkillerimiz gördüğü işkenceden ayakta duramıyor”

Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Şükriye Erden, savcılık sorgusunun ardından serbest bırakılan Bergül Varan’ın durumu ile ilgili bilgi verdi. Bergül Varan’ın ablası Betül Varan’ın Grup Yorum üyesi olduğunu ve birlikte gözaltına alındıklarını belirten avukat Erden, “Her türlü işkenceye maruz kalmışlar. Bergül’ün saçları kökünden sökülmüş. Kaba dayaktan tutun da her türlü işkence yapılmış. Müvekkillerimizin bir çoğu gördüğü işkencelerden dolayı ayakta duramıyor. Vücudunun her yerleri morarmış. Kafaları duvarlara vurulmuş” dedi.

(Artı Gerçek)

Gölü kiraladı, oltasıyla gelenden balık başına 5 lira alıyor

Erzurum’un Olur ilçesine bağlı Beğendik Köyü’nde bir kişi, gölü kiralayarak, balık tutmak için gelenlerden balık başına 5 lira ücret alıyor.

Erzurum’un Olur ilçesinin sınırlarında yer alan Pırdanos Gölü’nü kiralayan işçi emeklisi, 55 yaşındaki Haşim Aydın, oltasıyla gelip balık avlayanlardan, balık başına 5 lira ücret alıyor.

Aydın, Çanakkale’de çalışırken olta balıkçılığına merak sardığını, köyüne döndükten sonra olta balıkçılığı yapmak için arayışlar içine girdiğini söyledi. Aydın, Milli Emlak’a ait Olur’a 25 kilometre uzaklıktaki Pırdanos Gölü’nü kiralayarak olta balıkçılığını yaygınlaştırmak istediğini anlatan Aydın şunları söyledi:

“Hobimi gerçekleştirmek hem de bölgemizi tanıtmak için göle balık atarak yaşayıp- yaşamadığını kontrol ettim. Balıkların yaşadığını öğrenince Pırdanos Gölü’nü, 10 yıl önce yıllık 3 bin 500 liraya Milli Emlak’tan kiraladım. Krater gölü altında havuzlar yaptım. Gökkuşağı alabalığı, Norveç somonu getirdim. İki balık çeşidi bir arada yaşayabiliyor. Onların üretimine başladım. Ancak gölün yolunu yaptıramadım. Zevkimi gidermeye başladım hem de amatörleri davet ettim. Erzurum’dan komşu illerden olta balıkçılığı yapmak isteyenler gelip- gidiyor. Tuttuğu her balık için 5 lira ücret alıyorum. Bu iş giderek yaygınlaşacak.”

Amatör olta balıkçısı Sadullah Taş, boş vakitlerini göle gelerek değerlendirdiğini ve çok zevk aldığını bildirdi. Gölde, bu çevrede çok az bulunan kırmızı benekli alabalık olduğunu belirten öğretmen Osman Aslan da, “Köy ile göl arası 3 kilometre. Yolu olmadığı için köyde araçları bırakıp yaya yürümek zorunda kalıyoruz. Yolu olmadığı için birçok insan gelemiyor. Eğer iyi bir yol yapılırsa Olta balıkçılığı burada gelişebilir turizme de açılabilir. Pırdanos Gölü görsel güzelliği ile görenleri büyülüyor” diye konuştu.

(T24)

Köylüler asırlık ağacı kökünden söken operatörü kovaladı

Soma’da asırlık zeytin ağacını kökünden sökmeye çalışan kepçe operatörünü köylüler kovaladı.

Manisa’nın Soma ilçesine bağlı Küçükgüney ve Büyükgüney Mahalleleri sınırında bulunan ormanlarda yürütülen gençleştirme çalışmaları sırasında, köye yaklaşık 100 metre mesafedeki alana kadar giren iş makineleri asırlık olduğu iddia edilen bir zeytin ağacını da kökünden sökünce köylüler ayağa kalktı.

Salihligazetesi’nde yer alan habere göre, Orman İşletme ekipleri tarafından Soma ilçesindeki ormanlık alanlarda yürütülen gençleştirme çalışmaları zaman zaman köylülerin tepkisine neden oluyor.

Küçükgüney ve Büyükgüney Mahalleleri, bir yandan maden ocaklarına ait kül barajları ve diğer yandan orman nedeniyle hayvanlarını otlatacakları mera kalmamasından şikayet ederken, geleceklerinin tehlike altında olduğunu söyledi. 42 hanesi bulunan Küçükgüney Mahalle Muhtarı Kadir Kahraman ile 40 haneli Büyükgüney Mahalle Muhtarı Nazmi Saygılı ortak bir açıklama yaparak tepkilerini ortaya koydu.