Ana Sayfa Blog Sayfa 2045

Ankara Valiliği, Büyük Savunma Mitingi öncesinde eylemleri yasakladı

Ankara Valiliği, baroların, çoklu baro düzenlemesine karşı yarın yapmayı planladığı Büyük Savunma Mitingi öncesinde koronavirüs salgınını gerekçe göstererek kentte her türlü toplantı, yürüyüş ve gösterinin 15 gün süreyle kısıtlandığını duyurdu.

AKP’den Sivas katliamına ‘katliam diyenler’ hakkında suç duyurusu

AKP Sivas Gençlik Kolları Başkanı ve İl Genel Meclisi üyesi Murat Toraman, Sivas Katliamı için “Sivas Katliamı” diyenler hakkında Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunarak cezalandırılmalarını istedi. Toraman, suç duyurusu dilekçesinde özetle şu ifadelere yer verdi:

“1993 yılında yaşanan ve Sivaslılarla, Sivasla asla alakası olmadığına inandığımız Madımak Olayı’nın, 27 yıldır belirli bir kesim tarafından Sivas’a mal edilmesini şiddetle reddediyorum. Böyle üzücü olayı Sivaslılar olarak tasvip etmemiz asla mümkün değildir.

1993 yılında yaşanan acı olayın bana göre Sivas ismi ile yan yana anılması bile zuldür. Olayın gerçekleştiği yer olan Madımak Oteli, olayı anmak ve anımsamak isteyenler için yeterli olmalıdır. ‘Sivas Olayı’ bile demeye gönlüm razı değildir. Kaldı ki bu yaşanan üzücü olay için ‘Sivas Katliamı’ denmesini isteyenler veya özellikle bu ifadeyi kullananlar da yok değildir.

Bir Sivaslı olarak, bir Sivas aşığı olarak, bir Sünni olarak, Alevilerle kardeşçe yaşayan bir vatandaş olarak, olaylarla hiçbir alakası olmadığı halde suçsuz yere aylarca mahkum edilen bir dedenin torunu olarak, bu olayın acısını iliklerine kadar yaşamış biri olarak, 1993’de yaşanan olaylar için ‘Sivas Katliamı’ ifadesini kullanan kişi veya kişiler hakkında suç duyurusunda bulunuyor ve cezalandırılmasını istiyorum.”

Sivas Katliamı’nda 35 aydın kaldıkları otel ateşe verilerek katledilmişti. 

‘Sivas olayları’ diyen Vali için de suç duyurusu yapılmıştı

Sivas Katliamı’nda öldürülen Gülsün Karababa’nın ağabeyi Hüseyin Karababa, Sivas Valisi Salih Ayhan’ın katliamın 27. yıl dönümüne ilişkin yaptığı açıklamalarda “Sivas olayları” ifadesini kullanması üzerine önceki gün suç duyurusunda bulunmuştu.

Karababa Sivas Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı suç duyurusunda, “Cumhuriyet tarihimizin en büyük terör katliamlarından biri olan Sivas Katliamı’ndan ‘Sivas olayları’ diye bahsetmek ve bu katliamda katledilen insanların öldürüldüklerini bile söylemekten imtina ederek bu insanların ‘vefat edenler’ diye bahsetmek bu terör katliamının katliam olduğunu reddetmek anlamına gelir” demişti.

Oxford, Covid-19 aşı denemesinin olumlu sonuç verdiğini duyurdu

İnsan üzerindeki aşı denemelerine geçen mayıs ayında başlanmıştı. Aşıyla birlikte insan vücudunun virüse karşı direnç göstererek kendini koruyacak güce geldiğinin altını çizen üniversite yetkilileri, her koşulda kendi hijyen kurallarına dikkat edilmesinin gerektiğini belirtti.

‘Kış aylarında hazır olacağını varsaymayın’

Aşı çalışması ekibinden Prof. Sarah Gilbert bir açıklama yaparak “Yaptığımız çalışmalar neticesinde virüse karşı bağışıklık geliştiren aşı da son noktaya geldiğimizi belirtebiliriz” ifadelerini kullandı.

Aşı çalışmalarının başında bulunan ve daha önce aşının eylül ayında hazır olabileceğini söyleyen Prof. Gilbert, bu kez “Aşının kış aylarında hazır olacağını varsaymayın. En kötüsüne hazır olun” diyerek sosyal mesafe ve hijyen önlemlerini devam ettirilmesini istedi.

Oxford Üniversitesi’nin hazırladığı ‘AZD1222’ adlı aşının dağıtımının AstraZeneca tarafından yapılmasına karar verilmişti. Geçen ay 400 milyon doz aşının Almanya, Fransa ve Hollanda’ya dağıtımı için anlaşma yapıldığı açıklanmıştı. İngiltere’de 100 milyon doz, ABD’de ise 400 milyon doz dağıtımı için karar verilmişti.

Sivas Katliamı 27’nci yılında anıldı

Sivas Katliamı‘nın 27’nci yılında kentte yapılacak anma etkinlikleri, salgın gerekçesiyle kısıtlandı.

Farklı kentlerden anma için Sivas’a gelen katılımcılar, Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Sivas Şubesi önünde, katliamda yaşamını yitirenlerin aileleriyle bir araya geldi.

Anma etkinlikleri bu yıl katliamda yaşamını yitiren şair ve aynı zamanda doktor olan Behçet Aysan’a adandı. Anmaya katılanlar, üzerinde Aysan’ın da fotosunun yer aldığı beyaz önlük giydi.

Anma etkinliği kapsamında gerçekleştirilecek yürüyüşle ilgili açıklama yapan Sivas Valiliği, koronavirüs nedeniyle Madımak‘ın önünde ancak 100 kişinin toplanabileceğini söylemiş, anmaya katılacak olanların isim listesini istemişti. Valilik ayrıca yürüyüşe izin vermeyeceğini açıklamıştı ancak yürüyüş yasağa rağmen gerçekleşti.

https://twitter.com/hdkAdalet/status/1278604116009287681

İstanbul’da da anıldı

Öte yandan dün de Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) İstanbul Şubeleri, “Sivas için adalet herkes için adalet” sloganıyla Kadıköy Rıhtım’da bir araya gelerek Sivas Katliamı’nda yaşamını yitirenleri andı.

“Davamız mahşere kalmayacak, Pir Sultanlar ölmez direniş sürüyor” pankartının açıldığı etkinlikte, “Sivas 93 unutmadık”, “Bizi yakmak kurtuluş mu?”, “Sivas’ın hesabı sorulacak” ve “Sivas’ı unutmadık, unutturmayacağız” dövizleri taşındı.

‘Katliamcılar teşvik edildi’

Etkinlikte söz alan Pir Sultan Abdal Derneği Ataşehir Şube Başkanı Gülsev Kaya, Sivas’ta yaşamını yitiren 33 kişinin devlet güçlerinin gözü önünde karanlık güçler tarafından katledildiğini belirterek, katliamın planlı ve organize bir çalışmanın sonucunda gerçekleştirildiğini ifade etti:

Katliamın yaşandığı gün devlet yetkilileri şeriatçı güruhun toplanmasını ve kalabalıklaşmasını saatlerce izledi. Bu barbarlar kan ve intikam sloganlarıyla kan dökmek için harekete geçerlerken hiç kimse onlara müdahale etmedi. Müdahale etmek bir yana teşvik edilip yönlendirildiler. (…)

Açıkça görüldüğü gibi Sivas Madımak Oteli Katliamı egemenlerin bütün unsurlarıyla birlikte organize ettiği ve şeriatçı katil güruhun tetikçiliğiyle hayata geçirdiği planlı bir katliamdı.

Yapılan etkinliğe HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu, birçok siyasi parti ve sivil toplum örgütü ve yurttaş da katıldı.

Ankara’da üç gözaltı

Ankara‘da bugün Alevi ve demokratik kitle örgütleri Tuzluçayır’da yapmak istediği anmaya ise polis müdahale etti.

Tuzluçayır’da bulunan Ana Fatma Cemevi önünde bir araya gelen gruba polis müdahalede bulundu. Valilik kararını gerekçe göstererek izin vermeyen polisler, cemevinin içine girerek üç kişiyi gözaltına aldı.

2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas Madımak Oteli’nde çoğunluğu Alevi 33 yazar ve ozan ile iki otel çalışanı yakılarak öldürülmüştü.

 

 

Botswana’da yüzlerce fil cansız bulundu

Afrika ülkesi Botswana’da son iki ay içinde 350’den fazla fil ölü bulundu. Ölümlerin sebebi henüz bilinmiyor.

BBC’nin aktardığına göre, uzmanlar, Afrika’nın azalmakta olan fil nüfusunun üçte birine ev sahipliği yapan ülkede daha önce böyle bir durum görülmediğini söylüyor. Okavango Deltası’nda görülen ölümlerin sebebini netleştirmek için ölen fillerden kan örnekleri alındığı ancak laboratuvar sonuçlarının yakın zamanda beklenmediği belirtiliyor.

‘Daha önce görülmüş şey değil’

Ulusal Park Kurtarma adlı sivil toplum kuruluşundan Niall McCann, fil ölümlerinin ilk olarak mayıs başında görüldüğünü, yerel çevrecilerin bu tarihte delta üzerinde yaptığı üç saatlik bir uçuşta 169 ölü fil saydığını anlattı. McCann şunları söyledi: “Bir ay sonra yapılan araştırmalarda çok daha fazla ceset bulundu; toplam sayı 350’yi geçti. Kuraklıkla bağlantılı olmayan bir durumda, tek bir seferde bu kadar çok filin öldüğü daha önceden görülmemiş bir durum.” 

McCann, sadece fillerin ölmesi ve başka hayvanların etkilenmemesi nedeniyle zehirlenme seçeneğini şu an için ihtimal dışı gördüklerini söyledi. Görgü tanıklarının, fillerin kendi etraflarında daire çizerek dolaştığına dair anlatımları nedeniyle sinir sisteminde hasara yol açan bir hastalık ihtimali üzerinde duruluyor.

Kaş’taki bölgelerin koruma derecesinin düşürülmesini mahkeme iptal etti

Antalya’nın Kaş ilçesine bağlı Alanya Kalesi, Demre Taşdibi Yarımadası, Patara ve Fırnaz Koyu çevresinin sit derecesi düşürülmesine yönelik karar mahkeme tarafından bozuldu.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 22 Ağustos 2017 tarihinde onayladığı 2018’de Resmi Gazete’de yayınlanan karar ile bahsi geçen alanların kimi bölümleri 1’inci derece doğal sit alanından çıkarılmış, 2’nci ve 3’üncü derece doğal sit alanı konumuna düşürülmüştü. Bu da bölgenin yapılaşma tehdidiyle karşılaşması anlamına geliyordu.

Mahkeme: Rapor ihale usulü bir şirkete hazırlatılmış

Mimarlar Odası Antalya Şubesi, Kaş Turizm Tanıtma Derneği ve Peyzaj Mimarları Odası söz konusu kararın iptalini isteyerek konuyu yargıya taşıdı. Kararın bölgede turizm aktiviteleri ile kimi yapıların inşa edilmesinin önünü açtığına dikkat çeken kurumlar, Antalya 4’üncü İdare Mahkemesi’ne başvurdu. Birgün’den Gökay Başcan’ın haberine göre mahkeme, bilirkişi raporunu ciddiye aldı ve sit statülerinin değişikliğinin iptaline karar verdi.

Bakanlığın 2015 yılında hazırlattığı, ‘Sit Alanlarının Ekolojik Temelli Bilimsel Araştırma Projesi Kaş Gelemiş Mahallesi Patara, Kaş Yeşilköy Fırnaz Koyu ve Çevresi Doğal Sit Alanı Sonuç Raporu’na ilişkin tespitlerde bulunan mahkeme, raporun yetersizliğine ve yine raporun ihale usulü bir şirkete hazırlatılmasının mevzuata uygun olmadığını belirtti. Kararda ayrıca rapor için bitki türü listesi gibi birçok eksikliğe dikkat çekildi.

Fotoğraf: Fırnaz Koyu

Bakanlığın raporu hukuka aykırı

Yine mahkeme, bakanlığın raporu kendisinin hazırlanması gerektiğine ve farklı kategorilere ayrılan alanların ayrı statü verilmesini gerektiren farklılıklarının bilimsel gerekçelerle ortaya konulamamış olması nedenleriyle hukuka uyarlık bulunmadığına dikkat çekti.

Davanın avukatlarından Tuncay Koç yaptığı yazılı açıklamada, “2020 yılı Patara yılı ilan edilmiştir. Fakat Patara’nın bir kısmının 3’üncü dereceye düşürülmesine, hala bakir olan Fırnaz koyunun imara açılmasına bu kararla müsaade edilmemiştir. Doğaseverle adına güzel bir gelişmeyi duyurmanın sevincini yaşamaktayız” dedi.

T24’e ‘Fuat Avni tweetleri davası’nda beraat

Kararda şu ifadeler kullanıldı: “Sanık hakkında terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek  yardım etmek suçundan kamu davası açılmış ise de, üzerine yüklenen suçun unsurları oluşmadığından ve yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğundan beraatine karar verildiği..” 

‘Burada gazetecilik yargılanıyor’

Doğan Akın savunmasında özetle şunları söyledi:

Gazetecilik; olayların, kişilerin ve kurumların, yayınlara konu oldukları için ‘meşrulaştırıldığı’ şekilde değerlendirilecek bir meslek değildir. Gazetecilikte sadece katıldığınız görüşlerin yayınını yapmazsınız. Biz örneğin terör saldırılarını da, cinsel saldırıları da yayımlıyoruz, ancak bu yayınlar o saldırıları meşrulaştırmaya çalıştığımız anlamında yorumlanamaz. Kamuoyunun haber alma, gazeteciliğin haber verme görevi yolundaki yayınları “meşrulaştırma” iddiasıyla değerlendirmek, gazeteciliği icra edilemez hale getirir.”

Gazetecilerin yargı mensupları, savcılar gibi davranmasının beklenemeyeceğini belirten Akın, cemaat aleyhine çok sayıda yayın yaptıklarını da belirtti. Doğan Akın, iddianamede, T24’ün örgütle hiçbir bağının olmadığının belirlendiğini hatırlatarak, “Bu tür davaların; darbe girişimi gibi anayasaya, demokrasiye, topluma karşı büyük bir suç karşısında bütün kesimleriyle bir araya gelmesi beklenen toplumun kafasında soru işaretleri yarattığını, hukuk ve demokrasi için birliktelik arayışına zarar verdiğini düşünüyorum. Burada gazetecilik yargılanıyor, suçlamaları reddediyorum” ifadelerini kullandı. 

Birgün’ün davası ertelendi

BirGün yöneticilerine aynı gerekçeyle açılan davanın dün görülen dördüncü duruşmasından ise karar çıkmadı. BirGün yazarı Barış İnce, Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Yılmaz, Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aydın ve çalışanı Cansever Uğur; ‘silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme’ iddiasıyla yargılandığı dava kapsamında İstanbul 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nde hâkim karşısına çıktı.

Mahkeme heyeti Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na müzekkere yazılarak gazetecilerin herhangi bir dernek, sendika ya da meslek odasına üye olup olmadıklarının sorulmasına; üyeler ise söz konusu kurumların kanun hükmünle kararnameyle kapanıp kapanmadıklarının sorulmasına hükmetti. Davanın bir sonraki duruşması 13 Ekim’de görülecek.

Ne olmuştu?

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Temmuz 2019’da, T24, Birgün ve Diken’in de aralarında bulunduğu bir grup haber sitesine, 2014-2016 yıllarında “Fuat Avni” mahlasıyla kullanılan Twitter hesabından yapılan bazı paylaşımları “neden haber yaptıkları” gerekçesiyle soruşturma başlatmıştı. Açılan davalarda gazeteciler “terör örgütüne üye olmamakla birlikte, yardım ve yataklık”tan 15 yıla varan hapis cezası istemiyle yargılanıyordu. 

 

AKP’den dokuz maddelik sosyal medya teklifi yolda

Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sosyal medya mecralarının kontrol altına alınması gerektiğine dair yaptığı açıklamanın ardından AKP sosyal medya düzenlemesi hakkındaki kanun teklifiyle ilgili yaptığı çalışmalara hız verdi.

Duvar’dan Nergis Demirkaya’nın AKP kaynaklarından edindiği bilgiler ile hazırladığı habere göre dokuz maddelik bir taslak mevcut. Ancak  uluslararası mevzuatla ilgili inceleme sürüyor.

Erdoğan’dan tehdit

Erdoğan, Esra Albayrak ile damadı ve Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak’ın yeni doğan çocuğuna ilişkin sosyal medya paylaşımlarına ilişkin bir açıklama yaparak  “Yalanın, iftiranın, kişilik haklarına saldırının, itibar suikastlerinin alıp başını gittiği bu mecraların bir düzene sokulması şarttır. Bu millete, ülkeye bu tür mecralar yakışmıyor. Bu tür sosyal medya mecralarının tamamen kaldırılmasını, kontrol edilmesini istiyoruz” demişti.

Çalışmalar uzun süredir devam ediyor

Sosyal medya alanının düzenlenmesine dair çalışma AK Parti’de uzun süredir devam ediyor. Bu çalışma kapsamında geçtiğimiz nisan ayında Covid-19 salgınına karşı önlemler içeren pakete, “sosyal ağ sağlayıcıları” denilerek, YouTube, Twitter ve Facebook gibi ağlara, Türkiye’de temsilci bulundurma, kişisel verileri Türkiye’de depolamanın da aralarında bulunduğu bir dizi yükümlülük getiren bazı maddeler eklenmişti. Ancak bu maddeler hem salgın sürecinde kamuoyunda yaratacağı tartışmalar hem de uluslararası mevzuatın daha kapsamlı olarak değerlendirilmesi için geri çekildi.

 

Dokuz maddelik taslak

Bu çalışma devam ederken konu AK Parti’nin haziran ayı ortasında yapılan MYK toplantısında bir kez daha gündeme geldi. MYK’ya sunulan “Dijital Dönüşümün bir sonucu olarak yeni medya düzeni” konulu sunumda yasal düzenleme zorunluluğuna dikkat çekildi, “İnternet ortamında yapılan yayınların düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele hakkında kanun teklifi” denilerek şu başlıklarda düzenlemeler yapılması gerektiği ifade edildi:

  • Sosyal medya platformlarının 5651 sayılı “İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun” kapsamına alınarak, yasaya sosyal ağlarla ilgili özel hükümlerin eklenmesi.
  • Türkiye’de erişimi 1 milyondan fazla olan yurt dışı kaynaklı sosyal ağlara Türkiye’de temsilci bulundurma ve Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de barındırma zorunluluğu getirilmesi.
  • Türkiye’de temsilci belirleme ve bildirme yükümlülüğünü yerine getirmeyen sosyal ağa, BTK tarafından bildirimde bulunulması.
  • Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağlar, kişisel hakların ihlali ve özel hayatın gizliliği kapsamındaki içeriklere yönelik olarak kişiler tarafından yapılacak başvuruların en geç 72 saat içinde cevaplama yükümlülüğü.
  • Türkiye’den günlük erişimi 1 milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağların, Türkiye’deki kullanıcıların verilerini Türkiye’de barındırma zorunluluğu.

‘Twitter sizi muhattap kabul etmiyor’

Teklifin hazırlık çalışmalarında bulunan AKP’li bir yetkiliye göre, yapılan çalışmanın esasını “hukuki muhataplık” oluşturuyor. Yetkilinin yaptığı değerlendirme ise şu şekilde:

Bunları yasaklayıcı düzenlemeler, kapatma olarak görmemek gerek. En temel konu hukuken muhataplık konusu. Şimdi Ekşi Sözlük’te bir şikayet olduğunda hukuki süreç işletilerek sorun görülen paylaşımın kaldırılması mümkün. Çünkü muhatap var, hızlıca yaptırım uygulanabiliyor. Ancak Twitter gibi sosyal medya platformlarında bunu yapamıyorsunuz. Şikayet edilen bir içeriğin engellenmesini, kaldırılmasını talep etmek çok zor. Engelleme istemek bir hak ama bunun için önce kim olduğunu bilmeniz gerek. Twitter size bilgi vermiyor, sizi muhatap kabul etmiyor. En temel sorun bu.

Kanun üzerine çalışmayı sürdürdüklerini söyleyen yetkili  “Bizim için yeni değil ama hala teknik açıdan çözülmesi gereken konular var. Sadece biz değil, dünyada birçok ülkenin cevap aradığı sorular var. Şimdilik 9 madde olarak planlandı. 1-2 yanıt aranan konu var. Biraz daha çalışmak gerek. Meclis tatile girmeden önce çıkar mı emin değilim” dedi.

İstanbul Boğazı kullanılmış maske ve eldiven doldu: Deniz plastikten boğulmak üzere

Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye Temsilciliği tarafından “Sudaki Yaşam Savunucusu“ ilan edilen Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen, İstanbul Boğazı’nda gerçekleştirdiği dalışla, plastik atık kirliliğine dikkati çekti.

Ercümen, 1 Temmuz Denizcilik ve Kabotaj Bayramı dolayısıyla Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü ekiplerinin de desteğiyle İstanbul Boğazı‘ndaki yaşamı ve kirliliği gözlemlemek için Kız Kulesi çevresinde, Ahırkapı Feneri açıklarında ve Ortaköy Camisi önünde yaptığı dalışlardaki gözlemlerini şöyle anlattı:  

Resmen plastik atık dalışı yaptım diyebilirim İstanbul Boğazı’nda. Bizim yüzümüzden balıklar burada nasıl barınabiliyor ve biz o deniz ürünlerini nasıl güvenip yiyeceğiz onu da bilmiyorum ama gördüğüm şey, ben bile suyun içinde yüzmekte zorlandım. Her yerim atık dolu. Suyun altından o kadar çok eldiven, maske, şişe, dezenfektan, poşet ne ararsanız çıkartmaya çalıştık ki ama bizim gücümüzle olacak bir şey değil. Ülkenin ve bence dünyanın en güzel yerlerinden birisi, plastik atıklarla boğulmak üzere.”  

Ercümen’in topladığı yüzlerce atık arasında eldiven, maske, şişe, dezenfektan şişeleri ve poşetler bulunuyor. 

‘Atık sorunu küresel, dünya birlikte çalışmalı’

Dalış öncesi de soruları yanıtlayan rekortmen dalgıç, dalış sporunda Milli Takım’da Türkiye’yi temsil ederken en çok önemsediği şeylerden birinin, denizlerin ve nesli tehlike altında olan canlıların korunması olduğunu anlattı. Sudaki Yaşam Savunucusu”  ilan edilmesinin kendisi için çok büyük bir gurur olduğunu belirten Ercümen şunları söyledi:

“BM Kalkınma Programı’nın tüm dünyada büyük bir ekip gücü var. Birlikte okyanusları, denizleri hem ülkemizde hem de dünyada korumak için pek çok çalışmayı başlatmaya karar verdik. Bunlardan ilkini, İstanbul Boğazı’ında temizlik yaparak gerçekleştireceğiz. Devamı gelecek olan uzun soluklu bir proje bu. Benim unvanım BM Kalkınma Programı tarafından verildi ama bu küresel bir sorun. Mesela İtalya‘da atılan bir atık kendini Türkiye sularında bulabiliyor veya bizim buradan attığımız bir atık, dünyanın başka bir ucuna gidebiliyor. O yüzden aslında yapmaya çalıştığımız küresel bir sorunu durdurmak.” 

Her yıl balıklar eksiliyor, atıklar artıyor 

Son 25 senedir yaşam alanının bir nevi denizler olduğunu ve her geçen yıl balıkların eksildiğini, atıkların arttığını gözlemlediğini dile getiren Şahika Ercümen sözlerine şöyle devam etti:

Son yıllarda balıklardan daha çok plastiklerin arasında yüzüyorum. Bunu her dalışımda çok rahatlıkla söyleyebilirim. Bazı deniz canlılarımızı örneğin Akdeniz’de yoğun olan Caretta Caretta gibi deniz kaplumbağalarını, çoğu zaman boynuna plastik poşet veya ağ takılmış şekilde yardıma muhtaç halde buluyoruz. Bir çoğunun yaşamını kaybettiğini gözlemliyoruz.”

Ercümen, koronavirüs döneminde denizde atık eldiven ve maskelerin sayısının çok arttığına dikkat çekerek, “Bunlar yağmurlar ve rüzgarlar yoluyla denizlere de çok fazla ulaşmış. Öncelikle bunların dışarıda olması, doğru şekilde izole edilmeden atılması virüsün yayılması için de çok büyük risk taşıyor. Geri dönüştürülmeleri de mümkün değil. Hali hazırdaki plastik atık sorunumuzu da ağırlaştırıyorlar” dedi.

“Bu noktada benim yapacağım dalışlarla denizleri tek başıma temizlemem mümkün değil” ifadesini kullanan ödüllü dalgıç “Bizim gördüğümüz atıkların yüzde 15’i sadece deniz yüzeyinde, yüzde 85’i orta suda ve derin suda. Bunları dipten almamız da mümkün değil. Bizim yapmaya çalıştığımız görebildiklerimize müdahale edebilmek ama her şeyden önce suyun üzerine çıkararak farkındalık oluşturmak. Çünkü bu sadece gezegenimizi değil her birimizin soluduğu havayı bile etkiliyor” şeklinde konuştu.  

Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları

BM Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği, dünyayı ve insanlığı etkileyen önemli konu başlıklarında bireyleri ve kurumları eyleme teşvik etmek amacıyla 17 maddeden oluşan “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları”nın savunuculuğunu üstlenmeleri için toplumda başarılarıyla öne çıkan isimlerle iş birliğini sürdürüyor. Bu kapsamda, “Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarının 14’üncüsü olan “Sudaki Yaşam” maddesinin savunuculuğuna sporculuk kariyerindeki başarılarının yanı sıra çevre kirliliği, plastik kullanımı ve küresel sıcaklık artışı gibi konulara dikkati çekmek için Salda Gölü‘nden Antarktika‘ya kadar birçok yerde dalış yapmış olan Dünya Serbest Dalış Rekortmeni Şahika Ercümen atanmıştı.  

Rusya Putin’e ‘evet’ dedi: 2036’ya kadar Kremlin’de…

Rusya’da anayasa değişiklikleri üzerine yapılan referandumda halkın yüzde 73’ü “evet” diyerek Devlet Başkanı Vladimir Putin‘e 2036’ya kadar, iki dönem daha görevde kalmanın kapısını açtı. Sandıkların yüzde 98’inin açıldığı, halkın yaklaşık yüzde 21’inin de reformlara “hayır” oyu verdiği belirtildi.

Putin’in görev süresini uzatan Anayasa değişikliği için yapılan referandum 25 Haziran’da başlamış ve altı gün sürmüştü. Nisan’da yapılması planlanan referandum koronavirüs salgını nedeniyle ertelenmişti. Bugün sona eren süreçte, Rusların yüzde 65’inin referandumda oy kullandığı açıklandı.

Normal şartlarda Vladimir Putin’in 2024’te mevcut dönemi bitince dönem sınırına ulaşacak ve tekrar devlet başkanlığına aday olamayacaktı.

Muhalefet:  Seçimler meşru değil, sonuçları kabul etmeyeceğiz

Muhalif lider Aleksey Navalni, 2000 yılından bu yana iktidarda olan 67 yaşındaki Putin’in kendisini “ömürboyu başkan” ilan etmek istediğini söyleyerek boykot çağrısında bulunmuştu. Seçimin meşru olmadığını ve sonuçları asla kabul etmeyeceklerini söyleyen Navalniy, “Bu referandum, Putin’in ömür boyu başkanlık yapmasını meşrulaştırmak için yapılan yasa dışı bir şovdu” dedi.

Navalniy, Koroavirüs pandemisi nedeniyle şu anda eylem düzenlemeyeceklerini ifade ederken, sonbaharda adaylarının bölgesel seçimlere katılmasının engellenmesi durumunda dev gösteriler yapacaklarını ifade etti. Muhalif lider, “Putin’in en çok korktuğu şey sokak” diye konuştu.

Bağımsız seçim izleme örgütü Golos ise referandum süresince mükerrer oy kullanma ve sandık yetkililerinin seçmenler üzerinde baskı kurması gibi yüzlerce şikayet aldıklarını duyurdu. Buna karşın Merkezi Seçim Komisyonu Başkanı Ella Pamfilova, seçim sürecinin saydam yürütülmesi ve referanduma şaibe karışmaması için ellerinden gelen her şeyi yaptıklarını, ciddi bir ihlal olmadığını kaydetti. 

Pakette ‘evlilik heteroseksüel bir birliktedir’ ifadesi de var 

Anayasa değişikliği paketi Putin’in 2024 yılında görev süresinin dolmasının ardından iki dönem daha başkanlığa aday olabilmesinin önünü açıyor. Bunun yanı sıra evlilik kavramını heteroseksüel bir birliktelik olarak tanımlayan bir ibare anayasaya ekleniyor. Putin, görevde bulunduğu süre boyunca eşcinsel evliliklerin asla yasallaşmayacağını vurgulamıştı. Değişiklik paketi ayrıca emekli maaşlarının düzenli olarak artırılmasını öngören bir düzenlemeyi kapsıyor.