Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

ÖTV: Yaşam tarzına müdahale vergisi

AKP-MHP Koalisyonu’nun yılbaşı partisini izlediniz mi? Hani şu Osmangazi Köprüsü’nün gişelerinde yapılan partiyi… Yılbaşında yürürlüğe girecek olan zamlardan önce köprüden geçmek isteyenleri durdurdular. Gişeleri kapadılar ve insanları zamlı şekilde köprüden geçmeleri için beklemeye zorladılar. Bu partiye vatandaşların katkısı da kornalar ve biraz tepki göstermek oldu. Aslında hükümetin yılbaşından anladığı zaten uzun zamandır bundan ibaret.

AKP ve temsil etmeye soyunduğu zihniyetin yılbaşıyla uzun zamandır bir alıp veremediği var. Aslında dertlerinin sadece yılbaşıyla olmadığı da bir sır değil. Genel olarak insanları mutlu eden konuları listelesek neredeyse hepsiyle bir alıp veremediği var AKP’nin. Zaten icraatlarıyla da bunu göstermekten çekinmiyorlar. Yılbaşında sokakta olmak artık neredeyse tehlikeli hale getirildi. Çıkmayanlar ve televizyon karşısında zaman geçirmek isteyenler için televizyonlar giderek çoraklaştırıldı. İnsanların biraz umut biraz heyecan için aldıkları bir Milli Piyango çeyrekliği vardı. Onun da ne hale geldiğini hepimiz gördük. Kimsenin güvenmediği garip bir hal aldı.

Elbette bunlar nafile çabalar. Zaman öyle akmıyor çünkü. Son dönemlerin moda tabiriyle duruma bakalım.

Gözlerdeki ışıltı

Tüm rakamlar ortaya koyuyor ki bakanın gözlerindeki ekonomi için aranan ışıltı kof çıktı. Gözlerdeki parlaklık giderek boşalan hazinenin duvarlarından yansıyan floresan ışığıymış. Fakat o ne kadar kofsa belki ailesini bir arada neşe içinde gördüğü için belki sene içinde ona verilecek tek hediyeyi aldığı için belki borç harç da olsa sofrasında sene içinde göremediği yiyecekler olduğu için gözleri parlayan çocuğun gözündeki ışıltı gerçek. Hayatın renkliliği her zaman bu ideolojilerin griliğini yenecektir.

Yılbaşı gecesi zamların açıklanmasından hemen önce Osmangazi Köprüsü’nden geçişlerin kapatılması tepkilere neden olmuştu.

Hükümete de haksızlık etmeyelim. Bir çocuk nasıl beklerse yılbaşı ışıklarını onlar da aynı şekilde takvimin değişmesini bekliyorlar. İnsanlar 10’dan geriye doğru sayarken AKP de başlıyor zamları saymaya. Ekonomik bir durumdan ziyade bir takım elitin halka açtığı bir savaş şekilde ilerliyor yılbaşı zamları. Öncelikle en temel ihtiyaçlara korkunç oranlarda zam geldi. Resmi enflasyonun %40 bile olmadığı bir ülkede yaşam için, üretim için gerekli olan kalemlere enflasyonun üç katına varan zamlar yapıldı. Böylece asgari ücrete yapılan zam da daha bir kere bile hesaplara yatmadan geri alınmış oldu. Yıllardır söylüyoruz. Türkiye bir ekonomik krizde değil. Kronikleşmiş ekonomik kriz hali olan ekonomik buhranda.

İdeolojik çuval can alıyor

Eğer hükümete yakın ufak bir elitin içinde değilseniz ya da hükümete oy verdiğiniz için kendinizi kandırmaya devam etmeyi seçmiyorsanız ekonomik olarak her geçen gün daha kötüye gidiyorsunuz. Önemli olan maaşların artması değil. Maaşlar artıyor görünse bile temel yaşam ve üretim ihtiyaçları iki-üç kat hızla arttığı için maaş artışı göstermelik oluyor. Önemli olan alım gücü. Ve biz ülke olarak alım gücünü giderek kaybediyoruz. Bu basit bir fakirleşme değil. Bu en temel ihtiyaçların dâhi karşılanamayacağı bir felaket haline işaret ediyor. Bir milyona yakın abonenin faturasını ödeyemediği için doğalgazı kesilmişken doğalgaza gelen zammı kaç kişi karşılayabilecek ki?

Bunlar zamların ekonomik çuvalda olan kısmı. Bir de AKP’nin topluma verdiği yılbaşı hediyelerinin ideoloji çuvalında gelenleri var: Alkole ve sigaraya yapılan zamlar. İktidara geldiğinden beri bir hayat tarzı dayatma peşinde olan AKP’nin en tehlikeli girişimi bu aslında. Tehlikeli çünkü can alıyor. Son birkaç haftada merdiven altı içkilerden kaç kişi öldü bir bakın. Pandemiyle birlikte ölüm ve insanlar arasındaki bağı ne yazık ki kaybettik ama yaygın benzetmeyle bir uçak düştü bu sebepten ve kimsenin gıkı çıkmıyor. Bu ölümlerin yapılan akıldışı zamlarla doğrudan ilgisi var.

İnsanlar bir şekilde rahatlamak, günlük streslerini atmak ya da keyif almak istiyorlar. Bunun önüne binlerce yıldır hiçbir kural ya da kaide geçememiş. ABD’deki “Speakeasy”ler de bunun kanıtı, Osmanlı dönemindeki Piyade Meyhaneleri de…  O zaman bu konuyla ilgili izlenecek politika, bu ürünlerin sağlıklı ve erişilebilir olmasını sağlamak üzerine olmalı. Elbette diğer taraftan da toplum sağlığını da düşünen bir noktayı da koruması gerektiği unutulmadan. Peki, Türkiye’deki “Hazineyi biz boşalttık ama bizim gibi olmayanların vergileriyle dolduralım!” politikası buna mı hizmet ediyor? Hayır! Ölümleri söylemiştim. Bir de işin uyuşturucu boyutu var. Alkole yapılan her zam, uyuşturucu tüketimini daha da yaygınlaştırmıştır. Türkiye’nin uyuşturucu ile ilişkisi üzerine ortaya atılan iddiaları YouTube’dan bol bol dinlediğimiz bir yıl oldu 2021. Uyuşturucuya bu kadar kolay erişilebileceğinin iddia edildiği bir ülkede sigara ve alkole gelen zamlar insanları bunları kullanmamaya değil, daha ucuz ve daha tehlikeli şeyleri kullanmaya itecektir.

Son olarak muhalefetin tavrına da değinmek gerekir. “Herkesin özgürce yaşayacağı bir ülke kurma” iddiası mikrofonu kapan herkesin ağzında. Çok da doğru bir iddia. Özgürlüğü savunmalıyız. Hep birlikte savunacağız! Fakat sadece size/bize oy vereceğini düşündüğün/müz insanların özgürlüğünü savunamayız. Kendi özgürlüğümüzü de, bizden olmayanların özgürlüğünü de savunmalıyız. Alkol ve sigara üzerinden yaşam tarzına müdahale edecek ve ekonomik bir rasyonalitesi olmayan zamlara karşı çıkmak, kimsenin alkolik olmasını istemek değildir. Herkes istediği gibi yaşasın demektir. Yıllardır sürekli geriletilmeye çalışan ama buna rağmen direnen milyonlara yani bizim gibi olanlara sahip çıkmaktır.

Kategori: Hafta Sonu