Ana Sayfa Blog Sayfa 2818

Büyük Menderes Deltası sınırları içindeki binlerce balığın ölümü yetkilileri alarma geçirdi

Aydın ile Muğla illeri arasında kalan Büyük Menderes Deltası Milli Parkı sınırları içinden geçen tahliye kanalında Pazartesi günü başlayan balık ölümlerinde bilanço büyüyor.

Balat Mahallesi yakınlarında, Büyük Menderes Nehri’nde gözlemlenen toplu balık ölümleri Aydın’da halkı alarma geçirdi.

Fotoğraflar: Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği

Tahliye kanalında 3 km. boyunca toplu balık ölümleri görüldü.

Kanalda hemen her yıl buna benzer ölümlerin yaşandığı belirtildi.

Aydın Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü ekiplerinin topladığı numuneler incelemeye alındı, ancak henüz balıkların neden öldüğü netleşmedi.

Ölü balıkları yiyen martılar da öldü!

Bazı kişiler balık ölümlerinin zirai ilaçlardan, bazıları ise fabrika atıklarından kaynaklandığını düşünüyor.

Tahliye kanalı ile Büyük Menderes Nehri’nin birleşerek denize aktığı alanda görülen balık ölüleri suyun yüzeyini kapladı.

Biyolojik çeşitlilik açısından bölgenin en zengin ve hassas alanlarından biri olan delta, 256 çeşit kuş türüne ev sahipliği yapıyor.

Başta nesli küresel ölçekte tehlike altında bulunan tepeli pelikanlar olmak üzere birçok kuş türünün ölü balıkları yedikleri görüldü. Ölü balıklar çevrede ağır kokuya neden olurken, bu balıklardan yiyen martıların da öldüğü belirlendi.

Toplu balık ölümleriyle ilgili inceleme başlatıldı

Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, DSİ ile Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nden uzmanların oluşturduğu komisyon ölü balıklar ve su üzerinde inceleme başlattı.

Olayla yakından ilgilenen Ekosistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği (EKODSD) de, Büyük Menderes Nehri’nde yaşanan kirliliğinin nedenleri ve sorumluların tespit edilmesi amacıyla suç duyurusunda bulundu.

“Bu sefer ölüm oranı çok yüksek”

Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Fikret Fuat Aktaş, “Valimizin talimatıyla Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü, DSİ ile Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü’nden oluşan bir komisyon kuruldu. Kamuoyuna yanlış aktarılan olay Büyük Menderes Nehri’nde değil, bir sulama kanalında yaşanıyor. Ölü balıklar ve çeşitli noktalardan anılan numunelerin sonuçları yaklaşık 10 gün sonra belli olacak. Toksit zehirlenme de dahil olmak üzere her türlü ihtimal değerlendiriliyor” dedi.

Büyük Menderes Nehri’nde her son bahar mevsim değişikliği nedeniyle balık ölümlerinin yaşandığına işaret eden Söke Ziraat Odası Başkanı Kemal Kocabaş’da, “Ancak bu sefer hem daha erken oldu hem de ölüm oranı çok yüksek. Bu yıl bölgemizde yağış oranı düşük olduğu için nehir suyu tahliye kanalları, fabrikalar ve arıtma tesislerinden bırakılan atık sular nedeniyle oldukça kirli durumda. 25-30 yıl önce biz Menderes’te yüzüp, su içebiliyorduk. Bölgemizde arıtma tesisi durumu yok denecek kadar az. Nehir suyu kirli olduğu için balık ölümlerinin meydana geldiğini düşünüyoruz. Acilen bölgedeki her kuruluş ve belediyenin arıtma tesisini kurması lazım. Söke Ovası 500 bin dekarlık bir arazi. Bütün atıklar burada toplanıyor. Önlem alınmaması halinde bu ovanın yok olacağını öngörüyoruz. Bugün balıkları vuran bu çevre katliamı yarın insan ölümlerine de yol açabilir” diye konuştu.”

“Biyolojik çeşitliliği korumak adına bir an önce bu soruna kalıcı bir çözüm bulmak zorundayız”

KODOSD Başkanı Bahattin Sürücü’de, olayının nedeninin belirlenmesi için bilimsel çalışmaların devam ettiğini bildirdi.

“Bu sorun yıllardır bölgemizin kanayan yarası haline geldi” diyen Sürücü, şunları kaydetti:

“Büyük Menderes Nehri 584 kilometrelik güzergah boyunca bölgeye can veriyor. Teknolojik gelişmeyle birlikte son 20-30 yıldır nehirde ciddi bir kirlenme var. Tesisler arıtmadan tüm atıklarını Büyük Menderes’e veriyorlar. Şuan sadece balık ölümlerini konuşuyoruz ama başka ne tür sonuçlar doğurabileceğini hiç akımıza getirmiyoruz. Çok büyük bir ekosistem olan Büyük Menderes Deltası Milli Parkı’nda sadece balıklar ölmüyor. Biyolojik çeşitliliği korumak adına bir an önce bu soruna kalıcı bir çözüm bulmak zorundayız. Biz bugün sorumluların tespit amacıyla avukatımız aracılığıyla Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk.”

Toplu balık ölümlerinin yaşandığı tahliye kanalındaki sudaki kirlilik oranının azalması için daha önceden oluşturulan set DSİ ekipleri tarafından yıkılarak arıtma kanalının Ege Denizi’yle bağlantısı sağlandı.

 

(Hürriyet)

Resmi Gazete’den maden bölgeleri kurulmasına dair yönetmelik

Resmi Gazete’de bugün yayınlanan yönetmelikle maden bölgeleri oluşturuluyor. Yönetmelik şirketler için kurtarılmış maden bölgeleri oluşturulurken, maden bölgesi içerisinde kalan alanlar boşaltılabilecek.

Evrensel’den Özer Akdemir’in haberine göre Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı tarafından yayınlanan “Maden Bölgelerine Ve Ruhsatların Taşınmasına İlişkin Yönetmelik” önümüzdeki günlerde epey tartışılacak maddeleri içeriyor. Yönetmelikle bir anlamda şirketler için “kurtarılmış maden bölgeleri” oluşturuluyor. Maden İşleri Genel Müdürlüğü’nün teklifi ve Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanının onayı ile bugünkü Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmeliğin amacı şöyle sözlerle edildi; “Birbirine bitişik ve/veya yakın maden sahalarında tek başına yapılan maden işletme faaliyetlerinin; çevresel etkileri, şehirleşme, işletme güvenliği, rezervin verimli işletilmesi ve benzeri sebepler…”

Amaçları bu şekilde sıralanan yönetmeliğe göre yapılacak proje ve planlama çerçevesinde maden bölgesinin ilan edilecek, bu ruhsatların yeni ruhsatta birleştirilerek oluşturulacak maden bölgesinde ortak proje kapsamında maden işletme faaliyetlerinde bulunulacak.

Yönetmeliğin Amaç kısmında “aynı grup ruhsatlar için maden bölgesinin oluşturulması amacıyla ruhsatların birleştirilmesi, taksiri, iptali, ihale edilmesi, yeniden ruhsatlandırılması, ruhsatlardaki yatırım giderlerinin belirlenmesi” gibi maddelere de yer verildi. Bir veya birden fazla il sınırına giren maden bölgeleri için komisyon oluşturulacak.

‘Şirketler tarafından kapatılan maden bölgeleri yaratılacak’

Resmi Gazete’de yayınlanan yönetmeliği yorumlayan EGEÇEP Hukuk Komisyonu üyesi Avukat Arif Ali Cangı, “Yönetmelikle yerin altında maden olan alanlarda yaşayan insanları ve diğer canlıları yerinden yurdundan edecek, her türlü denetime kapalı, dev maden şirketler tarafından kapatılan bölgeler yaratılmak isteniyor. Madencilik faaliyetlerinin ekoloji, çalışma yaşamı üzerinde yarattığı tehditlerin katlanmasına, zaten yetersiz olan denetimlerden de vazgeçilmesi sonucunu doğuracak bir yönetmelikle karşı karşıyayız” dedi.

Yönetmelik ile Maden Bölgesi içindeki ruhsat sahiplerinden ruhsatlarını birleştirmeleri isterinken, aksi halde maden sahasının yeniden ihaleye çıkartılması öngörülüyor.

Yönetmelikle, Çevre, Sağlık, Çalışma Bakanlıkları, Belediyeler vs kurumlar gibi idare ve kurumların maden bölgelerinde hiçbir yetkisi kalmayacak. Maden Bölgesindeki her grup madencilik için irtifak, intifa hakkı ve kamulaştırma yapılabilecek.

 

(Evrensel)

 

Erken seçime 32 gün kaldı: Avrupa Parlamentosu gözlemci göndermeyecek

24 Haziran’da OHAL şartları altında yapılacak seçimlere Avrupa Birliği kurumlarından gelen eleştirilerin ardından bu kez Avrupa Parlamentosu’ndan kritik bir karar geldi.

AP’nin Demokrasi Destek ve Seçim Koordinasyonu Grubu Eş Başkanları David McAllister ve Linda McAvan yaptıkları ortak açıklamada, seçimlere gözlemci gönderilmeyeceğini duyurdu.

Açıklamada, bir AP üyesinin seçime ilişkin yapacağı herhangi bir açıklamanın hiçbir şekilde AP’nin görüşünü yansıtmayacağı da belirtildi.

AP, bu yıl yapılan Rusya ve Azerbaycan seçimlerine de gözlemci göndermemişti.

Daha önce de Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi, ‘mevcut koşullarda Avrupa kriterlerine uygun olmayacağı’ gerekçesiyle Türkiye’ye 24 Haziran seçimlerini erteleme çağrısında bulunmuştu.

 

(Artı Gerçek)

Mayıs sonu itibarı ile Hamburg şehrine dizel araç ile girmek yasaklanıyor

Hamburg’daki iki önemli güzergâh ay sonunda eski dizel motorlu araçlara kapatılıyor. Yasak mayıs ayı sonunda yürürlüğe girecek.

Hamburg eski model dizel motorlu araçlara kent içindeki bazı yolları kapatan Almanya’nın ilk büyük şehri olacak. Hamburg eyalet senatosundan yapılan açıklamada, 2017 yılında kabul edilen geçiş yasağının iki güzergâhta uygulanacağı ve kararın Federal İdare Mahkemesi’nin konuyla ilgili karar gerekçesi incelenerek alındığı belirtildi. Yasak, Avrupa emisyon normlarına uymayan özel ve iş araçları için geçerli olacak. Yasak 31 Mayıs’ta yürürlüğe girecek.

Norm dışı dizel motorlu araçlara kapatılan güzergâhlardan biri 580, diğeri ise bin 700 metre uzunluğunda. Yasaklı araçları uyarmak ve kullanabilecekleri varyantları göstermek için söz konusu caddelere 100’ün üzerinde levha asıldı.

On binlerce araç etkilenecek

Federal İdare Mahkemesi şubat ayında Stuttgart ve Düsseldorf şehirleri için açılan davalarda hava kirliliğinin önlenmesinde son çare olarak yüksek emisyonlu araçların trafikten men edilebileceğine hükmetmişti. Kararda yasağın orantılı olmasına motorlu araç kullananların zamanında yasaktan haberdar edilmesine önem verileceği de yer almaktaydı. Hamburg şehrin en işlek yollarının nisan ayından itibaren Avrupa emisyon normuna uymayan motorlu araçlara kapatılacağını duyurmuştu.

Federal motorlu araçlar dairesi kayıtlarına göre Hamburg’da ruhsat alan 264 bin 406 dizel motorlu araçtan 96 bin 356’sı ‘Euro 6′ olarak adlandırılan en yüksek Avrupa emisyon standardına uyuyor. Daha düşük normlardaki otomobil ve kamyonlar adı geçen iki güzergâhı kullanamayacak. Hamburg’a kayıtlı 168 bin otomobil ile dışardan Hamburg’a gelen ve en emisyon standardı düşük olan her türlü dizel motorlu araç yasaklı yollara giremeyecek. Müşteri indirip bindiren taksilerle, cankurtaranlar, kargo araçları ve çöp kamyonları uygulama kapsamına alınmadı.

 

(DW Türkçe)

‘İzmir’in Çernobili’: 11 yıl önce tespit edilen radyoaktif atıkları temizleme çalışmaları yapılamıyor!

İzmir’in Gaziemir ilçesinde eski bir kurşun fabrikasının bahçesinde gömülü radyoaktif atıkların temizlenmesi için başlatılan çalışmalarda, ilerleme sağlanamadı. 

Aslan Avcı Döküm Sanayi ve Ticaret A.Ş., Türkiye Atom Enerjisi Kurumu (TAEK)’na başvurarak, nükleer atıkları temizleme işini üstlenen Turanlar Çevre A.Ş. ile yapılan protokolü sonlandırdıklarını açıkladı.

Mülk sahibi Ozan Kolcuoğlu ise Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporunda revizyona gidildiğini, revizyonun tamamlandıktan sonra sahada temizleme çalışmalarının başlatılacağını belirtti.

İzmir’in Gaziemir ilçesinde eski bir kurşun fabrikasının bahçesinde gömülü radyoaktif atıkların temizlenmesi için başlatılan çalışmalarda, ilerleme sağlanamadı.

Gaziemir’in Emrez ve Aktepe mahalleleri ile Karabağlar’ın Aydın mahallesi arasında bulunan eski bir kurşun fabrikası bahçesinde radyoaktif atıkların gömülü olduğu ortaya çıktı ve bu durum, kamuoyunda ‘İzmir’in Çernobili’ olarak hafızlara kazınmış bulunuyor.

O dönem geniş yankı bulan ve tartışma konusu olan atıkların bertarafı için çalışmaların başlatıldığı açıklandıysa da, bugüne kadar herhangi bir ilerleme sağlanamadı.

Protokol sonlandırıldı

Sahada bulunan atıkların temizlenmesi için Turanlar Çevre A.Ş. tarafından hazırlanan Radyoaktivite Bulaşmış Atıkların Fiziksel Yöntemlerle Ayıklanması, Sahanın Temizlenmesi ve Elde Edilen Kurşunun Geri Kazanımı projesi ile ilgili ÇED süreci geçen yıl tamamlanmıştı.

Firmanın temizleme çalışmalarına başlaması beklenirken, Aslan Avcı Döküm Sanayi ve Ticaret A.Ş., 22 Ocak 2018 tarihinde bir dilekçe ile TAEK’e başvurarak, Turanlar A.Ş. ile yaptıkları protokolü sonlandırdıklarını bildirdi.

Atıkların sahadan taşınarak bertarafı için Fransız devlet kuruluşu ANDRA’dan danışmanlık hizmeti aldıklarını ifade eden şirket yetkilileri, TAEK’ten, bertaraf sahası için yer gösterilmesine dair kılavuzluk yapılmasını ve bu konudaki tüm kriterlerin kendilerine bildirilmesini istedi.

Mülk sahibi Ozan Kolcuoğlu da bundan sonra yapılacak çalışmaları ANDRA adlı şirket üzerinden yürüteceklerini açıkladı.

ÇED revizyonuna gidildiğini söyleyen Ozan Kolcuoğlu, “Alanda uluslararası standartlar nasılsa, o şekilde bir çalışma yapılacak. Daha sonra da atıklar sahadan taşınacak. Atıkların nereye götürüleceği konusu henüz net değil” dedi. Turanlar firmasının şu anda, kanun ve yönetmelikler çerçevesinde sahanın fiziki güvenliğini sağladığını belirten Kolcuoğlu, insanların alana girip çıkmasının denetiminin bu firma tarafından yapıldığını kaydetti.

“Basiretsizlik ve ciddiyetsizlik”

Ege Çevre ve Kültür Platformu (EGEÇEP) ve mahalle sakinlerinin vekili olarak davalar açan Avukat Arif Ali Cangı, bilgi edinme hakkı kapsamında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nden de alandaki çalışmalar hakkında bilgi talep etti.

Belediyeden, Cangı’ya verilen yanıtta, ilginç ifadeler yer aldı.

Gönderilen yazıda; Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün, Turanlar Çevre A.Ş. hakkında ÇED kararında belirtilen taahhütlere aykırılıktan dolayı işlem yaptığı bilgisine yer verdi.

Nükleer atık çöplüğü

Arif Ali Cangı ise, alanda yapılması gereken çalışmaların yıllar geçmesine rağmen hala başlamadığını belirterek, “Basiretsizlik ve ciddiyetsizlikle karşı karşıyayız. Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve İzmir Valiliği’nin görevlerini yapmadıkları bir kez daha ortaya çıktı. Bölgede yaşayan insanların ve İzmirlilerin sağlığını tehdit eden radyoaktif bulaşıklı tehlikeli atıkların temizlenmesi işi atık sahiplerinin ticari kaygılarına terk edilmiş durumda” diye konuştu.

Atıkların ayrıştırılıp temizlenmesi projesine önce İzmir Valiliği’nin ‘ÇED gerekli değildir’ kararını verdiğini hatırlatan Cangı, kararı mahkemeden iptal ettirmelerinin ardından zoraki bir ÇED sürecinin işletildiğini ileri sürerek, “Bu süreçte itirazlarımız dikkate alınmadan 10 Ağustos 2017 tarihinde ÇED olumlu kararı verildi. Pek çok eksiği ve yanlışı olmasına rağmen sırf bir an önce temizlik başlasın diye yeniden dava yoluna gitmedik. Şimdi görüyoruz ki; aradan geçen 9-10 aydır hiçbir şey yapılmamış, ticari kaygılarla yeni arayışlara girişilmiş. Bunun kabul edilmesi mümkün değil” dedi.

“Görevi ihmal suçu var, İzmirlilerin sağlığı umursanmıyor”

Radyoaktif atıkların varlığının 2007 yılında tespit edildiğini anımsatan Arif Ali Cangı, buna rağmen 11 yıldan beri hiçbir şey yapılmadığını, İzmirlilerin sağlığını umursamadığını söyledi. Ortada açık bir görevi ihmal suçu olduğunu ileri süren Cangı, “Nükleer atıkların kaynağının tespit edilmemiş olması da memleketin açık nükleer, tehlikeli atık çöplüğü haline geldiğini göstermektedir. İzmirliler yaşamlarına sahip çıkmalı” diye konuştu.

Yerleşim alanları içerisinde kalan eski kurşun fabrikası bahçesinde gömülü olan atığın miktarı bilinmiyor.

(EGEÇEP)

Gaziemir’le ilgili Yeşil Gazete haber ve yazıları için bazı bağlantılar:

TAEK, Gaziemir’deki hukuksuz uygulamaları nedeniyle davalık!

Gaziemir’de şimdi de radyoaktif atık bertarafı üzerinden rant çabası!

Gaziemir’de kamusal tehlikenin izlenmesine “özel hayatın gizliliği”bahanesi

Gaziemir’de radyoaktif atık bertarafına ÇED onayı! Peki ya şeffaflık?

Nükleer atıkların ÇED sürecinde sivil toplumun dışlanma biçimleri

HDP Kadın Meclisi’nden 2018 seçim bildirgesi: Kreş Hakkı ve Engelleri Kaldırma Bakanlığı

Milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na teslim eden Halkların Demokratik Partisi (HDP), dün Ankara’da İnşaat Mühendisleri Odası toplantı salonunda düzenlediği etkinlik ile hem HDP Kadın Meclisi’nin seçim bildirgesini açıkladı hem de adaylarını kamuoyuna tanıttı.

Düzenlenen etkinliğe, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, milletvekilleri, milletvekili adayları, Türkiye’nin farklı noktalarından gelen partililer, feminist kurum temsilcileri, akademisyenler, Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile işlerinden ihraç edilen kadınlar, Cumartesi Anneleri, sol ve sosyalist parti temsilcileri ve seçmenler katıldı.

Gün, kadınlarla başlar, cesaretle dayanışan kadınlarla değişir”

Etkinliğin düzenlendiği salona ‘Bir Oy Demirtaş’a, Bir Oy HDP’ye’, ‘Kadınlarla Değişir’, ‘Em Livirin, Em Dikarin’ afişleri asılırken, HDP’nin kadın adayları için hazırlanan yeni seçim müziği de ilk defa salonda bulunanlar tarafından dinlendi. Kadınların ağırlıkta olduğu salonda gerçekleşen konuşmalar sırasında sık sık ‘Jin, Jiyan, Azadi’ sloganları atıldı.

HDP Kadın Meclisi 2018 Seçim Bildirgesi kapsamında HDP resmi Twitter hesabından video paylaşıldı

HDP Kadın Meclisi için hazırlanan sinevizyon gösterimi gerçekleştirilen etkinlikte ilk olarak konuşan Pervin Buldan, kadınların AKP’nin iktidarda bulunduğu 16 yıl boyunca Olağanüstü Hal (OHAL) altında olduğunu belirtti.

24 Haziran erken seçimleri ardından HDP olarak Saray’ı Kadın Bakanlığı ve Engelleri Kaldırma Bakanlığı olarak kullanacaklarını belirten Buldan, sözlerini “Bir kez daha çağrı yapıyoruz, partimizin oy oranı bıçak sırtındadır ve çalamayacakları kadar oya ihtiyacımız var. Kenetlenerek, alanlarda olarak, ev ev dolaşarak ve kadınlarımızın elinden tutarak geleceğimize sahip çıkalım. Zafer mutlaka, biat etmeyen kadınların olacaktır” diyerek sonlandırdı.

HDP’li kadınların seçim bildirgesi

Buldan’ın konuşmasının ardından HDP Kadın Meclisi, milletvekili seçimlerinin deklarasyonuyla birlikte kadın beyannamesini açıkladı.

‘Kadınlarla Değişir’ sloganıyla hazırlanan seçim bildirgesinde, “Biz kadınlar bir araya daha sık geliyoruz, birbirimize daha çok inanıyor ve güveniyoruz. Yan yana geldiğimizde ortaya çıkardığımız kolektif gücün farkındayız” denildi.

Bildirgede yer alan maddelerden öne çıkanlar ise şöyle:

  • Bizler, kadınlarla ilgili tüm sorunlara doğrudan kadınların ve kadın örgütlerinin çözüm geliştirdiği ‘Kadın Bakanlığı’nı kuracağız.
  • Kadınların uluslararası birlikteliğinin kutlaması olan 8 Mart’ı kadınlar için resmi tatil ilan edeceğiz.
  • Kadınların eşit, parasız, ulaşılabilir, nitelikli ve anadilinde eğitim ve sağlık hizmetine ulaşmalarını sağlayacağız.
  • Toplumsal, kültürel ve siyasal alanda LGBTİ+’lara karşı her türlü eşitsizliğin ve ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını sağlayacak adımları atıp, eşit, özgür ve onurlu bir yaşam sürdürebilmenin koşullarını oluşturacağız.
  • Türkiye tarafından imzalanmış ve onaylanmış olan CEDAW ve İstanbul Sözleşmesi başta olmak üzere tüm uluslararası sözleşmeleri etkin bir şekilde uygulayacağız.
  • Eğitimde ayrımcılığa ve cinsiyetçiliğe son vereceğiz.
  • Kadınların seçimle veya başkaca yöntemlerle oluşturulan karar mekanizmalarında eşit temsilini sağlayacağız.
  • Kadınlar eşdeğer işe eşit ücret alacak. Çalışma hayatının her alanında eşitliği sağlayacak politikaları hayata geçireceğiz.
  • Kadın cinayetlerine ve kadına yönelik şiddete karşı mücadele edeceğiz. Kadına Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesinin (İstanbul Sözleşmesi) derhal hayata geçirilmesi için gerekli tüm adımları atacağız.
  • Şiddete maruz kalan kadınların 7/24 arayabilecekleri, uzman personelin görevlendirildiği ALO Şiddet Hattı kuracağız.
  • Şiddet mağdurlarının kamusal sağlık ve sosyal destek sistemlerinden ücretsiz yararlanmaları sağlanacak.
  • Cinsel şiddete uğrayan kadınların başvurabilecekleri ‘Tecavüz Kriz Merkezleri’ açılacak.
  • Hâkim, savcı ve avukatların toplumsal cinsiyet eşitliği eğitimi zorunlu hale getirilecek. Kadına yönelik şiddette başvuru, soruşturma ve yargılama süreçlerinde kadına yönelik şiddet alanında uzman kolluk güçleri ile hakim ve savcılar görevlendirilecek.
  • Kadın ve çocuklara yönelik her türlü cinsel ve fiziksel şiddet davalarına bakacak ihtisas mahkemelerinin kurulması sağlanacak.
  • Kreşlerin ulaşılabilir, ücretsiz, anadilde ve 24 saat açık hizmet vermeleri sağlayacağız.
  • Toplumsal cinsiyet eşitliği dersi zorunlu ders olarak müfredata eklenecek.
  • Kurulacak ‘Engelleri Kaldırma Bakanlığı’ bünyesinde hizmet verecek olan ‘Kadın Politikaları Daire Başkanlığı’ sadece engelli kadınların sorunlarıyla ilgilenecek ve çözüm politikaları geliştirilecek.
  • Kadınların tarım üretiminde ekolojik ve kadın merkezli bir çalışma ve değer yaratma anlayışıyla hareket ettiği ekolojik köyler, kooperatifler kurmalarını destekleyeceğiz.
  • Siyasi partiler yasası değiştirilerek eş başkanlığın sadece genel başkanlıkta değil bütün yönetim organlarında geçerli olması ve kadın kotasının uygulanması sağlayacağız.

 

(Gazete Karınca)

‘Marmara Denizi ve Biyolojik Çeşitliliği’ temalı 2. Kadıköy Çevre Festivali 31 Mayıs’ta başlıyor

Geçtiğimiz yıl “Kentte Ekolojik Yaşam” teması altında düzenlenen Kadıköy Çevre Festivali 31 Mayıs- 3 Haziran 2018 tarihleri arasında Selamiçeşme Özgürlük Parkı’nda doğadan yana tüm kurumları ve kişileri buluşturuyor.

Herkesin katılımına açık olan festival, doğayı korumak için emek veren tüm bileşenlerin yan yana durduğu bir atmosferde gerçekleşecek.

Katılımcı kurumların stantları ile yer alacağı festivalin programı yine katılımcılarla birlikte oluşturuldu.

Atık üretiminin azaltılması hedeflenen festivalde atölye, söyleşi, tiyatro, film gösterimi, sergi, konser gibi çok sayıda etkinlik yer alacak.

Her yaştan ziyaretçinin ekolojik yaşama dair deneyimlerini geliştireceği festival kapsamında katılımcılar stantlarında ekolojik yaşam deneyimlerini ve çalışmalarını paylaşacak.

Küçük çevreciler için gün boyu süren atölyeler, drama eşliğinde kitap okumaları ve oyunlar yer alacak olup çevreye duyarlı üretici kurumların geri dönüşüm, iklim, enerji ve su tasarrufu konularında hazırlamış oldukları tiyatrolar sergilenecek.

Marmara Denizi ve Biyolojik Çeşitliliği” konusunun öne çıkarılacağı stantlar ve etkinlikler tüm İstanbullulara 4 gün boyunca doğaya emek verenlerle buluşma ve ekolojik yaşam için adımlar atma fırsatı sunacak.

2018 detaylı etkinlik programına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz

2018 katılımcıları ise şöyle:

Şişecam 

Kadıköy Kent Konseyi

Kadıköy Belediyesi Gönüllüleri

ALİKEV

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği

ÇEVKO Vakfı

TURMEPA – Deniz Temiz Derneği

Adalar Denizle Yaşam ve Spor Kulübü Derneği

WWF – Doğal Hayatı Koruma Vakfı

GEA Arama Kurtarma ve Ekoloji Grubu

Cactüs Türkiye

Ulusal Tohum Takas Merkezi

KASDAŞ BÜFE

Kuzey Ormanları Savunması

SHD – Sosyal Haklar Derneği

TÜBİSAD

TAP

PT Geri Dönüşüm

KOLZA

ÖZENCAM

Kadıköy Belediyesi

CODALoop Türkiye

Good4Trust

Greenpeace Akdeniz

Yeryüzü Derneği

Yeni İnsan Yayınevi

EkoHarita

Çevreci Etkinlikler/Sürdürülebilirlik Adımları

EKOIQ

Yuva Derneği

Türkiye Ormancılar Derneği Marmara Şubesi

ÇEKÜL Vakfı

Kibele Kolektifi

Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği

Sinek Sekiz Yayınevi

Munzur Koruma Kurulu

NKP – Nükleer Karşıtı Platform

Karadeniz İsyandadır Platformu

Yazılama Yayınevi

Elektrik Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

Makine Mühendisleri Odası  Kadıköy Şubesi

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şube

Kadıköy Kent Dayanışması

Validebağ Savunması

Bergama Kadın Girişimi Üretim ve İşletme Kooperatifi

Güzel İşler Derneği

Yırcalı Kadınlar

Potlaç

Gel Oyna

Sarıyer Girişimci Kadın Kooperatifi

MÜSAS – Mamara Üniversitesi Sualtı Spor Kulübü (31 Mayıs)

Atıksız Yaşam (1 Haziran)

Eko Tohumlu Kağıt Atölyesi (2 Haziran)

Upcycle Turkey – İleri Dönüşüm Atölyesi (3 Haziran)

Marmara Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu (31 Mayıs)

Patika Ekoloji Kolektifi (1 Haziran)

Lions Kulübü (2 Haziran)

Fakülte Sanat (3 Haziran)

Validebağ Gönüllüleri Derneği

Banu Bozdemir (31 Mayıs-1 Haziran )

Kadıköy Kooperatifi (2-3 Haziran )

Bilimin Çakıl Taşları (31 Mayıs-1 Haziran )

Bisikletli Ulaşım Platformu (2-3 Haziran )

Batman Doğal Yaşamı Koruma ve Doğa Sporları Derneği

Don Kişot Bisiklet Kolektifi

Doğa Derneği

TEMA Vakfı Kadıköy

Okul Öncesi Akademi Yayınevi

 

(Yeşil Gazete)

Orman yangınını çıkardığını itiraf eden çocuğa 36 milyon dolar ceza

ABD’de bir yargıç Oregon eyaletinde aylar süren orman yangınını başlattığını itiraf eden 15 yaşındaki çocuğa 36 milyon dolardan fazla ceza kesti.

Hood River bölgesi yargıcı John Olson çocuğun ayrıca yangın nedeniyle yürüyüş yollarında mahsur kalan 152 kişiye özür mektubu yazmasına hükmetti.

15 yaşındaki çocuğun avukatı Jack Morris, “absürt ve tamamen aptalca” diyerek cezaya tepki gösterdi.

Yargıç Olson ise cezanın işlenen suçla doğrudan orantılı olduğunu, çocuğun verdiği maddi zararın üstünde bir miktar olmadığını belirtti.

İsmi açıklanmayan çocuk, Şubat ayında verdiği ifadede, 2 Eylül 2017’de Eagle Creek kanyonuna havai fişek attığını itiraf etmişti.

Columbia nehri yakınlarındaki Eagle Creek yangını yaklaşık 3 ay söndürülememiş, bazı evler kül olmuştu.

Yangında yaklaşık 195 kilometrekarelik alan zarar görmüş, yangın söndürme çalışmaları 18 milyon dolara mal olmuştu.

 

(BBC Türkçe)

24 Haziran seçimleri: Kadın milletvekilleri adaylarının sadece yüzde 5’i ilk sırada

Seçime girecek yedi partinin 4 bin 200 adayından 904’ü, yani yüzde 21,5’i kadınlardan oluştu. Sadece 49 ilde kadınlar birinci sıradan aday gösterildi.

Bianet, 24 Haziran seçimlerine katılan tüm siyasi partilerin seçim aşamasındaki cinsiyet eşitliği skalasını inceledi.

Tüm partiler içinde kadın adayların sadece yüzde 5,4’ü birinci sıradan aday gösterildi (49 kadın).  En çok kadın aday gösteren partiler HDP ve Vatan Partisi oldu. En az kadın adayla seçime katılan parti ise MHP.

Geçmişten günümüze Mecliste kadın-erkek temsili

AKP: 1. sıradan 4 kadın aday

AKP adaylarının yüzde 21’i kadınlardan oluştu; 600 kişilik listede 126 kadın ve 474 erkek yer aldı.

AKP, sadece dört ilde birinci sıradan kadın aday gösterdi: Jülide Sarıeroğlu (Adana), İlknur İnceöz (Aksaray), Arzu Aydın (Bolu), Fatma Aksal (Edirne).

CHP: 1. sıradan 6 kadın aday

CHP adaylarının yüzde 21’i kadınlardan oluştu; 600 kişilik listede 126 kadın ve 474 erkek yer aldı.

CHP altı ilde birinci sıradan kadın aday gösterdi: Burcu Köksal (Afyonkarahisar), Aysu Bankoğlu (Bartın), İkbal Okur (Bayburt), Lale Karabıyık (Bursa 1. Bölge), Gülizar Biçer Karaca (Denizli), Fatma Kaplan Hürriyet (Kocaeli).

HDP: 1. sıradan 18 kadın aday

HDP adaylarının yüzde 36,7’si kadınlardan oluştu: 600 kişilik listede 220 kadın ve 380 erkek yer aldı.

HDP 18 ilde birinci sıradan kadın aday gösterdi: Tülay Hatimoğlulları (Adana), Nevin Aytekin (Afyonkarahisar), Filiz Kerestecioğlu (Ankara 1. Bölge), Nuray Türkmen Canlı (Ankara 2. Bölge), Nesibe Yöyler (Balıkesir), Nazlı Çoban (Çankırı), Şerife Yıldırım (Denizli), Pınar  Aytekin Özgüç (Erzincan), Leyla Güven (Hakkari), Fatma Kurtulan (Mersin), Pervin Buldan (İstanbul 1. Bölge), Serpil Kemalbay (İzmir 1. Bölge), Sultan Özcan (Muğla), Gülüstan Kılıç Koçyiğit (Muş), Çiçek Arıç (Sakarya), Mediha Oya Yağcı (Samsun), Meral Danış Beştaş (Siirt), Ayşe Gül Kafkas (Sinop).

HDP, Edirne’de 4. sıradan ise LGBTİ aktivisti Hasan Atik’i aday gösterdi. HDP şimdiye kadar Edirne’den hiç milletvekili çıkartmadı.

İYİ Parti: 1. sıradan 6 kadın aday

İYİ Parti adaylarının yüzde 22’si kadınlardan oluştu: 600 kişilik listede 134 kadın ve 466 erkek yer aldı.

İYİ Parti altı ilde birinci sıradan kadın aday gösterdi: Filiz Akyüz (Artvin), Ayşe Şükran Alptekin (Erzincan), Dilek Tanrıkulu (Hakkari), Aylin Cesur (Isparta), Zuhal Çiftkaya (Urfa), Neşe Yılmaz (Uşak).

MHP: 1. sıradan 2 kadın aday

MHP adaylarının yüzde 11,5’i kadınlardan oluştu; 600 kişilik listede 69 kadın ve 531 erkek yer aldı.

MHP iki ilde birinci sıradan kadın aday gösterdi: Deniz Depboylu (Aydın), Sevim Köseliören (Ardahan).

Geçmişte kadın aday oranı:

MHP Haziran 2015 seçimlerinde kadın aday oranını açıklamamış, Genel Merkezi de bu konuda bilgileri olmadığını belirtmişti. Gazetelerde çıkan haberlerde kadın vekil sayısı 40 ila 61 arasında değişti. Kasım 2015 seçimlerinde ise yüzde 14 oranında kadın aday göstermişti.

Kadın vekil oranı:

Haziran 2015 seçiminin ardından MHP milletvekillerinde kadın oranı yüzde 5’ti (4 kadın – 76 erkek).

Kasım 2015 seçiminin ardından MHP milletvekillerinde kadın oranı yüzde 7,5’ti (3 kadın – 37 erkek).

SP: İlk sırada kadın aday yok

Saadet Partisi adaylarının yüzde 13’ü kadınlardan oluştu: 600 kişilik listede 79 kadın ve 521 erkek yer aldı.

Saadet Partisi ilk sıradan kadın aday göstermedi.

Vatan Partisi: 1. sıradan 13 kadın

Vatan Partisi adaylarının yüzde 25’i kadınlardan oluştu; 600 kişilik listede 150 kadın ve 450 erkek yer aldı.

Vatan Partisi 13 ilde birinci sıradan kadın aday gösterdi: Nimet İlhan (Ağrı), Tülin Oygür (Ankara 1. Bölge), Mürvet Karataş (Bolu), Hatice Koyun (Elazığ), Lerzan Özgenç (Mersin), Selda Kılıç (Kırklareli), Meliha Atalay (Nevşehir), İnci Akkaya (Sakarya), Atike Sağıroğlu (Sinop), Handan Fatih (Tokat), Nihal Gündoğan (Dersim), Fatma Gül Arslan (Bartın), Hümeyra Yılmaz (Düzce).

Ayrıca Bolu ve Düzce adaylarının tamamı kadınlardan oluştu. Türkiye’nin ilk klasik batı müziği kadın orkestra şefi İnci Özdil de Ankara 1. Bölgeden dördüncü sırada aday gösterildi.

 

(Bianet)

 

Başlangıçtan bugüne insanlar vahşi hayvanların yüzde 83’ünü, bitkilerin ise yarısını yok etti

Bugün 22 Mayıs Uluslararası Biyoçeşitlilik Günü. Biyoçeşitlilik Günü’nde sunulan yeni bir bilimsel araştırmaya göre 7,6 milyar insan, yeryüzünde yaşayan bütün canlıların yüzde 0,01’ini oluşturuyor. Ancak buna rağmen ortaya çıktığı ilk günden beri insanlık, gezegendeki vahşi hayvanların yüzde 83’ünün, bitkilerin ise yarısının yok olmasına yol açtı.

‘Proceedings of the National Academy of Sciences’ adlı dergide yayımlanan araştırmaya göre insanlar, yeryüzünün sanılandan çok daha küçük bir kısmını oluşturmasına rağmen canlıların yok olmasına sebep oluyor. Araştırmada bakterilerin dünyadaki biyokütlenin yüzde 13’ünü oluşturduğu bitkilerin ise yüzde 82’lik oran ile en kalabalık grup olduğu da ortaya çıktı.

İnsanın ihtiyacına göre şekillenen gezegen: Kuş türlerinin %70’i kümes hayvanı

Böcekler, mantarlar, balıklar ve diğer bütün canlılar ise dünyanın biyokütlesinin sadece yüzde 5’ini oluşturuyor. Okyanustaki hayat ise gezegendeki biyokütlenin yüzde 1’ini temsil ediyor.

Bazı bilim insanları yeryüzünün içinde bulunduğu çağı Anthropocene yani İnsan Çağı olarak adlandırıyor. Yapılan bu son araştırmada da bu tanımın izlerini bulmak mümkün. Araştırma, kümes hayvanlarının dünyadaki bütün kuşların 70’ini oluşturduğunu ortaya koyuyor.

Memelilerde ise durum daha da çarpıcı. Memelilerin yüzde 60’ı çoğu büyükbaş hayvan ve domuz olmak üzere çiftlik hayvanı. Yüzde 36’sı insan, yüzde 4’ü ise vahşi memeliler.

 

(BBC Türkçe, Guardian)