Ana Sayfa Blog Sayfa 2183

Meclis doktorunun ve Kırklareli Valisi’nin koronavirüs testi pozitif çıktı

Kırklareli Valisi Osman Bilgin‘in ve TBMM Meclis hastanesinin doktorunun koronavirüs (Covid-19) testinin pozitif çıktığı açıklandı.

Kırklareli Valiliği tarafından yapılan açıklamada valilik görevini vali yardımcısı Bekir Sıtkı Kocakundakçı’nın yapacağı belirtildi. Vali Bilgin’in ise 14 gün boyunca karantinaya alındığı belirtildi. Açıklamada şu ifadelere yer verildi:

Valimiz Sayın Osman Bilgin’in 31 Mart 2020 Salı günü yaptırmış olduğu Koronavirüs (Covid-19) testi pozitif çıkmıştır. Kırklareli Valiliği görevi resmi olarak Vali Yardımcısı Bekir Sıtkı Kocakundakçı tarafından yürütülecektir.

Valimiz Sayın Osman Bilgin kendisini 14 gün süre ile Vali konağında izole altına almıştır ve izole süresince Vali Konağından fiili olarak Valilik görevini yürütecektir

Meclis doktoru ikinci testte pozitif çıktı

TBMM Başkanlığı tarafından görevli doktorun sağlık durumuna ilişkin yapılan açıklamada ise “Koronavirüs şüphesiyle hastanede bulunan Meclis Hastanesi doktoruna yapılan ikinci testte Covid-19 pozitif çıkmıştır. Doktorla son 14 gün içinde temas eden şahıslarla ilgili Sağlık Bakanlığı’nın önerdiği şekilde gerekli prosedürler uygulanmaktadır” denildi.

Meclis Devlet Hastanesi’nde görevli doktora, ateş ve boğaz ağrısı belirtilerinin görülmesi üzerine Koronavirüs testi yapılmış, test sonucu negatif çıkmıştı. Tedbir amaçlı hastanede gözlem altında tutuluyordu. Kendisine ilk yapılan testte ise sonuç negatif çıkmıştı.

İnfaz indirimi teklifi Meclis’te: Cinsel şiddet, uyuşturucu, terör suçları kapsam dışı

AKP Grup Başkanvekili Cahit Özkan, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını sonrası çalışmaları hızlandırılan, kapalı ve açık cezaevindeki hükümlülerin serbest kalmasını ya da ev hapsine geçmesini sağlayacak infaz indirimi paketinin ayrıntılarını açıkladı. Özkan, 11 farklı kanunda 70 maddenin değişikliğini içeren öneriden 90 bin hükümlünün yararlanacağını söylerken, “Cinsel şiddet, uyuşturucu, kadına şiddet, cinayet, terör suçları bunların dışına çıkarılmıştır. Terör suçları özellikle hiçbir ayrım gözetilmeksizin bu ayrım dışına alınmıştır” dedi.

Özkan, düzenlemeyle 65 yaşını dolduranların, 0-6 yaş çocuğu bulunan kadınların, kendisine bakamayacak durumda olan hastaların konutta infazının mümkün hale getirildiğini söylerken, “İstisna olan suçlar kapsam dışında olacak” dedi.

Teklifin Adalet Komisyonu‘ndan görüşülmesinin ardından hafta salı günü TBMM Genel Kurulu‘nda görüşülebileceğini belirten Özkan, “Ceza indirimi söz konusu değil. Hükümlü suç teşkil eden bir eylemde bulunursa ceza kanununda belirtilen hükmü yatmak üzere cezaevine geri dönecektir” ifadesini kullandı.

Özkan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

  • İnfaz düzenlemesinde çalışmalarımızı tamamladık. İnfaz düzenlemesini Meclis Başkanlığı’na sevk ettik. Bu süreç devam ederken, diğer siyasi partilere ziyaretler gerçekleştirdik. Teklif ve önerilerini de aldık. İnfaz hukukunun temel prensiplerini göz önünde bulundurduk. 11 farklı kanunda değişiklik içeren 70 maddelik kanun teklifimizi hazırladık.

Denetimli serbestlik süresi 3 yıl

  • Cinsel şiddet, uyuşturucu, kadına şiddet, cinayet, terör suçları bunların dışına çıkarılmıştır. Terör suçları özellikle hiçbir ayrım gözetilmeksizin bu ayrım dışına alınmıştır. Covid-19’la birlikte cezaevi boyutlarıyla b ir takım tedbirler alınması ortaya çıkmıştır.
  • “Kalıcı infaz oranı 1/2 olarak düzenlenmiştir. Denetimli serbestlikte cezasızlık algısını ortadan kaldırmayı hedefliyoruz. 1 Temmuz 2016’dan önce işlenen 2 yıllık denetimli serbestlik süresini 3 yıla çıkarıyoruz. 30 Mart 2020 tari hine çekiyoruz. Diğer düzenlemelerde, iyi hal incelemesi… İyi hal ile ilgili otomatik bir geçiş vardır. Getirilen bu düzenleme ile iyi hal otomatik sistemden çıkarılarak oluşturulan gözlem ve idare komisyonuna bırakılmıştır. Sadece cezaevinin içinde yapılan hatalar ve yanlışlarla ilgili değil, hastane ve adliyedeki durumları da dikkate alınacaktır.

Konutta infaz

  • 1 Temmuz 2016’dan önce işlenen 2 yıl lık denetimli serbestlik süresini 3  yıla çıkarıyoruz. 30 Mart 2020 tarihine çekiyoruz. Diğer düzenlemelerde, iyi hal incelemesi… İyi hal ile ilgili otomatik bir geçiş vardır. Getirilen bu düzenleme ile iyi hal otomatik sistemden çıkarılarak oluşturulan gözlem ve idare komisyonuna bırakılmıştır. Sadece cezaevinin içinde yapılan hatalar ve yanlışlarla ilgili değil, hastane ve adliyedeki durumları da dikkate alınacaktır.
  • Kadınlar, çocuklar ve hastalar için de düzenlemeler öngörüyoruz. 65 yaşını dolduran, 0-6 yaş arası çocuğu bulunan kadınlar, kendisine bakamayacak durumda olan hastaların konutta infazını mümkün hale getiriyoruz. İnfaz hakimliğini getiriyoruz. Denetimli serbestlik iyi hal infaz hakimliğine bırakılıyor.
  • Pandemiyle ilgili, açık cezaevine gelmiş cezası infaz edilen hükümlelürle ilgili cezalarının konutta çekmesinin önü açılıyor. Bunun Adalet Bakanı’yla 2 ay uzatılmasını öngörüyoruz. Bu sürenin zaruret teşkil etmesiyle 2 kez uzatılmasını mümkün hale getiriyoruz.

90 bin kişi yararlanacak

  • Şu anda yaklaşık 45 bin kişi yararlanıyor. Ayrıca, salgın hastalık nedeniyle açık cezaevinden konutta cezaya geçecek olanlarla bu sayı yaklaşık 90 bine ulaşıyor. Teklifimizi sunduk, Adalet Komisyonu Başkanı’na gelecek ve çağrı yapılacak. Perşembe günü Adalet Komisyonu toplanarak bunu görüşmeye başlayacak. Gelecek hafta başı itibariyle Genel Kurul’da görüşmelere başlamış olacağız.
  • Covid-19’la ilgili salgın tehditi olduğu için bu hususta siyasi yaklaşımlardan ziyade Bilim Kurulu’nun çalışmalarına bağlı olacak. Tehdit devam ettiği müddetçe Adalet Bakanımız kurulun risk analizi çerçevesinde karar verecektir.

Açık cezaevinde kalanlar iki ay izinli sayılacak

  • Bu geçici düzenleme bir izin düzenlemesidir. Şu anda açık cezaevinde hükmü infaz edilen hükümlülerin kurumsal infazı ve izinleri söz konusu. Bu düzenlemeyle açık cezaevinde var olan izinin kapsamını genişletiyoruz. Bu 2 ayda açık cezaevinde kalanlar izinli sayılacaklar. Adalet Bakanı’nın kararıyla 2 kez uzatılması da mümkün olacak.
  • 65 yaşını bitirmiş olanlarla ilgili zaten 6 aylık bu süreyi 1 yıla çıkarıyoruz. 70 yaşını geçenlerle ilgili 1 yıldı, 2 yıla çıkarıyoruz. Ayrıca 0-6 yaş grubu çocuğu olan hükümlülerin konutta infazını mümkün hale getiriyoruz. Yaşlı hastalarla ilgili kendilerine bakamayacak kadar hasta olanlar bu yasa kapsamında yararlanabiliyorlar. İstisna olan suçlar kapsam dışında olacak.

Ceza indirimi yok

  • Şu anda açık cezaevinde hükmü infaz edilmekte olan hükümlüler arasında her türlü suç var. Bunların izin hakları şu anda da var. belirli dönemlerde izinlerini kullanabiliyorlar. Diyoruz ki Covid sebebiyle bu hükümler 2 ay dışarıda infaz edilecek.
  • İnfaz düzenlemesi hükmün kesinleştiği andan itibaren cezaevleri ve denetimli serbestlik ve şartlı salıverilme dönemlerini kapsayan bir düzenlemedir. Ceza indirimi söz konusu değil. Ceza infaz sisteminin değişik aşamalarında düzenleme yapıyoruz. Hükümlü hukuka aykırı suç teşkil eden bir eylemde bulunursa bütün ceza kanununda belirtilen hükmü yatmak üzere cezaevine geri dönecek.

 

‘Yüksek karbonlu ürünlere de sigara paketlerindeki uyarılar gerekli’

Bir grup halk sağlığı uzmanı sigara paketlerinde yer alan uyarılarda olduğu gibi, iklim krizinin sağlık üzerindeki etkilerini göstermek için uçak biletleri, enerji faturaları ve benzin pompaları gibi yüksek karbonlu ürünlerde benzer uyarıların konulması gerektiğini savunuyor.

Guardian’da yer alan habere göre uzmanlar bu şekilde tüketicilerin satın aldıkları ürün ve hizmetlerin iklim çöküşü üzerindeki etkisinin farkında olmasına katkı sağlamayı amaçlıyor. Uzmanlara göre bu yöntem hem oldukça ucuz hem de etkili olacak.

‘İnsanları alternatifleri kullanmaya teşvik edecek’

British Medical Journal‘da yayınlanan makalede “Uyarı etiketleri, fosil yakıt tüketiminden kaynaklanan iklim acil durumunun soyut tehdidini şu anda yaşanan etkileriyle birleştirir ve fosil yakıt kullanımının gerçek maliyetine hem görsel hem de sayısal olarak dikkat çeker” dedi.

Etiketlerin insanları eylemlerinin sonuçlarına daha duyarlı hale getireceğini söyleyen uzmanlar bu sayede insanların fosil yakıtlara alternatifleri kullanmaya teşvik edeceğini ve yenilenebilir enerji talebini artıracaklarını savundu.

Çoğu ülkede sigara üzerlerinde kullanılan etiketler ve görseller giderek yaygınlaşıyor. Önceden paketlerde yer alan “sigara sağlığa zararlıdır” ibaresinin yerine hastalanmış akciğerlerin ve duman soluyan çocukların resimleri de kullanılmaya başlandı.

İnsan sağlığına dikkat çeken görseller

Çalışmanın yazarlarından Mike Gill, “Yüksek karbonlu ürünlerin etiketleri de aynı şekilde grafikler kullanılarak hazırlanabilir. Özellikle fosil yakıtların sebep olduğu hava kirliliğinin sağlığa verdiği zararın altı çizilebilir. Zarar görmüş ciğerlerin, seller gibi ekstrem hava olaylarının, ya da sıcak hava dalgası yüzünden hayatını kaybeden insanların cesetleri kullanılabilir” dedi.

Gill, sunduğu önerilere ek olarak “Hatta bazı ülkelerde sıcaklık sebebiyle artan sıtma ile ilgili mesajlar da verilebilir. Ya da su ve yiyecek kaynakları üzerindeki olumsuz etkisine dair uyarılar yer alabilir” ifadelerini kullandı.

Birleşik Krallık, ABD ve Hindistan’dan dört çevre sağlığı uzmanı tarafından kaleme alınan yazıda insanların sağlığına gönderme yapacak uyarıların, doğrudan ekolojiye olan zararını söylemekten daha etkili olabileceğini söylendi.

Fosil yakıt endüstrisinin reklamlarına kısıtlama

Sigara etiketleri aynı zamanda reklamlarında kısıtlama yapmak ve yasaklamak gibi diğer uygulamalarla pekiştirilmişti. Uzmanlar, benzer uygulamaların bu alanda da yapılmasıyla beraber yeşil yıkamanın önüne geçilebileceğini söyledi.

Yüksek karbonlu ürünlerin üzerine bu tarz etiketler yapıştırmak elbette ki hükümetin müdahalesini gerektiriyor. Çalışmanın yazarları, Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Konferansı’na (COP26) ev sahipliği yapacak Birleşik Krallık’ın bu adımı atarak öncü olabileceğini belirtti.

 

TTB il il koronavirüs vakalarını açıklamaya başladı

Koronavirüs vakalarının il bazında açıklanmamasını Bilgi Edinme Hakkı’nın ihlali olduğunu, bilginin paylaşılmasının engellenmesi girişimlerinini sakıncalı bulduğunu  belirten Türk Tabipleri Birliği, Twitter hesabından il il koronavirüs (Covid-19) raporlarını yayınlamaya başladı.

En fazla yoğun bakım hastası İstanbul’da

Korona Günlerinde İstanbul’da Sağlık Raporu‘na göre, en fazla yoğun bakım ünitesine yatırılan hasta İstanbul’da. Vaka sayısı 200’ün üzerinde.

Kentte, 100’den fazla hekim ve sağlık çalışanı da enfekte olmuş durumda. TTB, pandeminin bu hızla devam etmesi durumunda önümüzdeki günlerde ya da haftalarda İstanbul’daki kamu hastanelerinde ciddi yatak sıkıntısı yaşanabileceği uyarısında bulundu.

İzmir’de hasta sayısı 700; 75 sağlık çalışanı enfekte 

İzmir Tabip Odası‘nın hazırladığı raporda ise “Son iki haftada İzmir genelinde kamu hastanelerinde PCR testi pozitif ve klinik olarak şüpheli pozitif vakalar dâhil hasta sayısı 700 civarındadır” denildi.

Ayrıca, virüsten etkilenen hekim ve sağlık çalışan sayısının da yaklaşık 75 olarak kaydedildiği raporda, “Bu süreç büyük bir gizlilik içinde yürütülmekte, hekimler bile hastalarının test sonuçlarını öğrenmekte zorlanmaktadır. Kişisel koruyucu ekipman sayıları ve niteliklerinde eksiklik en çok bildirilen sorundur” ifadeleri yer aldı.

Ankara’da 600 civarı hasta

Ankara ili genelinde toplam 600 civarında Covid-19 tanısı konulan ve tedavileri devam eden hasta bulunduğunu belirten TTB, “Çok sayıda sağlık çalışanı salgından etkileniyor! Yaygın test yapılması ve koruyucu ekipmanların eksiksiz karşılanması talebini yeniliyoruz”dedi.

Adana’da 63 yoğun bakım hastası

Korona günlerinde Adana‘da sağlık raporunda, yaklaşık 550 kişinin Covid-19 teşhisi veya şüphesiyle yattığını belirten TTB, 63 yoğun bakım hastasından 15’inin entübe, ikisinin taburcu olduğunu, dört hekim ve 12 sağlık çalışanının da koronavirüs şüphesi ile takip edildiğini duyurdu.

Diyarbakır’da beş ölüm

Diyarbakır‘da yaklaşık 150 kişinin Covid-19 teşhisi veya şüphesiyle yattığını belirten TTB, altı yoğun bakım hastasının olduğunu ve beş kişinin hayatını kaybettiğini belirti.

Urfada’da 70 test, altı kişi pozitif

Urfa‘da 70 kişinin koronavirüs (Covid-19) şüphesiyle hastaneye baş vurduğu, yapılan testlerde 6 kişinin pozitif hasta olduğu anlaşıldı.

Samsun’da altı ölüm

Samsun‘da altı kişinin hayatını kaybettiğini, yaklaşık 300 vakanın testlerinin pozitif yada şüpheli pozitif olduğunu belirten TTB, beşi hekim 15 sağlık çalışanın Covid-19 tanılı ya da klinik pozitif olduğunu açıkladı.

Kayseri’de dört kişi hayatını kaybetti

Kayseri‘de, dört kişinin hayatını kaybettiğini saptayan TTB, 50 PCR pozitif hasta, 250 Covid-19 şüphesiyle yatan hasta, yedi entübe hasta olduğunu açıkladı. Kayseri’de, 10 çocuk ve iki hekim de şüphe üzerine hastanede yatıyor.

Antep’de vaka sayısı 36

Antep‘te, hayatını kaybeden hasta olmadığını belirten TTB, 36 kişinin testlerinin pozitif çıktığını, biri diş hekimi iki sağlık çalışanının da Covid-19 pozitif olduğunu ancak genel durumlarının iyi olduğunu açıkladı. Antep’te toplam altı entübe hastasından ikisinin durumu ise kritik.

İBAN yarışları: Belediyelerin yardım kampanyalarına soruşturma açılacak

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 81 ilin valilerine genelge göndererek belediyelerin valiliklerden izin almadan yardım kampanyası düzenleyemeyeceğini, düzenleyenler hakkında soruşturma başlatılacağını söyledi.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, düzenlenen yardım kampanyasıyla tespit edilecek 250 ila 300 bin aileye gıda kolilerini dağıtacaklarını açıklamıştı.

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş ise, 500 bin aileye düzenli gıda yardımı yapılacağına yönelik organize ve planlı bir çalışma başlattıklarını söylemişti.

‘Birden çok ilçeyi kapsıyorsa valilik izni gerekir’

Düzenlenen yardım kampanyalarının ardından valilere gönderdiği ‘Yardım toplama’ konulu resmî yazıda, bu tarz faaliyetlerin 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu tarafından düzenlendiğinin hatırlatıldığı açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Mevzuatımızda, kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kişilere yardım sağlamak ve kamu hizmetlerinden bir veya birkaçını gerçekleştirmek ya da destek olmak üzere ‘gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, vakıflar, spor kulüpleri, gazete ve dergilerin’ yardım toplayabilecekleri 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’nda düzenlenmiştir.

Anılan Kanun ile; gerçek kişiler, kurumlar, dernek ve vakıfların, açtıkları banka hesabı üzerinden kişilerin para yatırması veya bir makbuz karşılığında para toplanmasına ilişkin usul ve esasları belirlenmiştir.

Bu kapsamda Kanunun 6’nci maddesinde yardım toplayacak gerçek kişiler ve kurumlar yetkili makamdan izin alma zorunluluğu düzenlenmiş; 7’nci maddesinde ise yardım toplama faaliyeti bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa o ilin valisi, yardım toplama faaliyeti birden fazla ili kapsıyorsa yardım toplama faaliyetine girişecek gerçek veya tüzel kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valisinden izin alınacağı ve izni veren valilik tarafindan ilgili valiliklere ve İçişleri Bakanlığı’na bilgi verileceği hüküm altına alınmıştır.

‘Bazı yerel yönetimler izin almadı’

Bazı yerel yönetimlerin ve derneklerin izin almadan yardım toplama faaliyetine giriştikleri görülmüştür Buna rağmen son günlerde bazı yerel yönetimler başta olmak üzere kurum, vakıf ve derneklerin 2860 Sayılı Yardım Toplama Kanunu’nun açık hükümlerine rağmen herhangi bir izin almadan bazı hesapları ilan ederek yardım toplama faaliyetine giriştikleri görülmüştür.

Yasalarımızda belediyelerin Yardım Toplama Kanunundan muaf olduklarına dair herhangi bir hüküm bulunmamaktadır. Dolayısıyla belirli banka hesapları ilan ederek vatandaşlardan yardım talep etmek gibi yardım toplama faaliyetlerine ilişkin tüm iş ve işlemleri Yardım Toplama Kanunu hükümlerine uygun olarak yapmak zorundadırlar.

‘İzin alınmazsa, kovuşturma başlatılır’

Bu kapsamda olan kurum, dernek ve vakıfların ivedilikle uyarılarak, bu kapsamdaki faaliyetlerinin, uygulamalarının Yardım Toplama Kanununun hükümlerine uygun yürütmesinin sağlanması; ikaza rağmen mevzuata uygun faaliyet yürütmeyenler ile ilgili anılan Kanunun 6’nci maddesinin ‘İzin alınmadan girişilen yardım toplama faaliyetleri güvenlik kuvvetlerince derhal menedilir ve sorumlular hakkında kovuşturma yapılır’ hükmü çerçevesinde gerekli işlemlerin yapılması hususunda, bilgi edinilmesi ve gereğini arz ve rica ederim.”

Afşin’de üçüncü termik santrale onay çıktı

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Kahramanmaraş’ın Afşin ilçesinde, Altunelma ve Tanır mevkiinde Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ) Genel Müdürlüğü tarafından yapılması planlanan Afşin C Termik Santralı için “ÇED Olumlu” kararı verdi.

Bölgede zaten biri 33 diğeri 15 yıldır faaliyette olan iki  adet termik santral bulunuyor. Hava kirliliğinin yaşanmaz hale getirdiği yörede yaşayanlar “Çernobil etkisi oluşturacak” dediği proje için binlerce imza ve dilekçe toplamış ve 24 Ekim 2019 tarihinde gerçekleştirilen İnceleme Değerlendirme Komitesi Toplantısı’na da katılarak projeye itiraz etmişti.

Greenpeace Akdeniz’in Mart 2019’da hazırladığı “Afşin’de Kömürlü Termik Santrallerin Maliyeti” başlıklı hava modellemesi raporuna göre Afşin’deki santrallerden çıkan emisyonlar yetişkinlerde inme, akciğer kanseri, kalp ve solunum yolu hastalıkları ve çocuklarda solunum yolu enfeksiyonları riskini artırıyor. Bu santrallerden çıkan küçük parçacıklar (PM2,5) ve azot dioksit (NO2) kirliliği nedeniyle bugüne kadar 17 bin erken ölüm gerçekleşti.

Afşin’e dördü EÜAŞ’a ait altı santral daha planlanıyor. Greenpeace’in raporuna göre bu santrallerin de gerçekleşmesi halinde santraller ömrünü tamamladığında 32 bin erken ölüm gerçekleşmiş olacak.

Ekoloji Birliği’nin verdiği bilgiye göre, Afşin C Termik Santralı Projesi her biri 600 MWe kurulu güce sahip 3 üniteden oluşuyor. 1.800 MWe‘lik santralde kullanılacak kömür miktarı yaklaşık 3.325,4 ton/saat (23.104.879,2 ton/yıl). Santralın yatırım bedeli yaklaşık 17 milyar 300 milyon TL. Proje dosyasını ise Kanal İstanbul‘un da ÇED raporunu hazırlayan Çınar Mühendislik oluşturdu.

Birlik, Çevre ve Şehircilik Kahramanmaraş İl Müdürlüğü’nün web sayfasında daha önce duyuru metninin bulunduğunu ancak kaldırıldığını belirtti. Ancak bakanlığın ÇED İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü’nün sitesinde yer alan  “ÇED Kararları-ÇED Olumlu Kararları” listesinde, 27.03.2020 itibarıyla son sırada; 27.03.2020 tarihinde 5861 No’lu karar ile “ÇED Olumlu” kararı verildiği bilgisi yer alıyor.

Ekoloji Birliği, santral için harcanacak kaynağı, insanları koronavirüsten koruyacak sağlık yatırımları ve sosyal destek mekanizmalarına harcanması çağrısı yaparak şunları ifade etti:

Dünya’da bir sürü ülke sera gazı oluşumunun en büyük nedenlerinden birisi olan termik santralleri kapatırken ve Paris Anlaşması doğrultusunda taahhütlerini yerine getirmeye çalışırken Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti yeni termik santraller açmaya karar vermektedir. Paris Anlaşması’nı imzalamayan hükümet, ülkemizin içinde bulunduğu bu koşullarda bile bilerek ve isteyerek termik santral lobisine yeni iş imkanları hazırlamaktadır. Taammüden halkının sağlığı ile oynamakta ve iklim krizini umursamamaktadır. Oysa halkının sağlıklı bir çevrede yaşamasını sağlamak devletin ve iktidarın başlıca görevidir.” 

Türkiye’de 720 bin çocuk işçi var

Türkiye İstatistik Kurumu (TUİK) “Çocuk İşgücü Araştırması” isimli araştırmasını yayınladı. Araştırmaya göre 5-17 yaş grubunda ekonomik faaliyette çalışan çocuk sayısı 720 bin kişi oldu.

Daha önce 2012 yılında yapılan araştırmada 6-17 yaş grubundaki 15 milyon 247 bin çocuktan 893 bininin çalıştığı belirtilmişti. TUİK, bir önceki araştırmasıyla bu yıl yayınlanan araştırma arasında kapsam ve yöntem açısından farklılıklar olduğunu söyledi.

Çalışan çocuk sayısı 720 bin

Türkiye genelinde 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 16 milyon 457 bin kişi olarak tahmin edildi. Bu yaş grubundaki çocuklar, kurumsal olmayan nüfusun yüzde 20,3’ünü oluşturdu.

Ekonomik faaliyette çalışan çocuklara ilişkin temel göstergeler, 5-17 yaş, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2019

Yaş grupları itibariyle, 5-11 yaş grubundaki çocuk sayısı 9 milyon 12 bin, 12-14 yaş grubundaki çocuk sayısı 3 milyon 796 bin, 15-17 yaş grubundaki çocuk sayısı ise 3 milyon 649 bin kişi olarak tahmin edildi.

Bir ekonomik faaliyette çalışan 5-17 yaş grubundaki çocuk sayısı 720 bin kişi olup çalışan çocuklar arasında 5 yaşında çocuk gözlenmedi. 5-17 yaş grubunda çalışan çocukların aynı yaş grubundaki çocuklar içinde payını gösteren istihdam oranı ise yüzde 4,4 oldu.

Yüzde 80’e yakını 15-17 yaşa arasında

Çalışan çocukların yüzde 79,7’sini 15-17 yaş grubundakiler oluştururken, yüzde 15,9’unu 12-14 yaş grubundakiler,  yüzde 4,4’ünü ise     5-11 yaş grubundaki çocuklar oluşturdu. Cinsiyete göre incelendiğinde, çalışan çocukların yüzde 70,6’sını erkek çocukların, yüzde 29,4’ünü ise kız çocukların oluşturduğu görüldü.

Yüzde 65,7’si aynı zamanda eğitime devam etti

Eğitime devam durumuna göre ekonomik faaliyetlerde çalışan çocuklar, 5-17 yaş, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2019

Çalışan çocukların yüzde 65,7’si bir eğitime devam ederken, bu oran erkeklerde yüzde 65,6, kızlarda yüzde 66,1 oldu. Yaş gruplarına göre, 5-14 yaş grubundaki çalışan çocukların yüzde 72,0’ı, 15-17 yaş grubunda çalışan çocukların ise yüzde 64,1’i aynı zamanda bir eğitime devam etti. Çalışan çocukların yüzde 34,3’ü eğitime devam etmedi.

Ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların eğitime devam durumu (%), 5-17 yaş, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2019

En büyük sebep hane halkına katkı 

Çalışan çocukların çalışma nedenlerinde ilk sırayı yüzde 35,9 ile “hanehalkının ekonomik faaliyetine yardımcı olmak”, alırken bunu, yüzde 34,4 ile “iş öğrenmek, meslek sahibi olmak”, yüzde 23,2 ile “hanehalkı gelirine katkıda bulunmak” izledi. Çocukların yüzde 6,4’ü ise “kendi ihtiyaçlarını karşılamak” amacıyla çalıştı.

Ekonomik faaliyetlerde çalışan çocukların çalışma nedeni (%), 5-17 yaş, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2019

 

Yarısı hizmet sektöründe

 

Çalışan çocukların yüzde 30,8’i tarım, yüzde 23,7’si sanayi yüzde 45,5’i ise hizmet sektöründe yer aldı. Yaş grubuna göre incelendiğinde; 5-14 yaş grubunda çalışan çocukların yüzde 64,1 ile tarım sektöründe 15-17 yaş grubunda çalışan çocukların ise yüzde 51 ile hizmet sektöründe ağırlık kazandığı görüldü.

 

 Ekonomik faaliyet koluna göre çalışan çocuklar, 5-17 yaş, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2019

 

 

 

Yüzde 63,3’ü ücretli veya yevmiyeli olarak çalıştı

İşteki durumuna göre çalışan çocukların yüzde 63,3’ü ücretli veya yevmiyeli, yüzde 36,2’si ücretsiz aile işçisi, yüzde 0,5’i ise kendi hesabına olarak çalıştı.

Çalışan çocukların yüzde 66’sı düzenli işyerinde, yüzde 30,4’ü tarla-bahçede, yüzde 3’ü seyyar sabit olmayan işyeri veya pazar yerinde, yüzde 0,5’i ise evde çalıştı.

Fiziksel sağlığı kötü etkileyen koşullarda çalıştılar

Çalışma ortamında fiziksel sağlığı olumsuz etkileyen faktörler incelendiğinde; çalışan çocukların yüzde 12,9’unun aşırı sıcak/soğuk ya da aşırı nemli/nemsiz bir ortamda çalıştığı, yüzde 10,8’inin kimyasal madde, toz duman veya zararlı gazlara maruz kaldığı görüldü. Çalışan çocukların yüzde 10,1’i zor duruş şekli veya harekete maruz kaldı veya ağır yük taşıdı, yüzde 10’u ise gürültü veya şiddetli sarsıntıya maruz kaldı.

Çalışan çocukların yüzde 6,4’ünün çalıştığı ortamda kaza riski ile karşı karşıya kaldığı, yüzde 4,6’sının ise çalıştığı işyerinde göz yorgunluğu veya görsel odaklanma konusunda risk altında olduğu belirlendi.

Çalışma ortamlarında fiziksel sağlığı olumsuz etkileyen faktörler (%), 5-17 yaş, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2019

Çalışan çocukların yüzde 1,3’ü çalıştığı yerde bir yaralanma veya sakatlanmaya maruz kalırken, yüzde 4,4’ü çalıştığı yerde yaralanma veya sakatlanma durumuna tanık oldu.

 

İşyerinin çalışma koşullarından kaynaklı herhangi bir rahatsızlık geçirenlerin oranı yüzde 0,6 iken, bu duruma tanık olanların oranı yüzde 2,2 oldu. Çalışan çocukların yüzde 0,1’i çalıştığı yerde fiziksel, sözlü şiddet veya kötü muameleye maruz kalırken, bu duruma tanık olanların oranı ise yüzde 1,5 oldu.

Ev işlerine yardımcı olanların oranı yüzde 45,5

Ev işlerinde ailesine yardımcı olan çocuklar, hane için alışveriş, temizlik, yemek, ütü vb. ev işleri ile hanede kendinden küçük çocuklara veya yaşlı/engelli/hasta bir yakına bakma konularında ailesine destek olan çocukları ifade ettiği belirtildi.  Bu çocuklar, çalışan çocuk kapsamında yer almadı.

Bu çerçevede, 5-17 yaş grubunda, ev işlerinde ailesine yardımcı olan çocukların oranı yüzde 45,5 oldu. Bu oran, erkek çocuklarında yüzde 40; kız çocuklarında yüzde 51,3 oldu.

 

Ev işlerinde yardımcı olma durumuna göre çocuklar (%), 5-17 yaş, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2019

Yüzde 40,2’si haftada iki saat ve daha az ayırdı

Ev işlerinde ailesine yardımcı olan çocuklar referans haftasında ortalama 5,8 saat bu işlere zaman ayırdı. Çocukların  yüzde 40,2’si referans haftasında ev işlerine iki saat ve daha az zaman harcarken, yüzde 37,0’ı 3-7 saat, yüzde 14,5’i 8-14 saat, yüzde 5,4’ü 15-20 saat, yüzde üçü ise 21 saat ve daha fazla zaman harcadı.

Cinsiyete göre incelendiğinde; kız çocuklarının ev işlerine daha fazla zaman harcadığı görüldü. Erkek çocukların yüzde 16,3’ü, kız çocukların ise yüzde 28,3’ü ev işlerinde haftada 8 saat ve daha uzun süre katkı sağladı.

Referans haftasında ev işlerine harcanan haftalık fiili süreye göre çocuklar, 5-17 yaş, IV. Çeyrek: Ekim-Aralık, 2019

 

Portekiz’den Covid-19 notları: OHAL’i bahane eden yok – Meryem Dutoğlu*

Portekiz – 2 Mart günü ülkede ilk iki vaka tespit edildi. Bu kişilerin nereden geldikleri ve hangi şehirlerde bulundukları en baştan itibaren kamuoyu ile paylaşıldı. İlk vakalar ile ilk önlemler de başladı. 10 Mart’ta ülke genelinde 41 vaka varken Lizbon Belediyesi, kendisine bağlı tüm müze, tiyatro ve kütüphaneleri kapattı. 12 Mart günü ülkede en yüksek seviye alarm durumu ilan edildi. Bütün okullar kapatıldı. 12 yaş altı çocukları olduğu için evde kalması gereken ebeveynlere maaşlarının %66sının ödeneceği açıklandı. Cruise gemilerinin yolcu indirmesi liman idaresince yasaklandı.

13 Mart Cuma günü şehir merkezinde hala kalabalık turist grupları vardı. O günden itibaren bütün müzeler ve kültürel aktiviteler durduruldu. 16 Mart günü ilk ölüm gerçekleşti. Tek komşu İspanya ile kara sınırı kapatıldı. Özel hastaneler sisteme entegre edilerek Covid-19 vakası kabul edilmesinin önü açıldı. 18 Mart’ta 642 vaka varken, ülke tarihinde ilk kez olağanüstü hal ilan edildi. OHAL nedeniyle getirilen kısıtlamaların demokrasiyi askıya almak demek olmadığı, yaşama hakkı, vatandaşlık hakları, ifade özgürlüğü ve bilgi edinme hakkı vb gibi haklara halel gelmeyeceği üstüne basa basa belirtildi.

Resmi olarak sokağa çıkma yasağı ilan edilmedi ancak temel ihtiyaçlar haricinde sokağa çıkılmaması gerektiği duyuruldu. Market ve eczane dışında kalan  her türlü dükkan ikinci bir emre kadar kapatıldı. Paket servis olmak koşuluyla bazı küçük kafeler, kasap ve fırın ve pastane gibi dükkanlardan  az sayıda açık olanlar var. Açık olan bu dükkanlarda içeri girmeden kapı önünden paket servis alabiliyorsunuz. Marketlerde ve eczanelerde ise sosyal mesafelendirme kuralı getirildi. Bu alanlarda aynı anda kaç kişinin bulunabileceği metrekare başına hesaplanarak girişlere asıldı.

Toplu taşıma ücretsiz

Evden çalışma imkanı olmayanların işe gitmeye devam ediyor. Otobüs, metro ve her türlü toplu taşıma aracı, bilet işlemleri sebebiyle  oluşacak teması engellemek için ücretsiz oldu. Kimse bunu suistimal edip gezmeye gitmek için binmiyor. Otobüslerde sürücü ile yolcu arasında teması engellemek için yalnızca arka kapıyı kullanma zorunluluğu, “inecek var” butonuna basılmaması için ise otobüslerin bütün duraklarda durması zorunluluğu getirildi. Maaşlı çalışanlar, serbest çalışanlar ve iş verenlere farklı miktarlarda olmak üzere ekonomik yardım paketi açıklandı. Bu ödemelerden yararlanan şirket işten çıkarma yapamıyor. Sosyal demokrat hükümet bu yardım programı yüzünden eleştiriliyor, çünkü yapılacak maddi yardımların paskalya tatilini kapsamayacağı açıklandı.

Fotoğraflar: Peter Houle.

Portekiz’de toplam vaka sayısı 30 Mart itibari ile 6408. Bu vakalardan 571’i hastanede tedavi görüyor. Porto, 941 vaka ile şu anda en çok vakanın görüldüğü bölge. Ardından ise 633 vaka ile başkent Lizbon geliyor. Dikkat çeken bir nokta ise tüm vakaların 853’ü sağlık çalışanı. Bu da sağlık çalışanlarının korunmasında eksiklikler olduğuna işaret. 10 milyon nüfuslu ülkede şu anda günlük yapılan test sayısı günlük 5000 civarında. 30 Mart Pazartesi itibari ile az sayıda da olsa evde test hizmeti de başladı.  Sağlık bakanlığı ve Kızılhaç’ın ortak yürüttüğü bu hizmet ile  mobil ekipler acil ve öncelikli olduğu belirlenen kişilere evde test yapılıyor. Böylece  tespit edilen vakaların kimse ile temas kurmadan izole edilmesi hedefleniyor.

Evde test uygulamasının nasıl ilerleyeceğini, test kapasinin vaad edildiği gibi artırılıp artırılmayacağını önümüzdeki günlerde belli olacak. Bunun dışındaki diğer bir gelişme de göçmenleri ilgilendiren bir karar oldu. Oturum iznini henüz almamış, başvuru sonucu bekleyen bütün göçmenlerin sağlık hizmetlerinden eşit şekilde yararlanacağı açıklandı.

Grafik: Financial Times

Yukarıdaki grafikte 100. vaka’dan itibaren 1000, 10000 ve 50000. Vakalara kaç günde ulaşıldığını gösteriyor. Eğri ne kadar dikse, artış o kadar hızlı demek. Portekiz’de kriz yönetimi, alınan önlemler , maddi yardımların yeterliği detaylı bir şekilde değerlendirilebilir. Hem artıları hem eksileri elbette vardır. En azından OHAL’i kötüye kullanmayan bir hükümet var. Benim kanaatim artış hızı bakımından aşağıdaki grafikte görüldüğü üzere diğer ülkelerle karşılaştırıldığında  durum fena değil. Aynı grafikte görüldüğü üzere maalesef Türkiye’de şu anda çok hızlı bir artış var gibi görünüyor.

Portekiz’de Sağlık Bakanı ve sağlık genel müdürlüğü başta olmak üzere ilgili otoriteler tüm süreci şeffaf bir şekilde ilk andan beri halk ile paylaşılıyor. Portekiz Sağlık Genel Müdürlüğü’nün açıklamasına göre salgının pik noktasının mayıs ayından önce olması beklenmiyor.  Ankara’daki bazı yetkililerin tehlikeli ve yanıltıcı bir şekilde yaptığı gibi salgın hızının yavaşladığına “inanıldığı” iddia edilmiyor.

(*) Siyaset Bilimci, Lizbon Üniversitesi, @DtglMeryem

TGS: Hemen her gün bir gazeteci virüse yakalanıyor

Türkiye Gazeteciler Sendikası (TGS), dünyada 30 binden fazla, Türkiye’de ise dün itibarıyla 168 kişinin kişinin ölümüyle sonuçlanan koronavirüs (Covid-19) salgınına karşı alınan tedbirlere ilişkin açıklama yaptı. Pandemiye karşı alınan önlemlerin yetersiz kaldığı mesleklerden birinin gazetecilik olduğunu belirten Sendika, “Hemen her gün korona testi pozitif çıkan bir meslektaşımızın haberini alıyoruz” bilgisini paylaştı.

“Ekranlara doktor çıkartmak için yarışan televizyon kanalları acaba çalışanlarını yeteri kadar düşünüyor mu?” diye soran TGS, reyting ve reklam geliri uğruna kimsenin gazetecileri tehlikeye atma hakkının olmadığının altını çizdi.

‘Virüsle mücadele işçileri kapsamıyor’ 

Medya patronlarına “Konuklar kanallara telekonferans araçları ile uzaktan bağlanmalı, sokak röportajlarına çıkılmamalı, medya binalarında her gün ateş ölçümü yapılmalı, fiziksel mesafe kurallarına uygun çalışılmalıdır” önerilerinde bulunan TGS’nin açıklaması şöyle:

Koronavirüsle mücadele kapsamında birçok önlem alınır, yurttaşlardan sokağa çıkmaması istenirken çalışmak zorunda olanlara yönelik bir tedbir henüz yok. Hâlâ milyonlarca insan her sabah kalkıp işe gitmek zorunda bırakılıyor. Virüsle mücadele maalesef işçileri kapsamıyor.”

‘Sunucu, kameraman, reji ekiplerinin canı yok mu?’ 

“COVID-19 salgınına karşı alınan önlemlerin yeterince kapsamadığı bir kesim de gazeteciler. Gazeteler, internet siteleri, televizyonlar kendilerince kimi tedbirler alsalar da bunun yeterli olmadığı görülüyor. Hemen her gün korona testi pozitif çıkan bir meslektaşımızın haberini alıyoruz.

Ekranlara doktor çıkartmak için yarışan televizyon kanalları acaba çalışanlarını yeteri kadar düşünüyor mu? Ailesine virüs bulaştırma riskini en aza indirmek için evine gitmeyen doktorlar televizyon kanallarında, stüdyolarda geziyor. Sunucuların, kameramanların, reji ekibinin canı yok mu?”

‘Reyting uğruna gazetecileri tehlikeye atmayın’  

“Elbette haberi halka ulaştırmak için çalışacağız, elbette uzman kişilerin fikirlerini topluma ulaştıracağız. Ancak bunu yaparken kendi sağlığımızı da düşünmek zorundayız. Reyting uğruna, reklam geliri uğruna kimsenin gazetecileri tehlikeye atma hakkı yok.

Televizyon kanalları, gazetecilerin sağlığı için tedbirlerini bir an önce en üst seviyeye çıkarmalıdır. Konuklar kanallara telekonferans araçları ile uzaktan bağlanmalı, sokak röportajlarına çıkılmamalı, medya binalarında her gün ateş ölçümü yapılmalı, fiziksel mesafe kurallarına uygun çalışılmalıdır. Ve en önemlisi dönüşümlü ücretli izin uygulamaları ivedilikle hayata geçirilmelidir.

İşverenler medya çalışanlarının sağlığını korumakla yükümlüdür.”

Konya’da arkeolojik alana açılması planlanan kömür ocaklarına mahkeme engeli

Konya’da birinci derece arkeolojik sit alanında yapımı planlanan Ilgın Termik Santrali’ne hizmet etmesi için kurulması planlanan kömür ocakları Konya 2’nci İdare Mahkemesi tarafından engellendi.

Sözcü’den Özlem Güvenli’nin haberine göre mahkeme, bölgenin tarihi 900 bin yıl öncesine dayanan Adatepe, Hareme ve Sarayasa Tepe höyüklerine vurgu yaparak kronolojik bütünlüğün bozulmaması için höyüklerin korunması gerektiğine karar verdi.

Koruma derecesi düşürülmüştü

Bölgedeki höyüklerin koruma derecesi Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Varlıkları Koruma Yüksek Kurulu tarafından 2014 yılında üçüncü dereceye düşürülmüştü. Böylece tarihi höyüklerin bulunduğu bölgede Ilgın Termik Santrali için kömür ocağı kurulmasının önü açılmıştı.

Ekoloji Kolektifi Derneği de tarihi höyüklerin sit derecesini düşüren üç kararın da iptali için ayrı ayrı dava açtı. Kültür ve Turizm Bakanlığı‘na açılan davaya Konya Ilgın Elektrik Üretim A.Ş. de müdahil oldu. Konya 2. İdare Mahkemesi, 1 Şubat 2019 tarihinde 3 dosyayı da karara bağlayarak tarihi höyüklerin sit derecesini düşüren kararı iptal etti.

Ekoloji Kolektifi Derneği‘nden davanın avukatı Fevzi Özlüer “Geçmişi tarih öncesi çağlara dayanan bu alanda yapılan bilirkişi analizi, bölgenin sıra dışı bir kültür mirasına sahip olduğunu gösterdi. Bu alana termik santral inşa edilmesi bir yana, ivedilikle kazı çalışmalarına başlanarak bölgenin kronolojisinin ortaya çıkarılmasına çaba harcanmalıdır” dedi.

Bilimsel kazı yapılmadı

Dosyaya giren bilirkişi raporunda höyüklerin niteliklerinin birinci derece arkeolojik sit tanımı ile örtüştüğü tespit edildi. Mahkeme kararlarında dava konusu höyüklerin tarih öncesinden günümüze kadar gelen çeşitli medeniyetlerden Geç Kalkoloitik, Eski Tunç Çağı, Demir Devri ve Ortaçağ’a kadar uzanan seramiklerin yanında prehistorik devirlere ait öğütme taşı parçaları, yontma taş ve kemik aletlerinin bulunduğu kaydedildi. Burada yüzey araştırmaları dışında hiç bilimsel kazı yapılmadığı belirtildi.

Geç Demir Çağı, Hellenistik ve Roma Çağı‘na ait seramik ve çakmaktaşı aletlerin de yoğun olarak görüldüğü aktarıldı. Bu dönemlere ait tabakaların bilimsel yöntemlerle kazılmasının bölgenin kronolojisini ortaya çıkaracağı ifade edildi.

Bu durumun 3. derece arkeolojik sit tanımındaki “ender rastlanan buluntulardan veya bilimsel araştırmalar, çevresel gözlemler ile bilimsel varsayımları sonucunda kültür varlığı veya kalıntısı bulunma olasılığı olan alanlar” ifadesi ile örtüşmediği, buradaki Geç Demir Çağı, Helenistik ve Roma Çağı’na ait buluntuların “olasılık” ifadesine uymadığı, buluntuların buradaki sürekli bir yerleşimi kesin bir şekilde gösterdiği kaydedildi.

Anadolu’nun en eski yerleşimi

Bölgede günümüzden önce 900 bin yıla tarihlenen Dursunlu gibi Anadolu’nun en eski yerleşim yerlerinden birinin de bulunduğu göz önüne alındığında bölgedeki kronolojik bütünlüğün bozulmaması için höyüklerin korunması gerektiğine dikkat çekildi. Höyüklerin 1. derece olan sit tescilinin 3.dereceye düşürülmesi ilişkin kararda hukuka uyarlık bulunmadığına hükmedildi. Söz konusu kararlar oybirliği ile iptal edildi.