Editörün Seçtikleriİklim KriziManşet

Birleşik Krallık’ın gerçek karbon ayak izinin yarısı yurtdışında

Yapılan bir araştırma Birleşik Krallık’ın sera gazı emisyonlarını azaltma girişiminin etkisinin ithal malları kapsayan iklim politikalarının uygulanmaması sebebiyle oldukça az olacağını ortaya koydu.  

Hükümet 2050 yılına kadar net sıfır karbon emisyonuna ulaşacağının taahhüdünü verdi ve emisyonlar geçtiğimiz 30 yıl boyunca azalma eğiliminde. Ancak bu resim, Britanya’nın karbon ayak izinin “görünmez” tarafını hesaba katmıyor: Uluslararası yolculuk ve ülkede tüketilmesi için yurt dışında üretilen mallar.

Guardian’da yer alan habere göre Doğal Hayatı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yayınlanan bir rapor bu görünmez kısmın Britanya’nın karbon ayak izinin yarısını oluşturduğunu söylüyor.

İthalata dayalı emisyonlar artıyor

Uluslararası seyahatler de dahil olmak üzere Birleşik Krallık’a yapılan ithalatla ilişkili emisyonlar, 1990 yılında yaklaşık 316 milyon ton karbondan 2016’da 360 milyon tona ve verisi bulunan son yıl olan 2017’de 358 milyon tona yükseldi.

İthal edilen bu emisyonlar yıldan yıla önemli ölçüde değişiklik gösterebiliyor ancak mali krizden önce 2007 yılında 449 milyon tonluk bir zirveden düşmesine rağmen, genel olarak istikrarlı bir şekilde seyrediyor veya artıyor.

Ülke içi emisyonlar azalıyor

Rapora göre, 1990-2016 yılları arasında, Birleşik Krallık’ın kendi karbon emisyonları, kömür kaynaklı enerjiden gaza ve yenilenebilir elektrik kaynaklarına olan uzun bir değişim sayesinde yüzde 40’tan fazla düştü.

Karbon emisyonları imalatçı ülkeye yazılıyor

İthal edilen malların üretimiyle ilişkili karbon, imalatçı ülkenin karbon hesaplarında yer alıyor.  Bununla birlikte, bazı ülkelerin karbon hedefleri diğerlerinden daha az katı ve gelişmekte olan ülkeler ekonomik büyümeyi sürdürürken düşük karbonlu yöntemleri kullanmakta zorlanabiliyor. Uluslararası havacılık ise BM iklim görüşmeleri ve Paris Anlaşması’nda ülkelerin ulusal karbon hedefleri kapsamında değil.

Raporun yazarlarından John Barrett, “Diğer tüm ülkeler de net sıfır hedefine gidiyor olsaydı, bu (görünmez karbon ayak izi) sorun olmazdı. Birleşik Krallık liderlik göstermeli” dedi.

Önümüzdeki yıl düzenlenecek COP26 Birleşik Krallık başkanlığında Glasgowda gerçekleşecek

Yurtdışında üretilen emisyonlar için sorumluluk alınmalı mı?

İthalatla ilişkili emisyonların nasıl hesaplanacağı sorusu, endişeli ve kutuplaştırıcı bir sorun. Bazı yeşil kampanyacılar, gelişmiş ülkelerin yurtdışında üretilen emisyonlar için sorumluluk kabul etmesi gerektiğini savunurken, diğer ekonomistler imalat ülkelerine mallar için ödeme yapıldığını belirtiyor.

Londra Ekonomi Okulu (LSE) Grantham Araştırma Enstitüsü’nden Josh Burke, “Ticaret akışlarını anlamak için tüketim muhasebesi kullanmak, mevcut küresel aksaklıklar ışığında faydalı bir alıştırma. Tüketim kalıplarını değiştirmek ve sınır karbon ayarlamaları gibi ithalat emisyonlarını düşürmek için üretilecek politikalar, korumacılıktan ziyade eşitlik ve verimliliğe dayanan zarif bir ekonomik çözüm” önerisinde bulundu.

Sınırda karbon vergisi

Avrupa Birliği, bu sınır ayarlamalarını – yani, üretim sürecinde üretilen karbonu dikkate alan ithalattaki karbon vergilerini- Avrupa Yeşil Düzen anlaşmasının bir parçası olarak düşünüyor. Ancak bunun karmaşık olduğunu söyleyen Burke, “Bu tarz polikalar uygulama sırasında çökme eğiliminde ve tartışmalar korumacı gündemlere çekiliyor. Birleşik Krallık bir dizi yeni serbest ticaret anlaşması için müzakere etmeye başladığında, uluslararası işbirliğini engelleyebilir” dedi.

Burke ayrıca, koronavirüs sebebiyle zayıflayan ekonomiyi geliştirmek için ülkelerin çevresel etkileri göz önünde bulundurmadan ticaret yapma eğiliminde olabileceği konusunda da uyardı.

Cornelius: Diğer ülkelere yardım etmeli

Birleşik Krallık ilk başta Kasım ayında Glasgow’da yapılması planlanan ve koronavirüs sebebiyle gelecek yıla ertelenen BM iklim müzakerelerine ev sahipliği yapacak.  

WWF’nin iklim danışmanı Stephen Cornelius‘a göre, bu durum bakanları diğer ülkeleri sera gazı emisyonlarını azaltma konusunda güçlü planlar öne sürmeye ve düşük karbonlu ihracat sektörlerini inşa ederek fayda sağlayabilecek fakir ülkelere yardım sunma fırsatı veriyor. Cornelius “İthalattan kaçınmamalıyız, ancak diğer ülkelerin karbon yoğunluklarını azaltmalarına yardımcı olmalıyız” değerlendirmesinde bulundu.