Köşe Yazıları

Ölüler altın takmaz – Serdar Esen

Mitolojik çağlara ilişkin bir efsane var. Tanrı Dionysos, Frigya Kralı Midas’a çok istediği bir dileğini yerine getireceğini söyler. Kral Midas, Dionysos’tan dokunduğu her şeyin altın olmasını ister. Dionysos, Kral Midas’ın dileğini yerine getirir. Kral Midas bu  bir gücün verdiği zenginlikle her şeyi altına çevirmeye başlar. Bahçesindeki gülleri, yerdeki taşları altına çevirir. Artık en zengin olduğunu düşünse de bu mutluluğu acıktığı zaman sona erer. Yediği yemek, içtiği su, her şey altına dönmeye başlayınca Kral Midas yemek yiyemez ve açlıktan ölme noktasına gelir. Dionysos’a tekrar giderek kendisine verdiği bu özelliği geri almasını ister. Dionysos Kral Midas’a acır ve Midas’a Paktolos Nehrinde yıkanmasını söyler. Midas, Paktolos Nehrine giderek yıkanır ve bu eziyetten kurtulur.

Bu efsaneyi anlatmamın nedeni insanoğlunun doğa ile ilişkisinde geldiği noktadır. Ülkemizde AKP iktidarının ne pahasına olursa olsun, “sınırsız büyüme” inadı doğayı yok olma noktasına getirmiştir. Termik santraller, HES’ler, taş ve maden ocakları, çimento fabrikaları ve diğer kirli sanayi tesisleri, yapım aşamasına gelen nükleer santraller toprağımızı, havamızı, suyumuzu tehdit ederek yaşamı sürdürülemez bir noktaya doğru götürmektedir.

Son günlerde Karadeniz’de “Yeşil Yol” projesine karşı “Havva Ana”ların direnişi, Artvin’de Cerrattepe altın madenine karşı tüm Türkiye’de sürdürülen direniş yanında tüm ülkede yaşam mücadelesi sürüyor. Konya, Dersim, Çanakkale, Sinop, Mersin, Samsun, İzmir, Ordu, Rize, Artvin, Bursa çevre mücadelesinin sürdüğü, halkın doğayı, yaşamı savunduğu illerden sadece bazıları.

Bursa, doğaya en büyük darbelerin vurulduğu illerin arasında yer alıyor. Kentin ortasına DOSAB Termik Santrali yapılmak isteniyor. Halkın karşı çıkmasına karşın ÇED raporu onaylandı, ancak direniş sürecek. Kentte var olan Çimento Fabrikası yeterince sıkıntı yarattığı halde, bir yandan bu fabrikanın kapasitesini iki katına çıkaracak bir proje onay bekliyor, öte yandan İnegazi mahallesinde yeni bir çimento fabrikası kurulma çabasında. Tarım alanları sanayi bölgelerine dönüştürülürken, Uludağ yok ediliyor, sular ticarileştiriliyor, Uluabat ve İznik gölleri öldürülüyor.

Türkiye’de ilk altın madeni işletmesini Bergama’da başlatan “Koza Altın İşl. A.Ş.”, Orhaneli’de “altın ve gümüş madeni” için başvuruda bulundu

Türkiye’de ilk altın madeni işletmesini Bergama’da başlatan “Koza Altın İşl. A.Ş.”, Orhaneli’de “altın ve gümüş madeni” için başvuruda bulundu

Bunlar yetmezmiş gibi, şimdi de Bursa’nın dağ ilçelerinden Orhaneli yeni bir proje için adres gösterilmiş durumda. Türkiye’de ilk altın madeni işletmesini Bergama’da başlatan “Koza Altın İşl. A.Ş.”, Orhaneli’de “altın ve gümüş madeni” için başvuruda bulunmuş. Orhaneli ilçesinin iki ayrı bölgesinde 53 hektar ve 34 hektar büyüklüğünde iki arazide tesis kurmak için ÇED süreci başlatılmış. Proje sahasının tarım, orman ve hazine arazisi içinde kaldığı belirtiliyor.

Altın madeninin çıkartılması sırasında ağaçlar kesilmekte, toprağın yüzey tabakası kazınmakta, kayalar dinamitle patlatılmaktadır. Bu işlemler sonucu bölgenin topografyası ve ekolojik yapı bozulmakta, orman ve bitki örtüsü zarar görmektedir. Katı ve sıvı atıklar, hava emisyonları, gürültü, gaz ve toz emisyonları, yer altı ve yerüstü sularının kirlenmesi altın madenciliğinin en belirgin etkileridir.

Orhaneli bölgesi yıllardır termik santral, krom madeni ve diğer bazı tesislerden önemli ölçüde etkilenmektedir. Bu tesislerin yarattığı kirlilikten tarım ve hayvancılık büyük zararlar görmüştür. Geçtiğimiz günlerde basında yer alan bir habere göre Orhaneli ilçesindeki bir krom madeni işletmesinin krom atık ve kimyasallarını sulama kanalına bırakması bölgede tarım yapan köylüleri isyan ettirmiş. Sulanan ürünler kuruyor, verim düşüyor, kalite bozuluyor.

Orhaneli halkı mevcut tesislerin zararlarını görerek, yapılacak yeni bir tesisin de nelere mal olacağını tahmin etmektedir. Geçen hafta yapılan “halkın katılımı toplantısında” projeye karşı olduklarını açıkça ortaya koydular. Toplantıların birini ise yaptırmadılar. Ancak tehlike geçmiş değil, sermaye bu konuda ısrarını sürdürecektir.

Bizim yıkanacağımız bir Paktolos nehrimiz de yok. Yitirdiğimiz toprakları, doğamızı geri getirme şansımız olmayacak. Geleceğimiz için, çocuklarımız için toprağımıza, suyumuza, havamıza sahip çıkmak zorundayız. Yoksa yaşam şansımız kalmayacak.

Kabul edersiniz ki “ölüler altın takmaz”!

43.Serdar Esen

 

Serdar Esen