Yeşeriyorum

Kendine Müslüman özgürlükçü islamcılar – Tolga Temuge

Penguen Dergisi’nde yayınlanan karikatürü nedeniyle Bahadır Baruter’in “Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılama” suçundan 1 yıla kadar hapis istemiyle yargılanılmasını istemiş İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı.

Olayın basın özgürlüğü tarafını bir kenara bırakalım. Ülkede basın özgürlüğü olmadığını bilmeyen kalmadı sanıyorum. Sosyalistler ve Kürtler durumun uzun süredir farkındalar zaten. Son zamanlarda Silivri’ye doldurulan gazeteciler ile korkutulan ve sindirilen AKP muhalifi medya kuruluşlarının da hala bir şüpheleri vardıysa, artık kalmamıştır umarım.

Baruter’in çizdiği karikatüründe Cumhuriyet’in Başsavcılığı’nı bir karikatüristi hapse göndermeyi talep edecek bir iddianame hazırlamasına iten suç nedir? Karikatüründeki cami sütununda “Allah yok, din yalan” yazması. Bu korkunç ‘suçu’ gören ‘bazı’ vatandaşlar ile Türkiye Diyanet ve Vakıf Görevlileri Sendikası’nın da ‘vatandaşlık görevlerini’ yaparak Savcılığı harekete geçirmesi.

Laik Türkiye’nin Savcısı’nın belliki basın ve ifade özgürlüğünü korumak gibi bir derdi yok. Derdi birilerinin dini değerlerini ‘aşağılamalara’ karşı korumak.

Peki ‘Allah yok, din yalan’ demek aşağılamak mıdır, yoksa kendi düşünce ve inanışını dile getirmekmidir?

Ben doğduğumdan beri her gün ve günde tam 5 kere bana ve benim gibi düşünenlere haksız olduğumuzu minare hoparlörlerinden bağıra bağıra söylemelerini benim inancımı aşağılamak olarak görürsem ne olacak? Seçimle gelmiş politikacıların her iki lafından birini kendi inandıkları hayali yaratanlarına bağlamaları, ülkenin tümünü ilgilendiren politikalarda kendi inanç sistemlerini dayatmalarını, her dini kutlamalarını gazeteler, televizyonlar, internet ve radyolardan boğazıma sokmalarını, Evrimi teori, yaratılışı sorgulanmaz gerçek olarak sunmalarını neden aşağılama olarak göremem?

2010 yılında Libya’nın diktatörü Kaddafi’nin ne amaca hizmet etmek için verdiği belli olan sözde Uluslararası İnsan hakları ödülünü alırken bu ülkenin Başbakanı aynen şöyle buyurmuştu:

“Kimsenin ifade özgürülüğünü kullanarak Müslümanların kutsal değerlerine saldırmaya hakkı yoktur.”

Başsavcılık almış mesajı belli. Ülkenin büyük bir bölümü de alıyor Erdoğan’ın bu tarz faşizan mesajlarını. O da farkında, o yüzden böyle konuşabiliyor.

Bu ülkede bir komedyen çıkıp da, Erdoğan’ın çok beğendiği Amerikan laiklik modelinde yapılabildiği gibi, dinler, tanrı ve yaratılış ile dalga geçtiği için hapse atılmaya çalışılmadığı, hatta dövülmediği veya öldürülmediği gün konuşalım laikliği ve özgürlükleri. Belli ki bunların sisteminde laiklik tanrıya inananları korumak için var, inanmayanları değil.

Erdoğan ve yoldaşlarının özgürlük talepleri sadece kendileri gibi düşünen Sünni Müslümanlar için. Yoksa onların özgürlük ile hiç alakaları ve kendilerinden başkalarına da hiç tahamülleri yok. İnandıkları din zaten bunun en büyük kanıtı; kadını, genci, eşcinseli sürekli baskı altına alan bir inanistan hangi özgürlüğü bekleyebilirsiniz ki?

Kategori: Yeşeriyorum