Ana Sayfa Blog Sayfa 1249

Üç gün boyunca süren Nehil Sazlığı’ndaki yangının söndürüldüğü açıklandı

Hakkari Yüksekova’daki Nehil Sazlığı‘nda üç gündür devam eden yangının söndürüldüğü açıklandı.

Birçok kuş türüne ev sahipliği yapan ve Kuş Cenneti olarak da bilinen sazlık, Doğal Sit-Sürdürülebilir Koruma ve Kontrollü Kullanım Alanı ilan edilmişti.

Kısa süreli müdahaleler yapıldı

Birçok bölgeye yayılan yangına, ekipler kısa süreli müdahalelerde bulunmuştu. Sazlık alanın bataklık olması gerekçe gösterilerek fazla müdahalede bulunulmamıştı.

Ayrıca, alanın askeri bölge olduğu nedeniyle de gazetecilerin bölgeye gidip çekim yapmalarına izin verilmemişti.

Üç günün sonunda kontrol altına alınan yangını söndürme çalışmalarında, toplumsal olaylara müdahale araçları (TOMA) da yer aldı.

Ardahan’da ağaç katliamına karşı eylem kararı: Kesinlikle geri adım atmayacağız

Ardahan’ın Göle ilçesine bağlı Köprülü beldesindeki Canibeğ ve Serinçayır yaylalarındaki ağaç katliamlarına karşı Serinçayır Köyü Derneği, eylem kararı aldığını duyurdu.

Bölgede şu ana kadar Orman İşletmesi Müdürlüğü kontrolünde binlerce ağaç kesildi.

‘Katliama karşı harekete geçeceğiz’

Mezopotamya Ajansı‘nda yer alan habere göre Serinçayır Köyü Derneği, ağaçların kesimine son verilmesi konusunda verilen sözlerin yerine getirilmediğini ifade etti. Dernek, açıklamasını şöyle sürdürdü:

Serinçayır yaylası, Köprülü beldesi yaylası, Canibeg ormanlarında binlerce sarıçam kontrolsüz kesilmiş, binlerce fidan ziyan olmuştur. Orman Bölge Müdürlüğü aldığı yeni bir kararla Köprülü Ezogelin çeşmesi ormanlarında 2 bin 200 sarıçamın yanı sıra Serinçayır yaylasında yeniden orman kesimi gerçekleşecektir. Biz bu katliama karşı harekete geçerek eylemselliğimizi ortaya koyacağız.”

‘Kesinlikle geri adım atmayacağız’

Açıklamada, bölgede bulunan sivil toplum kuruluşları, siyasi partiler ve bölge halkı ile toplantılar yapılarak destek isteneceği de belirtildi:

Ardından 4 Ekim Pazartesi günü başta Ardahan Valiliği, Göle Orman Şefliği önünde ve kesilen orman bölgesinde eylem yapacağımızı, kesinlikle geri adım atmayacağımızı tüm halkımıza bildiriyoruz. Ne pahasına olursa olsun ormanımızı kestirmeyeceğiz.”

İstanbul’da baraj doluluk oranı yüzde 52 ile son sekiz ayın en düşük seviyesinde

Bir dönem kuruma tehlikesi yaşanan İstanbul‘daki barajlarda doluluk oranı yine düştü. İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerine göre, kente su sağlayan barajlardaki doluluk oranı yüzde 52,47 ile son sekiz ayın en düşük seviyesinde.

Ocak ayında yüzde 19’a kadar düşen barajlardaki su seviyesi, nisan ayında artan yağışlar sayesinde 80,82 ile en yüksek orana ulaşmıştı.

İstanbul barajlarında en yüksek doluluk oranı yüzde 81,77 ile Ömerli‘de ölçülürken, en düşük oran ise yüzde 2,88 ile Pabuçdere‘de ölçüldü.

23 Eylül 2021 tarihinde İstanbul’a verilen su miktarı ise 2 milyon 940 bin metreküp oldu.

Dikmen Vadisi’nin yapılaşmaya açılmasına yargı engeli

Mimarlar Odası Ankara Şubesi‘nin Dikmen Vadisi’ndeki  yeşil alanları yapılaşmaya açan plan değişikliklerini taşıdığı Ankara 11. İdare Mahkemesi, işlemleri iptal etti.

Mahkeme, Dikmen Vadisi Son Etap 1. Kısım KDGPA 1/5000 ölçekli ve 1/1000 ölçekli imar planları değişikliğine ilişkin Ankara Büyükşehir Belediye Meclisinin 11.10.2019 tarih ve 1370 sayılı kararına ilişkin dava konusu işlemleri kamu yararına ve planlama esaslarına aykırı buldu.

Karakuş Candan: Yargı mücadelemizi haklı buldu

Kararı değerlendiren Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan şunları söyledi:

“Pandemide en büyük ihtiyaç duyduğumuz nefes alanlarımız betona ve ranta kurban edilmek isteniyor. Ankara’da kamu yararına ve planlama esaslarına aykırı plan değişiklikleriyle vadiler yapılaşmaya açılıyor. Başkent’in tüm doğal ve kültürel varlıklarını korumak için dün olduğu gibi bugün de hukuksal mücadelemizi sürdürüyoruz. Dikmen Vadisi’ni beton duvarlarla çevirecek, vadiler sistemini bitirecek ve kenti nefessiz bırakacak plan değişikliklerini yargıya taşımaya devam ediyoruz. Yargı kararları da verdiğimiz mücadelenin haklılığını ortaya koymaya devam ediyor.”

‘Ankara’nın vadileri ve ekolojik sistemi korunmalı’

Ankara’nın vadilerini kaybettiğine dikkat çeken Karakuş Candan, “Başkent’in nefesini kesmelerine ve rant vadilerine geçit vermeyeceğiz. Özellikle İmrahor, Şirindere, Hacıkadın, Zir, Dikmen, Kıbrıs, Büyükesat vadilerindeki plan değişiklikleriyle bir rant organizasyonu söz konusu, bir dolu yapılaşma ile vadiler sistemini bozdular. Yapılaşma yasaklı bölgeleri imara açmak ciddi felaketleri de beraberinde getirmektedir. Bunun örneklerini pek çok kez yaşadık. Bilime ve tekniğe aykırı plan değişikliklerinde ısrar etmek akla ziyan bir durumdur. Ankara’nın vadiler sistemi ve ekolojik dengesi korunmalıdır” diye konuştu.

Atık sanatı: Rusya’da tüm eserlerin çöplerden yapıldığı sergi açıldı

Rusya‘nın Kaliningrad şehrinde tüm eserlerin atıklardan ve çöplerden yapıldığı bir sergi açıldı.

Ziyaretçilerin yoğun ilgisini çeken sergide atıklardan ve çöplerden yapılmış heykeller, robotlar, müzik aletleri ve kostümler yer alıyor.

‘Amaç, atık konusunda farklı bakış açısı kazandırmak’

Projenin yaratıcı Oleg Paukov ise, amaçlarının insanlara atıklar konusunda farklı bakış açısı kazandırmak olduğunu söyledi.

Paukov sergiyle ilgili, “İnsanlar çöpleri atmak ve onları bir daha görmemek istiyor. Çöp müzesindeyse çöpten neler yapılabileceğini görüyoruz. Burada sadece çöpten heykelcikler sunulmuyor. Aynı zamanda atıkların nasıl eritildiğini, bu hammaddenin sonraki işlemler için nasıl sıkıştırıldığı da gösteriliyor” ifadelerini kullandı.

Rusya’da atıkların sadece yüze 7’si geri dönüştürülüyor.

COP26 öncesi hükümetlerden yeni adım: Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi

Sri Lanka, Şili, Danimarka, Fransa, Almanya, Karadağ ve Birleşik Krallık’ın da aralarında bulunduğu bir grup ülkenin hükümeti, COP26 öncesi tüm ülkeleri yeni kömürlü santrallerinin inşaatını durdurma taahhüdü vermeye teşvik etmeyi amaçlayan “Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesi”ni duyurdu.

İlk kez, farklı bir grup gelişmiş ve gelişmekte olan ülkenin bir araya geldiği girişim, 1.5 derece hedefini ulaşılır kılmak üzere yeni santral üretimini sona erdirmek amacıyla küresel çabalara ivme kazandırmayı amaçlıyor. İmzacıların da yıl sonuna kadar, karbonu tutulmamış kömürlü termik santral projelerinin yeni inşaatlarına izin vermeyi derhal durdurmaları ve sona erdirmeleri gerekiyor.

İmzacı ülkeler, diğer tüm hükümetleri bu adımları atmaya ve COP26’nın “kömür enerjisini tarihe bırakma” şeklindeki iddialı hedefine ulaşılmasına yardımcı olmak için zirve öncesinde Sözleşme’ye katılmaya çağırdı.

BM Genel Sekreteri çağrı yapmıştı

Sözleşme, erişilebilir ve temiz enerji sağlamayı hedefleyen Sürdürülebilir Kalkınma Amacı 7‘ye ulaşmaya destek vermenin yanı sıra, BM Genel Sekreteri’nin bu yıl yeni kömürle çalışan elektrik santrallerinin yapımını sona erdirme çağrısına da yanıt veriyor.

BM Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu‘nun bugünkü toplantısında bir “Enerji Sözleşmesi” şeklinde yapılan duyuru, imzacıların kömürlü santrallerin iklim değişikliği ve hava kirliliği üzerindeki olumsuz etkilerini kabul ederek diğer ülkelere örnek olmak için kararlı adımlar atma taahhüdüne işaret ediyor. Grup, mümkün olan en kısa sürede en fazla sayıda yeni imza sahibi toplamayı hedefliyor.

İhtiyaç duyan ülkelere destek hazır

Enerji Sözleşmeleri yaşayan belgeler ve diğer ülkeler katılmaya teşvik ediliyor. BM Yüksek Düzeyli Enerji Diyaloğu da Genel Sekreter liderliğinde kırk yıldır ilk kez enerjiyi tartışan bir zirve. Enerjinin, iklim hedeflerini ilerletmedeki kritik rolünün yanı sıra Covid-19 sonrası toparlanma süreçleri de dahil olmak üzere kalkınma önceliklerinin varlığını kabul ediyor.

Kömürden elektrik üretiminden uzaklaşmak için ihtiyaç duyulan destekleri ise BM Enerji, Energy Transition Council (Enerji Dönüşümü Konseyi) ve Powering Past Coal Alliance (Kömüre sonrası Küresel enerji ittifakı) gibi kurum ve örgütler sağlıyor.

Sri Lanka ve Şili, yakın zamanda yeni kömür projelerini iptal ettiklerine dair yakın zamanda açıklama yapmıştı. Danimarka, Fransa, Almanya, Karadağ ve Birleşik Krallık, son kömür projelerini çoktan iptal etti ve şimdi kalan kömürlü elektrik üretimlerinin emekliye ayrılmasını hızlandırmaya odaklanmış durumdalar.

İmzacı ülkelerden çağrı

Sözleşmeyle ilgili konuşan Şili Enerji Bakanı Juan Carlos Jobet Eluchans şunları söyledi:

“2040 yılına kadar tüm kömürlü termik santraller için iddialı bir aşamalı çıkış planımız var. Bu nedenle, bu Yeni Kömür Santrali Yok Sözleşmesini’nin lansmanına birlikte liderlik etmekten onur duyuyoruz. Bugün, imzalayan ülkeler, 1,5 derece hedefini ulaşılabilir kılmak için kömür enerjisini tarihe bırakma konusundaki iddialı hedefini gerçekleştirmek amacıyla COP26’dan önce tüm diğer ülkeleri bu çabaya katılmaya çağırıyor”

COP26 Başkanı Alok Sharma ise şöyle konuştu: “Kömürü tarihe gömmek, yıkıcı iklim değişikliğinden kaçınmak için çok önemli. Birleşik Krallık’ın çeşitli ülkelerden oluşan bir grupla ortaklık kurmasından çok memnunum.

Temiz yenilenebilir teknolojilerin maliyeti düşmeye devam ederek kömürü pahalı ve rekabet edemez hale getiriyor. Daha fazla ülkeyi COP26’dan önce bu sözleşmeye katılmaya ve küresel ısınmayı sınırlamak ve 1,5 derece hedefini canlı tutmak için üzerlerine düşeni yapmaya çağırıyorum”.

Diğer ülkeleri de Sözleşme’yi imzalamaya çağıran Birleşik Krallık Ticaret, Enerji ve Temiz Büyüme Bakanı Greg Hands ise, “Bugünkü sözleşmeyi imzalayarak, Birleşik Krallık ve imzacı ülkeler, tüm dünyaya, iklim değişikliği ile mücadelede cesur adımları şimdi gerçekleştirme ve kömür enerjisinden adil ve kapsayıcı bir şekilde geçiş yapma zamanının geldiğine dair net bir sinyal gönderiyor. Yeni kömürlü termik santrallerin inşasını şimdi durdurmayı taahhüt ediyoruz – ekonomik, güvenilir, temiz enerjiyle desteklenen bir geleceği güvence altına almak için önemli bir adım” dedi.

On yıllar boyunca kömürün ekonomik büyüme ve refahı garantilediğine dikkat çeken Almanya Federal Çevre Bakanı Svenja Schulze da şu değerlendirmeyi yaptı:

Bugün, kömür kullanımının devam etmesinin iklimimizi ısıttığını ve dolayısıyla gezegenimizi tehdit ettiğini biliyoruz. Bu nedenle, tüm ülkelerin yeni kömürlü termik santrali inşa etmeme ve mümkün olan en kısa sürede kömür kullanımını aşamalı olarak bırakma taahhüdü vermesi çok önemlidir. Kömürün aşamalı olarak kaldırılması, ekonomik kalkınma ve refahtan vazgeçmemiz gerektiği anlamına gelmez. Yenilenebilir enerjiyle, ne sağlığımızı ne de gezegenimizi tehlikeye atmayan, yeni, sürdürülebilir, iklim dostu ve uygun maliyetli bir itici güce sahibiz”

‘Türkiye de Sözleşme’nin izinden yürümeli’

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın BM Genel Kurulu’nda Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı onaylayacağı açıklamasını hatırlatan Sürdürülebilir Ekonomi ve Finans Araştırmaları Derneği Kurucu Direktörü Bengisu Özenç şu ifadeleri kullandı:

“Uzun zamandır beklenen bu duyurunun yanı sıra, iki mesaj daha açıktı: 1,5 derece hedefini Anlaşmanın temel hedefi ve karbon nötrlüğü müteakip hedef olarak almak.

Artık yüzyılın ortasına kadar karbon nötrlüğün ancak “2021 itibariyle yeni kömür olmaması” gibi bazı önemli kilometre taşlarına ulaşılması durumunda mümkün olduğunu biliyoruz. İklim değişikliği konusunda üzerine düşeni yapmaya hazır bir ülke olarak, Türkiye de bu Sözleşme’nin izinden yürümeli ve küresel iklim rejiminin samimi bir ortağı olmayı hedefliyorsa “yeni kömür yok” hedefini taahhüt etmelidir”

 

Akülü araç kullanımı, 5 Ekim tarihinden sonra Adalar’da yasak

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB), Ulaşım Koordinasyon Müdürlüğü‘nün (UKOME) aldığı karar doğrultusunda Adalar‘da 5 Ekim tarihinden sonra akülü araç kullanımının yasaklandığını duyurdu.

UKOME’nin bu kararını içeren afişler, Adalar’ın çeşitli noktalarına da asıldı.

Karar, Adalar’da tartışmaya neden oldu

Hız sınırının aşılarak kazalara sebebiyet vermesi ve araçların yayaların geçiş güzergahlarına park edilmesi gibi gerekçelerle alınan bu karar, engelliler için özel tahsis edilmiş, manuel ya da elektrikli araçları kapsamayacak.

66 yaşından gün almak ve uygun sürücü belgesine sahip olmak da diğer şartlar arasında.

Ancak bu karar, Adalar’da tartışmalara neden oldu. Bazı ada sakinleri, akülü araçların adaya zararlı olduğu ve artık akülü araç ticaretinin yapılmaya başlandığını dile getirerek, araçların Adalar’dan kaldırılması gerektiğini savundu. Bazıları da, akülü araçların Ada’da yarattığı trafikten şikayet ederek, araçların kaldırılması gerektiğini dile getirdi.

Bir kısım ada sakini ise, adada yaşayan yaşlı insanlar için akülü araçların gerekli olduğunu belirtti. Bazıları da verilen hakkın geri alınamayacağını ve insanların şahsi araçlarının ellerinden alınmaması gerektiğini ifade etti.

İş dünyasından ‘Paris’ yorumu: Yeşil dönüşüm kaçınılmaz

İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği (SKD Türkiye) Yönetim Kurulu Başkanı Ebru Dildar Edin, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan‘ın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda, Türkiye’nin Paris Anlaşması’nı onaylayacağı açıklamasına ilişkin konuştu.

Atılan adımların son derece olumlu olduğuna dikkat çeken Edin, “Paris İklim Anlaşması’nı Meclisimizin onayına sunulması, Türkiye’nin bu konudaki kararlılığını gösterecek ve uluslararası ticaretteki rolümüzü sağlamlaştıracak” dedi

Bağlayıcı kararlar ve yaptırımlar gerekli

Tüm dünya için iklim değişiminden kaynaklanan sorunların üstesinden gelmeye yönelik bağlayıcı kararlar almanın ve yaptırımları hayata geçirmenin oldukça önemli bir hale geldiğine dikkat çeken Edin, şunları söyledi:

Avrupa Birliği, Yeşil Mutabakat’ı yol haritası olarak benimseyip hayata geçirmeye başladı. Avrupa Komisyonu, yakın zamanda, 2050 yılında iklim nötr kıta olma yolunda FitFor55 (Yüzde 55 hedefine uygunluk) başlığıyla kapsamlı bir dizi öneri paketi sunarak somut bir adım attı.

Ebru Dildar Edin.

AB’de yaşanan bu değişim rüzgarı hem tüm dünyanın hem de ülkemizin gündemini gerek finansal kaynaklar gerekse de yasal düzenlemeler açısından etkiliyor. Artık Türkiye’de, sürdürülebilir ekonomik büyüme için ihtiyacımız olan yasal altyapıya dair umut verici gelişmeleri çok daha sık görmeye başladık.

Bu çerçevede Türkiye’de ‘AB Yeşil Mutabakat Eylem Planı’nın yayınlanması, ‘Yeşil Mutabakat Çalışma Grubu’ kurulacağına dair Cumhurbaşkanlığı genelgesi ve Yeni Orta Vadeli Plan’da ‘Yeşil Dönüşüm’e yer verilmesi yakın dönemde şahit olduğumuz olumlu gelişmeler arasındaydı. Cumhurbaşkanı’mızın Birleşmiş Milletler Genel Kurul’unda yaptığı konuşmasında, ‘Paris İklim Anlaşması’nı Meclisimizin onayına sunmayı planlıyoruz’ sözleri ise, Türkiye’nin bu konudaki kararlılığını ortaya koydu ve uluslararası ticaretteki rolümüzü sağlamlaştırdı.”

 “Küresel bir oyuncu olmaya devam edebilmek için Yeşil Dönüşüm kaçınılmaz”

Pandeminin iklim krizinin göz ardı edilemez bir tehdit olduğunu, son dönemde tüm dünyada yaşanan doğal felaketlerin ise, bu tehdidin boyutlarını gösterdiğini ifade eden Ebru Dildar Edin, “Dünya’daki Yeşil Dönüşüm gerekliliklerini yerine getiremediğimiz takdirde izole olacağız. Küresel ekonominin bir parçası olmaya ve gelişmiş ülkelerle ticaret yapmaya devam edebilmek için Yeşil Dönüşüm kaçınılmaz” uyarısında bulundu.

Belirlenecek strateji ve alınacak somut aksiyonların, Türkiye’nin geleceğini şekillendireceğine dikkat çeken Edin, döngüsel ekonominin önemine de dikkat çekti:

“İhracatımızda AB ülkelerinin payının yüzde 50 olduğunu düşünürsek, döngüsel ekonomiye uyumu ülke olarak bizim de acilen ajandamızın en üst satırına taşımalıyız. Elimizi çabuk tutmalı ve Paris İklim Anlaşması’nın imzacısı olarak bu konuda kararlılık sergilemeliyiz.

Gerekli aksiyonları alamadığımız takdirde küresel ekonominin içindeki mevcut konumumuzu korumak mümkün olmayacak. Böylesi bir durum itibarımızı zedelemenin yanı sıra ticarette izole olmamıza da neden olabilir.”

 

Konya’da baraj gölüne kanalizasyon suyu akıtılıyor

Konya‘nın Halkapınar ilçesinde kanalizasyon suları 400 hektarlık alanın sulanmasını sağlayan İvriz Baraj Göleti‘ne akıyor. İki yıldır yetkili kurumlara başvurularda bulunduklarını söyleyen yöre sakinleri olumlu bir dönüş alamadıklarını aktardı.

Yağmur ve kar suları dışında İvriz ve Deli Mahmut çaylarından akan sular ile 80 milyon metreküp su toplama hacmine sahip İvriz Baraj Göleti’nde, nisan ve ağustos ayları arasında biriken 180 ile 200 milyon metreküp arasındaki su, bölgedeki 400 bin dekarlık alanın sulanmasını sağlıyor.

Bu yıl bölgedeki kuraklık nedeniyle ise 46 milyon metreküp su birikti ve bunun da büyük bölümü şu ana kadar tarımsal sulamada kullanıldı.

Kanalizasyonu belediye akıtıyor

Kuraklık tehlikesi olan gölette bir başka sorun daha yaşanıyor. Konya Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı Konya Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne (KOSKİ) ait kanalizasyon şebekesindeki su, baraj göletine akıyor.

Çok sayıda kuş ve balık türünün yaşadığı göletteki bu durumu iki yıl önce CİMER, KOSKİ ve DSİ‘ye bildirdiklerini belirten Halkapınar Amatör Olta Balıkçılığı ve Su Hayatı Koruma Derneği Başkanı Mustafa Erdaş, bu süre içinde herhangi bir iyileştirmede bulunulmadığını söyledi.

KOSKİ yetkilileri de Halkapınar’daki kanalizasyonun 1995-2001 yıllarında yapıldığını, 2014’teki ‘Büyükşehir Yasası’ ile birlikte sorumlulukları alanına dahil edildiğini, bu bölgede Ereğli’ye arıtma tesisi yapılması için projenin hazırlandığını, Halkapınar’daki atık suların da bu tesise getirilmesi için terfi yapılacak alanın yer tahsisi için de DSİ’den onay beklendiğini kaydetti.

 

AB, seyahat kısıtlaması listesini güncelledi: Üç ülkeye daha seyahat kısıtlaması yok

Avrupa Birliği, koronavirüs salgını nedeniyle seyahat kısıtlaması uygulanmayabilecek ve seyahat kısıtlamasından muaf tutulacak listesini güncelledi.

Buna göre Şili, Kuveyt ve Ruanda seyahat kısıtlaması uygulanmayabilecek ülkeler listesine dahil edilmiş oldu.

Listede yer alan ülkeler

Son güncellemeyle birlikte, seyahat kısıtlaması uygulanmayacak ülkeler Avustralya, Kanada, Şili, Ürdün, Kuveyt, Yeni Zelanda, Katar, Ruanda, Suudi Arabistan, Singapur, Güney Kore, Ukrayna ve Uruguay oldu.

Bununla birlikte, seyahat kısıtlanması uygulanmayacak listesinden Bosna Hersek ve Moldova çıkarıldı.

Ayrıca, mütekabiliyet gereği AB ülkelerinin vatandaşlarına seyahat izni vermesi halinde Çin‘e de sınırlar açık olabilecek.

AB’nin söz konusu bu listesi üye ülkeler için tavsiye niteliği taşıyor ve bağlayıcılığı bulunmuyor. Bu listedeki ülkelerden AB’ye turistik seyahatlere izin verilebilirken, yolculara test ve karantina gibi bazı tedbirler de uygulanabiliyor. Listede yer almayan ülkelere AB ülkelerinin seyahat kısıtlamaları devam ediyor.