Doğaİklim KriziManşet

Müsilaj Araştırma Komisyonu raporu: Marmara Denizi’ne artık biyolojik arıtma olmadan su verilmemeli

Başta Marmara Denizi olmak üzere denizlerdeki müsilaj sorununun sebeplerinin araştırılarak alınması gereken önlemlerin belirlenmesi amacıyla kurulan Meclis Müsilaj Araştırma Komisyonu, raporunu tamamladı.

Raporda müsilajın kontrolü  için; kentsel, endüstriyel, tarımsal faaliyetlerden faaliyetlerden kaynaklanan kirliliğin tespit edilmesi gerektiği ve kirlilik kaynaklarının etkisinin ve yükünün azaltılması amacıyla da eğitim ve farkındalık çalışmalarına ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

Marmara Denizi Eylem Planı‘na atıfta bulunulan raporda, bu kapsamda hazırlanan Marmara Denizi Bütünleşik Stratejik Planı’nda yer alan faaliyetlerin, ilgili ve sorumlu kurumlar tarafından belirtilen süreler içerisinde hassasiyetle uygulanması gerektiğinin altı çizildi ve “Eylem Planının bütünlükle etkin bir şekilde uygulanması, uygulamaların titizlikle takip edilmesi, denetlenmesi ve belirtilen standartlarda işletilmesi ile Marmara Denizi iyi çevresel duruma ulaşabilecektir” denildi.

İlgili haber: Müsilaj Sorununu Araştırma Komisyonu toplandı: Müsilaj, kirlenme zincirinin sadece bir halkası

Evsel atık suların yeniden kullanımı yaygınlaştırılmalı

Raporda, hızlı nüfus artışına bağlı olarak artan su ihtiyacının, sanayi ve tarımsal faaliyetlere paralel olarak ortaya çıkan aşırı kullanımının, atık su yönetiminin önemini ortaya koyduğu vurgulandı ve şu çözümler sıralandı:

  • Atık su yönetiminde temel prensip ‘en az kirletme’ ve ‘maksimum geri kazanım’ olmalıdır.
  • Marmara Denizi Havzası‘nda bulunan atık su yükünün azaltılması amacıyla öncelikli olarak kirliliği kaynağında önleme prensibine dayanan temiz üretim uygulamaları ile atık su debisinin ve kirlilik yükünün azaltılması sağlanmalı; oluşan atık suyun uygun arıtma yöntemleri ile arıtıldıktan sonra yeniden kullanım alternatifleri değerlendirilmeli ve bu tedbirlerin alınması sonrasında oluşan atık suyun deşarjı mevzuatta belirtilen standartlara uygun olarak gerçekleştirilmelidir.
  • Arıtılmış evsel atık suların sanayide, park, bahçe ve yeşil alan sulamalarında kullanımı yaygınlaştırılmalıdır. Kullanılmış suların tekrar kullanılması hakkında yasal düzenlemeler yapılmalıdır.
  • Gri suyun yeniden kullanımı yasal düzenlemelerle teşvik edilmelidir.

  • Bu kapsamda tüm evsel ve endüstriyel atık sular ileri biyolojik arıtmaya tabi tutulmalı, arıtma tesislerinde su geri kazanımı sağlanmalı, Marmara Denizi’nin azot-fosfor yükünü azaltmak öncelikli tedbir olmalıdır.
İlgili haber: Tüketim kapanının atık problemi – Sedat Gündoğdu
  • Marmara Denizi’nin ekolojik seviyesini korumak için besin yükü azaltımı ihtiyacı dikkate alındığında kaynakların olabilecek en etkin seviyede kontrolü gerekmekte olup, bölgede bulunan mevcut atık su arıtma tesislerinin tamamının ileri biyolojik arıtma tesisine dönüştürülmesi gerekmektedir.

Marmara Denizi alt akıntısının arıtılmamış ve/veya yeterli arıtılmamış atık sular için seyrelme ve Karadeniz’e taşınması için bir konveyör olarak kullanılması prensibinden vazgeçilerek, fiziksel ve biyolojik evsel atık su arıtma tesislerinin ivedilikle ileri biyolojik arıtma tesisine dönüştürülmesi sağlanmalıdır.

Raporda, tarımsal kaynaklı kirliliğin önlenmesiyle ilgili de şu ifadelere yer verildi:

“Marmara Denizi’nde müsilaj oluşumunda en önemli faktör sudaki besin maddeleri (azot, fosfor) oranının artmasıdır. Bitkisel üretim amacıyla bitkinin ihtiyacından fazla verilen kimyasal gübreler ve hayvancılık işletmelerinde uygun depolanmayan hayvansal dışkılar ve silaj suları içerisinde bulunan besin maddeleri yüzey akışı ile yer üstü sularına, sızma yolu ile yer altı sularına karışarak kirlilik oluşturmaktadır.

İyi Tarım Uygulamaları Kodu’nda da yer alan tedbirlere uyulmasının tarımsal kaynaklı kirliliği önemli ölçüde azaltacağı belirtilen raporda, “Havza bazında pestisit, gübre ve diğer kimyasal bileşiklerin kullanımının kontrol altına alınması, bu tür kimyasalların kullanılması, üretilmesi, taşınması ve depolanması sırasında atıkların çevreye bırakılmasının önlenmesi yönünde sıkı tedbirler alınmalı, havza içerisinde organik gübre kullanımı teşvik edilmelidir” ifadelerine yer verildi.

Zirai faaliyetlerde arazi yönetimi, gübreleme yönetimi teknikleri ile birlikte damla sulama sistemlerine geçilerek tarımsal gübre kullanımı kaynaklı kirleticilerin akarsulara geçişi sınırlandırılmalıdır.

Raporda ayrıca müsilaj sorunu ve tarımsal kirliliği önlemeye yönelik tedbirler konusunda kamuoyu farkındalığı ve çiftçilerin  bilinçlendirilmesi amacıyla kamu spotları hazırlanarak yerel ve ulusal kanallarda yayınlanması önerisi de yer aldı.

Marmara’ya 7.5 milyon metreküp atık su veriliyor.

Müsilaj Araştırma Komisyonu Başkanı ve AKP İstanbul milletvekili Mustafa Demir, müsilaja küresel ısınma ve Marmara’nın durgun bir deniz olmasının da etki ettiğini belirterek, en büyük kirleticilerin insan odaklı kentsel atıklar olduğunu söyledi.

İlgili haber: Greenpeace: Ergene’den gelen atık sular göz göre göre Marmara’yı öldürüyor

Marmara Denizi’nin etrafındaki beşi büyük yedi ilden biyolojik arıtma olmadan Marmara Denizi’ne su verilmemesi gerektiğini kaydeden Demir, “Marmara’ya 7.5 milyon metreküp atık su veriliyor. Bunun yüzde 76’sı İstanbul’dan. Her ne pahasına olursa olsun artık İstanbul’un ileri biyolojik arıtma tesislerinden geçmeden Marmara Denizi’ne su vermemesi lazım” dedi.

Kategori: Doğa