ManşetDoğa Mücadelesiİklim KriziTürkiye

Marmara Kültürleri Ağı: Marmara, müsilaj ve yok olan balıklar adına mücadele

0

Marmaralı sivil toplum kuruluşlarını, uzmanları, bilim insanlarını ve sanatçıları bir araya getiren Marmara Kültürleri Ağı, bugün çevrimiçi düzenlenen açılış etkinliğinde Marmara Denizi‘ni korumak için adım atmak isteyen herkese çağrıda bulundu.

Marmara Denizi yüzyıllardır kıyılarında çok sayıda medeniyete ev sahipliği yapan, sularında ise birbirinden farklı balık ve canlı hayatını barındıran dünyanın en özel iç denizlerinden birisi.

Böylesi doğal ve kültürel bir zenginliğin kaynağı olan deniz, günümüzde insan kaynaklı kirlenmenin ve aşırı kullanmanın sonucu sahip olduğu değerleri birer birer yitiriyor ve tüm deniz varlıklarıyla ölüme doğru sürükleniyor. Marmara Kültürleri Ağı’nın açılış etkinliğinde de tam olarak gündem noktası bu oldu.

‘Benim Marmara’m termik santrallerle kuşatılmamalı’

Moderatörlüğünü Gazeteci ve televizyoncu Aslı Öymen’in yaptığı toplantıda İstanbul Bilgi Üniversitesi’nden Ağ Kurucu Gönüllü Danışmanı Asu Aksoy, Ağ Koordinatörü ve Koruma Uzmanı Mimar Süreyya Topaloğlu, İstanbul Üniversitesi ve Şehir Plancıları Odası’ndan Ağ Gönüllü Danışmanı Pelin Pınar Giritlioğlu, İstanbul Üniversitesi’nden ve TÜDAV Başkanı, Ağ Gönüllü Danışmanı Bayram Öztürk ile Yazar, Açık Radyo Kurucusu ve Radyo Programcısı Ömer Madra söz aldı. 

Toplantı Marmara Denizi’ni anlatan yurttaşların ifadelerine yer verilen “Benim Marmaram” videosu ile açıldı. Videoda “Marmara’m termik santrallerle kuşatılmamalı” gibi cümlelerle yurttaşlar nasıl bir Marmara hayal ettiklerini anlattı.

Marmara Denizi’ni savunma mücadelesi

Asu Aksoy, oluşumun nasıl ortaya çıktığını kısaca anlatarak müsilajla birlikte aslında Marmara’daki kirliliğin ana gündem maddeleri haline geldiğini belirtti: 

“O zaman aslında biz bu denizi kaybetmek üzere olduğumuzu kavradık. Ağ çalışmasına Şubat’ta başladık. Marmara Denizi’nin savunuculuğunun yapılması hedefiyle yola çıktık.”

‘Kaybedecek zaman yok’

“Kaybedecek zaman yok, dayanışma ile Marmara Denizi’ni kurtarabilir ve iyileştirebiliriz” diyen Marmaralı sivil toplum kuruluşları, uzmanlar, bilim insanları ve sanatçılar “Adaları ve Boğazları ile Marmara Kültürleri Ağı” etrafında bir araya gelerek karşı karşıya olunan bu çevre ve yaşam krizi konusunda kamuoyunun bilgilendirilmesini ve Marmara Denizi’nin kurtarılması için çabaların çoğalmasını hedefliyor.

Bir Avrupa Birliği projesi olan CultureCIVIC: Kültür Sanat Destek Programı tarafından finanse edilen bu ağ kapsamında, 2022 boyunca Marmara Denizi’ni iyileştirmek için önlemlerin acilen alınması gerektiği konusunda uyarılarda bulunan bilim insanları ve uzmanlarla sanatçıları, yazarları, çevre örgütlerini, sivil toplum kuruluşlarını ve yerel halkı buluşturacak etkinlikler gerçekleştirilecek.

‘İş sınırı aşan bir boyuta doğru gidiyor’

Toplantıya katılan bilim insanlarından Prof. Dr. Bayram Öztürk Marmara Denizi, Ege Denizi, Karadeniz ve Akdeniz’in birbirleriyle ilişkisini açıklayarak Marmara’nın kirlenmesiyle diğer denizlerin de kirleneceğini anlattı.

Öztürk, “İş sınır aşan bir boyuta doğru gidiyor. Bu sorun daha önce de konuşuldu. Dolayısıyla sorunun ne olduğunu biliyoruz. Konunun bir başka tarafı da şu: Altı bin tür Türkiye denizlerinde yaşıyor. Bunlar mikroskopik, üç bin tür Marmara’da yaşıyor. Zavallı Marmara’dan bahsediyoruz. Yüzün üzerinde tür de acil korunmayı bekliyor” dedi.

‘Arıtma meselesini halledersek 1990’ların sonundaki Marmara’sına dönebiliriz’

Öztürk “Marmara’nın bütüncül olarak korunması gerekiyor. Esasen iş devletin işi. Burada anahtar sözcük arıtmadır. Arıtma meselesini halledersek beş altı yıl sonra Marmara 1990’lı yılların sonundaki Marmara’ya dönebiliriz. Bu belli balık türlerinin hala görünebilir olması demek” ifadelerini kullanarak Marmara Denizi’nin içerisinde bulunduğu sorunu gözler önüne serdi.

‘Çöküş küresel’

“Bu çöküş küresel. Bunun da farkındayız” diyen Prof. Dr. Öztürk, “Bugün dünyadaki 130 milyon ton balığın yarısı üretim balığı. Bu gidiş iyi bir gidiş değil. Koruma alanları oluşturmamız gerekiyor. Bakanlıktan haber aldık Marmara Denizi koruma alanı oldu. Peki ne oldu şimdi, ne değişti? Arıtma işini hallettiniz mi? Yeni bir finansman modeline gerek var” şeklinde konuştu.

‘Marmara’nın ihtiyacı olan şey yatırım’

Marmara’nın ihtiyacının yatırım olduğunu söyleyen Öztürk, “Biz yurttaşlar olarak bu parayı veriyoruz zaten. Bizden bunu arıtma bedeli olarak belediyeler alıyorlar. Ne kadar paraya ihtiyacımız olduğunun söylenmesi ve arıtma meselesinin halledilmesi lazım. Aksi takdirde Marmara daha da kötüye gidebilir. Saroz Körfezi‘nde başlayan balık göçü, Marmara’ya, oradan Karadeniz’e geçer. Mayıs’a kadar devam eder. Burada sistem biyolojik bir koridor görevi görür, bunun devam etmesi lazım” şeklinde konuştu.

Kamuoyunda ekolojik yıkım bilinci

Ek olarak toplantıda ağın şu konular üzerinde duracağı ifade edildi:

“Marmara Denizi ve karşı karşıya olduğu ekolojik yıkım tehlikesi ile ilgili bilgiler kamuoyu ile paylaşılacak, sanatçıların çalışmalarıyla Marmara Denizi’nin önemi, biyokültürel çeşitliliği ve bu denizin doğasıyla denge içinde yaşamayı başarmış yerel kültürlerden çıkarılacak dersler üzerinde durulacak. Bu çalışmalar uzun vadeli bir sürdürülebilir deniz ekolojisi ve deniz kültürleri savunuculuğunun ilk adımı olarak hayata geçiriliyor.”

Ağın hedefi: Farkındalık

Marmara Kültürleri Ağı, Marmara’yı yazan, çizen, düşünen, seven, korumaya çalışan ve “Benim Marmaram tertemiz sularıyla hayat dolmalı!” diyen herkesi bir araya getirmeyi amaçlıyor. Marmara Kültürleri Ağı’nın hedefleri şöyle:

“Marmara Denizi’nin tüm değerlerinin altını çizerek sahiplenme bilincini ve üzerimize düşenleri yapma farkındalığını hep birlikte yaygınlaştırmalıyız. Deniz bize güzelliğini, balığını, bolluğunu, manzarasını, kokusunu ve rengini verirken, bizler karşılığında onu çöplerimizle, atıklarımızla kirletiyor ve aşırı balıkçılıkla hor kullanıyoruz. Marmara’nın hayat verdiği yerleşimler bugün onun canına geri dönüşü olmayan zararlar veriyor.”

“Marmara sayısız canlı çeşidini, adaları, boğazları, yerleşimleri ve çeşitli deniz kültürlerini kucaklayacak ve besleyecek kadar engin ancak milyonlarca kişinin ve yüzlerce sanayinin kirliliğini saklayıp yutacak dipsiz bir çöp kovası değil” diyen ağ bileşenleri bu sebeple Marmara Kültürleri Ağı’nın insanın doğaya karşı hoyratlığının önüne geçmek, saygılı ve dengeli bir ilişki kurabilmek için Marmara Denizi’ne çevresinde yaşayanlar olarak nasıl sahip çıkabileceklerini ve denizi kollamayı başarmış kültürlerden neler öğrenebileceklerini birlikte ele almaya çağırıyorlar.

‘Arıtma meselesi paraya, kararlılığa ve denetime bağlı’

Öte yandan toplantıya katılanların sorular da yanıtlandı. Arıtma tesisinin maliyetlerine ilişkin gelen soruya Prof. Dr. Bayram Öztürk “Arıtma meselesi yönelmemiz gereken bir sorun. Bu iş paraya, kararlılığa ve denetime bağlıdır. Adriyatik Denizi‘nde de müsilaj oldu. Kuzey Denizi‘nde salyalar vardı. Azotu, fosforu azaltarak salyayı azalttılar. Her sene artık salya olmuyor. Bunu azaltmamız lazım, bu da yatırımla oluyor” şeklinde yanıt verdi.

Ömer Madra ise Öztürk’ün yanıtına ek olarak IPCC‘nin emisyonların önlenmesi için verdiği süreyi hatırlatıp “Sera gazı emisyonlarını 2030’a kadar yarıya indirmemiz gerekiyor. Yani bekleyecek zaman yok” dedi.

Siyaset ve medya

Siyasetçilerin Marmara’nın kirliliğine ilişkin herhangi bir sorunu ağızlarına dahi almadıklarını belirten topluluk isimleri bu konuyu toplu bir şekilde Ankara‘da gündeme getirmeleri gerektiği yönünde ortak bir fikir beyan ettiler.

Aynı zamanda medyada bu konunun tam manasıyla yer almadığı da ifade edildi. Bunun üzerinden sosyal medya platformlarında konunun gündeme getirilmesi ve yaygınlaştırılması gerektiği belirtildi.

‘Marmara Denizi’ni kaybetmenin maliyeti paha biçilemez’

Marmara Adası’ndan katılan Hüseyin Semirci özeleştiri yaparak “Çok konuşuyoruz ama eylemsizlik en ciddi problemimiz. Müsilaj kirliliğin bir sonucu ama buna neden olan o odağı ortaya çıkarmak önemli. Odağı belirginleştirmek ve kararlı olmak sivil toplumun yapacağı en önemli işlerden biri bu. Bizler karar vericiler değiliz. Marmara Denizi’ni kaybetmenin maliyeti paha biçilemez. Nasıl yöneleceğimize karar vermeliyiz. Ağın odağını bulanık gördüğümü söylemek zorundayım” dedi. 

İnsan ile doğa ilişkisi

Ömer Madra insan ile doğanın ilişkisine dikkat çekerek küresel ısınmaya değindi ve bu konuların medyada yer bulmadığını ifade ederek şöyle konuştu:

“Bunların konuşulmaması durumundan dolayı zihnimizin dönüşmesi sağlanamıyor. En büyük suç ortağı da petrol ve kömür şirketleriyle onları finanse edenlerse belki de onlar kadar suçu olan onların hizmetindeki milyarder medya. O yüzden Marmara gözlerimizin önünde ölebiliyor; farkında bile olunmuyor. Çünkü medya satılmış, tamamen güçlü zenginlerin elinde.”

Madra, Greta Thunberg’e, iklim aktivisti gençlere ve antroposen çağına değinerek insan eliyle sebebiyet verilen aşırı hava olaylarına neden olan iklim değişikliğine işaret ederek tüm bu sorunların çözümü olarak mücadeleyi işaret etti:

“Devletin bütün kademelerini zorlamamız lazım.”

Deniz doğasındaki çöküntü ve balık türleri

Öte yandan deniz doğasında yaşanan çöküntünün ekolojik, sosyal ve kültürel sonuçlarının zincirleme bir şekilde yaşam değerlerine kadar uzandığının ifade edildiği ağ açıklamasında şu sözlere yer verildi:

“Bundan sadece elli yıl önce Marmara ekosisteminde yer alan balık türlerinin neredeyse hiçbirine bugün rastlanmıyor. Müsilajın henüz bugünlerde görülmüyor olması rahatlık sağlayacak bir durum değil, zira denize bırakılan atık su kirliliğinin önüne geçmek için hala somut adımlar atılmış değil. Bilim insanları, yıllar içinde Marmara Denizi’ne giren aşırı azot ve fosfor atığı nedeniyle dip sularında oksijenin büyük kısmının kaybedildiği ve bunun büyük bir ekolojik tehdit anlamına geldiğini söylüyor.

DHA

Oksijenin azalmasıyla birlikte deniz canlıları da birer birer ölmeye başlıyor. Marmara’nın canını kaybetmiş bir denize dönüşmemesi için bu gerçeklerin bilinmesi ve denizi kurtaracak önlemlerin acilen alınması amacıyla bir araya gelen Marmara Kültürleri Ağı kurucuları, Marmara Denizi’ni korumak için kendisini sorumlu hisseden herkesi ağa katkı vermeye çağırıyor.”

Marmara Kültürleri Ağı’ndan destek çağrısı

Bugün 11.00’da çevrimiçi düzenlenen açılış etkinliğiyle tanıtımı yapılan Marmara Kültürleri Ağı “Marmara için, #benimmarmaram için” diyen herkesi çalışmalara davet ediyor.

Ağın ikinci etkinliği ise 27 Nisan’da gerçekleşecek “Yaman Koray Eserlerinde Marmara Kültürleri” başlıklı söyleşi olacak. Marmara Kültürleri Ağı yurttaşlara şöyle sesleniyor:

“Marmara için tüm çabaların ortak bir sese dönüşmesini sağlamak, sanatsal ve yaratıcı çalışmalarla Marmara’yı koruma gündeminin güçlenmesini ve daha geniş kamuoyuna ulaşmasını başarmak için hep birlikte olalım!”

Kategori: Manşet

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.