Ana Sayfa Blog Sayfa 1145

Demirtaş’tan muhalefet partilerine yedi bölgede yedi ortak miting çağrısı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) tutuklu eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Türk lirasının bir gün içerisinde yüzde 15 değer kaybetmesinin ardından muhalefet partilerine miting çağrısı yaptı.

Muhalefeti yedi bölgede yedi ortak miting yapmaya çağıran Demirtaş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşım ile partilerin genel başkanlarına şu sözlerle seslendi:

“Hiç değilse Meclis’te temsil edilen muhalefet partilerinin genel başkanlarının, ortak bir basın toplantısıyla hükümeti istifaya çağırmalarının ve yedi bölgede yedi ortak miting yaparak halkla birlikte derhal seçim istemelerinin önünde bir engel mi var? Bugün değilse ne zaman?”

Trafikte araca saldıran baklavacı kardeşlerin cezası bozuldu: Yeniden yargılanacaklar

İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, 25. Ceza Dairesi, Pendik’te yedi aylık hamile kadın ve eşinin içinde bulunduğu araca saldırdıkları gerekçesiyle Seydioğlu Baklava AŞ’nin sahipleri Hasan ve Hüseyin Sel kardeşlere verilen beşer yıllık hapis cezasını bozdu.  Sel kardeşler, yeniden hakim karşısına çıkacak.

Yerel mahkemenin kararını inceleyen İstinaf Mahkemesi, görüntü ve ses kayıtlarına göre eylem sırasında sanık Hasan Sel’i sözlü olarak uyaran ve eylemlerini kesmesi yönünde engellemeye çalışan sanık Hüseyin Sel’in üzerine atılı suçların açık olarak gerekçeye yansıtılmadığını ve cezaların şahsileştirilerek hüküm kurulmadığını belirtti.

İstinaf: Suçun unsurları oluşmadı

Daire, kararında müşteki Ayfer Bahçivan’ın trafikte gittiği sırada sanıkların içinde bulunduğu araca arkadan çarptığını, sanıkların araçtan inerek hamile kadının yanına geldiğini ve kaza nedeniyle iki aracın durduğunu belirtti.

Sanıkların, kadının aracının özel olarak yolunu kesmediğini, engel koymadıklarını ve buna benzer dış bir etkenle durdurmadıklarını dikkate alan Daire, ‘Kara ulaşım araçlarını alıkoyma’ suçunun unsurlarının oluşmadığı halde bu suçtan sanıkların mahkumiyetlerine karar verildiğini kaydetti.

Sanıkların müştekilerin şahıslarına bir zarar vermeden olay yerinden ayrıldıklarının anlaşıldığı belirtilen kararda, sanıklar hakkında ‘Hürriyeti tahdit’ suçu yönünden etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasının nedeninin belirsiz bırakıldığı da ifade edildi.

Yerel mahkemede yeniden yargılanacaklar

25. Ceza Dairesi, yapılan istinaf başvurusunu yerinde gördü, yerel mahkemenin verdiği kararı bozarak dosyayı yeniden yerel mahkemeye gönderdi. Sanıklar, önümüzdeki günlerde yeniden hakim karşısına çıkacak.

Hüseyin Sel ve Hasan Sel

Dava süreci

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nca 2019 yılında hazırlanan iddianamede, Hasan Sel’in, Pendik’te 6 Temmuz 2019 tarihinde yol verme tartışması yaşadığı yedi  aylık hamile Ayfer Bahçıvan ve Yunus Emre Bahçıvan‘ın içinde bulunduğu aracı darbederek aynasını kırdığı, kaputuna çıktığı belirtiliyordu.

Sanık Hüseyin Sel’in de aracı müştekilerin aracının önüne kırarak durdurmaya zorladığı öne sürülen iddianamede, her iki kardeşin de “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma”, “Mala zarar verme” ve “Kamu ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma” suçlarından 5 yıl 4 aydan 20 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaları isteniyordu.

Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 2020 yılında verilen kararda her iki sanık da “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan 4’er yıl 2’şer ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Mahkeme, “Ulaşım araçlarının kaçırılması ve alıkonulması” suçundan da sanıkları 10’ar ay hapis cezasına çarptırmıştı.

Mahkeme, mağdurların şikayetlerinden vazgeçmeleri nedeni ile sanıklar hakkında, “Mala zarar verme” suçundan açılan davanın düşürülmesine karar vermişti.

 

Güney Kore iklim değişikliğine uyumlu, yüzer şehir inşa edecek

Dünyanın ilk yüzen şehri, Güney Kore’nin Busan şehrinde inşa edilmeye başlıyor. Birleşmiş Milletler (BM) tarafından da desteklenen, sele dayanıklı Oceanix adlı yüzen şehrin 2025 yılına kadar inşa edileceği belirtildi.

AYM’den, 17 yıl sonra Pamukova davasında hak ihlali kararı

Anayasa Mahkemesi (AYM) 2004 Temmuz’unda 41 kişinin öldüğü, 90 kişinin yaralandığı Pamukova tren kazasına ilişkin davanın yedi kez mahkeme ile Yargıtay arasında gidip gelmesi sonucunda zamanaşımı nedeniyle düşmesi gerekçesiyle hak ihlali kararı verdi. Davanın sürüncemede bırakıldığını belirten Yüksek Mahkeme, kazada eşini kaybeden H.T’ye 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

İstanbul/Haydarpaşa-Ankara seferini yapan yolcu treni, 22 Temmuz 2004 tarihinde Sakarya‘nın Pamukova ilçesinde raydan çıkmıştı. Bilirkişi raporunda, maksimum saatte 80 kilometre hızla gitmesi gereken trenin kaza sırasında 130 kilometre hızla gittiği tespiti edilmiş; makinist F.K., ikinci makinist R.S. ile tren şefi K.C. kusurlu bulunmuştu.

Dava yedi kez Yargıtay ve mahkeme arasında gidip geldi

DW Türkçe‘den Alican Uludağ‘ın aktardığına göre, Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı’nın üç isim hakkında 2004’te açtığı davada, Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 2008 yılında  K.C’nin beraatine,  F.K.’nin 2 yıl 6 ay hapis, R.S’nin ise 1 yıl 3 ay hapisle cezalandırılmasına karar verdi.

2009’te, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin kararı usulden bozması üzerine, mahkeme davayı 2012’de yeniden ele aldı.  Bu kez, isnat edilen suçun “tedbirsizlik veya meslek ya da sanatında tecrübesizlik, nizam ve emir ile kaidelere riayetsizlik neticesi olarak demir yolu üzerinde kazaya neden olma” olduğuna karar veren mahkeme, zamanaşımının dolması gerekçesiyle davanın düşmesine karar verdi.

Yargıtay ikinci kez bozdu

Yargıtay, itiraz üzerine suçun “dikkatsizlik ve tedbirsizlik neticesi birden fazla kişinin ölümüne ve birçok kişinin yaralanmasına sebebiyet verme” kapsamında olduğuna karar vererek, yerel mahkemenin kararını bir daha bozdu. 2014’te davayı karara bağlayan yerel mahkeme, sanık R.S’nin 1 yıl 15 gün hapis, sanık F.K’nın ise 3 yıl 1 ay 15 gün hapisle cezalandırılmasına hükmetti.

Üçüncü bozma

2018’de gerekçeli kararda eksiklikler tespit eden Yargıtay, kararı yeniden bozdu. Sakarya 2. Ağır Ceza Mahkemesi, 2019 tarihinde yaptığı son duruşmada, F.K’nın 15 bin 784 TL adli para cezasıyla, R.S’nin ise 47 bin 352 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vererek, bu cezaları  20 eşit taksitte ödemelerine hükmetti. Ancak bu karar da ertelendi.

Temyiz istemi üzerine davayı aynı yıl yeniden görüşen Yargıtay 12. Daire, bu kez dava zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle sanıklar hakkındaki kamu davasının düşmesine hükmetti.

Kazada eşini kaybeden H.T. son çare olarak AYM’ye bireysel başvuruda bulundu.

AYM: Dava sürüncemede bırakıldı

23 Kasım’da dosyayı görüşen Anayasa Mahkemesi Birinci Bölüm, başvurucunun anayasal güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vererek, net 50 bin TL manevi tazminat ödenmesine hükmetti.

Yazımı süren kararın gerekçesinde, “Yargılamanın bütününde yapılan işlemler ve bozma kararlarının içerikleri dikkate alındığında davanın zamanaşımı nedeniyle düşmesinin sebebi davanın sürüncemede bırakılmış olmasıdır. Bu bakımdan başvuruya konu yargılamanın makul bir özen ve süratle yürütüldüğü söylenemez” denildi.

Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığı, TCDD Genel Müdürlüğü yetkilileri hakkında da soruşturma açmıştı. Soruşturma kapsamında yetkisizlik kararı veren başsavcılık, dosyayı Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına göndermişti. AYM kararında, “Bu soruşturmanın sonucu tespit edilememiştir” değerlendirmesi yapıldı.

 

Almanya’da koalisyon görüşmeleri sonuçlandı: 2030’da kömürden çıkış için uzlaşıldı

Almanya‘da 26 Eylül tarihinde yapılan federal seçimlerin ardından Yeşiller Partisi, Hür Demokrat Parti (FDP) ve Sosyal Demokratlar (SPD) ile başlatılan üçlü koalisyon görüşmeleri sonlandı.

Partiler yaptıkları açıklamada ekonomi, iklim politikaları ve bakanlık görevleri başlıklarındaki anlaşmazlıkları çözdüklerini ve oluşturdukları taslak anlaşmayı bugün sunacaklarını söyledi. Böylece koalisyonun Noel’den önce hükümete gelmesi mümkün olacak.

2030 yılında kömürden çıkış

Reuters’ın aktardığına göre ortak anlaşma ile 2030 yılına kadar kömürü terk etmeyi kabul ettiler. Üç partinin de 2040 yılına kadar gazdan elektrik üretiminin sona ermesi konusunda aynı fikirde oldukları belirtildi.

Ayrıca yeni yapılacak binalar için gazlı ısıtma sistemlerinin yasaklanacağı ve mevcut binalarda bulunan sistemlerin değiştirileceği söyleniyor.

İçten yanmalı motor satışı

Katılımcılar, Avrupa Komisyonu’nun planlarındaki tarihe de denk geldiği gibi, 2035 yılına kadar içten yanmalı motorlu otomobil satışlarının sona ereceğini beyan etti. Yeşiller, bu kararı daha erken bir tarihe almak istemişti.

Taraflar ayrıca “mavi” hidrojen kullanımının veya yeraltı, deniz altı depolama sahalarında tutulan CO2 emisyonları ve doğalgazı kullanarak hidrojen üretiminin de önünü açmak istiyor.

Koalisyondan çıkan bir başka çıktı ise, sanayi ve enerji politikasını kapsamına alacak şekilde güçlendirilmiş bir iklim bakanlığı kurulmasının ortak paydada istenmesi.

Olaf Scholz şansölye olacak

Die Welt’in haberine göre partiler, Yeşiller’in davetiyesinde belirttiği gibi, parti liderlerinin “önceki haftalarda müzakere edilen koalisyon anlaşmasını sunacakları” bir öğleden sonra konferansı için basına davetiye gönderdi.

Kaynaklar, partilerin yeni hükümetin çalışmalarına başlayabilmesi için SPD adayı Olaf Scholz’un Federal Meclis tarafından Aralık ayının ikinci haftasında şansölye seçilmesini istediklerini söyledi.

Bu aynı zamanda, görevi bırakacak olan Şansölye Angela Merkel’in, Helmut Kohl’un görev yaptığı gün rekorunu geride bırakmayacağı anlamına da geliyor.

Avrupa’da dördüncü dalga: Covid aşısı olmayanlara karşı yaptırımlar sıkılaştırılıyor

Covid-19, Avrupa’da yeniden hızla yayılmaya başladı. Kıtadaki birçok ülke, koronavirüs hastalığına karşı yeni önlemler uygulamaya başladı. Özellikle aşılanmayanlara yönelik yeni kısıtlamalar, tepkilere karşın teker teker gündeme alınıyor.

BBC‘nin aktardığına göre, Almanya‘da günlük vaka sayısı 65 bin 371’e ulaşarak rekor kırdı. Başbakan Angela Merkel, “Dördüncü dalga tüm gücüyle bizi vuruyor” dedi. Hastanelerin hızla dolduğunu belirten Merkel, üçüncü doz aşı sürecinin hızlandırılması gerektiğini söyledi ve henüz aşı olmamış kişilere hemen aşı olmaları çağrısı yaptı.

Son 24 saatte Covid-19 nedeniyle 294 kişinin hayatını kaybettiği ülkenin birçok bölgesinde kafe, restoran, bar, kuaför ve spor salonlarına sadece aşılı kişiler girebiliyor. Almanya Parlamentosu’nun alt kanadı Bundestag da  yeni Covid önlemlerini onayladı. Buna göre,  sadece aşılı veya test yaptırmış kişiler, toplu taşıma araçlarını kullanabilecek ve işyerlerine girebilecek. Önlemler, Parlamento’nun üst kanadı Bundesrat’ın onayı halinde hayata geçecek. 

Belçika, sokağa çıkma yasağı getirmemek için sosyal mesafe uygulaması başlattı. Cumartesi gününden itibaren ofis çalışanları haftada en az dört gün evden çalışacak. Ülkede tiyatro, sinema ve müze girişleri için de Güvenli Covid Bileti uygulaması başladı. 10 yaşından büyük herkes maske takmak zorunda olacak. Nisan ayından itibaren de üçüncü doz aşı uygulaması başlayacak.

Avusturya‘da Pazartesi günü yaklaşık 2 milyon aşısız kişiye sokağa çıkma yasağı getirildi. Vaka sayıları ise Çarşamba günü 14 bin 416 ile rekor kırdı. Ülkede 100 bin kişiden 971’i Covid’e yakalanmış durumda. Aşısız kişilere uygulanan sokağa çıkma yasağının yanı sıra daha sıkı önlemler de düşünülüyor.

Hollanda‘da kısmi sokağa çıkma sınırlaması başlatılırken, İsveç‘te 1 Aralık’tan itibaren ilk kez, iç mekanda gerçekleşecek ve 100’den fazla kişinin katılacağı etkinlikler için aşı sertifikası zorunluluğu getirildi.

İsveç Sağlık ve Sosyal İşler Bakanı Lena Hallengren, “Aşısız insanlar sanki hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam edemez. Ülke için yapabilecekleri en önemli şey aşı olmak” dedi.

Çek Cumhuriyeti Başbakanı Andrej Babis, henüz aşı olmamış ve Covid-19 geçirdiğini kanıtlayamayanların Pazartesi gününden kamusal alanlarda yapılacak etkinliklere katılamayacağını duyurdu. Slovakya‘da da çarşamba  günü 8 bin 342 vaka tespit edilmesi üzerine benzer önlemler başlatıldı. İş yerleri ve dükkanlar sadece aşılı çalışanlara veya Covid-19 hastalığını geçirenlere açık olacak.

Fransa da yeni Covid dalgasıyla karşı karşıya. Ülkede Çarşamba günü vaka sayısı 20 bini aştı. Ancak ülkede şimdilik aşı sertifikası önlemi düşünülmüyor.

Avrupa Birliği’nde (AB) en düşük aşılanma oranına sahip ülke, yüzde 44’le Slovakya. Bu oran Çek Cumhuriyet’inde yüzde 58, Avusturya’da yüzde 65 ve Almanya’da ise yüzde 68.

Plastik çöplerin meçhule yolculuğu: Almanya’dan Türkiye’ye, Türkiye’den Vietnam’a

Wirtschafts Woche‘den Jacqueline Goebel‘in kaleme aldığı makale Yeşil Gazete için Mehmetcan Akpınar tarafından tercüme edildi.

*

CSNU 696542 konteyneri alışılmadık bir yolculukta. Konteynerin Berlin‘deki bir ayrıştırma tesisinde plastik balyalar haline getirilip Türkiye’ye gönderilmesinin üzerinden bir yılı aşkın bir zaman geçti. Konteyner aylar boyunca Gemlik’teki limanda bekledi. Yetkililer ve geri dönüşüm şirketleri kamuoyu önünde tartışırken çöpler çürümeye devam etti.

Medya ve çevre aktivistleri konuya kulak vermişken, Türkiye Çevre Bakanlığı atıkların yasadışı yollardan Türkiye’ye gönderildiğini duyurdu. Bu nedenle çöpler Almanya‘ya iade edilmeliydi.

Ama şimdi bu çöplerin bir kısmı dünyanın tamamen farklı bir yerindeler. Sadece birkaç gün önce, CSNU 696542 gibi 30’dan fazla sayıda konteyner yeniden bir yük gemisine yüklendi. İstikametleri Vietnam’ın Hai Phong limanı. Nakliye belgelerine göre, çöpler oraya 2021 yılı Aralık ayının sonunda ulaşacak.

Bürokratik çıkmaz sarmalı

Konteynerler, atık yasaları, gümrük düzenlemeleri ve bürokratik çıkmazların bir araya getirdiği bir sarmala tutsak olmuş bir şekilde uluslararası meçhul bir yolculuğa çıkmış durumda. Bu durum, esasında plastik atıkların uluslararası ticaretinde yaşanan saçmalıkların ve beraberindeki problemlerin net bir fotoğrafını çekiyor.

Almanya geri dönüştürüleceği söylenen, evsel ve endüstriyel atıklardan meydana gelen bir milyon tonun üzerinde plastik çöpü her yıl hammadde olarak dünyanın farklı yerlerine ihraç ediyor. Ancak plastik çöpler iddia edildiği gibi her zaman temiz, düzgün ayrıştırılmış veya geri dönüştürülebilir malzemeler değiller.

Örneğin, et ve peynir için kullanılan birçok plastik ambalaj, geri dönüşüm teknolojilerinin kolay kolay ayrıştıramadığı farklı plastik katmanlardan oluşuyor. Çoğu zaman bir çok plastik atık, yiyecek artıkları, kağıt ve metallerle kontamine olmuş oluyor . Bu tip çöplerin çevreyi kirletmemesi veya denizlere karışmaması için, atık ticareti ile ilgili uluslararası anlaşmalar, ihracatçı ülkelerin ihraç ettikleri bu tür yasadışı atıkları geri almalarını şart koşuyor. Ancak iade prosedürleri zaman alıcı, karmaşık ve aynı zamanda masraflı.

Şirket ithalat lisansını kaybetti

Türkiye limanlarında Kasım 2020 ile Şubat 2021 arasında Almanya’dan gönderilen yaklaşık 400 konteyner çöp var. Aslında Almanya’dan gelen bu plastik atıkların İstanbul’un 200 kilometre doğusunda, Düzce’de 2B Plast şirketine ait bir tesiste geri dönüştürülmesi gerekiyordu. Ancak şirket, ithalat lisansını ve dolayısıyla Almanya’dan gelen plastik atıkları işleme iznini kaybetti. Şirket, aleyhlerindeki tüm iddiaları ilgili şu andaTürk makamlarıyla mahkeme süreci devam ediyor. Bu esnada çöpler de giderek çürüyor.

Türk Çevre Bakanlığı, konteynerlerin Almanya’ya iade edilmesi için Mayıs ayı sonunda Alman makamlarıyla temasa geçmişti. Ama bu iade gerçekleşmedi. Türkiye Çevre Bakanlığı suçu Alman makamlarında görüyor: Almanya’nın geri alma konusudun durumu zorlaştırıyor olması “mahrece iade işlemlerini imkansızlaştırıyor”, diyor Çevre Bakanlığı’ndan 2021 Eylül ayı sonunda WirtschaftsWoche’ye ulaşan bir mektupta.

Çöplerin çevreye verdiği zarar ve uzun bekleme süreleri göz önüne alındığında artık başka alternatiflerin masaya yatırıldığı görünüyor: “İade işlemlerinin tamamlanamaması durumunda üçüncü bir ülkeye transit işlemi veya gümrük mevzuati kapsamında ihrac amaçlı tasfiyesinin yapılabileceği değerlendirilmektedir.” Örneğin bu Vietnam gibi bir üçüncü ülke olabilir.

‘Daha da uzak ülkelere göndermek mantıklı değil’

Çevre aktivisti ve Greenpeace Almanya yöneticisi Manfred Santen, kargoların başka bir ülkeye sevkiyatına ilişkin şunları söylüyor: “Bu atıkları daha da uzak ülkelere göndermek kesinlikle mantıklı değil, gitmeleri gereken doğru istikamet Almanya!” “Türkiye limanlarında ‘mahsur kalan’ Almanya’ya ait plastik çöplerin bulunduğu konteynerlerin iadesindeki ayak sürtmeler Almanya’ya yakışmıyor” diye ekliyor.

Çöp ihracatı Almanya için de yaygın bir uygulama. Alman Federal Çevre Bakanlığı’nın verilerine göre, 2019 yılında Almanya yasa dışı olarak ihraç edilen atıkları 180 kez iade aldı. Bir önceki yıl bu iadeler, 100 kadardı.

Bir senato sözcüsü, Berlin ve Brandenburg’da her iki haftada bir, özellikle Polonya’dan olmak üzere çöp dolu konteynerlerin iade edildiğini söylüyor. Ancak bu, genellikle sadece birkaç kamyon dolusu yüke tekabül edecek miktarda atıklar. Türkiye limanlarında bekleyen 400 konteyner gibi değil.

Çöpün miktarı durumu karmaşıklaştırıyor

Türkiye’deki çöplerin miktarı durumu karmaşıklaştırıyor. Federal Almanya’daki eyalet sisteminden dolayı her toplama ayrıştırma tesisinden ve her yükleme noktasından farklı makamlar sorumlu. Brandenburg-Berlin’deki tehlikeli atık şirketi, Almanya’daki 400 konteynerin sadece 7’sinden, Kuzey Ren-Vestfalya‘daki Arnsberg bölge hükümeti 24 konteynerden ve aşağı Saksonya‘daki NGS yaklaşık 10 konteynerden sorumlu olduğunu düşünüyor.

Bu yüzden Türkiye Çevre Bakanlığı’nın aslında Almanya’daki birden çok makama başvuruda bulunması gerekiyordu. Ancak bunu yapmadılar, diye açıklama yapıyor bazı sorumlu makamlar. Bunun yerine Türkiye sadece Alman Federal Bakanlığa başvurdu ve 400 konteynerin 140’ını içeren bir liste sundu. Aşağı Saksonya’ya göre, Türk makamları “konteyner taşımacılığı ve iade işlemleri hakkında herhangi bir bilgi vermedi.” Berlin Çevre Senatosu sözcüsü, iade edilecek konteynerlerinin tam olarak nerede bulunduklarının bile bildirilmediği şeklinde bir açıklamada bulundu.

Türkiye’deki konteylerin bir kısmını kendi tesislerinden gönderen atık bertaraf şirketi Alba da çöpleri geri almaya çalıştı. Alba, hala yetkililer ve lojistik şirketleri ile görüşme halinde olduklarını söylüyor. Ancak resmi olarak çöpler artık Alba’ya ait değil. Ayrıştırma tesisinden gelen malzeme önce bir aracı şirkete ve sonra da Türkiye’deki 2B Plast’a satıldı. Bu nedenle, konteynerları geri alamadıklarını belirtiyorlar.

Vietnam’da ne olacak?

Bu çöplerin Vietnam’a vardıklarında başlarına gelecekler ise belli değil. Ne Alba gibi atık ayrıştırma şirketlerine, ne de Türkiye’deki ithalatçı şirkete Vietnam’a nakliye konusunda bilgi verilmemiş. Çöplerin Vietnam’da bertaraf mı edileceği yoksa geri dönüşüme mi gönderileceği de henüz bilinmiyor. Türkiye Çevre Bakanlığı da sadece “transit işlemlerinden” ve konteynerlerin “tasfiyesinden” bahsediyor. Yani, çöplerin geri kazanımından değil.

Alman Federal Çevre Bakanlığı’na göre, Almanya bundan artık yasal olarak sorumlu değil. Alman Federal Çevre Bakanlığı, “Bu tür tekrar taşınan çöpler ilgili olarak Vietnam’dan bir iade talebi gelirse, bundan yalnızca Türk makamları sorumlu olacaktır” diye açıklıyor. Kısacası, konteynerların yaptıkları her mil yolculukla, Almanya’ya dönme ihtimalleri azalıyor.

Enerji Bakanı Dönmez: Karbon yakalama teknoloji gelişirse kömürden çıkmayız

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, karbon yakalama teknolojisinin gelişmesi durumunda Türkiye’nin kömürden çıkmayacağını söyledi.

Bakan, Türkiye’nin iklim değişikliğiyle mücadele ve 2053 net sıfır emisyon hedeflerine ilişkin ise, enerji ihtiyacını fosil yakıtlardan karşılayan tüm sektör ve kurumların dönüşüm sağlaması gerektiğini ifade etti.

‘Teknoloji gelişmezse 2053’ten sonra mecburen çıkış olur’

Dönmez, karbon yakalama teknolojisinin gelişmesi durumunda kömürün Türkiye enerji portföyünden çıkarılmayacağını kaydetti; “Yakıtın kendisinde kaliteyi artırıcı ve karbon azaltıcı teknolojik gelişmeler süreci şekillendirecek ama teknolojiler bugünkü haliyle kalırsa, net sıfır emisyon hedefi doğrultusunda 2053’ten sonra kömürden elektrik üretim imkanı kalmaz” dedi.

Enerji tüketiminin yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgını öncesi seviyelere ulaştığını, elektrik talebinin ise ekonomik büyümeyle paralel şekilde bu yıl %8 artış göstereceğini belirten Bakan Dönmez, elektrik faturalarında kademeli tarife uygulamasının devreye alınacağını belirterek, “Benzer uygulamayı doğal gaz için de çalışıyoruz. Özellikle kış aylarında, vatandaşımızın tüketiminin yoğun olduğu dönemlerde iki kademeli bir tarife çalışmasına geçmeyi planlıyoruz” dedi

Son 10 yılda en az 2 bin 534 kadın öldürüldü

Medyaya yansıyan kadın cinayetlerini haritalandırma çalışması kadincinayetleri.org, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü öncesi kadın cinayetlerinin 10 yıllık tablosunu ortaya koyuyor.

Harita, Türkiye’de 2010-2020 yılları arasındaki 10 yılda en az 2534 kadının öldürüldüğünü gösteriyor.

İstatistiklere ulaşılabiliyor

Ayrıca veritabanı sayesinde kadın cinayetlerinin yıllara, il ve ilçelere göre dağılımının yanı sıra cinayetlerin kim tarafından, hangi bahaneyle, nerede işlendiğine dair bilgilere ulaşılabiliyor.

Ek olarak 2534 kadın cinayetiyle ilgili her bir habere erişim de mümkün oluyor.

Öne çıkan bulgular

  • Kadın cinayetleri 10 yılda en az yüzde 25 arttı.
  • Kadın cinayetleri il bazında en çok İstanbul’da, ilçe bazında Seyhan’da (Adana) yaşandı.
  • Kadın cinayetlerinin bir numaralı faili kocaydı.
  • Her 5 kadın cinayetinden 1’i boşanma/ ayrılık aşamasında gerçekleşti.
  • Öldürülen her 5 kadından 1’i şiddet/ taciz mağduruydu.
  • Şiddet gören her 10 kadından 6’sı güvenlik amaçlı korunma başvurusunda bulunmuştu.
  • Kadın cinayetleri en çok evde ve ateşli silahla işlendi.

Sosyal Demokrat Magdalena Andersson, İsveç’in ilk kadın başbakanı oldu

İsveç‘te eski Maliye Bakanı Magdalena Andersson, iktidardaki Sosyal Demokrat Parti‘nin yeni lideri seçilmesinin ardından başbakanlık görevinden istifa eden Stefan Löfven’in koltuğunu devraldı.

Meclisten güvenoyu alan Andersson, böylece ülkenin ilk kadın başbakanı olarak tarihe geçmiş oldu.

Koalisyon hükümeti güven oyu aldı

Parlamentoda yapılan oylamada, Sosyal Demokrat Parti ile Yeşiller Partisi‘nin oluşturduğu koalisyon hükümeti için 174 milletvekili karşı, 117 milletvekili de lehte oy kullandı.

Euronews’in haberine göre “Hayır” oyu 175’in altında kaldığı için Andersson başkanlığındaki koalisyon hükümeti, parlamentodan güvenoyu aldı.

4 Kasım’da liderlikten istifa etti

Sosyal Demokrat Parti liderliğini 4 Kasım’da bırakan eski İsveç Başbakanı Stefan Löfven, yeni hükümet kurması için Maliye Bakanı Magdalena Andersson’u önermişti.

O tarihte Sosyal Demokrat Partinin yeni lideri de Andersson olmuştu. Andersson, 1967 yılında Uppsala kentinde doğdu. 2009 ile 2012 arasında İsveç Vergi Dairesi Genel Müdürlüğü yapan Andersson, 2014 yılından beri Maliye Bakanlığı görevini yürütüyordu.