Ana Sayfa Blog Sayfa 2158

Güney Kore’de Demokrat Parti seçimleri kazandı, Yeşil Yeni Düzen yolda

Güney Kore, görevdeki Demokrat Parti’nin Çarşamba günü gerçekleştirilen genel seçimlerde mecliste çoğunluğu sağlamasıyla birlikte 2050 yılında net sıfır karbon emisyonuna ulaşma hedefine bir adım daha yaklaştı. 

Başkan Moon Jae-in’in partisi Ulusal Meclis’teki 300 sandalyeden 180’ini kazandı. Bir önceki seçimde 120 sandalyesi bulunan partinin bu başarısı koronavirüs ile mücadeledeki başarısına bağlanıyor.

Koronavirüs önlemleri altında seçim

Climate Change News’ten Chloé Farand’ın haberine göre ülkedeki seçmenler ilk kez koronavirüs salgını sırasında sandığa gitti. Virüs bulaşması korkusu ise seçmenleri durduramadı ve seçimlere yüksek bir katılım gözlendi. Özel kabinlerde yapılan ölçümlerde yüksek ateş bulgusu gösteren vatandaşlar koruma amaçlı eldiven, maske ve el dezenfektanı kullanmak zorunda kaldı.

Demokrat Parti’nin zaferiyle birlikte Moon’un Yeşil Yeni Düzen vaadinin meclisten geçirilmesi bekleniyor. Yasayla birlikte, Güney Kore 2050 yılında net sıfır karbon emisyonu hedefi koyan Doğu Asya’daki ilk ülke olacak.

İklim uzmanları memnun

Paris Anlaşması kapsamında ülkelerin gelişmiş iklim değişikliğiyle ilgili taahhütlerini 2030 yılına kadar Birleşmiş Milletlere sunmaları gerekiyordu. Güney Kore’deki Demokrat Parti de geçen ay yayımladıkları taahhütte, ülkenin düşük karbonlu ekonomiye geçişini ön gören Yeşil Yeni Düzen’i meclisten geçirme sözü vermişti. 

Güney Kore merkezli sivil toplum kuruluşu İklimimiz için Çözümler’den (SFOC) Jessica Yun, seçim sonuçlarıyla birlikte enerji ve iklim değişikliği konularının kamu gündeminde daha fazla yer edinmeye başlayacağını umduğunu söyledi.

En fazla karbon salan yedinci ülke

Güney Kore dünyadaki en fazla karbon salan yedinci ülke. Kömür, ülkenin enerji ihtiyacının yüzde 40’ını karşılıyor ve ülkede henüz herhangi bir kömürden çıkış politikası onaylanmadı.

Ülke aynı zamanda yurtdışındaki kömür projelerinin en büyük destekçilerinden. Denizaşırı Gelişme Enstitüsü’ne (ODI) göre 2016 ve 2017 yıllarında Güney Kore, denizaşırı ülkelerde yeni kömür santrallerinin inşaatı için 1.1 milyar dolarlık yatırım yaptı.

Bu yıl itibariyle Güney Kore’de 60 kömürlü termik santral bulunuyor ve bu santraller ülkenin sera gazı emisyonlarının üçte birini oluşturuyor. Yedi santral ise yapım aşamasında. İklim Analizleri’nden yapılan açıklamada ülkenin iklim planına uyması için 2029 yılına kadar kömür tüketimini sonlandırması gerektiği belirtiliyor.

 

Alaaddin Çakıcı tahliye edildi

Organize suç örgütü lideri olmak suçlamasıyla yargılanarak hüküm giyen ve 16 yıldır cezaevinde bulunan Alaattin Çakıcı, yeni infaz düzenlemesi kapsamında tahliye edildi. Çakıcı’nın gece yarısı tahliye edildiği ve yakınlarıyla birlikte tutuklu olduğu Sincan Kapalı Cezaevi’nden ayrıldığı aktarıldı.

Çakıcı’nın avukatı Zeynep Çiftçi de, Twitter’dan tahliye olan müvekkilinin Saroz’a gittiğini aktardı.

https://twitter.com/AvukatCiftci/status/1250543019096510465

Alaattin Çakıcı son dönemde MHP lideri Devlet Bahçeli‘nin hastanede kendisini ziyaret etmesi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘a yazdığı mektupla gündeme gelmişti. 

‘Devletin sahibi sen değilsin! Bahçeli’ye dua et’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ile MHP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı‘nın adayı olarak girdiği 24 Haziran 2018’deki seçimleri kazanmasının ardından yaptığı balkon konuşmasında Bahçeli’nin adını zikretmemişti. Bunun üzerine Alaattin Çakıcı, seçimden bir gün sonra cezaevinden yazdığı bir mektupla Erdoğan’a seslendi:

Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın ilk turda yeni oluşumun başkanı seçilmesinde en büyük etken sayın Bahçeli ve yol arkadaşlarıdır… Devletimizin sigortası olan ülkücüler ile ilgili bir kelime dahi etmedi…

Devletin sahibi sen değilsin!.. Unutma! Sen yolcusun, Ülkücüler ve Türk Milliyetçileri, her etnik mozaiğe mensup vatan sevdalıları da hancılardır!

Annene, babana dua ettiğin gibi sayın Bahçeli’ye ve onun yol arkadaşlarına da dua et. Elinden ne gelirse de bana istediğini yapabilirsin…Sokak çocuğu, sokak çetesi olmadığımı da o beyninin derinliklerine sok.”

Bu, Çakıcı’nın, cinayet, kara para aklama ve yasadışı silahlı örgüt kurma ve yönetme suçlarıyla girdiği cezaevinden Erdoğan’a sert ifadelerle yazdığı ilk mektup değildi. Daha önce, mektubunun sonunda “saygılarını sunduğu” Devlet Bahçeli, Mayıs ayında kendisini ziyaret etmiş ve affedilmesi gerektiğini söylediğinde de Erdoğan’a bir mektup yazmıştı.

AKP ile MHP’nin seçim öncesi ittifak kurduğu döneme denk gelen bir dönemde, 12 Mayıs 2018’de Bahçeli Twitter hesabından genel af çağrısı yapmış; Alaattin Çakıcı’nın da adını vererek “Kader kurbanlarının sahipsiz olduğunu mu düşünüyorlar?” ifadelerini kullanmıştı:

Bu paylaşımdan bir hafta sonra, Alaattin Çakıcı cezaevinde sağlık sorunları yaşadı ve Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi’nde tedaviye alındı. Bunun üzerinde Bahçeli, Çakıcı’yı Kırıkkale’deki hastanede ziyaret etti ve “Rahatsızlığı nedeniyle önemli sıkıntılar çekmeye başlamış bir şahsı cezaevinde mahkum tutacaksın. Bunu hiç dikkate almadan mafya diyeceksin. Yetki bende olsa şimdiye kullanmıştım” diyerek Çakıcı’nın cezaevinde olmasını eleştirdi.

2018’in Mayıs ayında yaşanan bu gelişmeler üzerine Çakıcı, Erdoğan’a “Sayın Cumhurbaşkanım beni sevmiyorsunuz, ben de sizi sevmiyorum” diye başladığı bir mektup yazarak kendisinin af talebi olmadığını belirtmişti:

Kimseden rica dilemedim ömrümde, şu an kendi adıma hiçbir türlü af istemiyorum, çıkardığınız afta ‘Alaattin Çakıcı muaftır’ ibaresini yasal olarak ekleyiniz.”

Af tartışması gündemdeyken Erdoğan, 10 Haziran’da düzenlediği bir seçim mitinginde af sloganları atılınca  gündemlerinde af olmadığını, bunun seçim sonrası konuşulabileceğini söyledi. Yaklaşık iki yıl sonra, koronavirüs salgını nedeniyle 14 Nisan’da TBMM’den geçen infaz düzenlemesiyle Çakıcı tahliye edildi.

Uyuşturucu ticareti, sahte çek senet, sahte pasaport, cinayet , tehdit gibi suçlardan defalarca hakim karşısına çıkan ve son olarak 2004’da Avusturya’da yakalanan Alaattin Çakıcı’nınn üzerinde yakalandığı eski bir MİT yöneticisine ait sahte pasaport bulunuyordu. O dönemde basına sızan istihbarat raporlarına göre MİT, Çakıcı’yı sol örgütlerle mücadelede “yasal olarak atılamayacak adımları atmak için” ve “teröristleri ortadan kaldırmak için” kullanmıştı. Alaattin Çakıcı yaklaşık 34 yıl hapis cezasıyla cezalandırıldığı Sincan Cezaevi’de bulunuyordu.

AP ve AB’den infaz yasasına tepki: Adil, sorumlu ve ayrımsız bir yasa umuyorduk

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sanchez Amor ve Avrupa Birliği Türkiye Karma Parlamento Komisyonu Başkanı Sergey Lagodinsky infaz düzenlemesi ile ilgili ortak yazılı açıklama yaptı.

AP’nin internet sitesinden yayınlanan ve HDP tarafından Türkçe’ye çevrilen açıklamada, siyasi aktivitelerinden dolayı cezaevinde olanların ve yargılama öncesi tutuklu olanların  infaz yasasının kapsamının dışında bırakılmasının hayal kırıklığına yol açtığı belirtildi. 

‘Muhalifler ölüm riskiyle karşı karşıya bırakıldı’

Açıklamada “Parlamentonun adil, sorumlu ve ayrımsız bir yasa değişikliği yaparak aşırı dolu cezaevlerinde tutulanların hayatlarını kurtaracağını umuyorduk” denildi.  İktidar partilerinin muhalifleri ölüm riskiyle karşı karşıya bıraktığı savunulan metinde şu ifadeler kullanıldı: 

Böyle bir yasa, özellikle haksız yere siyasi nedenlerle hapsedilenler için gereklidir. Ancak bunun yerine iktidar partileri, muhalif olarak gördükleri siyasetçilerin, gazetecilerin, insan hakları savunucularının hayatlarını bilerek Covid 19 hastalığının ölümcül riskiyle karşı karşıya bırakıyor.

AB ve üye ülkelerin bu konuyu “her seviyedeki Türk meslektaşlarıyla” görüşmelerinin gerektiğinin belirtildiği yazıda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne de Türkiye’de siyasi nedenlerle hapsedilen ve alıkonulan vatandaşların davalarında kararları hızlandırma çağrısı yapıldı.  

Muhalefetin itirazları dikkate alınmamıştı

Yazıda ayrıca Türkiye’nin, İtalya ve İspanya gibi ülkelere tıbbi destek vermeye hazır olmasının takdirle karşılandığı, AB’nin de salgınla mücadelede Türkiye’yi desteklemeye hazır olduğu belirtildi ve şöyle denildi:

Karşı karşıya olduğumuz zorluk çok büyük ve biz ona karşı politik görüşlerinden veya mahkumiyetlerinden bağımsız olarak tüm vatandaşların hayatlarını kurtararak ayrımcı olmayan ve demokratik bir şekilde birlikte mücadele etmek istiyoruz.

İnfaz yasası düzenlemesinin hapisteki düşünce suçlularını, akademisyenleri, gazetecileri ve insan hakları savunucularını içermemesi, insan hakları derneklerinin yanı sıra Meclis’te CHP ve HDP‘nin tepkilerine yol açmış, ancak muhalefetin tüm itirazlarına rağmen düzenleme, bu kesimler kapsam dışında bırakılarak yasalaşmıştı.   

Birleşik Krallık’ın gerçek karbon ayak izinin yarısı yurtdışında

Yapılan bir araştırma Birleşik Krallık’ın sera gazı emisyonlarını azaltma girişiminin etkisinin ithal malları kapsayan iklim politikalarının uygulanmaması sebebiyle oldukça az olacağını ortaya koydu.  

Hükümet 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşacağının taahhüdünü verdi ve emisyonlar geçtiğimiz 30 yıl boyunca azalma eğiliminde. Ancak bu resim, Britanya’nın karbon ayak izinin “görünmez” tarafını hesaba katmıyor: Uluslararası yolculuk ve ülkede tüketilmesi için yurt dışında üretilen mallar.

Guardian’da yer alan habere göre Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yayınlanan bir rapor bu görünmez kısmın Britanya’nın karbon ayak izinin yarısını oluşturduğunu söylüyor.

İthalata dayalı emisyonlar artıyor

Uluslararası seyahatler de dahil olmak üzere Birleşik Krallık’a yapılan ithalatla ilişkili emisyonlar, 1990 yılında yaklaşık 316 milyon ton karbondan 2016’da 360 milyon tona ve verisi bulunan son yıl olan 2017’de 358 milyon tona yükseldi.

İthal edilen bu emisyonlar yıldan yıla önemli ölçüde değişiklik gösterebiliyor ancak mali krizden önce 2007 yılında 449 milyon tonluk bir zirveden düşmesine rağmen, genel olarak istikrarlı bir şekilde seyrediyor veya artıyor.

Ülke içi emisyonlar azalıyor

Rapora göre, 1990-2016 yılları arasında, Birleşik Krallık’ın kendi karbon emisyonları, kömür kaynaklı enerjiden gaza ve yenilenebilir elektrik kaynaklarına olan uzun bir değişim sayesinde yüzde 40’tan fazla düştü.

Karbon emisyonları imalatçı ülkeye yazılıyor

İthal edilen malların üretimiyle ilişkili karbon, imalatçı ülkenin karbon hesaplarında yer alıyor.  Bununla birlikte, bazı ülkelerin karbon hedefleri diğerlerinden daha az katı ve gelişmekte olan ülkeler ekonomik büyümeyi sürdürürken düşük karbonlu yöntemleri kullanmakta zorlanabiliyor. Uluslararası havacılık ise BM iklim görüşmeleri ve Paris Anlaşması’nda ülkelerin ulusal karbon hedefleri kapsamında değil.

Raporun yazarlarından John Barrett, “Diğer tüm ülkeler de net sıfır hedefine gidiyor olsaydı, bu (görünmez karbon ayak izi) sorun olmazdı. Birleşik Krallık liderlik göstermeli” dedi.

Önümüzdeki yıl düzenlenecek COP26 Birleşik Krallık başkanlığında Glasgowda gerçekleşecek

Yurtdışında üretilen emisyonlar için sorumluluk alınmalı mı?

İthalatla ilişkili emisyonların nasıl hesaplanacağı sorusu, endişeli ve kutuplaştırıcı bir sorun. Bazı yeşil kampanyacılar, gelişmiş ülkelerin yurtdışında üretilen emisyonlar için sorumluluk kabul etmesi gerektiğini savunurken, diğer ekonomistler imalat ülkelerine mallar için ödeme yapıldığını belirtiyor.

Londra Ekonomi Okulu (LSE) Grantham Araştırma Enstitüsü’nden Josh Burke, “Ticaret akışlarını anlamak için tüketim muhasebesi kullanmak, mevcut küresel aksaklıklar ışığında faydalı bir alıştırma. Tüketim kalıplarını değiştirmek ve sınır karbon ayarlamaları gibi ithalat emisyonlarını düşürmek için üretilecek politikalar, korumacılıktan ziyade eşitlik ve verimliliğe dayanan zarif bir ekonomik çözüm” önerisinde bulundu.

Sınırda karbon vergisi

Avrupa Birliği, bu sınır ayarlamalarını – yani, üretim sürecinde üretilen karbonu dikkate alan ithalattaki karbon vergilerini- Avrupa Yeşil Düzen anlaşmasının bir parçası olarak düşünüyor. Ancak bunun karmaşık olduğunu söyleyen Burke, “Bu tarz polikalar uygulama sırasında çökme eğiliminde ve tartışmalar korumacı gündemlere çekiliyor. Birleşik Krallık bir dizi yeni serbest ticaret anlaşması için müzakere etmeye başladığında, uluslararası işbirliğini engelleyebilir” dedi.

Burke ayrıca, koronavirüs sebebiyle zayıflayan ekonomiyi geliştirmek için ülkelerin çevresel etkileri göz önünde bulundurmadan ticaret yapma eğiliminde olabileceği konusunda da uyardı.

Cornelius: Diğer ülkelere yardım etmeli

Birleşik Krallık ilk başta Kasım ayında Glasgow’da yapılması planlanan ve koronavirüs sebebiyle gelecek yıla ertelenen BM iklim müzakerelerine ev sahipliği yapacak.  

WWF’nin iklim danışmanı Stephen Cornelius‘a göre, bu durum bakanları diğer ülkeleri sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda güçlü planlar öne sürmeye ve düşük karbonlu ihracat sektörlerini inşa ederek fayda sağlayabilecek fakir ülkelere yardım sunma fırsatı veriyor. Cornelius “İthalattan kaçınmamalıyız, ancak diğer ülkelerin karbon yoğunluklarını azaltmalarına yardımcı olmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.

Eviçi şiddetten kaçan kadın infaz yasasına mı yakalanacak?

Haber: Tuğba Baykal

Koronavirüs günlerinde ev içi şiddetin arttığı hem emniyet müdürlüğü raporlarında ifade edildi, hem de kadına yönelik şiddet üzerine çalışan STK’ler tarafından açıklandı. Yeni infaz paketinin yürürlüğe girmesi ile ise bu şiddetin daha da artması söz konusu, çünkü tahliye edilenler arasında kadınlara şiddet uygulayan erkekler de var.

İnfazdan kimlerin yararlanacağı günlerce tartışıldı. Yaklaşık 90 bin kişiyi etkileyen yasada muhalefetin eleştirilerine rağmen siyasi tutuklular ve gazeteciler kapsam dışı bırakıldı, fakat kadınlara şiddet uygulayan erkekler bu kapsamdan yararlanıyor.

Mor Çatı Kadın Sığınma Vakfı gönüllüsü avukat Mine Akarsu “Bakanlık infaz paketinin kadına yönelik şiddet faillerini içermeyeceğini açıkladı fakat fiili durum farklı ”diyor, çünkü yasa tanımında cinsiyete dayalı suç ayrı bir kategori olarak yer almıyor. Bu durumda ise kadınlara şiddet uygulayan erkekler de infazdan yararlanabiliyor.

Kadın örgütleri ise duruma tepkili. Kadınları erkeklerden koruyacak mekanizmalar geliştirilmeden şiddet faili erkeklerin serbest bırakılmasına itiraz ediyor, günlerdir sosyal medya üzerinden kampanyalar yapıyorlar.

Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi yani bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi’nin 56’ncı maddesine göre taraf devletin şiddet faili erkekler serbest bırakıldığında çeşitli sorumlulukları bulunuyor. Maddede devletler açıkça uyarılıyor:

Mağdurun kendisinin ve ailesinin tehlikede olabileceği durumlarda, failin kaçtığından, geçici veya sürekli olarak serbest bırakıldığından haberdar edilmesini sağlamak yükümlülüğü vardır”

Avukat Akarsu “Türkiye bu tahliyelerle birlikte İstanbul Sözleşmesi’nin bu maddesini ihlal etmiş bulunuyor” diyor, zira kadınlara önceden herhangi bir bilgilendirme yapılmadan şiddet faili erkeklerin serbest bırakılması sözleşmenin bu maddesinin ihlali anlamına geliyor. Akarsu, birçok kadının Mor Çatı’yı arayarak tahliye edilen erkeklerin eve geri dönmesinden korktuklarını ve ne yapabileceklerini sorduklarını söylüyor.

 6284 no’lu yasa uygulanmıyor 

Karantina koşulları nedeniyle, evde kalma oranlarının artışıyla ev içi şiddetin de artış göstermesine rağmen 30 Martta HSK kadına yönelik şiddetin önlenmesi ve kadınların korunmasına dair bir güvence olan 6284 No’ lu yasanın bu dönemde askıya alınabileceği açıkladı. Bu ise şiddet faili erkekleri gözetmek anlamına geliyor. Kanuna göre şiddet uygulayan erkeklere uzaklaştırma veriliyor. HSK ise bunun esnetilmesi gerektiğini söyleyerek kadınları daha da zor durumda bırakıyor. Cezaevinden çıkan erkekler yeniden şiddet uyguladığında, kadınların şikâyetlerinin cezasızlıkla karşılaşması ya da ciddiye alınmamasının önü açılmış oluyor.

Kadınlar evdeki şiddetten kaçıp sığınağa gitmek istediklerinde ise başka bir sorunla karşılaşıyorlar. Kadınlardan darp raporu isteniyor. Hastaneye gitmenin oldukça riskli olduğu bugünlerde ise kadınlar bu raporu almaktan korkup, şiddet gördükleri eve geri dönebiliyor.

İnfaz yasası ile birlikte şiddet uygulayan erkeklerin serbest bırakılması tüm bu çerçevenin içinde kadınları şiddete karşı daha da açık ve korumasız bırakmış oluyor.

‘Çocuk istismarının affı olmaz’ 

İnfaz paketi çerçevesinde tartışılan bir diğer konu ise çocuk istismarının önünü açacak olan bir yasa teklifinin pakete dâhil edilmesine dair. Sosyal medyada dolaşan bir metin üzerinden tartışılan teklife göre cinsel istismara af düzenlemesinde yaş farkının 15’e çıkması planlanıyor, yani 13 yaşındaki bir çocuğa tecavüz eden 28 yaşındaki biri bu yaştaki bir çocukla evlendiğinde ceza almayacak. Teklif henüz meclise gelmese de 2016 yılında benzer bir düzenleme önerisi meclise sunulmuş ve kadın örgütlerinin baskısı ile geri çekilmişti. Bu infaz paketinde de böyle bir teklifin yer alacağı söylentileri üzerine kadın ve çocuk hakları örgütleri sosyal medyada “ÇocukİstismarınınAffıOlmaz” etiketi ile kampanyalar yaptı. Avukat Mine Akarsu çocuk evliliklerinin önünü açacak olan teklifi şöyle değerlendiriyor.

“Teklif meclise henüz gelmese de bu tartışma ısıtıp ısıtıp önümüze sunuluyor,2016 yılından beri çocuk istismarcılarına af getirilmeye çalışılıyor. Ancak kadınlar bu tehlikenin farkında ve bu teklifin geçmemesi için mücadele etmekte kararlı.”

Biden’ın zor sınavı: Çevreci Demokratlar şüpheci, ılımlı Cumhuriyetçiler rahatsız

ABD‘de 2020 Kasım’ında yapılacak olan başkanlık seçimlerinin Demokrat adayı olması neredeyse kesinleşen eski Başkan Yardımcısı Joseph R. Biden Jr.’a bu hafta iki destek birden geldi: Biri eski patronu Başkan Barack Obama‘dan, diğeri ise son rakibi Demokrat aday Bernie Sanders‘dan.

Her ne kadar Obama’nın desteği daha çok ilgi çekici bulunsa da, Sanders’ınki de daha az önemli değil.  Demokratların birbirine desteği, kasımda yapılacak seçimler için hayati önemde. Sanders’ın destekçilerinin pek çoğunun, Biden’in iklim değişikliğine karşı yenilikçi adımlar atacağından yana şüpheleri var.  

Biden’ın karşı karşıya olduğu zorlukları iklim mücadelesi üzerinden değerlendiren The New York Times‘dan Lisa Friedman,  Biden’in hem iklim değişikliğine karşı mücadele verenlerin güvenini kazanması, hem de ılımlı Cumhuriyetçileri ürkütmemesi gerektiğine dikkat çekti.  

‘Sana Beyaz Saray’da ihtiyacımız var Joe’

Biden’le yaptığı bir çevrimiçi görüşmede Bernie Sanders, Başkan Trump’ın “ülkenin modern tarihinde görülen en korkunç başkan” olduğunu söylemişti.

Geçen hafta seçim kampanyasından çekilen Sanders, Biden’e “Sana Beyaz Saray‘da ihtiyacımız var. Bunun gerçekleşmesi için elimden geleni yapacağım Joe” demişti.  

Biden de ABD’nin “iklim değişikliğiyle mücadele konusunda hiç kimseden geride kalmayacağına” söz vermişti. Ancak Sanders’ın ateşli savunucularının kalbini kazanmak Biden için hala zorlu bir sınav gibi görünüyor.

Nitekim Sanders’in açıklamasından yalnızca birkaç saat sonra, Sanders’e yakın çalışan bir danışmanlık grubu olan The Climate Mobilization‘ın araştırma şefi Laura Berry, Başkan adayının daha net olması gerektiğini söyledi: 

İklim değişikliği hareketinin kendisinden beklediği, ‘fosil yakıtlardan kurtulmalıyız’ gibi söylemlerin altını spesifik planlarla doldurması. Kaybedecek zamanımız yok. İklim alarm veriyor.

Biden her ne kadar sola doğru itilse de Başkan Trump da sağdan kendisine saldırmaya devam ediyor. Geçen pazartesi, seçim kampanyası çerçevesinde, Trump destekçilerine, “‘uç noktada çevreci bir politika benimseyen'” eski başkan yardımcısının, bu uğurda enerji sektörünü feda edeceğini ve fosil yakıtları yasaklayacağını” söyleyen bir e posta gönderildiği ortaya çıktı. 

Pensilvanya gibi kritik eyaletlerdeki demokratların bir kısmı dahi, doğal gaz geliştirmeyi ortadan kaldırmak için yürütülen agresif çabalara karşı olduğunu söylemişti.

İklim değişikliğini varoluşsal bir tehdit olarak nitelendiren Biden’in karşı karşıya olduğu imtihanın iki ayağı var: Hem yenilikçileri hem de ılımlı Cumhuriyetçileri yanına çekebilmek.

‘Doğu Afrika’daki çekirge istilası gıda krizine yol açabilir’

 

Afrika Kalkınma Bankası (AfDB) Başkanı Akinwumi Adesina, yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgınının yanı sıra Doğu Afrika’daki çekirge istilasının gıda krizine yol açabileceğini belirtti.

Adesina, Dakaractu’da yer alan makalesinde, Kenya, Somali, Etiyopya, Sudan, Güney Sudan, Uganda ve Cibuti’yi kapsayan geniş bir alanda milyonlarca çekirgenin tarım ürünlerini tahrip ettiğini belirtti. Çekirgelerin sayısının haziranda artacağı ve en az 400 katına çıkacağına dair veriler olduğunu aktaran Adesina, bunun bölgeyi çok ciddi bir gıda krize sokabileceği uyarısında bulundu.

AfDB Başkanı, olası bir kıtlıktan Doğu Afrika’daki 30 milyon insanın etkileneceğini, ayrıca devam eden Covid-19 salgınının durumu daha da zorlaştırdığını ifade etti.

‘Yeşil Kanal oluşturulmalı’

Gıda, tarım ürünleri ve haşere ilaçlarının serbest dolaşımını sağlayacak bir “yeşil kanal” oluşturulmasını öneren Adesina, ayrıca gıda fiyatlarında artışı engellemek için ek tedbirler alınması gerektiğini işaret etti.

Adesina, olası gıda krizine karşı AfDB’nin Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’yle (FAO) birlikte çalıştığını kaydederek şunları söyledi:

“Banka, Hükümetler Arası Kalkınma Otoritesi (IGAD) ve FAO’ya çekirge istilasıyla mücadele, Doğu Afrika ve Afrika Boynuzu’nda geçim kaynaklarını koruma çalışmalarında kullanmak üzere 1,5 milyon dolar hibede bulunmuştu. Ancak daha fazla yardıma ihtiyaç duyulacağı kesindir.” 

Yükseköğretim Kurulu Kanun Teklifi kabul edildi

Covid-19 salgını nedeniyle yapılamayan eğitimlerin telafisine ilişkin düzenlemeyi içeren Yükseköğretim Kanunu’nda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Milli Eğitim Temel Kanunu’nda yapılan değişiklikle, öğretmenlerin izinleri ve tatilleri düzenlendi.

Buna göre öğretmenler, yaz tatili içinde aralıksız iki ay izinli olacak ancak bu iki aylık izin sürelerinden arta kalan tatil zamanlarında, yönetmelikte saptanacak, meslekle ilgili çalışmalara katılmakla yükümlü olacaklar.

Olağanüstü hallerde izinler kısaltılabilecek

Rehberlik öğretmenleri; tercih danışmanlığı, alan ve ders seçimi, öğrenci tanılama sürecine bağlı olarak yapılacak çalışmalarda ihtiyaç duyulması halinde izin ve tatil dönemlerinde de görevlendirilebilecek. Bu durumda rehberlik öğretmenlerinin izinleri bir aydan az olamayacak.

İlçe, il veya ülke genelinde genel hayatı etkileyen salgın hastalık, doğal afet, elverişsiz hava koşulları gibi nedenlerle eğitim öğretim faaliyetinin iki haftadan fazla süreyle yapılamaması halinde uygulanacak telafi programlarının ders yılı içinde tamamlanamadığı durumlarda, yaz tatilinde yapılacak eğitim ve öğretim faaliyetleri nedeniyle Milli Eğitim Bakanlığı‘nca öğretmenlerin izinleri kısaltılabilecek. Bu durumda öğretmenlerin izinleri bir aydan az olamayacak.

Kendilerine ikinci görev olarak okul/kurum yöneticiliği verilenler ve yüz yüze eğitim yapılmayan eğitim kurumlarında görevli öğretmenler ile Bakanlık merkez teşkilatı ve il/ilçe milli eğitim müdürlüklerinde görevlendirilen (yöneticilik dahil) öğretmenler, yıllık izinlerini Devlet Memurları Kanunu hükümlerine göre kullanacak.

‘Yaz tatilinin ortadan kalkması söz konusu değil’

Okul müdürleriyle müdür yardımcıları, tatil aylarında okul işlerini ayarlamak ve düzenlemek şartıyla sırayla izinlerini kullanacak. 

Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk Meclis’te kabul edilen “Telafi eğitimi düzenlemesi” ile ilgili açıklamada bulundu ve düzenlemenin “kısmi ve hızlandırılmış bir telafi sürecini tanımladığını”, bunun dönem tekrarı ya  da yaz tatilinin ortadan kalkması anlamına gelmediğini söyledi. Yasanın Yükseköğretimle ilgili düzenlemeleri ise şu şekilde:

  • Yükseköğretim Denetleme Kurulu’nun üyeliklerinde boşalma olması halinde eylülde seçim yapılması ve seçilen üyelerin ocakta göreve başlamasına ilişkin hüküm yürürlükten kaldırılıyor.
  • Üniversiteler Arası Kurul tarafından belirlenen takvime göre, yılda iki kez yapılabilen doçentlik başvuru sayısı artırılarak bekleme süresi azaltılacak. Doçentlik sınavında değerlendirmeye esas alınan raporlar, jüri üyelikleri, jüri ve başvuru sonucu, elektronik ortamda ilgililerin erişimine açılacak.

Öğretim görevlisi kadrosu için başvuracaklara 35 yaş sınırı 

  • YÖK tarafından belirlenen uzmanlık alanlarına başvuracak olanlar hariç, öğretim görevlisi kadrosuna başvuracak adaylarda, en az tezli yüksek lisans derecesine sahip olma ve 35 yaşından büyük olmama şartı aranacak.
  • Yükseköğretim kurumlarının uygulamalı birimlerinde görev yapan ve kanunla kadroları öğretim görevlisi kadrolarına dönüştürülen uzman, çevirici, eğitim öğretim planlamacısı öğretim elemanlarına ders verme imkanı sağlanacak.
  • Açıköğretim öğrencileri, katkı payı veya öğrenim ücretini ödemesi ve her dönem başında kaydını yenilemesi şartıyla öğrencilik haklarından yararlanacak. Üst üste dört dönem bu koşulları yerine getirmeyen öğrencinin ilgili programdan ilişiği kesilecek.
  • Yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanlarının tabi olduğu disiplin hükümleri, konu hakkındaki Anayasa Mahkemesi kararları da dikkate alınarak bilimsel özerkliğe uygun ve günün ihtiyaçları doğrultusunda yeniden düzenleniyor. Ayrıca yükseköğretim kurumlarında görevli öğretim elemanı dışında iş sözleşmesiyle çalışan personel hakkında İş Kanunu, memurlar hakkında Devlet Memurları Kanunu‘nun uygulanmasına yönelik düzenleme de yer alıyor.
  • Rektörlüğe bağlı birimlerde görev yapan akademik personel ve daire başkanı kadrosunun dengi ve üstü kadrolarda bulunan personel ile memurlar için yetkili disiplin kurullarının teşkili düzenleniyor.

Disiplin kurullarının oluşumu yeniden belirlendi

  • Rektör tarafından verilen uyarma ve kınama cezalarına karşı itiraz, üniversite disiplin kuruluna yapılacak. Uyarma ve kınama disiplin cezalarına karşı itiraz başvurusunun yapılacağı disiplin kurullarının oluşumu ve yönetimi yeniden belirleniyor.
  • Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Strateji ve Bütçe Başkanlığı‘nın uygun görüşü ile YÖK tarafından çıkarılacak yönetmelik uyarınca, üniversitelerin ulusal veya uluslararası kuruluşlar tarafından desteklenen projelerine, toplam proje bedelinin yüzde 30’unu aşmamak kaydıyla kaynak aktarılabilecek, bilimsel araştırma projelerine hakem değerlendirmesi yapan alan uzmanlarına ücret ödenebilecek.
  • Rektör, rektör yardımcısı ve genel sekreterlere, döner sermaye gelirleri dışında üniversitenin; teknokent, teknopark, teknoloji transfer ofisi, iktisadi işletmeler ve iştirakleri gibi gelir getirici müesseseler ve birimleri sebebiyle ayrıca huzur hakkı, yönetici payı, koordinatörlük, danışmanlık ve benzeri ücretler ödenmeyecek.
  • Devlet yükseköğretim kurumlarında yalnızca Ar-Ge faaliyetlerinde bulunmak veya öğretim üyelerinin yürüttükleri Ar-Ge kapsamındaki projelere yardımcı olmak için istihdam edilen doktoralı araştırmacılara ödenecek ücrete esas gösterge rakamı, 40 binden 60 bine yükseltilecek.
  • Araştırma görevlisi kadrolarına atanıp tezli yüksek lisans eğitimini tamamlamış olanların, alanıyla ilgili doktora veya sanatta yeterlilik eğitimlerine başlamaları için kadrolarıyla ilişikleri en fazla altı ay daha devam edecek.

Faaliyet izni kaldırılan kurum vakfın tüzel kişiliğini etkilemeyecek

  • Düzenleme vakıf yükseköğretim kurumlarıyla ilgili değişiklikler de içeriyor. Buna göre, vakıf yükseköğretim kurumlarında çalışan öğretim elemanlarının mali hakları, devlet yükseköğretim kurumlarında çalışan emsalleriyle eşitlenecek.
  •  Vakıf yükseköğretim kurumları ön lisans, lisans, tezli yüksek lisans ve doktora düzeyindeki her bir diploma programında öğrenim gören öğrencilerden; ilgili programın en yüksek merkezi yerleştirme puanına sahip en az yüzde 15’i kadar öğrenciyi, söz konusu programın öğrenim süresi boyunca ücretsiz okutmakla yükümlü olacak. Bu öğrencilerden eğitim ve öğretim süreçlerine ilişkin ücret talep edilmeyecek. Tezli yüksek lisans, doktora ve özel yetenek sınavı ile öğrenci alan programlarda en yüksek yerleştirme puanı sıralaması dikkate alınacak.
  • Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin kaldırılması, kurucu vakfın tüzel kişiliğini etkilemeyecek. Öğrenciler, bursluluk durumları gözetilmek şartıyla eğitim-öğretim ücretlerini garantör üniversiteye ödemeye devam edecek.
  • Faaliyet izni kaldırılan vakıf yükseköğretim kurumu adına, mülkiyeti Hazineye ait veya devletin hüküm ve tasarrufu altında olan taşınmazlara ilişkin tesis edilen irtifak hakları, verilen kullanma izinleri iptal edilecek. Bu taşınmazlar ile fiilen kullanılan taşınmazlar aynı amaçla kullanılmak üzere garantör üniversiteye tahsis edilecek.
  •  Vakıf yükseköğretim kurumunun muaccel ve kısa vadeli borçlarını, toplam yıllık eğitim ve öğretim gelirleriyle veya mevcut mal varlığıyla ödeme imkanının bulunmadığının Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın görüşü ve YÖK‘ün kararıyla tespit edilmesi halinde, faaliyet izni geçici olarak durdurulacak. 
  • Vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin kaldırılması halinde, kurucu vakfa atanan kayyımın görevi sona erecek.
  •  Faaliyet izni geçici durdurulan vakıf yükseköğretim kurumunun, eğitim-öğretim faaliyetleri için mülkiyetinde yeterli taşınmazı bulunmadığının veya mevcut mal varlığıyla eğitim-öğretim faaliyetlerini sürdüremeyeceğinin garantör üniversite tarafından tespiti ve YÖK tarafından onaylanması halinde, faaliyet izni kaldırılacak.
  • Yükseköğretim Kanunu’nda, vakıf yükseköğretim kurumlarına devlet yardımı yapılmasını da içeren düzenleme yürürlükten kaldırılıyor.
  • Vakıf üniversitesi öğrencilerinin eğitimlerinin, ilgili vakıf yükseköğretim kurumunun faaliyet izninin geçici olarak durdurulması ya da kaldırılması durumunda tamamlattırılmasında kullanılmak amacıyla; vakıf yükseköğretim kurumu, her yıl öğrenci gelirleri toplamının yüzde 2’sini, bir kamu bankasında kendi adına açılan hesaba teminat olarak aktaracak.

CHP’li 11 belediyeden çağrı: Ya sokağa çıkma yasağı ya tam tecrit

Cumhuriyet Halk Partisi‘ne (CHP) bağlı 11 Büyükşehir Belediye Başkanı, koronavirüs salgınına karşı alınması gereken önlemler kapsamında ortak bir açıklama yayınladı.

Başkanlar, pek çok bilim insanını, kentle ilgili kuruluşların ve yerel yöneticiler olarak kendilerinin ortak görüşünün, “Ya sokağa çıkma yasağı ya da tam-tecridi kapanma” olduğunu söyledi.

‘Test süreci evde başlasın’

Büyükşehir belediye başkanları tarafından “Geri dönüşü mümkün olmayacak sonuçlara sebep olunmaması, doğru zamanda doğru adımların atılması adına” yapılan öneriler şu şekilde sıralandı:

1- Ulusal ve uluslararası çok sayıda bilim insanı, ekonomiden sağlığa kent hayatı ile ilgili pek çok kurum ve kuruluş ile bu kentlerini yöneten bizlerin ortak görüşü “sokağa çıkma yasağı ya da tam-tecridi kapanma”dır. Daha fazla zaman kaybetmeden, bu uygulamanın gereğine tekrar dikkat çekiyoruz.

Uygulamanın alternatif modeller ile geliştirilmesi, şehirlerin karakteristik özelliklerine uyum açısından da gereklidir. Bu kararla, olumlu yönde ciddi yol almış dünya şehir örneklerinde olduğu gibi, test sürecinin evde başlatılması ile karantina uygulamasının takibinin dağılım hızını yavaşlatmakta etkili olacağı görüşündeyiz.

‘Belediye borçları ertelensin’

2-Covid 19 ile mücadele kapsamında, yerel yönetimlerin acil olarak ihtiyaç duyduğu bazı ekonomik önlemler bulunmaktadır. Aşağıda öne çıkarılan maddelerin belediye hizmetlerinin devamlılığı açısından önemi büyüktür:

  • Banka ve sözleşmelerden kaynaklı kredi borçları, özel ve tüzel kişiler ile kamu kuruluşlarına olan borçlarının 2020 yılı için ertelenmesi gereklidir. Belediyelerin genel bütçe paylarının ve borçlanma limitlerinin artırılması gerekmektedir.
  • Toplu ulaşımda Nisan, Mayıs ve Haziran ayları için hazine tarafından gelir desteği yapılması hayatidir. Ayrıca, toplu taşıma araçlarında kullanılan akaryakıttan, rutin taşımacılık faaliyetlerine dönene kadar ÖTV alınmamalıdır.
  • Üç aylığına faturaların ertelenecek olması kapsamında, su ve kanalizasyon işlemlerinin eksiksiz sürdürülmesi adına , İller Bankası veya Kamu Bankalarından bu idarelere faizsiz ve geri ödemesi 6 ay sonra başlayacak kredi teminleri sağlanmalıdır.
  • Salgın riski ve salgının ne kadar süreceğinin öngörülmemesi nedeniyle kalabalık Meclis toplantıları yapılamamaktadır. Bu gerekçeyle meclis toplantılarının uzaktan online olarak yapılabilmesi sağlanmalı veya Belediye Meclislerinin işlevselliğinin sürdürülmesi adına Encümene yetki devri de düşünülmelidir.
  • Belediyelerin toplu taşıma ve sosyal destek harcamalarının finansmanı açısından en az üç ay boyunca mal, hizmet alımları ile yapım işleri üzerinden alınan KDV sınırlanmalıdır.

‘Belediyeler de maske dağıtabilsin’

3-Sürmekte olan maske dağıtım sisteminin hızlanması ve sürekliliği önem arz etmektedir. Hizmet gamı açısından, halkla en yoğun ve organik bağı olan kurumlar mahalli idarelerdir. Bu açıdan koruyucu maskelerin nüfusları oranında Büyükşehir ve ilçe belediyelerine tesliminin yapılması ve dağıtımın belediyeler eliyle yapılması halkın, hizmete erişimini hem hızlandıracak, hem de kolaylaştıracaktır. Belediyeler, şehirlerde, toplumun en kılcal damarlarına kadar erişebilen devletin en değerli kurumlarındandır. Karar ve icra mekanizmalarında bulunmaları uygulamada çok değerlidir.

Şeffaflık prensibi

4-Tüm İl Valilikleri başkanlığında kurulan pandemi kurulları şöyle tarif edilmiştir: “Önlem sürecini en üst seviyede tutacak her türlü tedbiri almaya sorumlu olacaklardır.” Zaman aralığı olarak uzun sayılabilecek periyodlarda toplanan pandemi kurullarının, hızlı ve etkin çalışmasını sağlamak adına, daha sık toplanmasını öneririz.

Bir başka önemli konu ise şeffaflık prensibidir. Her kent özelindeki Pandemi Kurullarının, o kentteki Corona Virüs ile ilgili tüm verileri günlük olarak halka açıklaması önemlidir. Türkiye ile ilgili genel açıklamalar zaten Sağlık Bakanlığımızca rutin olarak yapılmaktadır. Kentlere özel verilerin de rutin ve şeffaf olarak açıklanması Pandemi Kurulları başkanlığınca yapılmalıdır.

23 Nisan 21.00’da İstiklal Marşı

5-23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramının 100. Yılı gibi, milli değerlerimize sıkıca tutunacağımız çok önemli bir güne yaklaşıyoruz. TBMM Başkanımız Sayın Mustafa Şentop tarafından başlatılan kampanya ile 23 Nisan akşamı saat 21.00 de evlerimizden ve balkonlarımızdan hep birlikte İstiklal Marşımızı okuma çağrısında bulunuyoruz. 11 Büyükşehir Belediyesi 100. yılında 23 Nisan’ın evlerde en coşkulu şekilde kutlanması için çalışacağız.

6-Aynı zamanda 23 Nisan’ı 24 Nisan sabahına bağlayan gece mübarek Ramazan ayının da başlangıcıdır. Aydınlanma ve yardımlaşma ayı olan Ramazan’da ihtiyaç sahiplerine ulaşmada belediyelerimizin en etkin ve doğru adreslerden biri olduğunu hatırlatırız. Güzel ülkemizi aydınlığa çıkaracağımız günlerin yakın olduğunu, hiçbir vatandaşımızın endişe etmemesini temenni ederiz.

Metnin altında imzası bulunan isimler şu şekilde: İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Yılmaz Büyükerşen, Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı Özlem Çerçioğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek, Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfi Savaş.

Ekonomik önlem paketi onaylandı: Ücretsiz izin yasalaştı, sendikalaşma ertelendi

Koronavirüs Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi TBMM Genel Kurulu’nda kabul edilerek yasalaştı.

AKP milletvekillerinin imzasını taşıyan düzenlemeye göre, ücretsiz izne çıkarılanlara aylık nakit desteği gelirken, işten işçi çıkarmalar ise 3 aylığına yasaklanıyor. 9 Nisan’da gündeme gelen işverenlerin çalışanları ücretsiz izne çıkarma teklifi de kabul edilmiş oldu.

Ücretsiz izin yasalaştı

İşverenler çalışanları 3 ay süreyle ücretsiz izne çıkarabilecek. Ücretsiz izne gönderilen işçilere işsizlik sigortası fonundan her gün için 39 lira 24 kuruş yani aylık 1170 lira ödenecek. Bu ücret ise işçinin ileride kullanacağı işsizlik ödeneğinden alınacak.

Sendikal örgütlenme hakkı kısıtlandı

Kanun teklifinde grev hakkını kısıtlayan maddeden geri adım atılırken, sendikal yetki tespitlerinin verilmesi ertelenerek örgütlenme hakkı en az üç ay süreyle durdurulmuş oldu. Teklifte yer alan diğer maddeler ise şu şekilde:

  • Kanuna göre, Covid-19 salgını kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle, hazine taşınmazlarına ilişkin olarak sözleşmeye istinaden ödenmesi gereken bedeller ile ecrimisil bedellerinden 1 Nisan 2020’den itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gerekenleri, başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle ertelemeye Çevre ve Şehircilik Bakanı yetkili olacak.

Hazine taşınmazlarına ait kiralara erteleme

  • Bu sürelerin bitiminden itibaren Çevre ve Şehircilik Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilecek. Bu alacaklar, ertelenen süre sonunda ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilecek.
  • Turizm tesisi maksadıyla verilen izinler hariç Orman Kanunu gereğince devlet ormanlarında gerçek ve özel hukuk tüzel kişileri adına verilen izinler ile Orman Genel Müdürlüğü tarafından Devlet İhale Kanunu gereğince kiraya verilen mesire yerleri ve taşınmazlardan 1 Nisan 2020’den itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken bedeller başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle ertelenecek.
Fotoğraf: AA

Zam ve faiz uygulanmayacak

  • Bu süreleri bitiminden itibaren 3 aya kadar uzatmaya Tarım ve Orman Bakanı yetkili olacak. Bu alacaklar ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilecek. Ayrıca verilen izinlerin erteleme dönemi içinde tahakkuk eden ilk yıl bedellerine karşılık banka teminat mektubu alınarak yer teslimi yapılabilecek.
  • Milli Parklar Kanunu’na tabi yerlerde yapılan kiralamalardan 1 Nisan 2020’den itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken bedeller başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle ertelenecek. Bu süreleri bitiminden itibaren 3 aya kadar uzatmaya Tarım ve Orman Bakanı yetkili olacak. Bu alacaklar da ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilecek.

Büyükşehir belediyelerine borç erteleme

  • Büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri, bağlı kuruluşları ile bunların üyesi olduğu mahalli idare birliklerinin mülkiyetinde veya tasarrufundaki taşınmazlara ilişkin olarak ilgili mevzuatınca yapılan satış, ecrimisil ve kiralamadan kaynaklanan bedellerin veya tutarların 19 Mart 2020’den itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gereken kısımlarının 3 ay ertelenmesine büyükşehir belediyeleri, belediyeler, il özel idareleri ve birliklerde meclis; bağlı kuruluşlarda ise yetkili karar organı yetkili olacak. Bu süreler, bitiminden itibaren Çevre ve Şehircilik Bakanı veya İçişleri Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilecek.
  • Bu alacaklar, ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilecek. Faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunamayan işletmelerin faaliyette bulunmadığı döneme ilişkin olarak kira bedelleri tahsil edilmeyecek.

Üç ay erteleme

  • Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlarının gelir vergisi tevkifatı beyan ve ödeme süreleri, tüm sosyal sigorta prim ödemeleri ile Belediye Teşkilatı Olan Yerleşim Yerlerine İçme, Kullanma ve Endüstri Suyu Temini Hakkında Kanun’un 4. maddesi uyarınca Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğüne yaptığı yıllık taksit ödemelerinden, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gerekenler 3 ay ertelenecek. Bu süreler, bitiminden itibaren 3 aya kadar Cumhurbaşkanı tarafından uzatılabilecek. Bunlar ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilecek.
  • Büyükşehir belediyeleri, belediyeler ve bağlı kuruluşlarının konutlara ve faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunamayan iş yerlerine ilişkin su tüketimine bağlı alacakları, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gerekenlerle sınırlı olmak üzere belediye meclisi tarafından 3 ay ertelenebilecek. Bu süreler, bitiminden itibaren 3 aya kadar belediye meclisince uzatılabilecek. Bu alacaklar ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilecek.
  • Büyükşehir belediyeleri ile belediyeler, kendisinden izin veya ruhsat almak ya da hat kiralamak suretiyle çalışan gerçek ve tüzel kişilere, toplu taşıma hizmetinin kesintisiz olarak yürütülebilmesiyle sınırlı olacak şekilde, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 aylık süreyle sınırlı olmak üzere meclis kararıyla, gelir desteği ödemesi yapabilecek, belirlenen döneme tekabül eden ruhsat, izin, hat kirası borçlarını faizsiz olarak 3 ay erteleyebilecek. Çevre ve Şehircilik Bakanı, bu süreleri, bitiminden itibaren 3 aya kadar uzatmaya yetkili olacak. Ruhsat, izin, hat kirası borçları ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık eşit taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı ve faiz uygulanmadan tahsil edilecek.
  • Faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunamayan işletmelerin yıllık ilan ve reklam vergileri ile yıllık çevre temizlik vergilerinin, faaliyetleri durdurulan veya faaliyette bulunulamayan dönemlere isabet eden kısmı alınmayacak.

KYK borçlarına üç ay erteleme

  • Yasayla, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurt Hizmetleri Kanunu‘nun kapsamındaki kredi borçları, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 aylık döneme ilişkin tahsil edilmesi gerekenlerle sınırlı olmak üzere, başvuru şartı aranmaksızın 3 ay süreyle ertelenecek. Bu süreler, bitiminden itibaren Gençlik ve Spor Bakanı tarafından 3 aya kadar uzatılabilecek. Söz konusu borçlar, ertelenen süre sonunda, ertelenen süre kadar aylık taksitler halinde, herhangi bir gecikme zammı, faiz veya Yİ-ÜFE uygulanmadan tahsil edilecek.
  • Tarım satış kooperatifleri birliklerinin, Tarım Satış Kooperatif ve Birlikleri Hakkında Kanunu uyarınca yeniden yapılandırılan ve yılda bir taksit olmak üzere ödenen Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonu (DFİF) kaynaklı kredi borçlarının 2020 yılına ait borç taksit ödemesi, faizsiz olarak 2021’e ertelenecek. 2021 yılı dahil daha sonraki yıllarda ödenecek taksit tutarları da faizsiz olarak birer yıl ertelenecek.
  • Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’na göre düzenlenen yıllık aidat 2020 yılında alınmayacak.

Genel kurul toplantılarına erteleme

  • Covid-19 salgını kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle, Tarım Ürünleri Lisanslı Depoculuk Kanunu kapsamında verilmiş olup 2020 yılı içinde geçerlilik süresi dolacak lisansların geçerlilik süresi bir yıl uzatılacak.
  • Denizde Can ve Mal Koruma Hakkında Kanun kapsamında ticaret gemilerine düzenlenen ve 11 Mart-31 Temmuz 2020 aralığında süresi dolan veya dolacak denize elverişlilik belgelerinin süresi 1 Ağustos 2020’e kadar uzatılacak. Bu süreyi, bitiminden itibaren 3 aya kadar uzatmaya Ulaştırma ve Altyapı Bakanı yetkili olacak. Aynı kanun kapsamında yapılacak denetlemeler 1 Ağustos 2020’e kadar ertelenecek. Bu süreyi 3 aya kadar uzatmaya Ulaştırma ve Altyapı Bakanı yetkili olacak.
  • Dernekler Kanunu ve Türk Medeni Kanunu’na göre dernekler tarafından verilecek bildirim ve beyannameler ile dernek genel kurul toplantıları 31 Temmuz 2020 tarihine kadar ertelenecek. Bu süre, 3 aya kadar İçişleri Bakanınca uzatılabilecek. Ertelenen genel kurul toplantıları, ertelemenin sona erdiği tarihten itibaren 30 gün içinde yapılacak. Mevcut organların görev, yetki ve sorumlulukları erteleme süresi sonrasında yapılacak ilk genel kurula kadar devam edecek.
  • Kooperatifler Kanunu kapsamındaki genel kurul toplantıları 31 Temmuz 2020’ye kadar ertelenecek. Bu süre, ilgili bakan tarafından 3 aya kadar uzatılabilecek. Ertelenen genel kurul toplantıları, ertelemenin sona erdiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak. Mevcut organların görev, yetki ve sorumlulukları erteleme süresi sonrasında yapılacak ilk genel kurula kadar devam edecek.
  • Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ile Tarımsal Üretici Birlikleri Kanunu kapsamındaki genel kurul toplantıları 31 Temmuz 2020’e kadar ertelenecek. Bu süre, Tarım ve Orman Bakanınca 3 aya kadar uzatılabilecek. Ertelenen genel kurul toplantıları, ertelemenin sona erdiği tarihten itibaren 3 ay içinde yapılacak. Mevcut organların görev, yetki ve sorumlulukları erteleme süresi sonrasında yapılacak ilk genel kurula kadar devam edecek.
  • Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu uyarınca 2020 yılı Mayıs ayı içinde yapılması gereken Birlik Genel Kurulu, bir sonraki yıl Genel Kurulu ile birlikte yapılacak.

Muhtarlıklarda seçimler 2020’de olmayacak

  • Mahalli İdareler ile Mahalle Muhtarlıkları ve İhtiyar Heyetleri Seçimi Hakkında Kanun’a göre yapılması gereken seçimler 2020’de gerçekleştirilmeyecek.
  • Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun kapsamında Ar-Ge ve tasarım merkezlerinde yürütülen faaliyetlerin Ar-Ge ve tasarım merkezleri dışında da yapılmasına; Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu kapsamında bölge sınırları içinde yürütülen faaliyetlerin bölge dışında da yürütülmesine 11 Mart 2020’den itibaren 4 ay süreyle sınırlı olmak üzere, Sanayi ve Teknoloji Bakanı tarafından izin verilebilecek. Bu süre, bitiminden itibaren Sanayi ve Teknoloji Bakanınca 3 aya kadar uzatılabilecek. İzin verilmesi durumunda, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığının bilgilendirilmesi kaydıyla, indirim, istisna, destek ve teşviklerden yararlanmaya devam edilecek.
  • Kamu Görevlileri Sendikaları ve Toplu Sözleşme Kanunu’nda yer alan üye sayılarının tespiti, 2020 yılı için 15 Temmuz 2020 tarihi esas alınarak gerçekleştirilecek ve en geç 31 Temmuz 2020’e kadar Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına gönderilecek.

Sendikalaşma üç ay ertelendi

  • Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu kapsamındaki yetki tespitlerinin verilmesi, toplu iş sözleşmelerinin yapılması, toplu iş uyuşmazlıklarının çözümü ile grev ve lokavta ilişkin süreler, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay süreyle uzatılacak. Cumhurbaşkanı, 3 aylık süreyi bitiminden itibaren 3 aya kadar uzatmaya yetkili olacak.
  • Hazinenin özel mülkiyetindeki taşınmazların satışı, kiraya verilmesi, trampası, arsa veya kat karşılığı inşaat yaptırılması ve sınırlı ayni hak tesisi işlemleri ile devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerin kiraya verilmesi ve kullanma izni verilmesi ihaleleri 31 Temmuz 2020’ye kadar hizmet bedeli karşılığında Çevre ve Şehircilik Bakanlığının bağlı ve ilgili kuruluşları ile bunların iştiraklerine ait teknik altyapı kullanılmak suretiyle elektronik ortamda yapılabilecek. Bu süre Çevre ve Şehircilik Bakanınca 3 aya kadar uzatılabilecek.

İşletme belgesi devredilebilecek

  • Kanunla, Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu’nda yapılan değişiklikle, işletme belgesi bir işletmeye mahsus olmak üzere tüzel kişilere verilecek. Bakanlıktan izin almak kaydıyla işletme belgesi acente unvanından bağımsız olarak başka bir tüzel kişiliğe devredilebilecek ve devir Bakanlık siciline işlendiği tarihte hüküm ifade edecek. Devredilen işletme belgesinde yer alan acente unvanı veya iltibasa yol açacak unvan 10 yıl içinde hiçbir seyahat acentesine kullandırılmayacak. İşletme belgesini devreden tüzel kişiliğe 3 yıl içinde yeniden işletme belgesi verilmeyecek.

Üniversitelerin tıp fakültelerine hazineden kaynak aktarımı

  • Devlete ait üniversitelerin tıp fakülteleri ve diş hekimliği fakülteleri ile bunlara bağlı sağlık uygulama ve araştırma merkezi birimleri ile rektörlüklerine bağlı sağlık hizmeti sunan enstitülerin döner sermaye işletmesi birimlerinden, borç karşılama yüzdeleri Hazine ve Maliye Bakanlığınca tespit edilecek oranın altında kalanlara Hazine ve Maliye Bakanlığı bütçesinden kaynak aktarılabilecek.
  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bünyesindeki engelli bakım merkezlerinde ve huzurevlerinde, Sosyal Hizmetler Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca aranan gelir ölçütleri ile ağır engellilik şartının üç ay süreyle dikkate alınmaksızın yaşlılara ve engellilere hizmet verilecek.
  • Kısa çalışma uygulamasından yararlanabilmek için, iş yerinde kısa çalışma uygulanan dönemde yapılan başvurular, uygunluk tespitleri hariç, başvuru tarihinden itibaren 60 gün içinde sonuçlandırılacak.
  • Düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihte iş sözleşmesi bulunmakla birlikte işveren tarafından ücretsiz izne ayrılan ve kısa çalışma ödeneğinden yararlanamayan işçiler ile 15 Mart 2020’den sonra iş sözleşmesi feshedilen ve işsizlik ödeneğinden yararlanamayan işçilere, herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşundan yaşlılık aylığı almamak kaydıyla ve fesih yapılamayacak süreyi geçmemek üzere, bu süre içinde ücretsiz izinde bulundukları veya işsiz kaldıkları süre kadar günlük 39,24 TL nakdi ücret desteği verilecek. Yapılan ödemelerden damga vergisi hariç herhangi bir kesinti yapılamayacak.
  • Birinci fıkra kapsamında ücretsiz izne ayrılarak nakdi ücret desteğinden yararlanan işçinin fiilen çalıştırıldığının tespiti halinde işverene, bu şekilde çalıştırılan her işçi ve çalıştırıldığı her ay için ayrı ayrı olmak üzere fiilin işlendiği tarihteki aylık brüt asgari ücret tutarında çalışma ve iş kurumu il müdürlüklerince, idari para cezası uygulanacak ve ödenen nakdi ücret desteği ödeme tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte işverenden tahsil edilecek.
  • Nakdi ücret desteğinden yararlananlardan genel sağlık sigortalısı veya genel sağlık sigortalısının bakmakla yükümlü olduğu kişi kapsamına girmeyenler, genel sağlık sigortalısı sayılacak ve genel sağlık sigortasına ilişkin primler İşsizlik Sigortası Fonu’ndan karşılanacak.
  • Covid-19 nedeniyle işverenlerin yaptıkları zorlayıcı sebep gerekçeli kısa çalışma başvuruları için, uygunluk tespitinin tamamlanması beklenmeksizin, işverenlerin beyanı doğrultusunda kısa çalışma ödemesi gerçekleştirilecek. İşverenin hatalı bilgi ve belge vermesi nedeniyle yapılan fazla ve yersiz ödemeler, yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilecek.

Üç ay işten çıkarma yasağı

  • İşveren, her türlü iş veya hizmet sözleşmesini, ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller dışında 3 ay süreyle feshedemeyecek.
  • Sermaye şirketlerinin 30 Eylül 2020’ye kadar dağıtabilecekleri 2019 yılı net dönem kar oranı, verilen önergeyle, yüzde 25 yerine “yüzde 25’ine kadarı” şeklinde değiştirildi.
  • Söz konusu önergeyle ayrıca, sermaye şirketlerine ilişkin istisnalarla uygulamaya dair usul ve esasları belirleme yetkisi Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşünü almak suretiyle Ticaret Bakanlığına verildi.
  • Kanuna göre, Türk Ticaret Kanunu’na eklenen geçici maddeyle sermaye şirketlerinde, 30 Eylül 2020’ye kadar 2019 yılı net dönem karının yalnızca yüzde 25’ine kadarının dağıtımına karar verilebilecek.
  • Geçmiş yıl karları ve serbest yedek akçeler, dağıtıma konu edilemeyecek, genel kurulca yönetim kuruluna kar payı avansı dağıtımı yetkisi verilemeyecek. Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin ve sermayesinin yüzde 50’sinden fazlası kamuya ait fonların, doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin çoğunluğuna sahip olduğu şirketler hakkında bu hüküm uygulanmayacak. Bu süreleri kısaltmaya ya da uzatmaya Cumhurbaşkanı yetkili olacak.
  • Genel kurulca 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kar payı dağıtımı kararı alınmış ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödemede bulunulmuş ise 2019 yılı net dönem karının yüzde 25’ini aşan kısma ilişkin ödemeler de 30 Eylül 2020’ye kadar ertelenecek.

İşçiyi ücretsiz izne ayırabilecek

  • İş Kanunu’na eklenen geçici maddeyle bu kanun kapsamında olup olmadığına bakılmaksızın her türlü iş veya hizmet sözleşmesi, bu düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 ay süreyle ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller dışında, işverence feshedilemeyecek.
  • İşveren, düzenlemenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 3 aylık süreyi geçmemek üzere işçiyi tamamen veya kısmen ücretsiz izne ayırabilecek. Bu kapsamda ücretsiz izne ayrılmak, işçiye haklı nedene dayanarak sözleşmeyi fesih hakkı vermeyecek.
  • İş sözleşmesini fesheden işveren veya işveren vekiline, sözleşmesi feshedilen her işçi için fiilin işlendiği tarihteki aylık brüt asgari ücret tutarında idari para cezası verilecek.
  • Cumhurbaşkanı, söz konusu 3 aylık süreleri 6 aya kadar uzatabilecek.
  • Mücbir sebeple oluşan gecikmelerde yaptırım uygulanmayacak
  • Kamu Mali Yönetimi ve Kontrol Kanunu’nda madde eklenerek deprem, yangın, sel gibi doğal afetler, salgın hastalık, Hazine ve Maliye Bakanlığı bilişim sistemlerinin herhangi bir nedenle çalışmaması gibi mücbir hallerde veri, bilgi ve belgelerin oluşturulması, kaydedilmesi, iletilmesi, muhafazası ve ibrazına ilişkin yöntemler, Hazine ve Maliye Bakanlığınca belirlenecek.
  • Bakanlık, mücbir sebep hallerinde bilişim sistemleri üzerinden yürütülen işlemlerde yaşanabilecek gecikme nedeniyle ilgililere, gecikme faizi, gecikme zammı ve ceza gibi yaptırımlar uygulamayacak.

El konulan tıbbi gerekçeler kullanılabilecek

  • Düzenlemeyle, Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu’na geçici madde eklenerek, 30 Eylül 2020’ye kadar el konulan ancak henüz tasfiyelik hale gelmeyen, bulaşıcı salgın hastalıkla mücadeleyle doğrudan ilgili tıbbi cihaz ve malzemeler, test materyali, plazma, etil alkol, izopropil alkol, gliserol, maske, eldiven, tulum, galoş, kolonya, dezenfektan, dezenfeksiyon cihazları, solunum cihazı, yoğun bakım malzemesi, ilaç, aşı, ilk yardım araç-gereçleri ve bunların üretiminde kullanılan cihaz ve malzemelerin, el koyan idare veya ilgili kamu kurumu tarafından soruşturma evresinde hakim veya kovuşturma evresinde mahkemeden tahsisi talep edilebilecek. Bu süre Cumhurbaşkanınca 3 aya kadar uzatılabilecek.
  • Hakim veya mahkemece tahsisi uygun bulunan eşyanın, soruşturma veya kovuşturma sonunda iadesine karar verildiği takdirde eşyanın rayiç değerinden varsa gümrük vergileri ve para cezaları ayrıldıktan sonra kalan tutar, tahsis yapılan kurumca eşya sahibine ödenecek.

500 bin liraya kadar para cezası

  • Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un ceza hükümlerini belirleyen maddesi yeniden düzenlenecek.
  • Bu kapsamda, diğer kanunlara göre daha ağır bir cezayı gerektirmediği takdirde, üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapanlara 10 bin liradan 100 bin liraya kadar; üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunanlara ise 50 bin liradan 500 bin liraya kadar idari para cezası verilecek.
  • Öngörülen idari para cezalarını uygulama yetkisi Haksız Fiyat Değerlendirme Kuruluna, öngörülen diğer idari para cezalarını uygulama yetkisi ise Ticaret Bakanlığa ait olacak. Bakanlığa ait olan idari para cezası uygulama yetkisi taşra birimlerine devredilebilecek.

Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturulacak

  • Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’a, “Fahiş fiyat artışı, stokçuluk ve Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu” başlıklı madde eklenecek.
  • Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapılamayacak.
  • Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulamayacak.
  • Üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik düzenlemeler yapmak, gerektiğinde denetim ve incelemelerde bulunarak idari para cezası uygulamak ve her türlü tedbiri almak amacıyla Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu oluşturulacak.
  • Başkanlığı, Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürü tarafından yürütülen Kurul, Tüketicinin Korunması ve Piyasa Gözetimi Genel Müdürü, Esnaf, Sanatkarlar ve Kooperatifçilik Genel Müdürü, Adalet Bakanlığı, Hazine ve Maliye Bakanlığı, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından görevlendirilen birer Genel Müdür, ilgili İç Ticaret Genel Müdür Yardımcısı, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu tarafından görevlendirilen birer üye, üretici ve tüketici örgütleri ile perakende sektörünü temsilen birer üye olmak üzere 13 üyeden oluşacak.
  • Kurul, ihtiyaç halinde başkanın çağrısı üzerine, başkan dahil en az 7 üye ile toplanacak ve toplantıya katılanların salt çoğunluğuyla karar alınacak. Oyların eşit olması halinde başkanın oy kullandığı tarafın çoğunluğu sağladığı kabul edilecek. Kurulun kararları Ticaret Bakanlığınca uygulanacak.
  • Kurulun, sekretarya hizmetleri İç Ticaret Genel Müdürlüğü tarafından yerine getirilecek.

Türkiye Varlık Fonuna yönelik değişiklikler

  • Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’da yapılan değişiklikle şirket veya şirket tarafından kurulacak diğer şirketler, Türkiye Varlık Fonu ve fon bünyesinde kurulacak alt fonlarının denetim raporlarının Cumhurbaşkanına sunum tarihi, haziran ayından ağustosa alınacak.
  • Türkiye Varlık Fonunun, şirketin, alt fonların ve şirketin kurduğu şirketlerin, diğer şirketler üzerinde üçüncü kişilerle birlikte veya tek başlarına kontrolünü sağlayacak işlemlerinde, işlemlerin tarafları, onların doğrudan ve dolaylı ortakları, iştirakleri, bağlı ortaklıkları ile kontrol sağlanan şirketlere de bu işlemlerle sınırlı olmak üzere, Sermaye Piyasası Kanunu’nun “Ortaklıkların önemli nitelikteki işlemleri” ve “Ortaklıktan çıkarma hakkı ve satma hakkı” başlıklı madde hükümleri ile bu kapsamda yürürlüğe konulan ikincil mevzuat uygulanmayacak.
  • Türkiye Varlık Fonu, şirket ile alt fonlar ve şirketin kurduğu diğer şirketler, tek başlarına veya üçüncü kişilerle birlikte doğrudan/dolaylı olarak bunlar lehine üzerinde hakimiyet tesis edilen şirketlere ve bu hakimiyetin tesisine ilişkin işlemlerle sınırlı olmak üzere bu işlemlerin taraflarına, onların doğrudan, dolaylı ortaklarına, iştirakleri ve bağlı ortaklıklarına, Türk Ticaret Kanunu’nun “Hakimiyetin hukuka aykırı kullanılması” başlıklı maddesi uygulanmayacak.