Ana Sayfa Blog Sayfa 2270

Almanya kömüre planlanandan önce veda ediyor

Almanya‘da Federal Hükümet ile eyaletler kömür enerjisinden vazgeçilmesini sağlayacak yol haritasında uzlaşma sağladı. Hükümet sözcüsü Steffen Seibert, dün akşam Başbakanlık Binası’nda yapılan yaklaşık altı saatlik toplantıda federal hükümet ve eyalet temsilcilerinin uzlaşma sağladığını duyurdu.

AFP’nin haberine göre, varılan uzlaşma, Almanya’nın kömür enerjisini terk etmesinin planlanandan öne çekilebilmesini öngörüyor. Siyasetçiler ve uzmanlardan oluşan “Büyüme, Yapısal Değişim ve İstihdam” Komisyonu, Almanya’nın 2038’e kadar kömür enerjisini tamamen bırakması talebinde bulunmuştu. Uzlaşmaya göre, kömür enerjisi üretimine 2035’e kadar tamamen son verilip verilemeyeceği değerlendirilecek.

Başbakan Angela Merkel başkanlığındaki toplantıda, linyitle çalışan termik santrallerin kapatılması için hükümet tarafından hazırlanan plan, eyaletlerin başbakanları tarafından kabul edildi.

Toplantıya Merkel’in yanı sıra Maliye Bakanı Olaf Scholz, Ekonomi Bakanı Peter Altmaier, Çevre Bakanı Svenja Schulze ile kömür üretimi yapılan Kuzey Ren-Vestfalya, Brandenburg, Saksonya ve Saksonya-Anhalt eyaletlerinin başbakanları katıldı.

Alman hükümetinin hazırladığı plan, termik santrallerin ve kömür madenlerinin kapatılması konusunda işletmecilerin sözleşmeyle bağlanmasını öngörüyor.

Hambach Ormanı’na dokunulmayacak

Hükümetin hazırladığı plan, daha önce verilmiş olan izne rağmen Hambach Ormanı‘nda kömür madeni kurulmasını engelliyor. Hambach Ormanı, Alman enerji firması RWE’nin linyit madenini genişletme çalışmaları için ormandaki ağaçların kesilmesini engellemek isteyen aktivistlerin protesto eylemleri ile gündeme gelmişti.

Uzlaşmaya göre, Alman hükümeti kömür üretiminin durdurulması ve kömürle çalışan termik santrallerin kapatılmasından etkilenecek eyalet ve bölgelere 2038 yılına kadar toplam 40 milyar euro mali destek vermeyi de kabul etti. Maliye Bakanı Olaf Scholz‘un yaptığı açıklamaya göre, hükümet ayrıca termik santralleri işletenlere de 4 milyar 350 milyon euro tazminat ödeyecek.

Kömür enerjisinden vazgeçilmesine ilişkin yasa tasarısının hükümet tarafından Ocak ayı içinde kabul edilmesi bekleniyor. Tasarının bu yılın ortasına kadar da yasalaşarak yürürlüğe girmesi planlanıyor.

‘En sıcak 10 yılı yaşadık, önlem alınmazsa daha kötüsü geliyor’

BM Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO), 2019 yılı sonu itibarıyla biten 10 yılın dünya tarihinin en sıcak 10 yılı olduğunu açıkladı. Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA), ABD’nin Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi (NOAA) ve Birleşik Krallık Meteoroloji Dairesi’nin verileri kullanılarak yapılan hesaplamalarda 2019 yılının 1850’den itibaren ölçülen en sıcak ikinci yıl olduğunu bildirmişti. 

Dünya Meteoroloji Örgütü ise yayınladığı açıklamada, 2010-2020 yılları arası dünya ortalama sıcaklığının 14,7 derece olarak tespit edildiği, bunun da 20. yüzyıl ortalamasının 0,8 derece üstünde olduğu kaydetti.

Son beş yıl en sıcak ‘seri’

Son 170 yılın beş yıllık serilerine bakıldığı zaman ise arkada bıraktığımız beş yılın en sıcak seri olduğu kaydedildi. Ortalamalar, 1850 ile 1900 yılları arasını kapsayan sanayi öncesi döneme göre, 1,1 derece daha sıcak ölçüldü.

Örgütün konuyla ilgili yaptığı açıklamada, “2020 ve sonrasında, sıcaklardan dolayı aşırı doğa olaylarının yaşanacağı; ‘buzullardaki erime, deniz seviyelerinin yükselmesi, okyanuslardaki ısınma ve asitlenmenin yanı sıra ekstrem hava koşulları yaşanabileceği” uyarısında bulunuldu.

 

Ayrıca iklim değişikliğine bağlı olarak ‘küresel sıcaklıklardaki artışın korkunç sonuçları’ olacağını da dile getirildi.

Her 10 yıl bir öncekinden daha sıcak

Avrupa Birliği İklim Değişikliği Gözlemleme Kurumu‘nun (Copernicus), ‘2019 yılının 2016’dan sonra küresel çapta, rekor düzeyde en sıcak ikinci yıl olduğu’ verisini teyit ettiklerini bildiren WMO Direktörü Petteri Taalas, Avustralya’da görülen geniş çaplı yangınlara da atıfta bulunarak, “2020, yoğun hava şartlarının etkisi ve iklim bağlantılı olaylarla 2019’un bıraktığı yerden başladı” diye konuştu.

Taalas, “Ne yazık ki 2020’de ve gelecek on yıllarda atmosferde sera gazı salımı da dahil rekor seviyede sıcaklıklara şahitlik edeceğiz” dedi.

WMO açıklamasında, 1980’den bu yana geçen her on yılın bir öncekinden daha sıcak olduğuna işaret edildi.

‘Yüzyılın sonuna kadar sıcaklık üç derece artabilir’

Direktör Taalas, “Mevcut karbondioksit emisyonu ile, yüzyılın sonunda 3 ile 5 santigrat derece sıcaklık artışına doğru gidiyoruz.” uyarısında da bulundu.

Başta BM Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli (IPCC) olmak üzere, örgütler ve bilim insanları, Paris Anlaşması’nda da belirtildiği üzere, küresel ortalama sıcaklık artışının yüzyıl sonuna kadar en fazla 2 derecede tutulması, ideal olarak 1,5 dereceyi aşmaması; bunun için de karbon emisyonlarının azaltılması gerektiğini belirtiyor.

‘Dev yangınlar olağan hale gelecek’

Birleşik Krallık Meteoroloji Ofisi- Hadley İklim Bilimi Merkezi’nden Profesör Richard Betts de Avustralya’daki doğa yangınlarına yol açan iklim koşullarının, 21’inci yüzyıl sonuna kadar dünyada ortalama sıcaklığın 3 derece artması durumunda olağan hale geleceğini öne sürdü.

 

Wikipedia 2.5 yıl sonra erişime açıldı

Anayasa Mahkemesi’nin (AYM) hak ihlali kararının ardından dosyaya bakan Ankara 1. Sulh Ceza Hakimliği’nin, Wikipedia’nın erişime engellenme kararını kaldırmasının ardından Wikipedia erişime açıldı.

AYM’nin Wikipedia’nın erişime kapatılmasını hak ihlali sayan kararının gerekçesinin dünkü Resmi Gazete‘de yayımlanmasının ardından Wikipedia’nın yeniden erişime açılması için süreç başlamıştı.

AYM, oy çokluğu ve 6 üyenin karşı oy yazısıyla alınan kararı, yeniden yargılama yapılması için Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi’ne de gönderdi. Mahkemenin erişim engeli kararını kaldırılması yönündeki kararı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na (BTK) iletmesiyle birlikte Wikipedia TSİ 22.30’da erişime açıldı.

Bazı maddeler yüzünden tüm site kapanmıştı

Ankara 1. Sulh Ceza Mahkemesi, 29 Nisan 2017’de, bazı yorumlar ve yazılarda “Türkiye’yi çeşitli terör gruplarıyla aynı düzlemde ve iş birliği halinde göstermeye çalıştığı” gerekçesiyle siteye erişimi engellemişti. Wikipedia, iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından, söz konusu kararı Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) taşıdı. Temmuz 2019’da dosyayı kabul eden AİHM’de dava hala sürüyor.

Wikipedia dünyada sadece Türkiye, Çin ve Venezuela‘da engellenmişti.

 

Black Rock CEO’su: İklim krizi ekonomiyi de dönüştürüyor

Uluslararası yatırım kuruluşu Black Rock CEO’su Larry Fink, şirket CEO’larına yönelik kaleme aldığı yıllık mektupta iklim krizinin dünyayı yeni bir ekonomi modeli benimsemeye zorladığını ve bu dönüşümün yakın gelecekte gerçekleşeceğini söyledi.

‘Müşteriler iklim değişikliğiyle ilgili tavsiye istiyor’

Deneyimli yatırım uzmanının çalıştığı Black Rock’un yönetim altındaki varlıkları, 2019’un üçüncü çeyreğinde yaklaşık 7 trilyon dolar. Müşterilerinin iklim değişikliği konusunda yatırımlarını nasıl değiştirmeleri gerektiği konusunda tavsiye istediğini aktaran Fint, “İklim değişikliği neredeyse her zaman tüm dünyadaki müşterilerin BlackRock ile gündeme getirdiği en önemli sorun. Avrupa‘dan Avustralya‘ya, Güney Amerika’dan Çin‘e, Florida‘dan Oregon‘a kadar yatırımcılar portföylerini nasıl değiştirmeleri gerektiğini soruyor ”dedi.

İklim değişikliğinin şirketlerin uzun vadeli beklentileri için belirleyici bir faktör haline geldiğini söyleyen Fink, “Ama farkındalık hızla değişiyor ve finans için temel bir yeniden şekillendirmenin kenarında olduğumuza inanıyorum” değerlendirmesinde bulundu.

Davos öncesi şirketlere uyarı

Fint’in açıklamaları 21-24 Ocak tarihleri arası gerçekleşmesi planlanan Davos Zirvesi öncesinde geldi. Dünya Ekonomik Forumu‘nun (WEF) düzenlediği Davos Zirvesi, önümüzdeki hafta İsviçre’nin Davos kasabasında başlayacak.

Bu yıl 50’ncisi düzenlenecek Davos Zirvesi’ne toplam 117 ülkeden 3 bin iş adamı, siyasetçi, akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcisi katılacak. Her yıl gerçek dünyayla temastan uzak olduğu için eleştirilen tema bu yıl “Uyumlu ve Sürdürülebilir Bir Dünya için Paydaşlar” olarak belirlendi.

‘Sermayenin yeniden tahsisine hazırlanın’

Şirketlere yönelik uyarılarını sürdüren Fink “Finans alanındaki 40 yıl boyunca, bir dizi finansal kriz ve zorluğa tanık oldum – 1970’lerin ve 1980’lerin başlarındaki enflasyon ani artışları, 1997’deki Asya para krizi, nokta-com balonu ve küresel finansal kriz… Bu bölümler yıllarca sürse bile, aslında hepsi kısa vadeliydi. İklim değişikliği farklı” dedi.

Fink, “Öngörülen etkilerin sadece bir kısmı gerçekleşse bile, bu çok daha yapısal, uzun vadeli bir kriz. Şirketler, yatırımcılar ve hükümetler sermayenin yeniden tahsisine hazırlanmalıdır ” ifadelerini kullandı.

Davos’ta yapılacak toplantıya, aralarında Greta Thunberg‘in de bulunduğu iklim aktivistleri de katılacak.

Vatikan’da üst düzeye bir göreve ilk kez bir kadın atandı

Katolik aleminin ruhani lideri ve Vatikan Devlet Başkanı Papa Francis, Vatikan Devletler Arası İlişkiler Sekreterliğinin (Dışişleri Bakanlığı) çok taraflı ilişkilerden sorumlu müsteşarlığına Francesca Di Giovanni’yi atadı. Vatikan‘dan yapılan yazılı açıklamada, Papa’nın kararıyla Vatikan Devletler Arası İlişkiler Sekreterliğinde mevcutta tek olan müsteşar sayısının ikiye çıkartıldığı belirtilerek çok taraflı ilişkilerden sorumlu olacak yeni müsteşarlığa 66 yaşındaki Di Giovanni’nin atandığı ifade edildi.

‘Süpriz oldu’

Di Giovanni, Vatikan yayın organı Radio Vaticana‘ya verdiği demeçte, uzun zamandır çok taraflı ilişkilerin yönetimi konusunda Vatikan dışişlerinde bir müsteşar altında yapılanmaya ihtiyaç duyulduğunu belirterek bu atamanın kendisi için de sürpriz olduğunu söyledi.

Vatikan Devletler Arası İlişkiler Sekreterliğinde yaklaşık 27 yıldır çalışan hukuk mezunu Francesca Di Giovanni, Papa’nın kararıyla Vatikan bürokrasisinde üst makama gelen ilk kadın yönetici oldu.

Vatikan dışişlerinin yeni yapılanmasında mevcut müsteşar Monsenyör Miroslaw Wachowski ise ikili ilişkilerden sorumlu müsteşar olarak görev yapmaya devam edecek. Vatikan Devleti kurumlarında kadınların üst düzey makamlarda görev almaması ve Papa Francis’in bu konuda bir adım atıp atmayacağı, kamuoyunda bir süredir tartışma konusuydu.

İklim krizi Endonezya’nın iki adasını yuttu: Betek ve Gundul sulara gömüldü

Endonezya’nın Güney Sumatra eyaletinde iki ada, deniz seviyesinin yükselmesi sonucu su altında kaldı. Jakarta Post gazetesinin haberine göre, insan yaşamının olmadığı Betet ve Gundul adlı küçük adalar, deniz suyu seviyesinin altında kalarak gözden kayboldu.

İklim uzmanları, küresel ısınmaya bağıl iklim krizinin ilk kurbanının ada devletleri olacağı konusunda yıllardır uyarıda bulunuyordu. Geçtiğimiz ay Madrid’de düzenlenen BM İklim Zirvesi’nde (COP25) konuşan Küçük Ada Devletleri İttifakı’nın temsilcileri de haritadan silinme riski altında yaşadıklarını belirterek, zengin ülkeleri iklim krizinin aciliyetini kavrayamamakla suçlamıştı.

Özellikle Pasifik’deki adalarda yaşayanların hayatı şimdiden önemli ölçüde zorlaştı, ancak acil önlem alınmaz ve iklim politikaları değiştirilemezse, dünyayı büyük bir iklim göçü dalgası daha bekliyor.

Güney Sumatra Endonezya Çevre Forumu Direktörü Hairul Sobri de iklim değişikliğine bağlı olarak deniz seviyesinin yükseldiğini ve bunun sonucunda adaların görünmez olduğunu söyledi. Sobri, Betet Adası’nın bir metre, Gundul Adası’nın ise üç metre su altında kaldığını belirtti.

Dört ada daha risk altında

Direktör Sobri, deniz seviyesinin yükselmesine karşı herhangi bir büyük mücadele yapılmazsa bölgede birinde yaşamın olduğu deniz seviyesine yakın dört adanın daha yakın zamanda su altında kalabileceğini aktardı.

Başkent de boşaltılıyor

Ülkenin başkenti Cakarta da deniz seviyesinin yükselmesi sonucunda su altında kalma riskiyle karşı karşıya. 10 milyon kişinin yaşadığı kentin yüzde 40’ı deniz seviyesinin altında bulunuyor. Hızla batmaya devam eden başkentin 2050’de üçte birinden fazlasının su altında kalma ihtimali bulunuyor. Bu nedenle de başkentin başka bir adaya taşınmasına karar verildi.

Ekvator kuşağında Avustralya’ya kadar uzanan adalar topluluğu üzerinde kurulu olan Endonezya, resmi kayıtlara göre 16 bin 56 adadan oluşuyor.

‘Emisyonlar azaltılmazsa okyanuslar 10 kat daha hızlı yükselecek’

IPCC’nin Eylül ayında yayımladığı rapora göre, okyanus sıcaklığının artış hızı 20. yüzyılın sonlarından beri ikiye katlandı. Çalışma, deniz seviyesinin hızla yükseldiğini ve emisyonlar azaltılmazsa okyanusların 2100 yılı itibarıyla geçen yüzyıla göre 10 kat hızlı yükseleceğini de ortaya koydu.

Rapora göre deniz seviyeleri insan kaynaklı seragazı emisyonlarının sonucu olarak şu ana kadar 16 cm yükseldi ve yükselmeye devam ediyor. Emisyonların artması ise deniz seviyelerindeki yükselmenin hızlanabileceği anlamına geliyor. Buna göre, günümüzde yılda 3,6 mm’lik bir yükselmeden söz ederken, 2100 yılında yılda 15 mm’lik bir yükselmeyle karşı karşıya kalabiliriz. Bu rakam geçen yüzyılda deniz seviyesinde yaşanan yıllık yükselmenin 10 katından fazla (1,4 mm). Bu 2100 itibarıyla deniz seviyesinde 84 cm’lik bir yükselme anlamına geliyor. Bu rakamın 1,1 metreye çıkma ihtimali de söz konusu.

Suudi Arabistan’da kar yağdı

Suudi Arabistan’ın özellikle kuzeybatı bölgesinde şiddetli kar yağdı, çöllerin bulunduğu Dahr Dağları ve çevresi karla kaplandı. Karla kaplı çöl manzarası ve karın içinde yürüyen develer büyük ilgi uyandırdı.

AccuWeather Kıdemli Meteoroloji Uzmanı Eric Leister, yağan karın geçtiğimiz hafta güney Avrupa ve Akdeniz’den Orta Doğu’ya giden ve bölgeye soğuk hava çeken güçlü bir fırtına sonucunda olduğunu söyledi. Tabuk ve kuzeybatı bölgelerinde yoğun yağış ve gök gürültülü sağanak yağış bekleniyor.

Kar yağması normal mi?

Krallığın kuzeybatı bölgesinde Ocak ayı ortalama 4 derece ile geçiyor. Normalde çok kuru bir iklime sahip olan bölgede kar sıklıkla karşılaşılan bir manzara değil. Kuzeybatı bölgesinde daha önce 2013 ve 2015 yıllarında kar yağışı gözlenmişti. 2018 yılı Nisan ayında, bahar ortasında yağan kar herkesi şaşırtmıştı.  2016 yılında da Mekke ve Medine arasındaki bölgeye 85 yıldır ilk kez kar yağmıştı.

Aşırı yağışlar küresel ısınmanın sonucu

Kar yağışı yalnızca Suudi Arabistan’da değil tüm Ortadoğu’da etkisini gösteriyor. Pakistan’da hafta başından beri etkili olan kar yağışı ve sebep olduğu sel ve çatı çökmeleri 55 kişinin ölümüyle sonuçlanmıştı.

Meteoroloji Ofisi yetkilisi Azmat Hayat Han, olağan dışı seviyede yağan kar ve yağmurun küresel ısınmanın sonuçlarından olduğunu söyledi. Tüm Ortadoğu’da aşırı yağışların görüldüğünü hatırlatan Han, Belucistan’da yoğun kar yağışının süreceğini ifade ederek, çığı ve toprak kayması riskine karşı tedbirli olunmasını istedi.

 

İngiltere’de fırtına AVM çatısını uçurdu

Birleşik Krallık’ta hafta başından bu yana etkisini gösteren Brendan fırtınası evlerde tahribata, ağaçların devrilmesine ve pek çok yolun kapanmasına sebep oldu.  Saatte 90 mil hıza çıkan fırtınanın ilerleyen hafta sonu şiddetini arttırabileceği konusunda uyarılar yapılıyor.

Çatı uçtu, yol kapandı

Yoğun yağış ve rüzgar sonucunda Gatwick Havaalanı‘na planlanan uçuşlar başka hava alanlarına yönlendirilmek zorunda kaldı. Ülke genelinde feribot ve tren seferlerinde gecikmeler yaşandı. Ayrıca fırtına Slough kentinde bir AVM’nin metal çatısını uçurdu.

Sosyal medyada yayınlanan görüntülerde binanın uçan çatısının Slough’da caddeyi tamamen trafiğe kapattığına dikkat çekildi. Yaşanan kazada herhangi bir can kaybı olmadı.

Sel uyarısı

Perşembe günü daha fazla yağmur olacağı için Birleşik Krallık genelinde sel uyarıları yapıldı ve sürücülere nehirlerin yakınındaki alçak yollardan kaçınmaları söylendi. Fırtına hızının ise hafta sonu saatte 120 mile çıkması bekleniyor.

 

HRW: Türkiye’de derin bir insan hakları krizi yaşanıyor

İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) 2020 Dünya Raporu’nda “Son dört yılda Türkiye’de hukukun üstünlüğü ve demokrasinin zedelenmesi ile giderek derin bir insan hakları krizi” yaşandığı belirtildi.

Örgütün New York’ta tanıtılan 652 sayfalık raporunda, 100’e yakın ülkede insan haklarına ilişkin uygulamalar incelendi. Raporun Türkiye ile ilgili bölümünde, “Gazetecilerin, insan hakları savunucularının ve siyasetçilerin uzun süreli ve keyfi tutukluluklarının Türkiye’nin insan hakları ve hukukun üstünlüğüne saygı gösterildiği iddialarına gölge düşürdüğü” ifade edildi.

Türkiye’de 31 Mart 2019 tarihinde yapılan yerel seçimlerde CHP’li Ekrem İmamoğlu‘nun Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini kazanmasına ve hükümetin adayının İstanbul’da seçimi kaybetmesine rağmen, “yetkililerin sonucu değiştirme çabalarının başarısız” olduğu kaydedildi. Güneydoğu Anadolu bölgesinde HDP’li 32 belediye başkanının görevden alındığı ve 23’ünün “terörizm” suçlamalarıyla tutuklandığı kaydedilen raporda, bu belediye başkanlarının “görevden alınması ve tutuklanmalarıyla seçim sonuçlarının” yok sayıldığı yorumu yapıldı.

Raporda, Türkiye’nin, “Barışçıl gösteri yapma ve toplanma hakkını kısıtladığı, LGBT ve diğer grupların toplantılarının keyfi olarak yasaklandığı, insanları zorla kaybettiği ve polis gözetimi altında yaşandığı iddia edilen işkence ve kötü muamale vakalarını araştırmadığı” ifade edildi.

Raporda, yapılan yargı reformuna rağmen bazı muğlaklıkların somut önlemler almayı engellediğine de dikkat çekildi.

Medyada sansür

Türkiye’de 119 gazetecinin ‘terör propagandası yapmak’ ve ‘terör örgütü üyesi olmak’ gibi suçlamalar nedeniyle hapis yattığına vurgu yapılan HRW raporunda, televizyon kanalları dahil medyanın büyük bölümünün Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın siyasi çizgisini izlediği kaydedildi.

İnsan Hakları İzleme örgütü Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson şu şekilde değerlendirdi:

 Türkiye’deki bu gelişmeleri, “Hükümeti eleştirenlerin hapsedilmesi ve muhalefet partilerinin kazandığı yerel seçimlerin sonuçlarının iptal edilmesi Erdoğan yönetiminin Türkiye’de insan hakları ve demokrasiyi zedeleme yönünde ne kadar ileriye gidebileceğini gösteriyor” sözleriyle değerlendirdi. Williamson, “Türkiye muhalefeti susturdu, Kürt seçmenleri yine seçtikleri temsilcilerden mahrum bıraktı.”

Raporda, “insan hakları savunucusu Osman Kavala, yazar Ahmet Altan, Diyarbakır’ın seçilmiş belediye başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, HDP’nin eski eş başkanları Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ gibi hükümeti eleştiren muhalif isimlerin uzun süredir ve keyfi olarak tutuklu bulunduğu” belirtildi.

Williamson, “Türkiye’nin cumhurbaşkanlığı, hükümeti eleştiren isimlerin serbest kalmasını ve seçimlerin muhalif partilerce kazanılmasına saygı gösterilmesini sağlayana kadar, ülkede hukukun üstünlüğü ve demokrasiye geri dönüş mümkün olmayacak” şeklinde konuştu.

Raporda, Çin’deki insan hakları ihlallerine de dikkat çekildi.

COP26’ya hazırlık: 114 ülke yeni iklim planı sunacak

Birleşmiş Milletler’in iklimle ilgili birimimin ve COP25’in ev sahibi Şili’nin verilerine göre, 114 ülke BM’ye 2020’de yeni iklim planı sunacaklarını açıkladı. Bu rakam, Paris Anlaşması taahhütlerini yerine getiren ülkelerin sayısının ikiye katlandığı anlamına geliyor.

Paris Anlaşması uyarınca, tüm ülkeler seragazı emisyonlarını azaltmak ve bu yıl Glasgow’da gerçekleşecek COP26’ya hazırlanmakla yükümlüler.

Küçük ada ve Karayip devletleri, Afrika, önde gelen AB ülkeleri, Arjantin, Meksika, Ukrayna ve İsviçre yeni planlar sunmaya hazırlanan ülkeler arasında. Hindistan, Çin ve Japonya ise yeni emisyon hedeflerini ne zaman yayımlayacaklarını açıkladı.

Eylül’den bu yana yüzde 60 artış

Glasgow’da 2020 sonunda düzenlenecek COP26’nın Başkanı Claire O’Neill, “114 ülkenin, bu önemli iklim yılında NDC’lerini (Ulusal Katkı Beyanı) yeniden gözden geçirerek emisyonlarını azaltmayı taahhüt ettiğini görmek beni mutlu ediyor. Bu durum, Eylül ayından bu yana %60’ın üzerinde bir artış anlamına geliyor. Şimdi ülkeleri Glasgow’daki COP26 Zirvesi öncesinde bu taahhütleri yerine getirmek için iddialı planlar geliştirmeye teşvik edeceğiz” dedi.

Ayrıca 120’den fazla ülke BM’ye 2050 yılına kadar net sıfır emisyon planları üzerine fikir birliğine vardıklarını veya bu hedefe yönelik çalıştıklarını bildirdi. ABD’nin New York ve Kaliforniya eyaletlerini de içeren The Climate Ambition Net Zero Alliance, küresel GSYİH’in %30’undan fazlasını, küresel emisyonların %18’ini, 398 şehri ve 786 büyük şirketi kapsıyor.

O’Neill, net sıfır emisyon planı geliştirme sözü veren ülke sayısının 60’tan 121’e çıkmasının çok önemli bir gelişme olduğunu vurgulayarak “Bu altın bir fırsat. Isınmayı 1,5 dereceyle sınırlandırma şansımız olacaksa, dünyanın bir araya gelmesi çok önemli” dedi.

‘Yenilenebilir enerji uyarısı’

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı (IRENA), küresel enerji dönüşümünü ilerletmek ve Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’na ulaşmak için yenilenebilir enerjilerin küreseldeki enerji payının 2030’a kadar iki katından fazla olması gerektiğini belirtiyor. Buna göre, küresel enerji ihtiyacının %27’sini karşılayan yenilenebilir enerji 2030’a kadar payını %57’ye çıkarmalı.

Power Shift Africa’nın Yöneticisi Mohamed Adow da Paris Anlaşması’nın hiçbir zaman durağan bir belge olarak tasarlanmadığını hatırlattı. Adow şunları söyledi:  “Amacı uygun kılan, ülkelerin teknoloji geliştikçe ve iklim krizi kötüleştikçe ulusal planlarını sürekli olarak gözden geçirip geliştirecek olmalarıydı. Paris Anlaşması, gelişmesi ve evrilmesi gereken canlı bir organizma. Yeni planlar sunmayı taahhüt eden hükümetler bunu kabul ediyor, dünyanın geri kalanı da bu kararı takip etmeli.”

İstanbul, Türkiye’den tek metropol

Türkiye’den İstanbul 2020’de iklim hedeflerini güçlendireceğini UNFCCC’ye bildiren Türkiye’den ilk ve tek metropol oldu. Listede aynı zamanda Türkiye’den Kadıovacık beldesi ve Reflect Studio ve SLN Tekstil ve Moda San. Tic. A.Ş adlı iki şirket bulunuyor.