2016’da dünyadan en acayip iklim olayları

Merhaba sevgili Yeşil Gazete okuyucuları,

Sizlere bu yazıyı 2016’nın bitmesine tamı tamına 3 gün 27 dakika kala yazıyorum. 2016 ile ilgili genel hissiyatım Cem Kara – Çok Yorgunum ile Tarkan – Cuppa arasında değişiyor. Siz nasılsınız? İnternet 2016’nın en kötü yıl olduğu geyikleriyle yıkılıyorken şunu hatırlatmak istiyorum o kadar da önemli değiliz. 4,5 milyar yaşındaki gezegende gerçekten 2016 en kötü yıl olamaz. Bu 4,5 milyar yıl içinde iki dünya savaşı atlattık, öyle düşünün  ve enseyi karartmayın.

Neyse konumuz bu değil, konumuz 2016’da dünyadaki en acayip iklim olayları. Sizleri bilmeyeceğim ama 2016 benim için resmen beş sene uzunluğunda geçti. Bir de 25’inden sonra zaman çok hızlı geçiyor derler (evet hala gencim, bunu belirtmek için bu cümleyi sıkıştırdım). Bu yüzden Ocak ayında olan bir iklim olayı bana 2010’da olmuş gibi geldiğinden sıralamam -maalesef- son zamanlarda yaşanan acayiplikleri kapsayacak.

Donald Trump’ın Başkan seçilmesi

İklim inkarcılığını çok boyutlu olarak dile getiren Donald Trump hayırlısıyla ABD Başkanı oldu. İnsan gerçekten hayret ediyor. O kadar hayret ediyorum ki, aklım galiba almıyor artık. Kimse iklim değişikliğinin tam olarak olup olmadığını bilemez diyen bir insan Trump. Hani, zekamdan şüphe ettim, yüksek lisans diplomamı yakacağım. Bilim insanları “Ne olur ne olmaz, Trump iklim değişikliğinin gerçek olduğuna dair bilimsel verileri silmesin şimdi” diyerek harıl harıl bilimsel verileri internete sızdırıyor. Bu nasıl bir karanlıktır?

İyi yanından bakarsak Barack Obama giderayak demokratlığını gösterdi. Trump gelir de imzalamaz diye ABD’nin dünyanın süper gücü olduğunu kanıtlarcasına, ittire ittire Paris İklim Anlaşması’nı onaylattı. Kuzey Dakota Petrol Boru hattını iptal etti. Son olarak Kuzey Kutup bölgesinde deniz sondajı yapılmasını da yasakladı. Çok güzel hareketler bunlar ama maalesef 20 Ocak’ta gidiyor gönlümün efendisi :'(

Kuzey Dakota Petrol Boru Hattı’na karşı kazanılan yerel zafer

Bir sene boyunca verebildiğimiz neredeyse tek iyi haberdi, çok ekmeğini yedik bu zaferin. Yerli halkların Kuzey Dakota’da sergiledikleri direniş hakkında en az 10 kitap, 5 belgesel falan çekilmesi lazım. Neredeyse bir senedir orada insanlar kendilerine ait topraklarını ve sularını korumak için direniyorlar. İlk başta yerliler ile başladı, sonra yıllardan sonra ilk defa tüm kabileler birleşti, sonra Black Lives Matter (siyahların hayatı değerlidir) gibi hak hareketleriyle buluştu. İnsanlara akıl almaz işkence ettiler. Yani, biz Türkiyeli olduğumuz için biraz aklımız alıyor ama insan ABD’de böyle şeyler olduğuna inanmak istemiyor. İnsanları köpek kafeslerine koydular, plastik mermiler ve el bombasıyla saldırdılar. Ama iklim adaleti dediğimiz şeyin vaka çalışması gibiydi yaşananlar. Yerliler sahip oldukları ama ellerinden soykırım ile alınan topraklar üzerinde söz hakkı olmak istiyorlardı. En sonunda gaziler gelip yerlilerin önünde diz çöküp af dilediler ve Obama petrol boru hattı planını iptal etti. Yaşasın zafer!

Protesters block a highway during a protest in Mandan against plans to pass the Dakota Access pipeline near the Standing Rock Indian Reservation, North Dakota, U.S. November 15, 2016. REUTERS/Stephanie Keith

Kuzey Kutbunu eritmeyi başardık

Nereden baksan rezalet. Grönland’den gelen sıcak hava dalgası (ve küresel iklim değişikliği ile birlikte) Kuzey Kutbu erime sıcaklığı olan 0 dereceyi gördü. 2016’nın son kazığı (yoksa insanlığın mı demeliyim?). Görseller var içler acısı, resmen dram yaşanıyor. Greenpeace kampanyalarından beri ilk defa kutup ayıları için gerçekten üzüldüm. (şaka, lütfen vurmayın hayvan hakları savunucuları)

***

Neyse, an itibariyle 2016’nın bitmesine tam 2 gün 23 saat kaldı ve ben bu kadarla bile sıkıldım. Çünkü iklim değişikliği böyle işte. Olan tüm gelişmeler insanın içini sıkıyor. Güneş enerjisi ucuzluyor ama fosil yakıt kullanımı tam gaz devam ediyor. Çin kömür madenlerini ve kömürlü termik santrallerini kapatma planları yapıyor, ama gidiyor başka ülkelere kömürlü termik santral açıyor. Buraya Kuzey Dakota yazıyoruz, zafer yazıyoruz ama çevre aktivistleri öldürülüyor. Kuzey kutbu erirken yine bazı bölgelerde sel yüzünden, bazı bölgelerde kuraklık yüzünden OHAL ilan edildi. Kuşların iklim değişikliği nedeniyle göç yollarını değiştirdiği, zürafaların neslinin tehlikede olduğu, kutup ayılarının beslenme biçimlerinin değiştiğini öğrendik. Dört insan bir hayvan etmiyor gerçekten bazen. Türkiye’ye girmedim bile farkındaysanız. Türkiye’nin 2016 ekoloji gündemi bile adamı delirtip bu havada Boğaz’a atar.

Ha bu arada yazmayanı dövüyorlar, Paris İklim Anlaşması diye bir şey yürürlüğe girdi bu sene. Bu kulağa iyi bir şey gibi geliyor ama Paris İklim Anlaşması dediğin tam olarak şöyle bir şey:

“Hadi ben karbon vergisini koydum, atmosfere daha az karbon salıyorum. Bunun maliyeti eninde sonunda üreticime yansıyacak. O da global piyasada Çinli üreticiyle rekabet halinde. Fakat Çin’in karbon vergisi koyacağı ne malum? Sözde koyar ama uygulamaz, üreticisinin maliyetini düşük tutmaya devam eder. Olan benim dış ticaret açığıma olur. Hadi diyelim Çin dürüst davrandı ama araya Hindistan girecek, Brezilya girecek. Biri mutlaka hile yapacak ve diğerleri de tek enayi olarak kalmamak için kısa sürede hileye dönecekler, tüm sistem çökecek. Öyleyse biz baştan girmeyelim bu işe”.1

İşte 2016 böyle geçti. Ben 2017’den umutluyum. Sadece televizyondaki falcı 2017 Boğa burcunun yılı olacak ve en çok konuşulan konu iklim değişikliği olacak dediği için değil. Trump ile birlikte SÜREKLİ iklim değişikliği konuşacağız ve inanın biz de elimizden geleni ardımıza koymayacağız. Çok eğleneceğiz 2017’de, çok.

Özgecan Kara (Yeşil Gazete)

Share on Facebook0Tweet about this on TwitterShare on Google+0Share on LinkedIn0Pin on Pinterest0Email this to someonePrint this page