Van Gölü‘nde göçmenlerin içinde olduğu batık teknenin yeri tespit edildi. Tekne ve cenazelerin çıkartılması için gerekli çalışmalar başlatıldı.
Van Valiliği‘nden yapılan açıklamada, “Tekne Çarpanak Adası açıklarında 106.5 metre derinlikte bulundu” denildi. Daha önce 13 kişinin cansız bedenine ulaşılmıştı.
Ne olmuştu?
Gevaş ilçesine bağlı Altınsaç Mahallesi‘nde 27 Haziran’da tekneleriyle Van Gölü’ne açılan Sedat ve Medeni Akbaş’tan uzun süre haber alınamaması üzerine mahalle muhtarı güvenlik güçlerine kayıp ihbarında bulunmuştu.
Bunun üzerine emniyet, jandarma, AFAD, UMKE ve sağlık ekipleri, bölgede helikopter, bot ve su altı görüntüleme cihazlarıyla göl ve çevresinde arama çalışması başlatmış ancak teknenin izine rastlanmamıştı. Teknede 50-60 civarı göçmenin bulunduğu belirtiliyordu. Bu sayının yarısı kadar yolcu taşıyabilecek teknenin sahiplerinin, doldurdukları göçmenleri karşı yakadaki Gevaş’a kaçak yollarla çıkarmayı planladıkları öğrenilmişti.
Faciayla ilgili açılan soruşturmada, şu ana kadar yüzerek kurtulan kaptan Medeni Akbaş’la birlikte beş kişi tutuklandı.
12 bin yıllık Hasankeyf’in Ilısu Barajı’nın suları altına gömülmesinin ardından Anadolu Ajansı‘nın (AA) “Hasankeyf yeni yüzüyle misafirlerini bekliyor” başlıklı haberinin başlattığı tartışmaya AKP’li Hasankeyf Belediye Başkanı Abdülvahap Kusen de katıldı. Bir tv kanalında konuşan Kusen, tarihi beldenin son hali için, “Benim de içim sızlıyor” dedi.
Ortaya çıkan beton denizini görüntüsünün düzeltilmesi için bölgede büyük bir ağaçlandırma çalışması yapılacağını söyleyen AKP’li Başkan, bu konuda ve diğer düzenlemeler hakkında Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile görüşmeler yapacaklarını söyledi.
Bölgede yapılanlar nedeniyle bazı hak sahiplerinin mağdur olduğu yönündeki eleştirileri de değerlendiren Kusen, bu konuda haklı şikayetler olduğunu ve durumlarının düzeltilmesi konusunda ellerinden geleni yapacaklarını kaydetti.
Karamollaoğlu: Betonlaşmada zirve yaptılar
Ajansın servis ettiği haberi ve görüntüleri değerlendiren Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu da hayretler içinde kaldıklarını söyledi. “Bu manzara her şeyi betona mahkum eden AK Parti iktidarının ciddi bir başarısıdır diyebiliriz” diyen Karamollaoğlu, şunları söyledi:
“Barajın inşası temelde ihtiyaç olabilir; birtakım tarihi eserlerin koruma maksatlı olarak taşınmasını takdirle karşılıyorum. Ancak geriye kalan manzara hiç iç açıcı değil. Bu manzara her şeyi betona mahkum eden AK Parti iktidarının ciddi bir başarısıdır diyebiliriz. Betonlaşmada bu arkadaşlar zirve yaptılar, bir ülke hele de doğal çevre nasıl betona mahkum edilirin destanını yazdılar adeta. Bu duyarsızlık sebebiyle, biz bu arkadaşları tebrik ediyoruz!”
İstanbul Üniversitesi-Cerrahpaşa Avcılar Yerleşkesi’nde inşaat faaliyetleri için kampüsteki ağaçlar kesilmeye başladı. Aralarında onlarca yıllık çınar ve çam türlerinin bulunduğu ağaçların kesilmesine tepki gösteren öğrenciler #İUCağaçkatliamınadurde etiketi üzerinden tepkilerini dile getirdi.
Üniversitenin ağaç kesimlerini öğrenen ismini vermek istemeyen bir öğrenci,Yeşil Gazete’ye yaptığı açıklamada koronavirüs sebebiyle kampüse öğrencilerin alımının kısıtlandığını ancak kampüste yaşayan hayvanları beslemek için girdiklerinde kesilmiş ağaçların manzarasıyla karşılaştıklarını anlattı.
Okuldan yeşil yıkamalı paylaşım
Kesilen ağaçların sayısı konusunda bir netlik yok. Ancak şu ana kadar 30 ile 50 arasında ağacın kesilmiş olabileceği düşünülüyor. Konuştuğumuz öğrenci okulun üç tane ağacın yerini değiştirdiğini ancak geri kalanların parçalara ayrılmış bir şekilde yerde durduğunu söyledi.
Okulun yerini değiştirdiği ağaçlar ile ilgili yaptığı paylaşıma tepki gösteren öğrenci “Okul, ağaçları kestiği yetmez gibi bir de taşıdıkları üç tane ağacı gösterip altına ‘doğayı seviyoruz’ yazdı” dedi.
‘Doğayı seviyor, yeşili koruyoruz’
İstanbul Üniversitesi Cerrahpaşa hesabından yapılan paylaşımda “Avcılar Yerleşkemizde devam eden yenileme çalışmaları kapsamında inşaat alanında bulunan ağaçlar, zarar görmemeleri için özenle yeni yerlerine taşınıyor” ifadeleri kullanıldı. Paylaşımın altında ise “doğayı seviyor yeşili koruyoruz”, ve “yeşil kampüs” etiketleri kullanıldı.
‘Depremden zarar gören binalar yenileniyor’
Yeşil Gazete olarak ulaştığımız İÜC İdari ve Mali İşler Daire Başkanlığı’ndan Hakan Acartürk okulda süregelen inşaat ile ilgili açıklama yaptı. Acartürk kampüsteki birçok binanın geçmişteki Silivri depremi nedeniyle hasar gördüğünü bu sebeple okul içerisinde yenileme çalışmalarına başladıklarını açıkladı.
Acartürk “Bu süreçte kimi binalar yenilendi, kimi binalar ise yıkıldı ve yerlerine yeni binalar inşa edilecek. Kesilen ağaçlara zarar gelmemesi için de ağaçlar köklerinden sökülerek yeni yerlerine taşınıyor” dedi. Yetkili, toplamda kaç ağacın kesildiği ve kaç tanesinin yeniden dikildiğine dair bir bilgisi olmadığını belirtti.
Öğrenciler ise ağaç kesimlerinin biran önce durdurulmasını, kesilen ve yeniden dikilen ağaçların sayısı ile ilgili de bilgi verilmesini talep ediyor.
Almanya kömürü terk ediyor. Yeşil Ekonomi‘nin haberine göre, ülkede kömüre dayalı elektrik üretiminin son bulmasını hedefleyen yasa teklifi, iki yılı aşkın süredir devameden görüşmelerin ardından geçen cuma ülke parlamentosunun alt kanadı Bundestag’da kabul edilerek yasalaştı.
Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier konuyla ilgili değerlendirmesinde kararla birlikte Almanya’nın fosil yakıt çağının sona geldiğini söyledi.
Santraller aşamalı olarak devreden çıkarılacak
Yasa halihazırda 22.8 GW’lık bölümü taş kömürü, 21.1 GW’lık bölümü ise linyit kullanan kömürlü termik santrallerin tamamının en geç 2038’de devreden çıkmasını şart koşuyor. Bununla birlikte 2026, 2029 ve 2032 yıllarında yapılacak değerlendirmeler bu tarihi 2035’e çekebilecek.
Yasaya göre 2022 sonuna kadar olan dönemde 15 GW gücünde taş kömürü ve 15 GW gücünde linyit kullanan santral devreden çıkacak. Linyit kullanan santrallerden 2020’de 297 MW gücündeki bir santral, 2021’de 910 MW gücündeki üç santral, 2022’de 1.625 MW gücündeki dört santral kapatılacak. Devreden çıkarılacak olan taş kömürü kullanan santraller için ise 2020 Eylül ayı itibarıyla ihale düzenlenecek.
Yenilenebilir enerjinin payı yüzde 65’e çıkacak
İhaleler 2021 yılında 1.5 GW için 155 bin Avro/MW ile devam edecek 2022’de ise 15 GW’lık hedefin kalanı için yapılacak. İhaleler 2020-2024 arasında da devam edecek. Bununla birlikte bu dönemde hiçbir yeni kömürlü termik santrale izin verilmeyecek. Tek istisna ise yatırım izni almış ve haziran ayında devreye giren Uniper’in Datteln 4 santrali olacak.
Ülke atılacak adımlar sayesinde 2030 yılı sera gazı emisyonlarının 1990 seviyesinin yüzde 55’in altına inmesini, elektrik üretimindeki yenilenebilir enerji payının da yüzde 65’e ulaşmasını hedefliyor.
Avrupalı bilim insanları salı günü yayınladıkları bir raporda Haziran ayında Kuzey Kutbu’nda gerçekeleşen yangınların 18 yıllık veri toplama sürecinin herhangi bir ayında olduğundan daha fazla kirletici gaz çıkardığını söyledi. Yangınlar, küresel ısınmanın keskin bir portresini sunuyor.
Kuzey Kutbu, küresel ortalamaya oranla en en az iki buçuk kat daha hızlı ısınıyor. Bu sebeple bölgedeki topraklar öncekinden daha kuru. Orman yangınları ise büyük bir alana yayılıyor.
59 milyon metrik ton karbondioksit salımı
New York Times’tan Somini Sengupta’nın haberine göre Haziran ayında çıkan yangınlar 59 milyon metrik ton karbondioksit salımına sebep oldu. Bu sayı, petrol üreten bir ülke olan Norveç tarafından bir yıl boyunca üretilen karbon emisyonundan daha fazla.
Arktik’te bu ölçüde emisyona yol açan başka bir yıl ise geçtiğimiz seneydi. 2019 yılında yangınlardan oluşan emisyonlar gene rekor kırmıştı.
‘Sıcaklıklar yangın için ideal ortamı oluşturuyor’
Avrupa Orta Menzilli Hava Tahminleri Merkezi’nde bir yangın uzmanı olan Mark Parrington, “Daha yüksek sıcaklıklar ve daha kuru yüzey koşulları, bu yangınların oluşması ve bu kadar geniş bir alanda uzun süre devam etmesi için ideal koşullar sağlıyor” dedi.
Merkezdeki bilim insanları, Sibirya yangınlarından çıkan dumanın Kuzey Pasifik boyunca yayıldığını ve Kuzeybatı Pasifik’e kadar ulaştığını söylüyor.
Avrupa Birliği‘nin iklim değişikliği gözlemleme kurumu Copernicus İklim Değişikliği Servisi, geçtiğimiz Haziran ayının 1981 ve 2010 yılları arasında kaydedilen haziran sıcaklık ortalamasının üstüne çıkarak rekor kırdığını duyurdu. Sıcaklık ortalamanın 0.53 derece üstünde gerçekleşti. Ayrıca geçtiğimiz 12 ayın (Haziran 2019-Haziran 2020) sıcaklıkları da ortalamanın 0.65 derece üstünde oldu.
Sibirya’da 38 dereceyi bulan sıcaklıklar
Küresel anlamda büyük bir artış söz konusu olsa da en büyük artış Rusya’nın kuzeyinde gözlemleniyor. Sibirya’nın bir kasabası olan Verkhoyansk‘taki sıcaklıklar, 20 Haziran’da 38 santigrat derece olarak ölçüldü. Toprak burada her zamankinden daha kuru ve kar örtüsü de Sibirya genelinde rekor ölçüde azaldı.
Avrupa Merkezi’nden araştırmacılar yangınlar her ne kadar Akrtik’in ekolojisinin bir parçası olsa da geçtiğimiz iki yılda gözlemlenen yangınların boyutu ve sıklığının “endişe verici” olduğunu söylüyor.
Fotoğraf: EPA
Emisyonlar iklim krizini besliyor
Bir yandan küresel ısıtma sebebiyle artan yangınlar bir yandan da küresel ısıtmaya katkıda bulunuyor. Çünkü yanma sırasında ortaya çıkan karbondioksit atmosfere karışıyor ve sera gazı etkisi yapıyor.
Bilim insanları yangınların Arktik’teki donmuş toprakların daha hızlı çözülmesine neden olacağı görüşünde. İçinde ölü bitki örtüsü ve hayvanlardan oluşan organik maddelerin ayrışması sera gazından daha etkili bir ısıtıcı gaz olan metanın salımına neden oluyor.
Setlerdeki cinsel tacizle ve ayrımcılıkla mücadele eden Susma Bitsin, Deniz Bulutsuz‘a şiddet uygulayan oyuncu Ozan Güven‘in oynadığı Babil dizisiyle ilgili bir açıklama yayınladı. Açıklamada, dizinin yapımcılığını üstlenen Ay Yapım, tavır almaya ve açıklama yapmaya davet edildi.
Platformun Twitter’dan paylaştığı açıklamadan öne çıkan kısımlar şu şekilde:
Geçtiğimiz günlerde Ozan Güven tarafından şiddete uğradığını beyan eden ve darp raporuyla mahkemeye başvuran Deniz Bulutsuz’un yanındayız. Biliyoruz ki şiddet her zaman en uzağımızda olan iktidar sahiplerinden değil, en yakınımızdan da gelebilir ve her zaman gözle görülebilir olmayabilir. Sektörlerimizde çalışan erkeklerin setlerde ve özel hayatlarında uyguladıkları şiddetin karşısında durmaya devam edeceğimizi yılmadan, bir kez daha altını çizerek tekrar ediyoruz.
(…) Haklarında taciz, şiddet, istismar ve zorbalık ifşası olan sektör çalışanlarına karşı aynı kararlılıkla duracağımızı hatırlatıyor, sektörün yapım şirketlerinden televizyon kanallarına, menajerlerden meslek birliklerine bütün bileşenlerinden aynı tavrı bekliyoruz! Ozan Güven’in devam eden dizisi “Babil”in yapım şirketi olan Ay Yapım’ı da tavır alıp açıklama yapmaya davet ediyoruz.
‘İmzacılardan biri bizzat şiddet faili’
Öte yandan Bengi adlı sosyal medya kullanıcısı, Twitter hesabından yaptığı paylaşımında SenaristBir’in yayınlamış olduğu bildiride imzası olan bir ismin bizzat şiddet faili olduğunu şu sözlerle duyurdu:
“Geçtiğimiz günlerde Ozan Güven’in faili olduğu erkek şiddeti vakasına karşı, SenaristBir, örnek bir tavır gösterdi ve şiddet failinin protesto edilmesi için senaristler imzalarını açıkladılar. İmzacılardan Memed Onur Özkök‘ün ise kendisi de şiddet failiydi. Kurbanı ise bendim.”
geçtiğimiz günlerde ozan güven'in faili olduğu erkek şiddeti vakasına karşı @SenaristBir örnek bir tavır gösterdi ve şiddet failinin protesto edilmesi için senaristler imzalarını açıkladılar. imzacılardan memed onur özkök'ün ise kendisi de şiddet failiydi. kurbanı ise bendim.
Yaşadığı deneyimi detaylı olarak anlatan Bengi’nin beyanının ardından Platform söz konusu kişinin ismini imzacılar arasından kaldırdı. Yeşil Gazete olarak bununla ilgili olarak görüşünü aldığımız Bengi, kendisine destek veren herkese teşekkür etti:
Yıllardır ilk kez bu kadar iyiyim. Dün gece yıllardan bu yana hiç uyumadığım kadar huzurlu bir uyku uyudum. Sesime ses olan herkese müteşekkirim. Yıllarını dinmeyen bir iç sıkıntısıyla geçiren şiddet mağduru kadınların da nefesinin rahatlaması için kadın dayanışmasının büyümesini dilerim. Var olsun canım kadınlar ve tüm dayanışanlar.
Ne olmuştu?
Deniz Bulutsuz, Instagram hesabından yaptığı paylaşımda oyuncu Ozan Güven’in kendisine fiziksel ve duygusal şiddet uyguladığını ve evden çıkmasına izin vermeyerek hayatına kastettiğini duyurmuştu. Güven’den şikayetçi olan Bulutsuz’a 103 senarist, yayınladıkları bildiriyle destek vermişti. Bildiride, Güven’in devam eden iş ortaklıklarıyla bağlı olduğu Ay Yapım’ın da aralarında olduğu kanal, menajer ve ilgili kuruluşlar açıklama yapıp tavır almaya davet edilmişti.
Kanal İstanbul projesine karşı çıkan birey ve kurumların oluşturduğu Ya Kanal Ya İstanbul Koordinasyonu “İki deniz arasında kanal değil yürüyüş olur” sloganıyla gerçekleştirdiği yürüyüşlerin ikincisini düzenliyor.
12 Temmuz Pazar günü gerçekeleşecek yürüyüş 14.30’da Küçükçekmece Tarihi Köprü‘de basın açıklamasıyla başlayacak ve Yarımburgaz Mağaraları’nda son bulacak.
Koronavirüs tedbirleri alınacak
Koordinasyon tarafından yapılan çağrıda yürüyüş boyunca koronavirüs tedbirlerine uyulacağı belirtilerek “Fiziksel mesafemize ve maske takmaya dikkat edeceğimiz yürüyüşümüzün belirli noktalarında sağlıkçı arkadaşlarımız tarafından ateş ölçümü yapılacaktır” denildi.
‘Kanal projesi salgına rağmen devam ediyor’
Yapılan çağrıda “Kanal projesi salgına rağmen iptal edilmiyor. Bu katliam projesine ayrılacak para Covid-19 ile mücadeleye ayrılabilirdi ancak iktidar sermayedarların karını düşündüğü için salgın boyunca alelacele plan düzenlemeleri yaptı” dedi.
Kanalın bir rant projesi olduğunu söylemeye devam edeceklerini söyleyen Koordinasyon “Pandemi öncesi başladığımız ‘İki deniz arasında kanal olmaz yürüyüş olur’ etkinliklerine bu defa kanalın yok edeceği mahallelerin içinden geçerek yeni bir rota ekliyoruz” ifadelerini kullandı.
Yürüyüş hakkındaki detaylı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic‘in, başkent Belgrad’da hafta sonu yeniden sokağa çıkma yasağı uygulanacağını açıklamasının ardından Ulusal Meclis Binası önünde toplanan binlerce gösterici, binaya zorla girmeye çalıştı. Vucic’i hedef alan göstericiler “İhanet”, “Kosova”, “Hırsızlar” ve “İstifa” şeklinde sloganlar attı.
Emniyet güçleri, kendilerine sert cisimler atan göstericilere göz yaşartıcı gazla müdahale etti. Bunun üzerine şehrin farklı bölgelerine dağılan göstericiler çöp konteynerlarını ateşe verdi, polis bazı göstericileri gözaltına aldı.
Meclis’in çevresine etrafına takviye polis kuvvetleri sevk edilirken, yaralananların olduğu ve bazı polis araçlarının yakıldığı bildirildi. Emniyet Genel Müdürü Vladimir Rebic olaylarda çok sayıda polisin yaralandığını duyurdu.
Bir günde en yüksek vaka
Sırbistan’da son 24 saatte 13 kişinin daha yaşamını yitirmesiyle can kaybının 330’a, vaka sayısının ise 16 bin 719’a çıktığı açıklanmıştı. Salgının başından bu yana bir gün içinde en fazla can kaybı yaşanırken, başkent Belgrad’da bazı yeni tedbirler alınmıştı.
Aleksandar Vucic, Belgrad’da durumun oldukça vahim olduğunu belirterek, kentte beşten fazla kişinin bir araya gelmesinin yasaklandığını ve cumadan pazartesi gününe kadar yeniden sokağa çıkma yasağı uygulanacağını bildirmişti.
Avrupa Birliği‘nin iklim değişikliği gözlemleme kurumu Copernicus İklim Değişikliği Servisi, geçtiğimiz Haziran ayının 1981 ve 2010 yılları arasında kaydedilen haziran sıcaklık ortalamasının üstüne çıkarak rekor kırdığını duyurdu. Buna göre sıcaklık ortalamanın 0.53 derece üstünde gerçekleşti.
Kaydedilen en sıcak Haziran ayı rekoru hala 2019 yılına ait. 2020 yılında 2019’a kıyasla 0.1 derece düşüş gözlemlendi. Üçüncü sırada ise 2016 yılının Haziran ayı yer alıyor.
Sibirya ve Arktik’te rekor sıcaklıklar
Gezegendeki sıcaklık ortalamasına en büyük katkı sunan bölge Sibirya ve Arktik oldu. Bu bölgede hem ortalama sıcaklık hem de aşırı sıcaklık anlamında rekor kırıldı.
Avrupa’nın kuzey bölümünde ortalama üstü sıcaklıklar yaşanırken, güneyde ortalamanın altındaydı. Avrupa genelinde ise geçtiğimiz ay kaydedilen en sıcak ikinci Haziran ayı oldu.
Son 12 ay ortalamanın 0.65 derece üstünde
Copernicus geçtiğimiz 12 ayın (Haziran 2019-Haziran 2020) sıcaklık değerlerine de yer verdi. Buna göre son bir yıl içerisinde gerçekleşen sıcaklık, ortalamanın 0.65 derece üstünde oldu.
Yıllık ölçümlerde 2016 ortalamanın 0.63 derece üstüyle birinci sırada, 2019 ise 0.59 derece üstüyle ikinci sırada yer alıyor. 2020 yılı bu şekilde devam ederse bu iki yılı geçeceğe benziyor.
Sebebi iklim krizi
Birleşmiş Milletler Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli‘nin (IPCC) 6.000’in üzerinde bilimsel çalışmayı inceleyerek hazırladığı 1.5ºC Küresel Isınma Özel Raporu küresel çapta meydana gelen sıcaklık artışlarının insanların eylemlerine bağlı sera gazı emisyonlarıyla doğrudan ilişkili olduğunu söylüyor.
Rapor, aynı zamanda küresel ısıtmanın endüstri öncesi döneme kıyasla 1,5 santigrat derece artışın üstüne çıkması durumunda ortaya çıkacak iklim felaketleri konusunda hükümetleri uyarıyor.
Yeşil Gazete olarak İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu ile, Diyanet İşleri Başkanı Ali Erbaş‘ın Ramazan ayının ilk haftası yayınlamış olduğu, LGBTİ+’ları ve HIV+’leri hedef alan nefte hutbesiyle birlikte başlayan tartışmaların asıl kökenini, çoklu baro sisteminin iktidar tarafından niçin istendiğini ve baro başkanlarını yürümeye götüren nedenleri konuştuk.
Baroların seçim sistemiyle ilgili düzenlemelere dair ilk girişimin 2009’da yapıldığını anlatan Durakoğlu, Türkiye’de baroların siyaset yapmasının yanlış biçimde, bir “kusur” gibi algılandığını söyledi. Durakoğlu bu anlayışın doğru olmadığını ve baroların doğası gereği siyasal iktidarlarla ters düştüğünü vurguladı:
Bu ülkede avukatlık kanunu 76 ve 95. maddeleri bize hukukun üstünlüğünü gözetmek ve insan hakları ihlallerine karşı çıkmak gibi bir görev yüklüyorsa o zaman barolar olarak bizim de hep beraber hukuk siyaseti yapma hakkımız doğuyor.
İşin doğasından kaynaklanan nedenlerle insan hakları ihlalleri siyasal iktidarlardan gelir. Öyle olduğu için de biz siyasal iktidarla karşıymış gibi görünürüz, bunu siyasal iktidarın bilmesi gerekir. (…) Bu karşıtlık bir partisel karşıtlık değildir, bir ilkesel duruştur bir görevdir, bu görevin yerine getirilmesidir.
Baroların seçim sistemlerinin değiştirilmesiyle ilgili teklifin görüşülmesi sırasında baroların, konunun doğrudan öznesi olmalarına rağmen görüşlerinin alınmadığının altını çizen Durakoğlu, teklifin Meclis Genel Kurulu‘nda kabul edilmesi durumunda eylemlerini sürdüreceklerini ve Anayasa Mahkemesi’ne başvuracaklarını söyledi.