Ana Sayfa Blog Sayfa 2011

AKP’ye İstanbul Sözleşmesi’ni feshetmeyi öneren ‘çağ dışı’ rapor ortaya çıktı

AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını öneren rapor ortaya çıktı.

İstanbul Sözleşmesine Yönelik Hukuki ve Psikososyal Değerlendirme Raporu” isimli rapor Erdoğan’a Mayıs 2020 tarihinde sunulmuş. Yani, hükümet yetkilileri tarafından İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmaya yönelik verilen sinyallerin hemen öncesinde.

‘Cinsiyetsizleşme hedefleniyor’

Türkiye Düşünce Platformu isimli kuruluş tarafından sunulan 13 sayfalık raporun detaylarını gazeteci Murat Yetkin kendi internet sitesindeki yazısında paylaştı. Yetkin, raporda geçen ibareleri kendi ifadeleriyle birlikte şu şekilde özetliyor:

  • İstanbul Sözleşmesi, toplumsal cinsiyet eşitliği kavramıyla “kadın ve erkek ilişkilerinde sonu cinsiyetsizliğe varan bir ideolojiyi” imzalayan ülkelere dayatıyormuş.
  • Raporun yazarları, “kadınların daha maskülen, erkeklerin ise daha feminen bir davranış şekline kaydığını” zaten gözlemliyormuş. Sözleşme toplumu “cinsiyetsizleştirmeyi” amaçlıyor, cinsiyet algısı tamamen silinmek isteniyormuş.

‘Örf, töre, namus kavramları değersizleştiriliyor’

  • Sözleşmenin, “kadın-erkek eşitliğini sağlamaktan ziyade toplumun din, sosyal ve kültürel kodlarıyla oynamayı hedeflediğine” inanılmaktaymış.
  • Toplumsal cinsiyet kavramıyla aile kurumunun zayıflatılması amaçlanıyormuş. Çünkü mesela aile içi şiddet vakalarında “dağılacak aileyi huzura kavuşturacak” uzlaştırma imkânları reddediliyormuş. Toplumun din, kültür, örf, töre, namus, edep kavramlarının değersizleştirilmesi amaçlanıyormuş.

‘Cinsel sapma hareketini meşrulaştırıyor’

Raporda kadına yönelik şiddete ilişkin yazılanlara da yer veren Yetkin, yazılanları şu şekilde ifade ediyor:

  • Raporun imzacılarına göre, “Töre cinayeti, namus cinayeti gibi kavramsallaştırmalar da”, şimdi sıkı durun, “iyi niyetli olmaktan çok toplumu ayakta tutan değerlerin itibarını azaltmaya” yönelikmiş.
  • Zaten sözleşmede şiddetten söz ediliyor ama neyin şiddet olduğu tanımlanmıyormuş. Rapora imza koyanlar neyin şiddet sayılıp sayılmayacağını merak ediyorlar.
  • Aile içi şiddet yerine ev içi şiddet denmek suretiyle “evlilik veya akrabalık ilişkileri dışında partner, sevgili, farklı cinsel eğilimler de hukuk, koruma alanına dahil ediliyormuş.
  • Sözleşme, “her türlü cinsel sapma hareketini, cinsel yönelim kavramı ile meşrulaştırıyor ve ahlaki ve toplumsal yaptırımlardan muaf” kılıyormuş.

Raporun imzacıları

Murat Yetkin, Düşünce Platformunun Onursal Başkanı Hayrettin Karaman‘ın Diyanet İşleri’nin eski fetvacılarından olduğunu hatırlatarak “2019’a dek Yeni Şafak’ta yazıyordu. TÜRGEV’e zoraki bağışları ‘helal’ saymaktan, rüşvet vermek caizdir demeye kadınların ‘dikkat, algı kanallarındaki farklı psikolojisi’ nedeniyle erkekle eşit şahitlik yeteneğini sorgulamaktan boşanan kadının nafaka almasının caiz bulmamaya dek yol açtığı çok tartışma bulunuyor” dedi.

Raporun imzacıları arasında Cumhurbaşkanının Başdanışmanlarından AKP eski Artvin Milletvekili İsrafil Kışla, MÜSİAD’ın kurucu başkanı Erol Yarar, Emine Şenlikoğlu, Akit yazarları Abdurrahman Dilipak ve Taşkın Koçak, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın İstanbul İmam Hatip Lisesinden hocası Hasan Çetinkaya, Türkiye’nin Kuala Lumpur Büyükelçisi Merve Kavakçı ve AKP Milletvekili Ravza Kavakçı Kan’ın babaları Yusuf Ziya Kavakçı, Yenişafak yazarı Resul Tosun, Diyanet Vakfı İslam Araştırmaları Merkezi Başkanı Raşit Küçük var.

‘Tarikatlar ve İslamcılar baskı kuruyor’

Yetkin, rapora ilişkin şu siyasi değerlendirmelerde bulundu:

Geçenlerde Nakşibendi tarikatının etkili kollarından İsmailağa Cemaatinin, Erdoğan’dan İstanbul Sözleşmesinin iptalini istediğini yazmıştık; Cübbeli Ahmet (Ünlü) Hoca deyince belki daha iyi anlaşılır. AK Parti’nin 2018 seçimlerinden beri, özellikle de 2019 yerel seçim yenilgisi ardında toparlayamadığı taban erozyonunu fark eden tarikat ve cemaatlerin oylarına talip olan Erdoğan’a bir tür şantaj yaptığı anlaşılıyordu.

Öyle görülüyor ki sadece belli tarikat ve cemaatler değil İslamcı entelijensiya da Erdoğan üzerinde baskı kuruyor, kendi imzaladığı sözleşmeden çıkması, ya da kuşa çevirmesini istiyorlar.

 

13 ülkeyi kat eden Eurovelo 13’ün rotası İstanbul’dan geçecek

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Norveç’ten başlayıp 13 ülkeyi geçerek (Finlandiya, Rusya, Almanya, Çek Cumhuriyeti, Avusturya, Slovakya, Macaristan, Slovenya, Hırvatistan, Sırbistan, Romanya, Yunanistan ve Bulgaristan) Edirne’den Türkiye’ye giren EuroVelo’nun 13 numaralı rotasına İstanbul’u dahil emek için harekete geçti.

Avrupa bisikletli turizm ağı olarak bilinen EuroVelo, 70 bin kilometre üzerinde planlanmış, ancak 45 bin kilometresi tamamlanmış 16 adet uzun yol bisiklet rotasını kapsıyor. Bisikleti ile Avrupa’dan başlayarak uzun mesafeli Atura çıkan birçok turistin, İstanbul üzerinden Asya’ya ve Türkiye’den Avrupa yönüne geçişlerinde, kentin önemli bir durak noktası olacağı belirtiliyor. İstanbul turizmine önemli bir katkı sağlayacağı belirtilen projenin,  kent içi bisikletli ulaşım altyapısının gelişmesine de katkıda bulunması bekleniyor.

İBB, söz konusu rotaya İstanbul’u dahil etmek için İBB Ulaşım Daire Başkanlığı’na bağlı Ulaşım Planlama Müdürlüğü’nün bünyesinde, bir  EuroVelo İstanbul Koordinasyon Ekibi oluşturdu. Yenikapı’da yakında faaliyete geçecek olan İstanbul Bisiklet Evi’nin, aynı zamanda EuroVelo Koordinasyon Birimi olarak da hizmet vermesi planlandı

1995 yılında hayata geçirilen ve her geçen yıl yeni uğrak noktaları belirlenen rota, AB Turizm ve Ulaştırma Komitesi tarafından desteklenen Sürdürülebilir Turizm Projesi olarak tanımlanıyor.  Mevcut ağ, 1.320 km ile 10.400 km arasında 19 adet uzun yol bisiklet rotasını içeriyor. Köyleri, şehirleri ve ülkeleri birbirine bağlayan bu rotalar, üzerinden geçtikleri yerleşim alanlarına tanıtım, ekonomi ve prestij açısından avantajlar sunuyor. Büyük otoyollar yerine, kırsal alandan geçen yolların kullanıldığı EuroVelo ağları, kültürel çeşitliliğin bilinirliği ve yerelde kalkınma açısından da önemli itici güç oluşturuyor.

İzmir geçen yıl katılmıştı

2019 Kasım ayında İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin, EuroVelo’ya dahil olmak için yaptığı başvuru kabul edilmişti. EuroVelo yetkilileri, İzmir’deki 500 kilometrelik bisiklet rotasının EuroVelo 8-Akdeniz rotasının devamı olarak ağa katıldığını açıklamış; böylece İzmir, yılda yaklaşık 7 milyar avroluk ekonomik büyüklüğe sahip ağa Türkiye’den katılan ilk kent olmuştu. 

Muğla‘nın da ağa katılmak için çalışmalar sürdürdüğü biliniyor. 

EuroVelo Avrupa Bisiklet Yolu Ağı’nın özellikleri şöyle: 

  • Yol eğimleri yüzde altının altında.
  • Yollar en az iki bisikletin geçebileceği kadar geniş.
  • Motorlu taşıtlar kontrollü ve bir kısmında hiç geçmeyecek şekilde planlanıyor.
  • Yolların her mevsimde açık olması öngörülüyor.
  • Her 30 kilometrede bir hizmet ve servis noktası her 50 kilometrede bir ise konaklama noktaları oluşturuluyor.
  • En çok 150 kilometrede bir toplu taşıma ağlarına bağlantılar planlanıyor.

Ayasofya’da Cuma namazı önlemleri: Yollar kapatılıyor, seferlerde kısıtlama

İstanbul Valisi Ali Yerlikaya, 86 yıl sonra ilk kez 24 Temmuz’da ibadete açılacak Ayasofya’da kılınacak Cuma namazı ile ilgili önlemleri açıkladı.

Buna göre alana girişler saat 10.00’da başlayacak; erkekler için üç, kadınlar için iki alan namaz için ayrılacak. Erkekler Ayasofya Meydanı, Sultanahmet Meydanı ve Yerebatan Caddesi’nde kadınlar da Sultanahmet Türbesi yanındaki alan ile Mehmet Akif Parkı’nda olacak.

Yollar trafiğe kapatılıyor

Namaz kılınacak alanlara üç ana istikametten gelinecek. Bunlar Beyazıt Meydanı, Sirkeci ve Çatladıkapı. Namaz alanlarına girişler 11 ayrı kontrol noktasında polislerimizce arama yapıldıktan sonra sağlanacak.

Atatürk Bulvarı, Gazi Mustafa Kemal Paşa Caddesi‘nden Tarihi Yarımada istikametine giden tüm yollar ve Galata Köprüsü, 23 Temmuz yani bugün saat 20.00’dan itibaren trafiğe kapatılacak.

Bu kapsamda Kennedy, Reşadiye, Ragıp Gümüşpala Caddeleri de aynı saatler arasında trafiğe kapalı olacak. Bu alanda var olan araçların Tarihi Yarımada’dan çıkışına da saat 00.00’a kadar izin verilecek.

Ücretsiz otobüs seferleri

Avrasya Tüneli açık olacak deniz, Metro ve Marmaray seferleri devam edecek. Tramvay seferleri devam edecek, sadece Beyazıt-Eminönü durakları arasında perşembe günü yani bugün saat 20.00’den, pazartesi sabah saat 06.00’ya kadar sefer yapılmayacak.

Otobüslerden inen misafirlerimiz; İETT’nin tahsis ettiği otobüslerle gün boyu Çatladıkapı’ya kadar, ücretsiz taşınacak ve buradan, namaz kılınacak alanlara kadar yaklaşık 200 metrelik mesafeye, yürüyerek ulaşacaklar.

Maske, seccade, sabır, anlayış…

Yerlikaya yaptığı açıklamanın devamında “Misafirlerimizin en büyük arzularının, Ayasofya Camisi’nde namaz kılmak olduğunu biliyoruz. Ayasofya Camimiz sabaha kadar açık olacak” dedi.

Ayrıca “Ayasofya’ya gelirken vatandaşlarımızın yanlarında 4 şey getirmelerini rica ediyoruz. Maske, seccade, sabır, anlayış” açıklamasında bulundu.

 

 

Kirazlıyayla’da gözaltına alınan 12 kadın serbest

Bursa’nın Yenişehir ilçesine bağlı Kirazlıyayla köyünde Meyra Madencilik şirketi tarafından yapımına devam edilen Çinko-Kurşun-Bakır Zenginleştirme Tesisi ve Atık Barajı‘nın faaliyetlerine yolu kapatarak karşı çıkan ve gözaltına alınan 12 kadın Yenişehir Karakolu’nda ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.

‘Biz kapatınca mı suç?’

Serbest bırakılan kadınlar, karakolda kendilerine neden kamyonların önünü kestiklerinin sorulduğunu ve suç işlediklerinin söylendiğini aktardı. Kadınlar, buna karşılık “Onlar bizim yolu kapatınca suç olmuyor da, biz kapatınca mı suç oluyor” diyerek suçlamaları reddetti.

Kirazlıyayla’da süren maden projesi, köylülerin itirazlarına rağmen devam ediyor. Şirket iki gün önce askerler eşliğinde köy yolundan projenin yapıldığı alana malzeme sevkiyatına başladı. Köyde yaşayan kadınlar bunun üzerine malzeme taşıyan kamyonların önünü kesti.

Askerler ve malzemeyi taşıyan şirket arasında dün yaşanan arbedenin ardından 12 kadın gözaltına alınmış ve Yenişehir Karakolu‘na götürülmüştü.

Kirazlıyayla’da tesise karşı mücadele eden kadınlar daha önce de şirketin şikayeti üzerine gözaltına alınmış, daha sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. 

Avrupa Birliği çok yıllık bütçesi ve toparlanma paketi ne kadar yeşil?

Avrupa Birliği (AB) liderleri, iki gün süren Çok Yıllık Mali Çerçeve görüşmeleri sonunda koronavirüs sonrası ekonomik toparlanma paketinde uzlaşma sağladı. Paket, birliğin iklim hedeflerini gerçekleştirmesine sağlayacağı katkı yönünden önemli bir dönüm noktası olarak görülüyordu.

Salı günü yapılan açıklamaya göre 2021-2017 yılı arasında kullanılmak üzere 1.07 trilyon Euro değerinde AB bütçesinin yanı sıra 750 milyar Euro değerindeki toparlanma fonu üzerinde anlaşıldı. İki bütçe içerisinde de yeşil yatırımların teşvik edildiği maddeler bulunuyor. Ancak bazı temel iklim programlarında da kesintiye gidiliyor. İşte anlaşmanın iklim unsurları:

İklim harcamalarına yüzde 30 kota

Anlaşmada bütçenin yüzde 30’unun iklim koruma ve Avrupa Birliği’nin emisyonlarını azaltma taahhütlerini yerine getirme amaçlarıyla kullanılmasını öngörüyor.

Bu da 2027 tarihine kadar iklime yaklaşık 550 milyar Euro ayrılacağı anlamına geliyor. Her ne kadar ayrılan pay büyük bir meblağ olsa da araştırmacıların AB’nin iklim hedeflerine ulaşması için gerektiğini belirttiği miktarların oldukça altında.

Adil geçiş fonu

Ülkelerin fosil yakıtlardan tamamen çıkışını desteklemek için 17.5 milyar Euro ayrıldı. Bu miktar daha önceki görüşmelerde önerilen miktarın neredeyse yarısına denk geliyor.

Ayrıca bu paraya ulaşma koşulları da zorlaştırıldı.  2050 yılına kadar iklim nötr olacağını taahhüt etmeyen ülkeler bu adil geçiş fonunun yalnızca yarısını alabilecek.

Bunun dışında InvestEU ve Horizon Europe isimli sürdürülebilir yatırımı teşvik eden iki programın bütçesinden de tutumlu ülkeleri (Avusturya, Danimarka, İsveç ve Hollanda) memnun etmek için kesinti yapıldı.

Yeşil vergiler

Anlaşmada tek kullanımlık plastik atıklara yönelik önümüzdeki yıl Avrupa Birliği genelinde uygulanmaya başlayacak yeşil vergilerin AB bütçesine katkı sağlayacağı da belirtiliyor.

Karbon ticareti yoluyla elde edilecek gelirlerin Avrupa Birliği bütçesine katkısı ise daha sonra ele alınacak.

Eichhout: İyileştirilmesi gereken çok şey var

AB anlaşması finansmanın iklim dostu uygulamalara gitmesini sağlamak için hangi kuralların uygulanacağına yer vermiyor. Avrupa Parlamentosu’nda paketi onaylayacak üyelerin bir kısmı ise kirletici yatırımları engellemek için daha zorlu koşullar olmadan plana destek vermeyeceklerini söylüyor.

Avrupa Yeşiller Partisi‘nin bir parçası olan GreenLeft üyesi Avrupa Parlamentosu Milletvekili Bas Eickhout “Hala iyileştirilmesi gereken çok fazla şey var. Anlaşma henüz bitmedi” değerlendirmesinde bulundu.

Thunberg: İklim krizini kriz olarak görmüyorlar

İsveçli iklim aktivisti Greta Thunberg ise anlaşmanın şu anki haliyle oldukça yetersiz olduğunu söyledi. Thunberg “Hala bir acil durumla karşı karşıya olduğumuz gerçeğini inkar ediyor ve görmezden geliyorlar. İklim krizini kriz olarak görmüyorlar” dedi.

Genç aktivist, bütçe görüşmelerinin öncesinde Avrupa liderlerine yönelik bir imza kampanyası başlatmıştı. İklim kriziyle mücadele için sert önlemlerin alınmasının talep edildiği kampanyaya Nobel ödüllü  Malala Yousafzai, Leonardo DiCaprio ve Billie Eilish gibi ünlülerin yanı sıra genç aktivistler, iklim bilimcilerin ve binlerce kişi dahil olmuştu.

Pınar Gültekin’in cenazesi Bitlis’te defnedildi

Muğla‘da Cemal Metin Avcı tarafından öldürülen 27 yaşındaki Pınar Gültekin‘in cenazesi, Muğla Adli Tıp Kurumu’ndaki işlemlerin ardından ailesi ve yakınları tarafından Bitlis‘in Hizan ilçesine getirildi.

Gültekin’in cenazesi, kadınlar tarafından Hizan Bediüzzaman Ulu Camisi önüne taşındı. Cenaze namazının ardından Gültekin’in cenazesi, Hizan’ın Gayda köyündeki mezarlığa götürüldü.

‘Pınarlar ölmesin’

Törene Hizan Kaymakamı Mustafa Köleoğlu, Belediye Başkanı Cezail Aktaş, HDP Grup Başkanvekili Meral Danış Beştaş, Gültekin’in yakınları ve çok sayıda vatandaş katıldı.

Baba Sıdık Gültekin, kızının cenazesinin defnedilmesinin ardından AA muhabirine konuştu ve şunları söyledi:

Üniversiteyi bitirmişti ve beni bekliyordu. Bayramda gidip götürecektim ama götüremedim. Bir kemik parçası getirdim toprağa gömdüm. Artık bundan sonra gerçekten bu katliamlar dursun. Pınarlar ölmesin diyorum. Bütün Türkiye’nin başı sağ olsun. (…)

Artık yeter. Türkiye’de her kız öğrencinin başına bir nöbetçi mi dikmek lazım? Bir kız öğrenci gidip istediği şehirde okuyamayacak mı? Bu bir vahşettir. Buna söyleyecek söz de bulamıyorum. Gerçekten de yok.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisat Bölümü öğrencisi Pınar Gültekin (27), 16 Temmuz’da Akyaka Mahallesi’nde yalnız yaşadığı evinden ayrılmış, aynı gün ablası ile telefonla görüştükten sonra kendisinden bir daha haber alınamamıştı.

Ne olmuştu?

Ailesinin, Akyaka Jandarma Komutanlığı‘na kayıp ihbarında bulunması üzerine başlatılan çalışmada, Gültekin’i tanıyan kişilerin listesi çıkarılmış ve bölgedeki güvenlik kamerası kayıtları incelenerek görgü tanıklarının ifadelerine başvurulmuştu.

Cemal Metin Avcı, ilk ifadesinde hakkındaki suçlamaları kabul etmese de delilleri görünce, genç kadını öldürdüğünü, cesedini yaktıktan sonra bir varile bırakarak Gülağzı mevkisinde ormanlık alana attığını itiraf etmişti.

Avcı, çıkarıldığı nöbetçi sulh ceza hakimliğince “canavarca hisle adam öldürmek” suçundan tutuklanmıştı.

Salgında zarar gören esnaf ve zanaatkarlar borçlarını üç ay erteleyebilecek

Yeni tip koronavirüs salgınından (Covid-19) ekonomik olarak olumsuz etkilenen esnaf ve sanatkarların aldığı kredilere ilişkin erteleme kararı Resmi Gazete’de yayınlandı.

İlgili 2781 sayılı karara göre ile salgın sürecinde zarar gören esnaf ve sanatkarlar, Halkbank‘tan aldıkları düşük faizli kredi borçlarını üç ay erteleyebilecek.

Üç ay erteleme

Buna göre, 30 Haziran 2020 ve öncesinde kullanılan düşük faizli kredilerden doğan borçlardan 1 Temmuz 2020-30 Eylül 2020 döneminde vadesi dolacak olup, kararın yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla itfa edilmeyen borçlar, başvuru şartı aranmaksızın faiz tahakkuk ettirilerek ve taksit sayısı değiştirilmeden üç ay ertelendi.

Erteleme dönemi boyunca taksit-anapara borcu ve tahakkuk edecek faizin ilgili kararlar uyarınca borçluya yansıyan kısmıyla tutara ilişkin banka ve sigorta muameleleri vergisi kalan taksitlere eşit olarak eklenecek.

Çalışan sayısını azaltmayacağına dair taahhüt

Karar kapsamında kredisi ertelenen esnaf ve sanatkarlardan erteleme dönemi boyunca çalışan sayısını azaltmayacağına dair taahhütname alınacak. Çalışan sayısında eksilme tespit edilen esnaf ve sanatkarlar erteleme kapsamından çıkarılacak.

Bankanın karar kapsamında ertelenen kredilerden doğacak gelir kayıpları, Hazine ve Maliye Bakanlığı tarafından ödenecek. Karar, 1 Temmuz 2020 itibarıyla geçerli olacak.

Yerine kayyım atanan Batman Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Demir tutuklandı

Yerine kayyım atanarak görevden alınan HDP’li Batman Belediyesi Eş Başkanı Mehmet Demir tutuklandı. Anadolu Ajansı’nın aktardığına göre Demir “silahlı terör örgütüne üye olmak ile suçlanıyor.

Demir, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığınca 9 Ekim 2018 tarihinde başlatılan soruşturma kapsamında dün gözaltına alınmıştı.

Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ndeki işlemleri tamamlanarak adliyeye sevk edilen Demir, savcılık ifadesinin ardından tutuklama istemiyle Nöbetçi Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Hakimlik, ‘örgüt üyesi olma’ iddiasıyla Demir’in tutuklanmasına karar verdi.

Eski Eş Başkan, Diyarbakır D Tipi Cezaevi’ne gönderildi.

Daha önce de gözaltına alınmıştı

Demir daha önce Mart ayında Eş Başkan Songül Korkmaz ile birlikte gözaltına alınıp daha sonra serbest bırakılmıştı. Aynı gün içerisinde İçişleri Bakanlığı Batman Belediyesi’ne kayyım atandığını duyurmuştu.

Demir daha sonra 26 Haziran 2020’de Demokratik Toplum Kongresi’ne (DTK) yönelik operasyonda da 41 kişi ile birlikte gözaltına alınmış, daha sonra serbest bırakılmıştı.

Türkiye’de koronavirüs: 902 yeni tanı, 19 can kaybı

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’de koronavirüs nedeniyle son 24 saatte 19 kişinin daha hayatını kaybettiğini, 902 yeni vaka tespit edildiğini açıkladı. Böylece toplam ölü sayısı 5 bin 545’e, vaka sayısı 222 bin 402’ye yükseldi.

Bakan Koca’nın paylaşımı şöyle:

Yakın günlerde ilk kez, iyileşen hasta sayımız vaka sayısından 300 fazla. Yeni vaka sayısı, 44 gün sonra 900 sınırında. Pek çok kentimizde maske yaygınlaştı; hayat, umut verici bir düzene giriyor. Vaka sayılarında ağırlığı olan illerden de özen bekliyoruz.”

Türkiye’de ilk koronavirüs vakası 11 Mart’ta tespit edildi. O günden bu yana alınan önlemler kademeli olarak hafifletildi. 1 Haziran’dan itibarense “kontrollü normalleşmeye” geçildi. Normalleşme tablosu şu şekilde:

1 Haziran: 827 vaka, 23 ölüm (31.525 test)
2 Haziran: 786 vaka, 22 ölüm (32.325 test)
3 Haziran: 867 vaka, 24 ölüm (52.305 test)
4 Haziran: 988 vaka, 21 ölüm (54.234 test)
5 Haziran: 930 vaka, 18 ölüm (57.829 test)
6 Haziran: 878 vaka, 21 ölüm (35.846 test)
7 Haziran: 914 vaka, 23 ölüm (35.335 test)
8 Haziran: 989 vaka, 19 ölüm (39.361 test)
9 Haziran: 993 vaka, 18 ölüm (37.225 test)
10 Haziran: 922 vaka, 22 ölüm (36.521 test)
11 Haziran: 987 vaka, 17 ölüm (49.190 test)
12 Haziran: 1195 vaka, 15 ölüm (41.013 test)
13 Haziran: 1459 vaka, 14 ölüm (45.092 test)
14 Haziran: 1562 vaka, 15 ölüm (45.176 test)
15 Haziran: 1592 vaka, 18 ölüm (42.032 test)
16 Haziran: 1467 vaka, 17 ölüm (46.800 test)
17 Haziran: 1429 vaka, 19 ölüm (52.901 test)
18 Haziran: 1304 vaka, 21 ölüm (48.412 test)
19 Haziran: 1214 vaka, 23 ölüm (41.316 test)
20 Haziran: 1248 vaka, 22 ölüm (41.112 test)
21 Haziran: 1192 vaka,23 ölüm (40.496 test)
22 Haziran: 1212 vaka, 24 ölüm (41.413 test)
23 Haziran: 1268 vaka, 27 ölüm (42.982 test)
24 Haziran: 1492 vaka, 24 ölüm (53.486 test)
25 Haziran: 1458 vaka, 21 ölüm (52.303 test)
26 Haziran: 1396 vaka, 19 ölüm (51.198 test)
27 Haziran: 1372 vaka, 17 ölüm (45.213 test)
28 Haziran: 1356 vaka, 15 ölüm (48.309 test)
29 Haziran: 1374 vaka, 18 ölüm (51.014 test)
30 Haziran: 1293 vaka, 16 ölüm (50.492 test)

1 Temmuz: 1192 vaka, 19 ölüm (52.313 test)
2 Temmuz: 1186 vaka, 17 ölüm (49.714 test)
3 Temmuz: 1172 vaka, 19 ölüm (52.141 test)
4 Temmuz: 1154 vaka, 20 ölüm (48.248 test)
5 Temmuz: 1148 vaka, 19 ölüm (46.414 test)
6 Temmuz: 1086 vaka, 16 ölüm (52.193 test)
7 Temmuz: 1053 vaka, 19 ölüm (50.545 test)
8 Temmuz: 1041 vaka, 22 ölüm (49.302 test)
9 Temmuz: 1024 vaka, 18 ölüm (50.103 test)
10 Temmuz: 1003 vaka, 23 ölüm (48.787 test)
11 Temmuz: 1016 vaka, 21 ölüm (48.813 test)
12 Temmuz: 1012 vaka, 19 ölüm (45.232 test)
13 Temmuz: 1008 vaka, 19 ölüm (46.492 test)
14 Temmuz: 992 vaka, 20 ölüm (43.231 test)
15 Temmuz: 947 vaka, 17 ölüm (42.320 test)
16 Temmuz: 933 vaka, 21 ölüm (42.411 test)
17 Temmuz: 926 vaka, 18 ölüm (41.215 test)
18 Temmuz: 918 vaka, 17 ölüm (40.943 test)
19 Temmuz: 924 vaka, 16 ölüm (41.310 test)
20 Temmuz: 931 vaka, 17 ölüm (43.404 test)
21 Temmuz: 928 vaka, 18 ölüm (42.846 test)
22 Temmuz: 902 vaka, 19 ölüm (43.404 test)

Sağlık Bakanlığı’nda peş peşe istifalar: Test kitlerinde yolsuzluk mu yapıldı?

Türkiye Sağlık Enstitüleri (TÜSEB) Başkanı Adil Mardinoğlu, istifa ettiğini açıkladı. Mardinoğlu ile birlikte kurumun genel sekreteri Hasan Türkez de görevinden ayrıldı. Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Dairesi’nin Başkanı Prof Dr. Selçuk Kılıç da dün görevden alınmıştı.

TÜSEB, Bioeksen firması ile birlikte yerli tanı kitini geliştirmişti. Son istifalarla birlikte iki ayda Sağlık Bakanlığı bünyesinde bulunan beş bürokrat  değişmiş oldu.

Twitter üzerinden istifasını duyuran TÜSEB Başkanı Mardinoğlu, “14 aydır göreve olduğumuz TÜSEB yönetiminden istifa etmiş bulunmaktayız. Görevimiz süresince bizlere destek veren herkese şükranlarımızı sunarız. Ülkemize ve milletimize farklı kulvarlarda hizmet etmeye devam edeceğiz” dedi.

Mardinoğlu’nun istifasını değerlendiren CHP’li Murat Emir, geçtiğimiz günlerde koronavirüse ilişkin kitlerin onay mercii Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Dairesi Başkanı Prof Dr. Selçuk Kılıç‘ın, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu Başkanı (TİTCK) Hakkı Gürsöz’ün görevden alındığını ve Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ’nin (USHAŞ) Yönetim Kurulu Başkanı Cevat Şengül‘ün de istifa ettiğini hatırlattı.

Emir, son yaşanan istifaların altında ‘test kitleriyle ilgili yolsuzluk olduğunu’ ileri sürerek, “Bakanlıkta deprem oluyor. Ortada yolsuzluk kokuları var. Bakan neden susuyor” dedi.

Türkiye’de pandemi sürecinin başlamasıyla birlikte Sağlık Bakanlığı’nın test kitlerini USHAŞ üzerinden temin ettiğini ve USHAŞ’ın da test kitlerini tek bir firmadan satın aldığını hatırlatan Emir, şunları söyledi:

10 Haziran’da Sağlık Bakanının yanıtlaması istemiyle sunduğum soru önergesinde USHAŞ’ın yerli PCR testlerini neden sadece Bioeksen firmasından satın aldığını, bu testlerden kaç adet satın alındığını sormuştum. Ancak, Bakan bunların hiçbirini yanıtlamadı. Bugüne kadar kamuoyuna da bu konuyla ilgili şeffaf bir şekilde bilgi verilmedi.”

‘Bakanlıkta deprem var’

Bakanlıkta, Koronavirüs sürecinde halk sağlığını ilgilendiren dört önemli kurumda, en tepe isimler ya istifa ediyor, ya görevden alınıyor. Bakanlıkta bir deprem oluyor, ortada yolsuzluk kokuları var ama bakan neden susuyor. Bu süreçler neden ısrarla gizli tutulmak isteniyor. Bir korkunuz, çekinceniz yoksa çıkın kamuoyuna şeffaf bir şekilde, bu test kitleri neden tek firmadan alındı, kaç paraya alındı, kaç adet alındı bunların hepsini açıklayın.” 

‘Yerli kitin doğruluk oranı yüzde 40’ denilmişti

Avrupa’da yapılan araştırmaya göre, Türkiye’de “yerli kit” olarak tanıtılan ve bütün hastanelerde kullanılan koronavirüs testinin doğruluğunun yüzde 40 olduğunu iddia edilmişti. Medyascope‘un haberine göre,  Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın tepki göstermesinin ardından, Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü’nde koronavirüs çalışmalarıyla ilgilenen ve testi onaylayan Mikrobiyoloji Referans Laboratuvarları ve Biyolojik Ürünler Daire Başkanı Selçuk Kılıç görevden alınmıştı.