ManşetHafta Sonuİklim KriziYazarlar

Maya Özbayoğlu: Aktivizmin en güçlü araç olduğunu fark ettim [İklim Kuşağı-19]

Credit: Marek Krupecki

Maya Özbayoğlu, Polonya ve Türkiye‘de büyümüş, ABD doğumlu 17 yaşında bir iklim aktivisti. FFF Polonya ve Youth For Climate Turkey‘de aktif olarak yer alıyor.

Aktivizm yolculuğuna 15 yaşında başladı. O zamandan beri de çeşitli grevlere katılıp, çeşitli kampanyalarda çalıştı, Greenpeace Fark Yaratanlar Eylem Kampı gibi birçok konferans, atölye ve kampa katıldı.

Aynı zamanda iklim krizinin felsefi yönleri hakkında da çok tutkulu ve bir süredir bu konuda yazıyor. Eserleri hem yerel hem de ulusal gazetede yayınlandı. Maya hakkında daha eğlenceli bir not ise, mutlu bir köpek sahibi, adı Zelda ve okul ya da aktivizmden arta kalan zamanlarında, onu yürüyüşe çıkarıyor ya da onunla oynuyor.

‘Elimizden gelenin en iyisini yapmak artık bir seçenek değil, imkansıza doğru çabalamalıyız’ – Greta Thunberg. Anlam aynı olsa da, kelimenin tam olarak bu olduğundan emin değilim. Bu alıntıyı çok seviyorum, çünkü karşı karşıya olduğumuz zorluğu gerçekten yansıtıyor – ya ütopik bir dünyaya ulaşacağız ya da dünyadaki tüm yaşamı, cehennemde bir hayata mahkum ediyoruz.

Atlas: İklim aktivisti olmaya karar vermendeki sebep ve ilham kaynağın neydi? 

Maya: Hayatımda bir iklim aktivisti olmaya karar verdiğim bir dönemi tam olarak belirtemiyorum. Aslında iklim değişikliğinin ne kadar kötü olduğu hakkında bir belgesel seyretmiş ya da korkunç bir makale okumuş değildim, daha çok kendimi eğittiğim, yeni insanlarla tanıştığım ve aslında bir iklim aktivisti olduğumu fark etmem gibi bir süreçti bu.

Elbette, Al Gore‘un “Uygunsuz Gerçek”’ veya Leonardo di Caprio‘nun “Tufandan Önce” adlı belgesellerini izledikten sonra, her şeyden o kadar bunalmıştım ki, bu kadar zarara hali hazırda katkıda bulunuyor olduğumuza inanamadım ama o zaman.. Aktivizm kelimesine gerçekten aşina değildim ve dürüst olmak gerekirse değişime gerçekten katkıda bulunabileceğim herhangi yol da bilmiyordum.

‘Aktivizmin en güçlü araç olduğunu fark ettim’

Kendimi daha fazla eğittikten, diğer aktivistlerle tanıştıktan ve farklı atölyelere katıldıktan bir süre sonra, ‘aktivizmin’ insanlığın iklim kriziyle mücadelesine yardımcı olmak için herkesin kullanabileceği en güçlü araç olduğunu fark ettim.

Kendi türümüzün bu kadar büyük bir felakete katkıda bulunduğuna inanamıyorum, ancak gerekli tüm bilimin önümüze onlarca yıl önce dikkat çekmiş olmasına rağmen daha da büyük ölçüde, zarar vermeye devam ettiğimize ve hala bu varoluşsal krize bir acil durum olarak bakılmamasına, inanamıyorum. Bu düşünceye dayanamadım ve kendimi daha fazla eğittikçe, bu paradoksu ele alabilmemin tek yolunun aktivizm olduğunu fark ettim. Böylece nihayet aktivizmin gerçekte ne anlama geldiğini anladığım noktada, gerçek çalışmalarım başladı.

‘Polonya’da polis gittikçe daha acımasız’

Aktivizmle ilgili ne tür zorluklarla karşılaşıyorsun?

Polonya‘daki siyasi durum şu anda gerçekten istikrarsız. Gittikçe daha fazla insanın hükümete karşı çıkmasıyla, polis daha da acımasız davranıyor. Çoğu zaman çok genç insanlar, benim yaşımdaki insanlar, yalnızca insan hakları karşıtı hükümeti protesto ettikleri için tutuklanıyor, dövülüyor veya biber gazı ile karşılık görüyor.

Bir iklim grevine katıldıktan sonra polis tarafından da ismim alındı. FFF Polonya’dan bir aktivistimiz yakın zamanda çevre yasasını çiğnediği için hapis cezasına çarptırıldı, oysa o sadece kısa bir süre megafondan konuşmuştu. Durum o kadar istikrarsız ki, polisin evinize gelip gizli bir bilgi saklayıp saklamadığınızı kontrol edeceği günü ve saati asla bilemezsiniz.

Ailenden, arkadaşlarından ve okuldan destek görüyor musun, eğer öyleyse seni nasıl destekliyorlar?

Evet! Ailemden ve arkadaşlarımdan, çoğunlukla aktivist arkadaşlarımdan kesinlikle destek alıyorum. Ne zaman kendimi kötü hissetsem veya her zamankinden daha fazla iklim endişesi yaşasam, beni çekip çıkarıyorlar umutsuzluğumdan.

Ayrıca stresli polis durumları söz konusu olduğunda bana çok büyük destek sağlıyorlar. Onlar gerçekten en iyisi ve böyle insanları yanımda olduğu için bundan daha minnettar olamazdım.

‘Aktivist olmasam iklim depresyonuna girebilirdim’

Yarı Polonyalı yarı Türkiyelisin. Hem FFF Polonya’da hem de YFC Türkiye’de aktifsin ve pek çok kampanya ve çalışma grubu ile çalışma fırsatı buluyorsun. İklim aktivisti olduğundan beri hayatın nasıl değişti? Hareket içinde bu kadar aktif olmanın eksileri ve artıları neler?

Hayatım büyük ölçüde değişti. Kimseyi korkutmak istemem, ancak gerçekten aktif bir aktivist olmak istiyorsan boş zamanının çoğunu aktivizm çalışması için ayırmalısın, çünkü okul zaten  çok zaman ve çalışma gerektiriyor. Kendimi daha çok içe dönük olarak görüyorum, bu yüzden bir iklim aktivisti olmaya geçiş yapmak ve zoom toplantılarına daha fazla zaman harcamak, kampanyalar hakkında düşünmek, basın bültenleri yazmak vb. benim için o kadar da zor olmadı çünkü çok fazla bir sosyal hayatım yoktu daha öncesinde de.

Gerçek şu ki, bir aile sinema gecesi veya buna benzer bir şey yapmak istediğimi hissettiğim anlar olsa da, yapılması gereken iş beni bunu yapmaktan alıkoyuyor. Bazen bunaltıcı oluyor, ANCAK buna çok değer, güvenin bana. Dürüst olmak gerekirse, bugün sahip olduğum bilgilerle bir iklim aktivisti olamazdım, çünkü aksi halde politikacıların eylemsizliğinden şikayet eder ve bir tür iklim depresyonuna girebilirdim. Bir iklim aktivisti olmanın en büyük avantajı, kurduğunuz bağlar, tanıştığınız ve hayatın en önemli derslerini çıkardığınız diğer muazzam ilham veren insanlardır. İklim aktivizmi harika bir yolculuk, faydaları eksilerden çok daha ağır basıyor, bu yüzden herkesi yolculuğumuza katılmaya davet ediyorum.

‘Polonya hükümeti iklim aktivistlerine ciddiyetle davranmıyor’

Senin gibi iklim aktivistleri için hükümetin algısı nedir? İklim sorunları için karar vericilerle temas halinde misiniz? Onlardan talepleriniz neler?

Halkın gözünde çok fazla ilgi ve takdir görmemize rağmen Polonya hükümeti bizlere, iklim aktivistlerine ciddiyetle davranmıyor. FFF Polonya olarak politikacılara birkaç mektup ve taahhütler gönderdik, ancak onların çoğuna bir yanıt bile alamadık.

Polonya hükümeti iklim acil durumunu böyle ele alıyor – temelde konuyu görmezden geliyor, ikinci plana atıyor. Hareketimizin oluşumundan bu yana taleplerimiz aynı – mevcut en iyi bilim ve adalet doğrultusunda acil iklim eylemi. Üzücü gerçek şu ki, iktidardakilerin gözünde tanınmayana kadar, taleplerimiz sadece talepler olarak kalacaktır.

‘Şimdiki zamana odaklanmaya çalışıyorum’

2030’da kendini ve genel olarak dünyayı nasıl görüyorsun? Bu yanlış sistemi tersine çevirmede başarılı olacağımızı düşünüyor musun?

Bu çok zor bir soru. Dürüst olmak gerekirse bunu gerçekten düşünmedim. Gelecek hakkında düşünmemeye ve şimdiki zamana odaklanmamaya çalışıyorum, çünkü nihayetinde iklim krizini uzak tarihler düşünerek ve belirleyerek değil, bugün gerçek anlamda harekete geçerek çözeceğiz.

İşte bu yüzden, soruda da belirtildiği gibi, dünyanın 5 yıl hatta 10 yıl sonra nasıl görünebileceğini hayal bile etmemeye çalışıyorum. Buna cevap vermek için iyimser mi yoksa kötümser mi olduğumu beyan etmem gerekir, ancak bunu gerçekten yapmak istemiyorum, böylece kimseyi iklim aktivisti olmaktan caydırmayayım.

‘Yeşil badana hakkında bilgilendirmeliyiz’

 İnsanları iklim krizi konusunda bilinçlendirmek için ne gerekli? Bunun için bireysel ve hareket olarak neler yapmalıyız sence?

Bugünlerde toplumlarımızda iklim kriziyle ilgili farkındalığın oldukça yüksek olduğunu düşünüyorum. Bu, son on yıllar boyunca pek çok kişi, hareket ve kuruluşların sıkı çalışması sayesinde gerçekleşti. Bugün gerekli olduğunu düşündüğüm şey, politikacıların yeşil badana çözümlerinin arkasına saklanan yasal boşluklar ve boş sözler hakkında kamuoyunu bilgilendirmek.

Şu anda daha tehlikeli bir olgu olarak gördüğüm şey, 2030 ve 2050 için hedefler belirleyerek, durum böyle olmasa da, yeterli önlemin alındığı izlenimini veriyor olmaları. Rolümüzü iklim aktivistleri ve iklim hareketleri olarak bu gizli boşlukları ortaya çıkarmak, toplumlarımızı bu tür politikaların bizi içine sokabileceği fiili durum konusunda eğitmek ve noktaları birleştirip iklim krizini bir kesişimsel kriz olduğunu göstermek olarak görüyorum.

‘En büyük sorun su kıtlığı ve kuraklık’

Yaşadığın ülkedeki en büyük iklim sorunu sence nedir?

Bence en büyük sorunlar arasında su kıtlığı ve daha sık yaşanacak kuraklıklar olarak düşünüyorum. Bu görüşüm, Polonya’nın su kaynaklarının çok az olmasından ve bu açıkla karşı karşıya kalan ülkelerden biri olmasından kaynaklanıyor.

Suyun her türlü yaşamı sürdürmek için gerekli olduğunu biliyoruz, bu yüzden ondan yoksun bırakılmanın feci sonuçlara yol açacağını biliyoruz.

Kategori: Manşet