Maç Ferrari’nin elinden kaydı

Bir maçı beklersiniz, maç başlar, takımınız kötü durumdadır, rakip takım daha iyi durumdadır. Maçın başında da tüm Dünya’nın bildiği fakat bir türlü önlem alamadığınız açığınızdan gol gelir. Sonra oyun dengelenir. En büyük özelliğiniz olan ablukaya almayı gerçekleştirirsiniz. Gol gelir. Hakem maçın ilk yarısını uzatmaz bile. Farketmez. İkinci yarı başında da golü bulursunuz ve maçın rengi tamamen sizin renginize döner. Rakip, kendi sahasından bir taç kullanırken bile top çıkartmakta zorlanır. Defans oyuncusunun verdiği pasla, forvet oyuncunuz pozisyona girer. Kornerler, kornerleri takip eder ve bir tane sorumsuz oyuncu ortaya çıkar. Zaten ortada kalan pozisyonları ve ortada kalmayan çok net pozisyonları da rakip için değerlendiren bir hakem varken, bu pozisyonda hata yapmasını bekleyemezsiniz. Yapmasın da zaten. 10 kişi kalırsınız, üstüne de penaltı. Maç berabere olur.

Sonrası da gelir. Böyle yıpratıcı bir derbide aynı anda hem 10 kişi kalıp, hem gol yemek büyük bir dezavantaj yaratır. Eşitken, üstün olan kadro da, eksikken bu üstünlüğünü kaybeder. Bu yüzden de skor, Beşiktaş için garip, beklenmedik bir skor değil.

Beşiktaş, bir hafta içinde elindeki her şeyi kaybetti neredeyse. Bir tek Türkiye Kupası kaldı elinde. Kadronun zenginliği, arada gelen iyi oyunlar, yıldız oyuncular bazı gerçekleri gizliyor ama o yandı bitti denilen Galatasaray ile aynı puana sahip Beşiktaş. Şimdi bir de antrenör krizi yaşanacak gibi duruyor ve yıldız oyuncuların gelmesinde büyük bir faktör olduğunu düşündüğüm Bernd Schuster’in takımdan gidebilecek olması, Beşiktaş’ı tamamen kadrosunu yenileme tehlikesiyle karşı karşıya bırakabilir.

Sonuç olarak, Beşiktaş bu maçı kazanabilirdi. Ferrari’nin yaptığı anlamsız hareket sonucu ellerinden kaydı maç. 11’e 11 devam eden bir karşılaşmada farkın daha açılabilecek olma ihtimali varken, eksik kalınca direnemedi Beşiktaş. Artık amaçsız kalan bir yıldızlar topluluğu olarak sürdürebilir Beşiktaş sezonu. Fakat yapılması gereken, seneye hazırlık için, oyun planını oturtmak için kalan maçları kullanmaktır.

http://www.urbarli.net

Koray Doğan Urbarlı
Koray Doğan Urbarlıhttp://urbarli.net
İzmir’de doğdu. İzmir Kız Lisesi’nden sonra Hacettepe Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nü bitirdi. İlk önce Ege Üniversitesi Sosyoloji’de, sorasında da Ankara Üniversitesi Sosyoloji’de yüksek lisans yapmaya başladı. İkincisine devam ediyor. Bir kamu belediyesinin Dış İlişkiler Müdürlüğü’nde beyaz yakalı işçi olarak hayatına devam ediyor. Yeşil Gazete ekibine köşe yazıları, Türkiye, spor ve Dünya haberleri ile katkı sunuyor.

İLGİLİ HABERLER

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR

Otoban

Otoban yapılmaya başlanmasıyla birlikte şehrin küçük nüfusunu oluşturan otomobil sahipleri yayalara değil, yayalar onlara tabi kılınmaya başlandı.

Kazdağlarını savunmak ve kurumların sessizliği: Yeni toplumsallık

'Üzerinde düşünülmesi gereken, neoliberal pratiklerle frenlenmiş toplumsal dinamik ve mekanizmaların baskı ve zor araçlarıyla kuşatıldığı şartlarda nasıl bir direnişin örülebileceğidir.'

Tanrı ve şiddet

İlahi şiddetin amacı hukuksal bir yaptırım ya da düzen değil, aksine kurbandır.

Açık Radyo’dan mesaj var: Buradayız, hazırız, neşemiz daim!

'Kainatın tüm seslerine açık' Açık Radyo,, sesini kesmek isteyenlerine inat cıvıl cıvıl, hareketli, ziyaretçi akınından başını kaldıramadan 30. yaş gününe ve dinleyicisiyle buluşmaya hazırlanıyor.

Kazdağları, yeniçeriler, madenler: Enter! – Gizem Kastamonulu

Cengiz Holding, hukuku da yanına alarak bakır madeni için Kazdağları'nda ağaç kıyımına başladı. Bu talanı durdurmak için Kirazlı'daki sesi yeniden yükseltmekten başka çaremiz yok.

EN ÇOK OKUNANLAR