Ana Sayfa Blog Sayfa 1614

Antalya falezlerini ışıklandırma projesi tepki çekti: Pavyon gibi

Dünyada sadece 700 bireyi kalan Akdeniz foku başta olmak üzere, birçok kuş türü, endemik bitki ve canlıya ev sahipliği yapan Antalya falezlerini ışıklandırma projesi tepki çekti.

Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Muhittin Böcek proje tanıtımı için yaptığı paylaşımda “Yıllardır karanlık olmasıyla eleştirilen falezlerimiz aydınlanacak, Antalya ışık saçacak. Falez aydınlatma projemizle milyonlarca yerli ve yabancı misafirimizi ışıl ışıl görüntülerle karşılayacağız” dedi.

Proje tanıtım videosunun altına yapılan yorumlarda çok sayıda ‘pavyon gibi’ benzetmesi yapıldı.

3 bin 400 metre ışıklandırılacak

Yıllardır karanlığa gömülmüş olmasıyla eleştirilen falezlerin görsel aydınlatma projesiyle ışıl ışıl görünüme kavuştuğu dile getirilen proje tanıtım videosunda, Yavuz Özcan Parkı hizası falez bandı, Yat Limanı, Karaalioğlu Parkı falez bandı ve ardından Atatürk Parkı lokasyonlarında aydınlatma sistemi kurulduğu belirtiliyor.

İlk etapta kuş uçuşu 1000 metrelik bölgede uygulanacak projenin ikinci ve üçüncü etapta Yat Limanı’nda yaklaşık 650 metre ve Atatürk Parkı falezlerinde ise yaklaşık 1750 metrelik alanı kapsayacağı anlatılıyor.

‘Doğal yaşamı bozacak’

Proje tanıtım videosunun altına yapılan yorumlarda çok sayıda ‘pavyon gibi’ benzetmesi yapıldı. Ayrıca pek çok kullanıcı, yapay ışıklandırmanın oradaki doğal yaşamı bozacağını belirterek projenin iptal edilmesini talep etti.

Bilim insanları da karşı çıktı

DHA’nın haberine göre projenin sosyal medyada paylaşımı sonrası birçok bilim insanı, doğal ortamında barındırdığı canlıların korunması açısından falezlerin ışıklandırılmasına karşı çıktı. Büyükşehir Belediyesi’nin ilgili birimleri de projeye ilişkin bu noktada bazı isimlerden görüş istedi.

Antalya’nın 640 kilometre sahil bandında su altı çekimleriyle ‘Sualtı Cenneti Antalya’ kitabı ve filmini hazırlayan Türkiye Sualtı Sporları Federasyonu (TSSF) Çevre Kurulu Başkanı Tahsin Ceylan, falezlerde yaşam süren ve dünyada nesli en tehlike altındaki tür olan Akdeniz foklarını da görüntüledi.

Falezlerin Akdeniz fokları ve birçok canlı türü için doğal bir yaşam alanı olduğuna dikkat çeken Ceylan, “Falezler epipelajik bölgenin sınırıdır ve canlı yaşamın büyük bölümü o alanı kullanmaktadır. Falezlerin ışıklandırılması, aydınlatılması, buradaki doğal yaşamı olumsuz etkileyecektir. Binlerce yıllık jeolojik oluşum doğal haliyle mutlaka korunması gerekiyor” dedi.

Fotoğraf: DHA

‘Dünyanın en hızlı kuşu bu falezlerde yuva yapıyor’

Falezlerin sadece toprak veya kayaçlardan oluşmadığını belirten Antalya Kuş Gözlem Topluluğu’ndan Gökçe Coşkun, şunları söyledi:

Burada bir yaşam var, birçok canlının yaşamını sürdürdüğü bir habitat, yaşam alanı. Falezler yaban hayatı konusunda büyük önem taşıyor. Falezler kuşlar, bitkiler, yarasalar ve Akdeniz fokunun bulunduğu bir nokta. Dünyanın en hızlı kuşu gökdoğan bu falezlerde yuva yapıyor. Göç etmeyen kaya kırlangıçlarını görebiliyoruz. Yalı çapkınları, martılar, güvercinler, birçok kuşu görebiliyoruz. Antalya kuşların göç rotası üzerinde ve Akdeniz’i aştıktan sonra ilk konaklayabilecekleri alan falezler ve üzerindeki makilikler. Böyle bir ışıklandırma olduğunda kuşların tercih etmeyeceği bir durum oluşabilir.”

‘Kuşlar ve diğer canlıları strese sokar’

Işıklandırmanın falezlerde yuvası olan yarasa ve diğer kuşları strese maruz bırakacağını belirten Coşkun, “Uzun süreçte bilimsel araştırma yapılması gerekiyor. Böyle kısa sürede verilen kararlar yaban hayatı ve doğaya zarar verecektir. Antalya yaşayan bir kent, sadece insanıyla değil, diğer bütün canlılarıyla beraber. Burayı değerli tutan şey de aslında bu. Biz doğayı koruyamazsak ve sadece bize ait olduğunu düşünürsek büyük yanılgıya uğrarız. Doğayı ve Antalya’yı düşünen çalışmalar olmasını temenni ediyoruz” dedi.

 

 

‘Turnasuyu’nu rahat bırakın’

Haber: Gençağa Karafazlı

Ordu ilinde yer alan Turnasuyu Deresi üzerinde yapılmak istenen ve iki kez mahkeme kararıyla durdurulan hidroelektrik santrali (HES) projesi için yapılan üçüncü girişim de lisansın iptal edilmesiyle engellendi.c

Ancak Ordu Çevre Derneği yaptığı açıklamada tehlikenin henüz bitmediğini vurguladı ve ‘Turnasuyu’nu rahat bırakın’ çağrısında bulundu.

Yapılan açıklamada, Turnasuyu Deresi’nin yöre halkının ve Gülyalı ilçesinin bir bölümünün su kaynağı olması yanında arkeolojik araştırma istenen Asar Kayaları’nı olumsuz etkileyeceğine dikkat çekildi.

Üç kez engellendi

Konuyla ilgili Ordu Çevre Derneği adına Ertuğrul Gazi Gönül tarafından yapılan açıklamada, HES projesine karşı verilen hukuki mücadele hakkında şu bilgiler paylaşıldı:

11 Şubat 2021 tarihli ve 10021 kurul kararı ile Yama Üretim Elektrik Anonim Şirketi’ne Turnasuyu Enerji Grubu Projesi için verilen 7 Mart 2013 tarihli ve EÜ 4301-1/02559 numaralı üretim lisansı sona erdirilmiştir.

Turnasuyu Deresi’nde Yama Elektrik Üretim Anonim Şirketi’nin 2013 yılından bu tarihe kadar iki kez ÇED (Çevre Etki Değerlendirme) almasına rağmen Ordu Çevre Derneği, Gülyalı Belediye Başkanı Ulaş Tepe, Turnasuyu Mahallesi ve çevresindeki duyarlı iş insanları ve halkın dava açması sonucu HES yapılmasına engel olunmuştu.  Bir yıl öncesinde yeniden ÇED aldılar ve halkın yanında mücadeleye devam ettik.”

Gülyalı Belediye Başkanı Ulaş Tepe

‘Her şey bitmiş değil’

27 Kasım 2020 tarihindeki İnceleme Denetleme Toplantısı’na katılan Gülyalı Belediye Başkanı Ulaş Tepe’nin de HES’e karşı olduğunu belirttiği hatırlatılan açıklamada “HES proje lisansı iptal oldu ancak aynı şirket yeniden ÇED başvurusu yapabilir. Süreç yeniden başlayabilir” denildi.

Açıklamada “Bu girişimi engellemek için Avukat Yakup Şekip Okumuşoğlu ÇED Genel Müdürlüğü’ne bundan sonra şirketin ÇED başvurusunun önüne geçmek için lisans iptal dilekçesi verecek. Lisans iptal önemli bir sonuçtur ama her şey bitmiş değildir” ifadeleri kullanıldı.

 

Türkiye, parlamentodaki kadın milletvekili sıralamasında 129’uncu sıraya geriledi

Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women) ve Parlamentolar Arası Birlik (IPU) tarafından hazırlanan Siyasette Kadın 2021 Haritası verilerine göre, Türkiye parlamentodaki kadın milletvekili sıralamasında 122’nci sıradan 129’a geriledi.

Ulusal parlamentolardaki kadın milletvekili oranı ise 1 Ocak 2021 tarihi itibariyle 25,5 oldu.

Hala istenen seviyede değil

Siyasette Kadın 2021 Haritası’na göre, hükümet veya devlet başkanı kadınların ve bakan düzeyindeki kadınların oranı 1 Ocak 2021 itibariyle tüm zamanların en yüksek seviyesine çıktı.

Bununla birlikte, geçen yıl bakan pozisyonlarındaki kadın oranı yüzde 21,3 iken, bu yıl yüzde 21,9 oldu.

Ancak yine de siyasi temsilde toplumsal cinsiyet eşitliği istenen seviyeye ulaşamadı.

Devlet ve hükümet başkanlıklarındaki kadın sayısı

Yayımlanan haritaya göre, geçtiğimiz sene 20 ülke olan devlet ve hükümet başkanlıklarındaki kadın sayısı, bu sene 22 ülkeye yükseldi: 22 ülke ise şöyle:

Bangladeş, Barbados, Danimarka, Estonya, Etiyopya, Finlandiya, Gabon, Gürcistan, Almanya, Yunanistan, İzlanda, Litvanya, Nepal, Yeni Zelanda, Norveç, Peru, Moldova, Sırbistan, Singapur, Slovakya, Togo, Trinidad ve Tobago.

parlamentodaki kadın milletvekili sıralaması

12 ülkenin hükümetinde hiç kadın bakan yok

Kadın bakanların oranının yüzde 50’den daha fazla olduğu ülkelerin sayısı geçtiğimiz sene 14 iken, bu sene 13 oldu.

Hükümetinde hiç kadın bakan olmayan ülkelerin sayısı ise geçtiğimiz sene dokuz iken, 2021 yılında bu sayı 12’ye çıktı. Söz konusu ülkeler ise şöyle: Azerbaycan, Ermenistan, Brunei Darussalam, Kuzey Kore, Papua Yeni Gine, Saint Vincent ve Grenadin Adaları, Suudi Arabistan, Tayland, Tuvalu, Vanuatu, Vietnam ve Yemen.

Çocukları gökyüzüne bakmaya teşvik eden ‘Kuş Kitabı’ yayınlandı

Yeni İnsan Yayınevi, Fide Serisi’ne Nazlı Ayhan’ın resimleyip kaleme aldığı Kuş Kitabı‘nı ekledi.

Şehirde yaşayan çocuklarımızın iyiden iyiye doğaya yabancılaştığı bir sır değil. Şaşırtıcı olan kasaba ve köylerde yaşayan çocuklarımız da beyaz ekranın önünden kalkmıyorlar.  Anadolu’nun herhangi bir köyüne gittiğinizde, bir müddet sonra sokaklarda çocukların oynamadığını ve bir sessizliğin hüküm sürdüğünü fark ediyorsunuz.

Kuş Kitabı, çocukların ilgisini çekebilecek ve merak uyandıracak materyaller ve alternatifler arasında yerini alarak önemli bir açığı kapatıyor.

Kuş Kitabından sayfalar
Kuş Kitabı’ndan sayfalar

Kuş gözlemi için bir kaynak

Kuş gözlemi ülkemizde yeni yeni yaygınlaşırken çocukların hem öğrenip hem gözlemleri sırasında kullanabilecekleri bir kaynak olması amacıyla hazırlanan kitap, aynı zamanda çocukların kuşları rengarenk boyayarak yaratıcılıklarını kullanma imkânına sahip olmalarını sağlıyor.

Çocuklar doğayla iç içe olsunlar diye kolları sıvayan Doğu Akdeniz Araştırma Derneği’nden Nazlı Ayhan, birbirinden sevimli kuşları aktarırken öğretiyor. Canlı çizimler, çocuklardaki merak ve araştırma duygusunu tetikleyici nitelikler taşıyor.

Gökyüzüne bakmaya teşvik ediyor

Sayfaların altında yer alan “Daha önce gördünüz mü?” kutucuğu; çocukları gökyüzüne bakmaya, kuşları aramaya ve onları araştırmaya teşvik ediyor. Kitabın sonundaki eşleştirme oyunu ise kitapta öğrenilenlerin pekiştirilmesini sağlıyor.

Kuş Kitabı'ndan sayfalar
Kuş Kitabı’ndan sayfalar

Kuş Kitabı öğretmenler için ise Hayat Bilgisi öğretim programında yer alan “Doğayı Koruma”, “Mekanı Algılama” ve “Gözlem” becerilerinin kazandırılmasında, Doğada Hayat ünitesinde kullanılabilecek bir kitap olma niteliği taşıyor.

Nazlı Ayhan hakkında

Nazlı Ayhan1988 yılında Ankara’da doğdu. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde yaptı. Lisans eğitimi sırasında Biyoloji Bölümü’ne paralel olarak Hacettepe Üniversitesi Antropoloji Bölümünde yan dal programını bitirdi.

Yüksek lisansını Hacettepe Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde tamamladıktan sonra halen doktora sonrası araştırmacı olarak çalıştığı Aix Marseille Üniversitesi Viroloji Bölümü’nde doktorasını yaptı.

Yedi yıldır Fransa’nın Marsilya şehrinde yaşayan olan Nazlı Ayhan uzun zamandır kuş gözlem ve doğa illustrasyonu ile ilgileniyor.

 

AstraZeneca aşısının kullanımı dokuz ülkede askıya alındı

Avrupa Birliği üyesi dokuz ülke “kan pıhtılaşmasına” neden olduğu gerekçesi ile Oxford Üniversitesi ve AstraZeneca tarafından geliştirilen Covid-19 aşısının kullanımını askıya aldığını duyurdu.

Aşının kullanımını askıya alan ülkeler şu şekilde oldu: İtalya, Avusturya, Norveç, Danimarka, Estonya, Letonya, Litvanya, Lüksemburg ve İzlanda.

Danimarka’dan 14 günlük durdurma kararı

Danimarka Sağlık Kurumu tarafından perşembe günü yapılan açıklamada, aşı yapılan bazı kişilerde “ciddi kan pıhtılaşması vakaları” tespit edildiği belirtildi. Danimarka’da 60 yaşında bir kadın, aşı olmasının ardından hayatını kaybetmişti.

Yetkililer tarafından yapılan açıklamada 14 günlük süre boyunca aşının kullanımının durdurulacağı bu süre sonunda ise yeniden değerlendirmeye alınacağı belirtildi.

İtalya’da iki kişi hayatını kaybetti

İtalya‘nın Siracusa kentinde pazartesi sabahı aşı olan Stefano Paterno isimli asker, 24 saat sonra hayatını kaybetmişti. Siracusa Savcılığı, 43 yaşındaki askerin ölümünü hakkında soruşturma başlattı.

Paterno’nun kesin ölüm nedenini belirlemek için cuma günü otopsi yapılacak. Catania kentinde de, aynı sevkiyattan çıkan AstraZeneca aşısı vurulan 50 yaşındaki bir polis memuru da 12 gün önce hayatını kaybetmişti.

İtalya İlaç Ajansı AIFA tarafından yapılan açıklamada ise, Paterno’ya yapılan AstraZeneca aşısının bulunduğu sevkiyattaki aşıların kullanımının askıya alındığı aktarıldı.

Birleşik Krallık, aşı kullanımına devam edecek

Birleşik Krallık, aşı olanların kan pıhtılaşmasına maruz kalma ihtimali olmadığını ifade etti. Hükümet aşıyı “hem güvenli hem de etkili” olarak nitelendirerek savundu.

Avrupa İlaç Ajansı, (EMA) 9 Mart itibarıyla Avrupa Ekonomik Bölgesi’nde aşılanan 3 milyondan fazla kişide 22 kan pıhtısı vakası rapor edildiğini bildirdi.

AstraZeneca tarafından 17 Avrupa ülkesine gönderilen ve 1 milyon doz aşıdan oluşan belirli bir partinin “kan pıhtılaşmasına” neden olduğu düşünülüyor.

Koronavirüs önlemleri: İstanbul’da birçok yere girişte HES kodu zorunluluğu

İstanbul‘da koronavirüs salgınıyla mücadele kapsamında, 15 Mart’tan itibaren kahvehane, internet kafe, berber, hamam, masaj salonu, düğün salonu, tiyatro ve spor salonları gibi birçok işletmeye giriş için HES kodu zorunluluğu getirildi.

Kararlara uymayanlar hakkında ise yasal işlem başlatılacak.

Alınan kararlar

Dün, Vali Yardımcısı Niyazi Erten başkanlığında toplanan İstanbul İl Umumi Hıfzıssıhha Meclisi‘nde alınan kararlar şu şekilde açıklandı:

  • Tüm kamu kurum ve kuruluşlarının girişlerinde HES kodu kontrollerinin yapılması artık zorunlu olacak.
  • Milli Eğitim Bakanlığı‘na (MEB) bağlı tüm resmi veya özel okul ve kurumlara girişlerde; Sağlık Bakanlığı ve Milli Eğitim Bakanlığı arasında sağlanan entegrasyon ile oluşturulan ve Milli Eğitim Bakanlığı Bilişim Sistemleri (MEBBİS) üzerinden ve ayrıca anlık olarak SMS yolu ile risk durumu takibi yapılan öğretmen, öğrenci ve personeller dışında kalan kişiler ve ziyaretçilerin HES kodu kontrolleri yapılacak.
  • Sivil toplum kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve bunların üst kuruluşları ile birlikler, kooperatifler ve kat malikleri tarafından düzenlenecek genel kurul dahil kişilerin bir araya gelmesine neden olan her türlü etkinliklerin (kişi başına 8 metrekare alan bırakma ve aynı anda bulunabilecek azami kişi sayısı 300’ü geçmemek üzere) girişlerinde HES kodu kontrolleri yapılacak.
  • Kahvehane, kıraathane, internet kafe, internet salonu, elektronik oyun salonları, bilardo salonu, dernek lokali, lunapark, tematik parklar, berber, kuaför, güzellik salonu güzellik merkezleri, hamam, sauna ve masaj salonu, kaplıca, nikah salonu, düğün salonu, tiyatro vb. kültürel aktivite yerleri, kütüphane, spor salonları ve spor merkezlerinin girişlerinde HES kodu kontrollerinin yapılması zorunlu olacak.
  • Kaymakamlar ve ilgili kurumlarca yukarıda belirtilen esaslar doğrultusunda, uygulamada herhangi bir aksaklığa meydan verilmemesine ve mağduriyete neden olunmamasına, alınan kararlara uymayanlara Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun ilgili maddeleri gereğince idari işlem tesis edilmesine ve konusu suç teşkil eden davranışlara ilişkin Türk Ceza Kanunu‘nun 195’inci maddesi kapsamında gerekli adli işlemler yapılacak.

Pakistan TikTok’u yasakladı

Çin merkezli sosyal medya uygulaması TikTok, Pakistan Yüksek Mahkemesi tarafından “ahlâka aykırı olduğu” gerekçesiyle yasaklandı.

Hakim Kayser Raşid Han, TikTok’un ülkenin kültürel değerlerine karşı müstehcenliği yaydığına işaret ederek, uygulamaya yüklenen videoların Pakistan toplumu için kabul edilemez olduğunu söyledi.

Erişim engellendi

Mahkemenin kararının ardından Pakistan Telekomünikasyon Kurumu (PTA) hizmet sağlayıcılara mahkemenin emirleri doğrultusunda kullanıcıların video paylaşım uygulaması TikTok’a erişimini engellemesi talimatı verdi.

PTA, “Yüksek Mahkemenin emirlerine saygılı bir şekilde uymak için, PTA hizmet sağlayıcılara TikTok Uygulamasına erişimi derhal engellemeleri için talimat verdi” dedi.

Daha önce de yasaklanmıştı

Pakistan Telekomünikasyon Ajansı, 9 Ekim 2020’de TikTok’u ‘ahlaksız’ içeriklerin kontrol edilemediği gerekçesiyle yasaklamıştı.

Ajans 19 Ekim 2020’de, şirketin, müstehcen ve uygunsuz içeriklerin yayılmasıyla ilgisi bulunan hesapları engelleyeceğine dair verdiği teminatın ardından TikTok’a getirilen yasaklamanın kaldırıldığını açıklamıştı.

Pakistan, Hindistan‘ın ardından TikTok’u yasaklayan ikinci Asya ülkesi olmuştu.

Feminist Gece Yürüyüşü’ne katılan 18 kadın adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı

İstanbul Taksim‘de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü‘nde gerçekleştirilen Feminist Gece Yürüyüşü‘ne katıldıkları gerekçesiyle gece vakti ev baskınıyla gözaltına alınan 13 kadın ve ifade vermeye çağrılan beş kadın çıkarıldıkları mahkemede adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

13 kişi hakkında yurtdışı çıkış yasağı, dört kişi hakkında ise yurtdışı çıkış yasağının yanı sıra imza adli kontrol şartı getirildi.Yaşı 18 yaşından küçük olan bir kişi ise karakola imza atma şartıyla serbest bırakıldı.

‘Arkadaşlarımızı aldık’

8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü tarafından yapılan paylaşımda “Arkadaşlarımızı aldık. Yaşasın 8 Mart, yaşasın feminist mücadelemiz” ifadeleri kullanıldı.

Gözaltına alınan kadınlar “Tayyip kaç kaç kaç kadınlar geliyor” sloganı sebebiyle “Cumhurbaşkanına hakaret” suçlaması ile karşılaşmışlardı.

İstanbul Valiliği Cumhuriyet Başsavcılığı’nın emriyle soruşturma başlatıldığını, görüntülerin incelenerek sloganları atan kişilerin belirlendiğini söylemişti. Kadınlar önce Emniyet’e daha sonra da Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne götürülmüştü.

 

‘Türkiye hemen harekete geçmezse yeni iklim rejiminin dışında kalacak’

İstanbul Politikalar Merkezi (İPM), İktisadi Kalkınma Vakfı (İKV) ve Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) ortak bir çağrı yayınlayarak Türkiye’nin Yeşil Dönüşüm’e uyumda geç kalmaması gerektiğini vurguladı.

Türkiye’nin en büyük ihracat pazarı olan Avrupa Birliği’ndeki (AB) Yeşil Mutabakat gündemini değerlendiren kurumlar, dönüşümün AB ile sınırlı kalmadığını söyledi. Nitekim, Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Paris Anlaşması’na dönmesi ve her geçen gün daha fazla ülkenin net sıfır emisyon hedefi koyması ekonomik ve finansal sistemin küresel düzeyde dönüşeceğini gösteriyor.

Türkiye’nin, sürece aktif olarak dahil olması gerektiğini dile getiren kurumlar, rekabet gücünün yitirilmemesi, olası kayıpların azaltılması ve orta-uzun vadede rekabet gücünün artırılabilmesi için bir an önce harekete geçilmesinin bir zorunluluk olduğuna dikkat çekti.

Öncelikli atılması gereken üç adım

İPM, İKV ve TEPAV kapsayıcı bir çözüm tasarımında iş birliği yapacaklarını açıklarken Türkiye’nin kendi geleceği için ve kendi tercihiyle öncelikli olarak atması gereken adımları şu şekilde sıraladı:

  1.  Türkiye, 2016 yılında ilk imzacıları arasında yer aldığı Paris İklim Anlaşması’nı onaylamalıdır. Bu ilk adım, Türkiye’nin küresel düşük karbonlu ekonomiye geçiş gündemi içerisinde ciddi bir aktör olarak yer alma iradesini ortaya koyması açısından önem taşımaktadır.
  2.  2015 yılında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) sekretaryasına sunulan emisyon azaltımına yönelik Niyet Edilen Ulusal Katkı Beyanı (INDC) güncel koşullar altında ve gerçekçi bir şekilde güncellenmelidir.
  3. AB’nin Türkiye’nin en önemli ihracat pazarı olduğunu ve Gümrük Birliğinin güncellenme sürecini de dikkate alarak, yeşil mutabakatın getirdiği meydan okumalara cevap verebilmek için sanayi, enerji, tarım ve ticaret politikaları yeşil dönüşüm perspektifinden gözden geçirilmelidir. Söz konusu dönüşümde AB ile senkronize bir yol haritası çıkarılmalı ve izlenmelidir.

‘Ortak kaygımız’

Söz konusu çağrıyı Yeşil Gazete için değerlendiren İPM Kıdemli Uzmanı ve Sabancı Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesi Senem Aydın Düzgit, üç kurumun birlikteliğine ilişkin şu ifadeleri kullandı:

Biz farklı alanlarda özellikle dış politika konusunda zaman zaman beraber işler yapıyoruz. İPM olarak Yeşil Mutabakat konusu da uzun süredir radarımızda. Beraber çalıştığımız kurumlarla bir araya geldiğimizde Türkiye’nin bu konudaki geri kalmışlığının ortak bir kaygı olduğunu görerek bunu gündeme getirmek ve farkındalığı artırmak istedik.”

‘Türkiye enerjiye geçmişin lensinden bakıyor’

Paris Anlaşması’nın onaylanmasına veya Yeşil Mutabakat’ın gerektirdiği dönüşümün yaşanacağına dair Türkiye’de herhangi bir işaret olmadığını belirten Aydın-Düzgit “Bu konuların bir an önce Türkiye gündeminde yerini alması gerekiyor” dedi.

Türkiye’nin enerji politikasında fosil yakıt temelli yaklaşımını sürdürdüğünü hatırlatan Aydın-Düzgit, “Türkiye enerji konusuna geçmişin lensleriyle bakıyor. Bunun kısa vadeli bir bakış açısı olduğunu düşünüyorum. Biz ise bu çağrıda Yeşil Dönüşüm’ü bir gelecek vizyonu olarak sunmaya çalıştık” yorumunu paylaştı.

‘Yeni düzenin dışında kalıyor’

Yeşil Dönüşüm’ün uygulanmamasının Türkiye’yi ekonomik olarak da bir zararla karşı karşıya bırakacağını belirten Aydın-Düzgit, zararın yalnızca ekonomik dönüşümle de sınırlı olmadığını söyledi.

Dış politika alanında da Türkiye’yi zor günler beklediğini belirten Aydın-Düzgit, “Tüm dünyanın dahil olduğu bu dönüşümün her alanda yansıması olacak. Türkiye’nin şu anda oluşan düzenin parçası olmaktan geri kalması büyük bir sıkıntı” ifadelerini kullandı.

Özenç: Yeşil Dönüşüm gündeme alınmalı

Çalışmanın yazarlarından Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği (SEFiA) Direktörü Bengisu Özenç ise “Bu üç kurumun bir araya gelmesini sağlayan Yeşil Dönüşüm gündeminin Türkiye’nin önünde olduğunu vurgulamaya olan ihtiyaç oldu” ifadelerini kullandı.

Özenç açıklamasında “Talepler arasında Paris Anlaşması’nın onaylanması da var, emisyon azaltım hedeflerinin iyileştirilmesi de var. Bu talepler Türkiye’nin dönüşen bir dünyanın parçası olması için yapılması gerekenleri ifade ediyor” dedi.

‘Koordinasyon eksikliği var’

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından yayınlanan İklim Değişikliği Sonuç Bildirgesi’nin Türkiye’nin iklim eylemleri konusundaki eksikliklerini ortaya koyduğunu belirten Özenç: “Bazı stratejilere ilişkin referanslarda bulunuluyor ancak o stratejiler henüz mevcut değil. Acil bir şekilde adım atmamız gerekirken olmayan stratejileri hedef olarak konuldu. Bu da bildirgenin içeriğini boşaltıyor” dedi.

Bildirge ile ilgili diğer bir sorunun ise kurumlar arasındaki koordinasyon eksikliğini ortaya koyması olduğunu belirten Özenç, “Bildiride sunulan yenilenebilir enerji hedefleri Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’nın verileriyle uyuşmuyor. Bu da bütün bakanlıkları ilgilendiren bir çerçeveden bahsederken aslında kurumlar arasında koordinasyon olmadığını gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bütün ülkelerin bu dönüşümü hem özel sektör içerisinde hem de kamu kurumları içerisinde koordineli bir şekilde yaptığını vurgulayan Özenç, “Bildirgedeki bu hata bizim bu mantaliteyi henüz kavrayamadığımızı gösteriyor” dedi.

 

Avrupa Parlamentosu birlik topraklarını ‘LGBTİ+ özgürlük bölgesi’ ilan etti

Avrupa Parlamentosu (AP), Polonya ve Macaristan‘daki homofobik girişimlere yanıt olarak Avrupa Birliği‘ni (AB) “LGBTİ+ özgürlük bölgesi” ilan etti.

Parlamento üyelerinin büyük bölümü tarafından desteklenen kararda, AB sınırları içerisinde LGBTİ+ bireylere yönelik her türlü nefret ve ayrımcılığın, AB Temel Haklar Şartı ile temel insan hakları sözleşmelerine aykırı olduğu belirtildi.

Polonya ve Macaristan’a yanıt

BBC‘nin aktardığına göre, Parlamento tarafından kabul edilen kararda, Polonya İnsan Hakları Kamu Baş Denetçisi’nin (Ombudsman) ” LGBTİ+ ideolojisinden arındırılmış bazı bölge, ilçe ve belediyeler hakkında” dokuz şikayette bulunduğu anımsatıldı. Polonya’daki idari mahkemeler, şu ana kadar bu kararlardan dördünün anayasaya aykırı olduğuna karar verdi.

AP karar metninde ayrıca Macaristan‘daki yasal düzenlemelerin de LGBTİ+ bireylerin temel haklarını önemli ölçüde engellediği vurgulandı. Metinde Macaristan’daki anayasa değişikliği ile evli olmayan çiftlerin evlat edinme hakkından mahrum bırakıldığına da işaret edildi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban da, geçen hafta hükümetine yönelik eleştirilere tepki verirken, “LGBTİ+ çılgınlığı” ifadesini kullanmıştı.

Avrupa Komisyonu'nun eşitlikten sorumlu üyesi Helena Dalli

Avrupa Parlamentosu kararında, AB sınırları içinde LGBTİ+ bireylerin; hoşgörüsüzlük, ayrımcılık veya zulüm korkusu olmaksızın yaşamalarının ve cinsel yönelimlerini, cinsiyet kimliklerini, cinsiyet ifadelerini ve cinsiyet özelliklerini kamuya açık bir şekilde sergilemelerinin güvence altına alındığı vurgulandı.

Polonyalı üyeden tepki

Kararda, birlik üyesi ülkelerin tümünün, LGBTİ+ bireylere karşı ayrımcılık yapmak yerine; eşitliği ve temel hakları koruması, desteklemesi ve haklarını tam olarak garanti etmesi istendi ve “Parlamento, Avrupa Birliği’ni, LGBTİ+ bireyler kişiler için bir özgürlük bölgesi olarak ilan eder” denildi.

Avrupa Parlamentosu’nda Muhafazakar Reformist Grup üyesi Polonyalı Pole Ryszard Legutko ise AP’nin kararını “saçma” buldu. Batı Avrupa‘nın anaokulundan itibaren “ideolojik propaganda” yaptığını savunan Legutko, “Bu ideolojinin okullarımıza, anne-babaların isteklerine karşı gelmesini istiyor muyuz?” ifadelerini kullandı.