Ana Sayfa Blog Sayfa 2817

Yeni sistemde 7 bakanlık kalkıyor: Ekonomi, orman, kültür, AB, spor, gümrük ve kalkınma

AKP 24 Haziran seçimlerinden sonra hayata geçirmeyi planladığı yeni hükümet sisteminde, yedi bakanlığı kapatmayı, bu bakanlıkların görevlerini de adları değişecek dokuz bakanlık arasında paylaştırmayı planlıyor.

Sadece beş bakanlığın yapısı aynen korunacak, toplam bakanlık sayısı 14 olacak.

Hürriyet’ten Nuray Babacan’ın haberine göre Avrupa Birliği (AB) Bakanlığı, Ekonomi Bakanlığı, Gençlik ve Spor Bakanlığı, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı kapatılacak. Ekonomi başta olmak üzere birçok bakanlığın yetki ve sorumlulukları artacak.

Bakanlıklarda isim ve görev değişiklikleri ise şöyle olacak:

-Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın yeni adı Sanayi ve Bilim Bakanlığı olarak değiştirilecek. Bu bakanlık aynı görevi üstlenecek.

-Çalışma Bakanlığı’nın adı İş Hayatı ve Güvenliği olarak değiştirilecek. Bu bakanlığın çalışma alanı da aynı kalacak.

-Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sadece Şehircilik Bakanlığı olarak anılacak. Ancak bu bakanlığın yapısında hem çevre faaliyetleri hem de su işleri olacak. Kapatılacak Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın görevlerinin yarısını bu bakanlık üstlenecek.

-Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın orman alanlarıyla ilgili tüm faaliyetleri Tarım Bakanlığı’na verilecek. Bu bakanlığın adı Orman Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olacak.

-Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın adı Enerji ve Doğal Kaynaklar olarak değiştirilecek, ancak yapısı değişmeyecek.

Kültür ve Turizm Bakanlığı lağvedildi

Lağvedilen Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kültür bölümü Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlanacak ve bu bakanlık, Milli Eğitim ve Kültür Bakanlığı olarak anılacak.

Sadece beş bakanlık aynen korunacak.

İçişleri Bakanlığı, Adalet Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Ulaştırma Bakanlığı yapısını aynen koruyacak.

Dışişleri Bakanlığı büyüyor

Dışişleri Bakanlığı, AB Bakanlığı’nın tüm görevlerini üstlenecek.

Ayrıca TİKA ve Yurt Dışı Türkler Başkanlığı gibi başbakan yardımcılıklarında olan kurumlar da bu bakanlıkla ilişkilendirilecek. İstenirse AB konusunda bir cumhurbaşkanı yardımcısı da görevlendirilebilecek.

Dört cumhurbaşkanı yardımcısı

Yeni yapıda cumhurbaşkanı yardımcılıklarının sayısı da birden fazla olacak. En az dört yardımcının planlandığı, bunlara verilecek görevlerle birlikte yeni bakanlar kurulunun 18-20 kişiden oluşacağı yorumları yapılıyor.

Bu çalışma lağvedilen ve mevcut bakanlıkların ilgili kurumlarının dağıtılması ve uygun bir çatının oluşturulması aşamasına kadar bazı değişikliklerden geçebilecek. Ancak parti kurmayları genel yaklaşımın bu çerçevede olacağını ve seçimlerden sonraki yeni hükümet kurulmadan yeni yapının hazır hale getirileceğini belirtiyor.

Ekonomide niyet tek çatı

Maliye, Ekonomi ve Kalkınma bakanlıkları tek çatıda toplanacak. Bu bakanlığın bünyesine Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile turizmin de alınması tartışılıyor.

Ekonominin tek elde toplanmasının amaçlanmasına karşın son aşamada karar alma güçlüğü nedeniyle bu yapının ikiye bölünebileceği veya turizmin ayrı bir bakanlık olabileceği de ifade ediliyor.

Aileye gençlik görevi

Aile Bakanlığı’nın adı Aile ve Toplum Bakanlığı olarak değiştirilecek. Bu bakanlık yine kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk ve engellilerle ilgili politika geliştirecek. Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın görevlerinin büyük bölümünü bu bakanlık üstlenecek. Ancak spor konusunda henüz karar verilmedi.

 

(Hürriyet)

Su kaynakları tehlikede: İngiltere’de 30 yıl içinde su kıtlığı baş gösterecek

Büyük Britanya Çevre Bakanlığı tarafından finanse edilen Çevre Ajansı’nın (Environment Agency) yaptığı bir çalışmaya göre, İngiltere’de önümüzdeki on yıllarda büyük bir su sorunu ortaya çıkacak.

Ajansın direktörü Emma Howard Boyd tarafından yapılan açıklamada, İngiltere’de özellikle aşırı israftan kaynaklı her gün milyarlarca litre su boşa harcanıyor.

Bu miktar ise 3 milyar litre. Bu da 20 milyon kişinin günlük su tüketimine denk geliyor.

Ajansın direktörü Boyd’a göre, İngiltere’nin özellikle güneydoğu bölgelerinde gelecekteki su sıkıntısı artacak.

Boyd, önlem alınmaması halinde 2050 yılına gelindiğinde su kıtlığının baş göstereceğini belirtiyor.

Çevre Ajansı’nın önerileri ise şöyle:

  • Su kaynaklarının arttırılması
  • Aşırı israfın önlenmesi
  • Tüketimin azaltılması

Dünyanın yüzde 40’ı su kıtlığı yaşıyor

Ajansın verilerine göre İngiltere’de kişi başına günlük su tüketimi 140 litre dolayında. Ancak bir o kadar su da akıntı ve sızmalar nedeniyle boşa harcanıyor.

Dünya genelinde ise nüfusun yüzde 40’ının su kıtlığı içerisinde olduğu tahmin ediliyor.

 

(Gazete Karınca)

Selahattin Demirtaş’ın avukatı tahliye başvurusu için AYM’ye gidiyor

HDP’nin Edirne F tipi Cezaevi’nde tutuklu olan cumhurbaşkanı adayı Selahattin Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman sosyal medya hesabı Twitter’dan tahliye talebi için Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) gideceklerini duyurdu.

Ankara 20. Ağır Ceza Mahkemesi, Demirtaş’ın tahliye talebini reddeden 19. Ağır Ceza Mahkemesi’nin kararına yapılan itirazı reddetti.

Karara tepki gösteren Demirtaş’ın avukatı Mahsuni Karaman, dosyada karartılacak delilin olmadığını, delillerin tümünün kayıt altına alınan konuşma, beyan ve açıklamalar olduğunu belirterek Twitter’dan şunları paylaştı:

“Yetişirse, yarın (bugün) öncelikli ele alma ve tedbir talepli olarak Anayasa Mahkemesi’ne başvuracağız. AYM’nin bu başvuruyu birkaç gün içinde karara bağlama yetkisi var. Umarız bunu yapar ve bu karanlık siyasal ortama ışık tutacak bir karara imza atar.”

 

(Artı Gerçek)

İrlanda kürtaj yasası için bugün sandık başında

Halkının büyük çoğunluğu koyu Katolik olan ve AB ülkeleri arasında en sert kürtaj yasasına sahip İrlanda’da bugün kürtaj referandumu yapılıyor.

Anayasadaki sekizinci ek maddenin, yani doğmamış bebeğin yaşam hakkının güvenceye alındığı maddenin kaldırılıp kaldırılmaması oylanacak.

Anketlere göre “Evet, kaldırılsın” diyenler önde görünüyor. Eğer referandumdan “evet” çıkarsa, hemen akabinde hükümet yeni kürtaj yasa tasarısını oylayacak.

Yeni tasarı, kürtajın 12’nci hamilelik haftasına kadar serbest bırakılmasını öngörüyor.

Anne sağlığının tehdit altında olması ya da ceninin sağlıksız gelişimi gibi istisnai durumlarda ise 22’nci hamilelik haftasına kadar kürtaja izin verilebilecek.

İrlanda’da kürtaj hep yasaktı.

1983 yılındaki referandumla “doğmamış bebeğin yaşama hakkı” anayasa ile de güvence altına alındı.

Anayasaya ilave edilen sekizinci ek maddeyle embriyo da anneyle aynı yaşam hakkına sahip oldu. Kürtaj yaptıran anneye 14 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

2014 yılında yürürlüğe giren bir istisnaî düzenlemeye göre, annenin gebeliğe bağlı hayatî tehlikesi söz konusuysa o zaman kürtaja izin veriliyor. İrlanda Sağlık Bakanlığı verilerine göre bu gerekçe nedeniyle hastanelerde bugüne kadar 25 kürtaj yapıldı.

 

(DW Türkçe)

İklim hareketinde tarihi dönemeç: Avrupa Birliği’ne ailelerden iklim davası

Dünyanın farklı ülkelerinde yaşayan ve iklim değişikliğinin etkilerine doğrudan maruz kalan aileler, Avrupa Birliği’ne (AB) dava açtı.

İsveç Sami Gençlik Birliği

Avrupa Birliği’ne (AB) dava açan ailelere düşünce kuruluşu Climate Analytics, birçok sivil toplum kuruluşu, bilim insanı ve yurttaş ile birlikte Türkiye’den TEMA Vakfı ve İklim Ağı gibi önde gelen çevre ve iklim örgütleri destek veriyor.

İklim değişikliği etkilerinden doğrudan etkilenen bir grup insan, Avrupa Birliği’ni (AB), iklim hedeflerinin yeterince iddialı olmaması ve yurttaşlarına karşı sorumsuzca davrandığı gerekçesiyle mahkemeye götürüyor. İklim değişikliğinin şiddetli etkilerinin artık gelecekte ve uzak ülkelerde değil, kendi coğrafyalarında halihazırda yaşandığını öne süren aileler, Avrupa’da da pek çok topluluğun geçim kaynaklarının şimdiden tahrip olduğunu belirtiyor ve hükümetleri somut adımlar atarak yurttaşlarını korumaya çağırıyor.

AB’nin yüzde 40 hedefi bile yetersiz

Avrupa’dan ve Avrupa dışından aileler, Avrupa Parlamentosu’nu ve Avrupa Konseyi’ni yurttaşlarını iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinden korumayı başaramadığı için dava ediyor.

Aileler, yüksek sera gazı emisyonu seviyelerine izin verilmesini ve mevcut 2030 iklim hedeflerinin yetersiz olmasını neden olarak gösteriyor.

Avrupa Adalet Divanı Genel Mahkemesi’ne yöneltilen şikayette, AB’nin mevcut 2030 iklim hedeflerinin, yani sera gazı emisyonlarını 1990 yılını baz alarak yüzde 40 azaltmayı hedeflemesinin, iklim değişikliğinin tehlikelerini önlemek için yetersiz olduğu belirtiliyor.

Vlad Ailesi Romanya

Portekiz, Almanya, Fransa, İtalya, Romanya, Kenya ve Fiji’den on aile ile İsveç Sami Gençlik Birliği, AB’yi, mevcut 2030 iklim hedeflerinin yetersiz olması nedeniyle ve yurttaşlarını iklim değişikliğinin olumsuz etkilerine karşı korumayı başaramadığı için konuyu mahkemeye götürüyor.

8 ülkeden dava açan insanlar, AB’nin daha iddialı azaltım hedefleri koyarak yurttaşlarının temel haklarını korumayı hedeflemesini istiyor.

Aileler, Mahkeme’den iklim değişikliğinin bir insan hakları meselesi olduğunu ve AB’nin kendi haklarını ayrıca bugünün çocuklarının ve gelecek nesillerin de hakkını korumakla yükümlü olduğunu kabul etmesini talep ediyor.

İklim sadece Avrupa’nın meselesi değil

Guyo ailesi/ Kenya

Fransalı davacı ailenin büyükbabası Maurice Feschet (72), iklim değişikliği nedeniyle, altı yıl içinde yüzde 44 ürün kaybı yaşadıklarını öne sürerken, İsveç Sami Gençlik Birliği’nden Sanna Vannar (22) ren geyiklerini kaybederlerse, Sami kültürünün yok olacağını belirtiyor. Vannar’a göre Sami gençlerinin çoğu ren geyiği çobanlığı yapıp aileleriyle kalmak istiyor, ancak bir gelecek göremiyorlar.

Davacıları, çevre avukatı Roda Verheyen, Prof. Gerd Winter ve Hugo Leith temsil ediyor. Roda Verheyen konuyla ilgili görüşlerini şu şekilde açıklıyor: “İklim değişikliği artık Avrupa’da ve tüm dünyada davalara konu olacak bir meseledir. Davacı aileler iklim değişikliğinin tehlikelerini önlenmesi ve yaşam, sağlık, çalışma ve mülkiyet haklarının garanti altına alınması konusunda AB mahkemelerine ve hukuk sistemine güvenmektedir. AB mahkemeleri bu aileleri dinlemek ve korunduklarından emin olmakla yükümlüdür”

Davacı aileler AB Mahkemelerine ve yasal sisteme iklim değişikliğinin tehlikelerini önleme, yaşam, sağlık, iş ve mülkiyet hakkını savunma konusunda güveniyor. AB Mahkemeleri bu aileleri dinlemekle ve korunduklarından emin olmakla yükümlüdür” dedi.

Dünyanın dört bir tarafından davacılara destek var

Aileler, Avrupa Birliği üyesi olan ve olmayan tüm devletlerin iddialı iklim hedefleri koyup uygulamasının gerekliliğine inanan dünyanın dört bir yanından birçok sivil toplum kuruluşu, bilim insanı ve yurttaş tarafından destekleniyor. Sivil toplum kuruluşlarına ek olarak, düşünce kuruluşu Climate Analytics de davaya bilimsel altyapı sağlayarak ailelerin iklim değişikliğinden nasıl etkilendiğini ortaya koymalarına yardımcı oluyor.

Avrupa’nın 30 ülkesinde 150’den fazla üye kuruluşla 1700’e yakın sivil toplum kuruluşunu temsil eden Avrupa İklim Eylem Ağı (CAN Europe) da bu davayı destekliyor ve davacı ailelerin temel insan haklarının korunması için Avrupa Birliği’ni harekete geçmeye çağırıyor.

Türkiye’de ise çevre alanında çalışan on üç sivil toplum kuruluşunun iklim değişikliği konusunda çözüm önerileri geliştirmek üzere 2012’de kurduğu İklim Ağı, bu iklim davasını destekleyerek Paris Anlaşması etrafında tüm devletleri, iddialı iklim hedefleri ortaya koyarak bu hedefleri uygulamak için somut adımlar atmaya çağırıyor.

 

(Yeşil GazeteBianet)

Salda Gölü’nde yapılması planlanan müzik festivaline, ‘Doğayı rahat bırakın’ tepkisi

29 Haziran – 1 Temmuz tarihleri arasında Burdur’un Yeşilova ilçesi sınırlarında bulunan Salda Gölü’nde gerçekleşmesi planlanan Salda Gençlik Festivali, doğa hakları savunucularının tepkisini çekti.

Selda Bağcan & Boom Pam, Can Bonomo, Yüzyüzeyken Konuşuruz, Teoman, Manga, Ezhel, Hayko Cepkin gibi isimlerin katılacağı ve 3 gün sürecek festival, Salda Gölü’ne zarar vereceği endişesiyle tepki ile karşılandı.

Güven İslamoğlu: Doğayı rahat bırakın!

Bembeyaz kumsalları ve turkuaz rengi suyuyla Türkiye’nin Maldivleri olarak nitelenen Burdur’daki Salda Gölünün, dünyada mars gezegeninin jeolojik yapısına benzerlik gösteren iki noktadan biri olduğu vurgulanıyor. 2 milyon yıllık geçmişe sahip olan ve Türkiye’nin en derin gölü olarak bilinen Salda’da gençlik festivali yapılması hakkında CNN Türk ‘Yeşil Doğa’ isimli programın yapımcısı ve sunucusu olan Güven İslamoğlu, Twitter’da paylaşım yaptı. İslamoğlu, paylaşımında, “Salda Gölü.Çok özel bir yer.30 bin kişi festival ve kamp yapacakmış.Tanıtım içinmiş.Sahili mahvedecek tanıtım mı olur.Son interrail Mengen kampında gördük.Orman çöp deryasıydı.Burada ates yakarlarsa felaket olur. Gidin bir stadda yapın,doğayı rahat bırakın” dedi.

 

(Birgün)

Aydın’da jeotermal istemeyen köylüler trafiği kesti

Aydın’ın Bozdoğan ilçesinde, özel bir şirket tarafından kurulmak istenen jeotermal tesisi projesine Valilik tarafından verilen ‘ÇED gerekli değildir’ kararının iptali için 6 mahalle muhtarı tarafından açılan dava kapsamında bölgede yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sırasında, köylüler Nazilli-Bozdoğan karayolunu trafiğe kapatarak eylem yaptı. Köylüler tesise karşı tepkilerini dile getirdi.

Bozdoğan’ın kırsal Koyuncular Mahallesi, Çamaltı Mevkisi’nde, jeotermal tesisi kurulması için yaklaşık bir yıl önce bir elektrik şirketi tarafından 13 sondaj kuyusu açıldı. Ancak köylerinde jeotermal tesisi kurulmasını istemeyen Koyuncular ile komşu Seki, Kızılcaköy, Olukbaşı, Amasya ve Akseki mahalleri muhtarları, Aydın Valiliği’nin verdiği ‘ÇED gerekli değildir’ kararının iptali için geçen ekim ayında Aydın İdare Mahkemesi’nde dava açtı. Mahkeme, sondaj kuyularının açıldığı bölgede keşif yapılmasına karar verdi.

Mahkeme tarafından tayin edilen bilirkişi heyeti, bugün bölgeye gelirken, jeotermal tesisi kurulması planlanan Koyuncular Mahallesi’nin köylüleri Nazilli-Bozdoğan karayolunu tarafiğe kapattı. Köylülerin eylemine diğer çevre mahalellerdeki köylülerin yanı sıra Aydın Çevre Platformu (AYÇEP) Başkanı Mehmet Vergili, İYİ Parti Bozdoğan İlçe Başkanı Birol Özsoy ve CHP Bozdoğan İlçe Başkanı Hasan Karayer de destek verdi. ‘İncir için adalet’, ‘Çevre için adalet’, ‘Zeytin için adalet’ dövizleri taşıyan köylüler, karayolunda trafik akışını engelledi.

Koyuncular Mahalle Muhtarı Kemal Mutaf, “Bizler tarım arazilerimizde jeotermal tesis kurulmasını istemiyoruz. Bizler sonuna kadar adalete güveniyoruz. Görüldüğü gibi bugün mahkemenin aldığı karar doğrultusunda bölgemize bilirkişi heyeti inceleme yapmak için geldi. Bizler de eylem yaparak, jeotermale karşı olduğumuzu bir kez daha gösterdik” dedi.

Bilirkişi heyeti, keşfin ardından bölgeden ayrılırken, köylüler de dağıldı.

 

(İleri Haber)

2017 İşçi Sınıfı Eylemleri Raporu: 2 bine yakın işçi hak mücadelesinde işinden oldu

Bir grup araştırmacı ve akademisyenin katkılarıyla oluşturulan ve ve 2015’ten bu yana her yıl işçi ve memur eylemlerini analiz ederek sonuçlarını kamuoyuyla paylaşan Emek Çalışmaları Topluluğu (EÇT), 2017 yılı İşçi Sınıfı Eylemleri Raporu’nu yayımladı.

Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği’nin katkılarıyla hazırlanan raporda öne çıkan maddeler şu şekilde:

2 bine yakın işçi hakkını aradığı için atıldı

-894 işçi 2017 yılında hak mücadelelerine katıldığı için işten atıldı.

-En az 663 işçi sendikalaşma mücadelesi verdiği için işten çıkarıldı.

-77 bin işçi ve emekçi 2017’de 430 işyeri temelli eylem, 144 genel eylem, 33 de dayanışma eylemi gerçekleştirdi.

-Eylemlerin yüzde 44’ü, yani yarısına yakını özel sektörde çalışan kadrolu işçiler tarafından yapıldı.

-İşyeri temelli eylemlerin yüzde 64’ü basın açıklaması, yüzde 23’ü fiili grev, yüzde 11’i ise kalıcı direniş şeklinde oldu.

– 2017’de eylemlerine kadınların katılımında düşüş gözlemlendi. 2016 için %32 olan bu oran 2017’de yüzde 29’a geriledi.

 “Her üç eylemden birinde üretim durdu ya da yavaşladı”

-İşyeri temelli eylemlerin yüzde 24’ünde toplu iş sözleşmesi, yüzde 21’inde işten atma, yüzde 14’ünde işteyken ücret gaspı, yüzde 14’ünde ise KHK’lerle işten atma, açığa alma, sürgün nedenleri rol oynadı.

-İşyeri temelli eylemlerin yüzde 33’ünde, yani her üç eylemden birinde üretim durduruldu ya da yavaşlatıldı.

-Özel sektör firmalarında çalışan taşeron işçilerinin yaptıkları eylemlerde oran yüzde 76’ya çıktı.

-Hak geliştirme amaçlı eylemlerin oranı özel sektördeki kadrolu işçilerde yüzde 76’ya çıkarken, memurlarda yüzde 19’a kadar düştü.

Hakkını arayan bin 894 işçi işten atıldı

– 2017 yılında sendikalaşma mücadelesi veren ve basına yansıyan bir eylem gerçekleştiren en az 663 işçi, patronlar tarafından işten atıldı. Bin 231 işçi ise sendikalaşmadan farklı sebeplerle yapılan hak mücadelelerine katıldığı için işinden oldu. Toplam sayı bin 894 olarak kayıtlara geçti.

-İşyerlerinde neredeyse her 4 eylemden biri (yüzde 23) metal işkolunda çalışan işçilerce yapıldı.

– Sendikaların örgütlediği işyeri temelli eylemlere bakıldığında, ilk sırayı 41 eylemle DİSK Birleşik Metal-İş, ikinci sırayı 39 eylemle Türk Metal, üçüncü sırayı 35 eylemle Eğitim Sen aldı.

– 2017 yılında işyeri temelli eylemlerin yanı sıra 177 genel eylem yapıldı.

– Genel eylemlerin yüzde 17’sinde işçi sağlığı ve iş güvenliği ile iş cinayetleri, yüzde 8’inde kıdem tazminatı hakkına yönelik yapılmak istenen yasal düzenlemeler, eylem nedeni olarak rol oynadı.

– İşçi Sınıfı Eylemleri Raporu’na göre, eylemlerin yüzde 84’ünde bir müdahale olup olmadığı bilgisine erişilemedi

– 430 işyeri eyleminde 77 müdahale tespit edildi. Bu müdahalelerin 21’i kolluk kuvvetleri tarafından şiddet kullanılarak, 6’sı grev ertelemeleriyle, 3’ü ise valilik kararıyla eylemin iptal edilmesiyle gerçekleştirildi.

– 2017’de eylem vakası görülme sıklığına göre yüzde 24 ile İstanbul, yüzde 18 ile İzmir ve yüzde 11 Kocaeli ilk üç sıraya yerleşti.

 

(Yeşil Gazete)

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın adaylığı için iptal başvurusu: Diploması geçersiz

Halkın Kurtuluş Partisi (HKP), Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığı adaylığının iptal edilmesi için Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) başvuruda bulundu.

Başvuruda, Erdoğan’ın üniversite diplomasının geçersizliğinin kanıtlandığı belirtildi.

Başvuruda, cumhurbaşkanı olmak için dört yıllık fakülte mezunu olmak gerektiği, Erdoğan’ın mezun olduğunu söylediği Sultanahmet’teki İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nin o yıllarda üç yıllık olduğu belirtilerek, “Bu nedenle Recep Tayyip Erdoğan’a ait olduğu ortaya atılan diploma sahtedir” dendi.

Dilekçenin ‘istem konusu’ bölümünde şu ifadelere yer verildi:

“AKP Cumhurbaşkanı adayı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın; YSK’na verdiği öğrenim belgelerinin geçersizliği ortaya çıkan belgelerle kanıtlanmış olduğundan, adı geçenin Anayasa’nın 101 ve 6271 Sayılı Cumhurbaşkanı Seçimi Kanunu’nun 6’ncı maddelerinde öngörülen ‘Seçilme Yeterliği’ne sahip bulunmadığından cumhurbaşkanlığı adaylığının iptaline karar verilmesi ve hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 204. maddesinde öngörülen ‘Resmi Belgede Sahtecilik Suçu’ndan suç duyurusunda bulunulması istemidir.”

 

(Diken)

Endüstriyel hayvancılığın Güney Amerika’daki yaban hayatı yok ettiği ortaya çıktı

Avrupa Et Endüstrisi’nin Çevresel Felaketi başlıklı raporda, fast-food zincirlerinin hayvan yemleri için yıkıma uğrattığı bölgelerdeki vahşi yaşamı yok ettiği ortaya çıktı.

McDonald’s ve Burger King gibi global çapta faaliyet gösteren fast-food zincirlerinin hayvan yemi taleplerini yetiştirebilmek için Güney Amerika’daki Gran Chaco bölgesinde çok büyük bir yıkıma giriştiği öğrenildi.

Raporu, Mighty Earth, Norveç Rainforest Foundation ve Fern örgütlerinin ortak çalışması ortaya çıkarttı.

Raporun hazırlanabilmesi için, yıkım dronelar kullanılarak çekildi.

Gran Chaco, soyu tükenme riskinde bulunan jaguarlara, dev karıncayiyenlere ve armadilolara ev sahipliği yapıyor.

Fakat, ormanların yıkımdan dolayı bu hayvanlar ya ölüyor bu süreçte ya da evlerinden kaçmak zorunda kalıyor.

Might Earth, drone ile yakaladığı görüntülerde devasa buldozerlerin yağmur ormanlarını yıktığını ortaya koydu.

Gran Chaco’nun, Amazon Ormanları gibi medyanın dikkatini çekmediği, bu yüzden bu şirketlerin faaliyetlerini, yıkımlarını daha kolay yürüttüğü belirtiliyor.

 

(Türkiye Vegan Derneği)