Ana Sayfa Blog Sayfa 1703

Yeniçağ yazarı Uğuroğlu: Öldürülürsek, sorumluları Bahçeli, Yalçın ve Soylu’dur

Evinin önünde saldırıya uğrayan Yeniçağ Gazetesi yazarı Orhan Uğuroğlu, bir kez daha kendisinin ya da gazetenin yazarlarının saldırıya uğraması ya da öldürülmesi durumunda birinci dereceden sorumluların MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, MHP Genel Başkan Yardımcısı Semih Yalçın ve İçişleri Bakanı Süleyman Soylu‘nun olduğunu söyledi. 

Uğuroğlu gazetedeki yazısında, şu ifadeleri kullandı:

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli kendisini ve partisini hedef aldıklarını iddia ettiği aralarında benim ve yazarımız Yavuz Selim Demirağ‘ın da bulunduğu gazeteci, anketçi ve yazarların bulunduğu 70 ismi resmen hedef gösterdi. Yeniçağ Ankara eski Temsilcisi değerli kardeşim Sabahattin Önkibar iki kez alçakça saldırıya uğradı… Yeniçağ yazarı değerli kardeşim Yavuz Selim Demirağ alçakça saldırıya uğradı… Ve ben alçakça saldırıya uğradım…” 

Uğuroğlu ile aynı gün, Gelecek Partisi Genel Başkan Yardımcısı Selçuk Özdağ da bir grup tarafından evinin önünde saldırıya uğramıştı.

Uğuroğlu, “Eğer bana veya Yeniçağ yazarlarına bir kez daha saldırı olursa, hatta öldürülecek olursak buradan açıkça çok net ilan ediyorum ki birinci derece sorumluları; Devlet Bahçeli’dir, Semih Yalçın’dır. Ve bana herhangi bir saldırı daha yapılırsa birinci derece sorumlusu gerekli güvenlik önlemlerini almayan; İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’dur…” dedi.

‘Saldırganlar yarım saatte serbest bırakıldı’

Bana saldıranlar, aracı üzerime sürüp ezerek öldürmek isteyenler adliyede 35 dakika kaldıktan sonra serbest kalıyorlar” diyen Orhan Uğuroğlu, “Bakan Soylu; Selçuk Özdağ, Afşin Hatipoğlu ve bana yapılan saldırıları, ‘Organize terör suçu’ değil, ‘Tepkisel’ diye nitelendiriyor. Bizler için adalet aramıyor… Ama küfürlü saldırı kendi başına gelince adalet arıyor… Allah’ın adaleti er geç tecelli eder…” diye yazdı. 

 

Adalet Bakanı’ndan Berberoğlu açıklaması: AYM kararına uyulmalı

Adalet Bakanı Abdulhamit Gül, Anayasa Mahkemesi’nin Enis Berberoğlu hakkında ikinci kez verdiği ihlal kararına ilişkin “Anayasa Mahkemesi kararlarına uyulması hukukun gereğidir” dedi.

 

Adaletin figürlerinin gözünü bağlı olduğunu hatırlatan Gül, ” Kimsenin gözünü açmasına izin vermememiz lazım. Adaletin taraflara bakmadan hukukun gereğini yerine getirmek hukukun gereğidir. Elbette kararlar eleştirilir, değerlendirilir. Ama kararlar hukukun bir gereği” ifadelerini kullandı. 

Ne olmuştu?

Anayasa Mahkemesi, yeniden yargılanmasına yönelik verdiği kararın yerel mahkeme tarafından uygulanmaması üzerine CHP’li Enis Berberoğlu için ikinci kez hak ihlali kararı verdi. Berberoğlu’nun, kararın uygulanmaması üzerine yaptığı ikinci başvuruyu değerlendiren mahkemenin, oy birliği ile aldığı kararın gerekçesinde anayasa ve kararların bağlayıcılığına vurgu yapması bekleniyor.  

İkinci hak ihlali kararı, gereğinin yerine getirilmesi için İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilecek. Mahkeme, yeniden yargılama yolunu açarsa, milletvekilliği düşürülen Berberoğlu’na, vekilliğinin yeniden kazandırılması da söz konusu olabilecek.

Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması bugün yürürlüğe girdi

Ülkelerin nükleer silah üretmesini, test etmesini ve satın almasını yasaklayan Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması (TPNW) 22 Ocak 2021 itibariyle yürürlüğe girdi.

Anlaşmanın yürürlüğe konması için gereken 50 ülke barajına son olarak Honduras’ın imza atmasıyla birlikte 24 Ekim 2020 tarihinde ulaşılmış ve resmi işlemler başlatılmıştı.

‘Bugün itibariyle resmen yasa dışı’

Haberi duyuran nukleersiz.org yaptığı paylaşımda “50 ülke tarafından imzalanmış olarak 22 Ocak 2021 itibariyle yürürlüğe giren Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması ile nükleer silahlar ve nükleer silahlanma bugün itibariyle resmen yasa dışıdır” ifadelerini kullandı.

‘Nükleer silahsızlanmaya desteğin göstergesi’

Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, TPNW’nin “nükleer silahsızlanmaya çok taraflı yaklaşımlar için güçlü desteğin göstergesi” olduğunu söyledi.

Guterres paylaşımında Anlaşma’yı onaylayan devletlere övgüde bulundu ve sivil toplumu “TPNW’nin müzakerelerini ve yürürlüğe girmesini ilerletmedeki araçsal rolünden dolayı tebrik etti.

Açıklamada “Nükleer patlamalardan ve nükleer testlerden kurtulanlar trajik tanıklıklar sundular. Bunlar Anlaşma’nın arkasındaki ahlaki gücü oluşturdu. Yürürlüğe girmesi, onların kalıcı savunuculuğuna bir övgüdür” ifadeleri yer aldı.

‘Dünyanın acil eylemlere ihtiyacı var’

BM Genel Sekreteri, “Nükleer silahlar giderek artan tehlikeler oluşturuyor ve bunların ortadan kaldırılmasını sağlamak ve herhangi bir kullanımın neden olacağı felaket insani ve çevresel sonuçları önlemek için dünyanın acil eylemlere ihtiyacı var” dedi

Nükleer silahların ortadan kaldırılmasının Birleşmiş Milletler’in en yüksek silahsızlanma önceliği olmaya devam ettiğini belirten Guterres, tüm devletleri, ortak güvenliği ilerletme hedefini gerçekleştirmek için birlikte çalışmaya davet etti.

İmzaya açılması 2017’de kabul edilmişti

Anlaşma, Nükleer Silahların Tamamen Ortadan Kaldırılması İçin Kampanya (ICAN) 10 yıldır nükleer silahlanmaya karşı çeşitli ülkelerdeki sivil toplum örgütlerinin dayanışma içinde verdiği mücadeleyi bir uluslararası Anlaşma’ya dönüştürmek için mücadele veriyordu.

ABD, Rusya, Çin gibi nükleer güç sahibi ülkelerin karşı çıkmasına rağmen nükleer silahların tüm dünyada imha edilmesi ve yenilerinin yasaklanmasını amaçlayan Nükleer Silahların Yasaklanması Antlaşması’nın (TPNW) 7 Temmuz 2017’de 193 üyeli BM Genel Kurulu‘nda 122 ülkenin onayıyla imzaya açılması kabul edilmişti.

20 Eylül 2017’de imzaya açılan anlaşmaya şimdiye kadar 84 ülke imza atarken, anlaşmayı imzalayan ülkelerden 50’si, hiçbir koşulda nükleer silah veya diğer nükleer patlayıcı cihazları geliştirmeme, test etmeme, üretmeme, edinmeme ya da stoklamama taahhüdü verdi.

Fotoğraf: Shutterstock

Nükleer silah sahibi ülkeler imzalamadı

Nükleer silah sahibi olan ABD, Rusya, Birleşik Krallık, Çin, Fransa, Hindistan, Pakistan, Kuzey Kore ve İsrail ise anlaşmayı imzalamadı.

Dahası, ABD anlaşmayı onaylayan ülkelere yönelik bir mektup kaleme almış ve Trump yönetiminin bu ülkelerin “stratejik bir hata” yaptığını düşündüğünü belirtmişti. Mektupta ülkelerin anlaşmadan çekilmesi tavsiye edilmişti. Ancak kampanyacılar, anlaşmanın onay vermeyen ülkeler üzerinde dahi bir etkisi olacağı inancında.

Bu ülkelerin dışında Türkiye de anlaşmaya imza atmayan ülkeler arasında yer alıyor.

 

Kenya’da ikinci çekirge istilası

Ülkenin birçok bölgesinde çekirge sürülerinin görüldüğünü kaydeden Munya, gerekli önlemlerin alındığını ancak tehlikenin henüz geçmediğini vurguladı.

BM’den uyarı

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü‘ne (FOA) göre, Doğu Afrika ülkelerini istila eden çekirgelerle mücadele için 38 milyon dolara ihtiyaç duyuluyor.

FOA, yeni olgunlaşmamış sürülerin Etiyopya, Kenya ve Somali’nin farklı bölgelerinde yayılmaya başladığını ve bu ay Güney Sudan, Tanzanya ve Uganda‘ya ulaşabileceği uyarısı yaptı.
 
Gıda güvenliğine büyük tehdit oluşturan çekirge sürüleri, geçen yıl da bölgede yüz binlerce hektar tarım arazisine zarar vermişti.
 
Bir kilometrekarede yer alan 40-80 milyon çekirge, sadece bir günde 35 bin kişiye yetecek gıdayı tüketebiliyor. Çekirge sürüleri her gün 150 kilometre yol katedebiliyor. 
 

İzmir’de Las Tesis eylemi davası: Duruşma ertelendi

15 Aralık 2019’da İzmir’in Alsancak ilçesinde yapılan Las Tesis eylemine katılan 24 kadın hakkında Türk Ceza Kanunu’nun 301. maddesi ve 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması dün İzmir 7. Asliye Ceza Mahkemesi‘nde görüldü.

Duruşmaya sanıklar ve avukatlarla birlikte çeşitli kadın örgütleri de izleyici olarak katıldı.

Kadınlar beraatlerini talep etti

Duvar’dan Cihan Başakçıoğlu‘nun haberine göre, ifadelerini veren kadınlar, kadına yönelik şiddeti protesto eden ve kadına şiddete dikkat çekmek isteyen bu eyleme katıldıklarını, eylem sırasında İspanyol metnin çevirisi dışında ve kadın eylemlerinde atılan sloganlar dışında devleti hedef alan, suç unsuru taşıyan bir şeyin söylenmediğini kaydetti.

Suçsuz olduklarını belirten ve beraatlerini talep eden kadınlar, etkinliğin yasadışı olmadığını dile getirerek, polisin tutumunun “politik baskı altına alma şartı taşıyan kasıtlı bir tutum olduğunu” belirtti.

Mahkeme heyeti, duruşmayı 29 Nisan Perşembe gününe erteledi.

‘Suçlu sizsiniz dediğimiz için yargılanıyoruz’

Kadınlar, duruşma öncesi adliye önünde bir araya gelerek basın açıklaması düzenledi. Basın açıklamasını yapan Günseli Kaya, Şili‘de başlayan ve dünyanın dört bir yanına yayılan dans performansının Alsancak’ta da yüzlerce kadının katılımıyla gerçekleştiğini vurguladı.

Kaya, 2020 yılında 400 kadının erkekler tarafından öldürüldüğünü ve 171 kadının ölümünün de şüpheli olduğunu söyledi. Günseli Kaya “Tüm bunlar olurken biz kadınlar ‘suçlu sizsiniz’ dediğimiz için yargılanıyoruz” dedi.

Ne olmuştu?

Alsancak’ta yüzlerce kadının katıldığı Las Tesis eyleminden bir gün sonra eyleme katılan 25 kadın için yakalama kararı çıkarılmış ve kadınlar evlerinde gözaltına alınmıştı.

İzmir Cumhuriyet Savcılığı‘nın hazırladığı iddianamede 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu‘na muhalefet edildiği, kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme ve yönetme suçlarının işlendiği ileri sürüldü.

Dans performansında geçen “tecavüzcü sensin, öldüren sensin, polisler, hakimler, devlet ve başkan” sözleri de suç unsuru sayılmıştı. Bununla birlikte eylemin ardından atılan “Yaşasın kadın dayanışması”, “Gelsin baba, gelsin koca, gelsin devlet gelsin cop inadına isyan inadına özgürlük”, “Kadınlara değil katillere barikat” sloganları da suç sayılmıştı.

Duruşma, koronavirüs salgını ve İzmir depremi nedeniyle iki kez ertelenmişti.

CHP Jeotermal Enerji Araştırma Komisyonu saha çalışmalarına başlıyor

CHP Doğa Hakları ve Çevreden Sorumlu Genel Başkan Yardımcılığı tarafından kurulan Jeotermal Enerji Araştırma Komisyonu saha çalışmalarına başladı.

CHP tarafından yapılan açıklamaya göre Genel Başkan Yardımcısı Ali Öztunç başkanlığında kurulan komisyon dört gün sürecek çalışmalarına 19 Ocak Salı günü Aydın’da başlayacak.

Açıklamada çalışmanın amacının jeotermal enerji ile ilgili konularda bilgi toplamak, araştırma yapmak, tedbirler geliştirmek ve önerilerde bulunmak olduğu belirtilirken, bu kapsamda Aydın, Manisa, Denizli, Muğla ve İzmir’de konuyla ilgili kurum ve STK’lar, yerel yönetimler ve yurttaşlarla görüşülerek saha incelemeleri yapılacağı ifade edildi.

Komisyonda kimler var?

Komisyonda CHP Parti Meclisi üyesi Gizem Özcan, Aydın Milletvekilleri Süleyman Bülbül ve Hüseyin Yıldız, Manisa Milletvekili Ahmet Vehbi Bakırlıoğlu, Denizli Milletvekili Haşim Teoman Sancar, Muğla Milletvekili Mürsel Alban ve İzmir Milletvekili Mahir Polat bulunuyor.

Komisyon çalışmalarını Aydın’dan sonra Manisa, Denizli, Muğla ve İzmir illerinde sürdürecek.

 

Sağlık Bakanlığı’ndan su kesintilerine dair 10 uyarı

Sağlık Bakanlığı, azalan baraj suyu seviyelerinin ardından ortaya çıkabilecek sıkıntılara yönelik ‘Su Kesintisinde Dikkat Edilmesi Gerekenler’ başlıklı bir broşür hazırladı.

Kesintinin ardından gelen suyun kirli olabileceğine dikkat çekilirken, suyun ortalama 3-5 dakika akıtıldıktan sonra kullanılması gerektiği belirtildi. Hürriyet’ten Meltem Özgenç’in aktardığına göre broşürde, vatandaşların suyla ilgili dikkat etmesi gerekenler şöyle sıralandı:

  1. Su kesintisinden sonra ilk gelen suyun kirli olma riski yüksektir. Suyun bulanıklığı gidene kadar ortalama 3-5 dakika akıtılmalıdır.
  2. Kaynağı bilinen ve kontrolü yapılan musluk suyunun tüketilmesi güvenlidir. Kaynağı bilinmeyen su tüketilmemelidir.
  3. Klor, hastalık yapıcı mikrobiyolojik etkenlerin büyük çoğunluğunu yok etmektedir. Bu nedenle klorlanmış içme kullanma suyunun tüketilmesi tercih edilmelidir.
  4. ‘İçilmez’ yazısı bulunan çeşmelerin suları asla içilmemelidir.
  5. Kişisel temizlik ve el temizliğinin yapılmaması dışkı-ağız yolu ile yayılan hastalıkların özellikle ishallerin artmasına neden olur. Bit ve uyuz salgınları ortaya çıkabilir. Sürekli kaşıntı durumlarında bir sağlık kuruluşuna başvurulması gerekir.
  6. Tankerle izinsiz içme suyu taşıyan kişiler yetkili kuruluşlara bildirilmeli ve bu suların dezenfeksiyonu etkin yapılmadığından asla içilmemelidir.
  7. Su kesintilerinde özellikle çocuklar ve yaşlılar ishalli bir hastalığa yakalandığında mutlaka bir sağlık kuruluşuna başvurmaları gerekmektedir.
  8. Evde bulaşıkların yıkandığı sular da içme suyu niteliğinde olmalıdır. Tuvalet temizliği 5 su bardağı suya iki bardak çamaşır suyu katılarak hazırlanan suyla yapılmalıdır.
  9. Sebze ve meyveler, bir litre suya 20-30 damla yüzde birlik klor solüsyonu damlatıldıktan sonra, hazırlanan karışımda 15 dakika bekletilerek tüketilmelidir.
  10. Suları güneş almayan yerlerde muhafaza etmeli, açık renkli bidonlar tercih edilmelidir. Kapağı açtıktan sonra kötü bir koku geliyorsa o bidon kullanılmamalıdır.

Mansur Yavaş, EYT’li Ankaralıların GSS primlerini ödeyeceklerini açıkladı

Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, emeklilikte yaşa takılan (EYT) Ankaralılara yeni kararname çıkana kadar Genel Sağlık Sigortası (GSS) primlerini ödeyeceklerini duyurdu.

EYT’lilerin GSS primlerinin ödenmesi için belediyeye başvurmaları gerekiyor.

Yavaş’tan açıklama

Konuyla ilgili sosyal medya hesabından açıklama yapan Mansur Yavaş şu ifadeleri kullandı:

Seçimden önce EYT’li hemşehrilerimizin yanında olacağımıza söz vermiştik.

Genel Sağlık Sigorta primlerini yapılandırmayan ve Ankara’da yaşayıp belediyemize başvuranların GSS primlerini, yeni kararname çıkana kadar ödemeye başlıyoruz.

Daima yanınızda olacağız.”

EYT nedir?

EYT, 1999 yılında emeklilik yaşını yükselten 4447 sayılı kanun ile ortaya çıktı. 8 Eylül 1999 tarihine kadar emelilik kadınlar için 20, erkekler için 25 yıl sigortalılık şartıyla 5000 prim günüydü.

8 Eylül 1999’da çıkarılan söz konusu kanunla emekli olabilmek için yaş şartı getirildi.

 

CHP’li Erbay: Sandras ölürse Muğla ölür

Köyceğiz’in Ağla Mahallesi’nde, Köyceğiz, Ortaca ve Dalaman bölgelerinin yanı sıra Muğla ve Denizli’nin su kaynağını oluşturan Sandras Dağı’nda olivin maden ocağının kapasitesini artırmaya yönelik yapılmak istenen ÇED süreci kapsamındaki Halkın Bilgilendirme Toplantısı bölge halkının ve çevrecilerin tepkisi nedeniyle yapılamadı.

Köyceğiz Turizm ve Doğayı Koruma Derneği, Dalyan Turizm Kültür ve Çevre Koruma Derneği, Köyceğiz Eğitim Sen ve Doğayı Hayvanları Koruma Derneği gibi sivil toplum örgütlerinin bileşeni olduğu toplantıya Sandras’ı Koruma Platformu üyeleri ile CHP Muğla Milletvekili Avukat Burak Erbay da katıldı.

Çevreciler ve yöre halkı, bu maden sahasının yaşam alanlarını ve su kaynaklarını yok edeceğini belirterek, maden sahasının genişletilmesine tepki gösterdiler.

‘1902 hektarlık ormanlık alan’

CHP’li Vekil Erbay, ÇED toplantısı ile ilgili yaptığı açıklamada, “Sandras Dağı’nda faaliyet yürüten maden şirketi, maden arama sahasını ormanlık alana doğru genişletmek istiyor. 1902 hektar büyüklüğünde bir alandan bahsediyoruz. Bu alan su kaynaklarını ve ormanlık alanları kapsıyor. Bu kadar büyük bir alanda yapılacak maden aramasıyla bu alanın tüm doğal yapısı bozulacak. Doğal su kaynakları kirlenecek” dedi.

Mevcut durumda doğal su varlıklarının ve doğanın büyük bir tahribat yaşamış durumda olduğunu belirten Erbay, “Şimdi bu maden alanın genişletilmesi çok daha büyük tahribatlara yol açacaktır” ifadelerini kullandı.

‘Su varlıklarını yok edecek’

Yüzyıllar önce insanların buraya su varlıkları için yerleştiğini hatırlatan Erbay, Sandras Dağı’nın bölgenin en önemli su kaynakları arasında yer aldığını, endemik bitki örtüsüne sahip doğa harikası bir yer olduğunu ve korunması gerektiğini söyledi.

Mevcut maden sahaları nedeniyle her gün yeni patlatmalar yapıldığını ve sürekli büyük tonajlı kamyonların bu alanlardan geçerek doğaya zarar verdiğini belirten Erbay, “ÇED başvuru raporuna baktığımızda yeni sahada her yıl 260 sondaj deliği açılarak patlatma yapılacağını görüyoruz. Her delik için 40.83 kg patlayıcı kullanılacak. Yani toplamda 10 bin 615 kg patlayıcı kullanılacak. Bu çapta bir patlatma bütün doğal yapıyı ve su kaynaklarını yok edecektir” dedi.

Avukat Erbay açıklamasında “Sandras Dağı yüzyıllardır Köyceğiz, Ortaca, Dalaman bölgesinin yanı sıra Muğla ve Denizli’nin su kaynağını sağlıyor. Bu bölgede insanlar bu dağdan gelen suyla yaşamlarını idame ettiriyorlar. Tarlalar bu suyla ekilip biçiliyor” ifadelerini kullandı.

Halihazırda 12 maden alanı var

Sandras Dağı’nda şu ana kadar bir kısmı işletme bir kısmı da arama olmak üzere 12 tane maden alanı olduğunu belirten Erbay, “Bunların da her an alanı genişletme ihtimali ve tehlikesi bulunuyor. Mevcut haliyle zaten su kaynakları ve doğal çevre fazlasıyla tehdit altında. Şimdi ise maden sahasının genişletilmesi söz konusu. Bu durum Sandras Dağı ve buradan yaşamını sağlayan insanlar için felaket olacaktır” değerlendirmesinde bulundu.

Maden sahasının bölgedeki Gökçeova ve Kartal göllerinin çevresine kadar genişletilmek istendiğini belirten CHP’li vekil, “Bu göller yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır. Sandras Dağı, barındırdığı su kaynaklarıyla, endemik türleriyle, tüm ekosistemiyle bölgemizin birincil öneme sahip ana yaşam kaynağıdır ve bu özelliğiyle bir bütün olarak korunmalıdır” dedi.

33 bin ağaç kesilecek

Erbay, maden sahasının genişletilmek istendiği bölgenin ormanlık alan olmasına da dikkat çekti. Buna göre, sahanın genişletilmesi yaklaşık 33 bin ağacın kesilmesi anlamına geliyor.

Bunun dışında 80’e yakın endemik bitki türüne ev sahipliği yapan Sanras Dağı’nın biyolojik çeşitlilik açısından da vazgeçilmez olduğunu söyleyen Burak Erbay,  “Birileri zengin olacak diye doğamızın, çocuklarımızın yarınlarının katledilmesine izin veremeyiz. Bizler Sandras’ı bir bütün olarak korumaya ve bu yaşam kaynaklarımızı bizden sonraki nesillere korunmuş olarak aktarmaya kararlıyız” tepkisini gösterdi.

‘Salgın koşullarında bu acele neden?’

Salgın koşullarında kongreler, genel kurullar, toplantılar ertelenirken ÇED toplantısının, ısrarlı bir şekilde yapılmak istenmesini anlamakta zorlandığını belirten Erbay konuşmasına şu sözlerle devam etti:

Bu toplantıya 65 yaşın üzerindeki ve 20 yaşın altındaki vatandaşlarımız katılamıyor. Şartlar uygun değil ancak buna rağmen Çevre ve Şehircilik Bakanlığı yetkilileri bu ÇED toplantısını yapmakta ısrar ediyor. Biz daha önce de Yuvarlak Çay için büyük bir mücadele vermiş ve kazanmıştık. Su hayat demektir. Dünyada yaşanan iklim krizi nedeniyle su kaynaklarının her geçen gün azaldığı bir durumda ne olursa olsun doğal su kaynaklarımızı yok edecek bu projeye karşı, Sandras Dağı’nın ölmemesi için mücadelemizi sonuna kadar sürdüreceğiz.

Fahiş fiyat artışları sebebiyle Bakanlık marketlerden savunma istedi

Ticaret Bakanlığı, son dönemde fiyatlarında ciddi artışlar yaşanan ve artan fiyatları konusunda şikayetler gelen ayçiçek yağı, yumurta, tavuk ve bebek mamasına yönelik tedarikçi ve marketlerden savunma istedi.

Bakanlık tarafından başta gıda ve temel tüketim ürünlerinde olmak üzere saha denetimleri artırıldı.

Para cezası uygulanacak

Milliyet‘in haberine göre, Bakanlık fiyat artışlarının tespiti için 19-20 Ocak’ta ülke genelinde temel ihtiyaç ürünlerine yönelik fiyat denetimleri yaptı ve 562 işletmede toplam 9 bin 870 ürünü inceledi. Bazı yerel ve ulusal marketlerden savunma istendi.

İnceleme sonucunda ise veriler Haksız Fiyat Değerlerlendirme Kurulu tarafından değerlendirilecek. Firmaların savunmalarının alınmasının ardından haksız fiyat artışı yapanlar hakkında 10 bin TL’den 100 bin TL’ye kadar idari para cezası uygulanacak.

Stokçuluk faaliyetinde bulunanlara ise 50 bin TL’den 500 bin TL’ye kadar idari para cezası uygulanacak.

Bugüne kadar 3 bin 208 dosya karara bağlandı

Ticaret Bakanlığı koordinasyonunda Adalet, Hazine ve Maliye, Sanayi ve Teknoloji, Tarım ve Orman Bakanlıkları, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK), üretici ve tüketici örgütleri, perakende sektör temsilcilerinden oluşan Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu bugüne kadar 3 bin 208 dosyayı karara bağladı.

Kurul, temizlik ve hijyen ürünleri gibi temel ihtiyaç maddelerinde fahiş fiyat artışı yaptığı tespit edilen 375 firmaya 11 milyon 885 bin TL idari para cezası uygulanmasına karar verdi.

Reklam Kurulu tarafından yapılan incelemelerde de 2020 yılında ürünlerin fiyatlarında anormal artışlar yapan ve koronavirüs salgınını aldatıcı reklamlar yoluyla fırsata çevirmeye çalıştığı iddia edilen 303 firma hakkında toplam 13,3 milyon TL idari para cezası uygulandı.