Doğa MücadelesiEditörün SeçtikleriEkolojiHafta SonuManşet

Kazdağları direnişinin üçüncü yılı: Her köyün tepesinde bir maden projesi

0

Kazdağları yüzlerce günlük çadırlı direnişin sonucunda elde edilen zaferini kutluyor. Türkiye’de maden şirketlerine karşı sivil mücadelenin bir simgesi haline gelen Kazdağları’ndaki direnişin bugün üçüncü yıl dönümü. 

Türkiye’den yüzlerce doğa savunucusu bugün Kazdağları’nda fakat bu kez mücadele için değil, kutlama için bir arada. Kazdağları’ndaki mücadeleyi, çadırla nöbet tutan Kazdağları’nın direnişçilerinden Ferzan Aktaş’la konuştuk. 

Bugün Kazdağları Ekoloji Platformu çağrısıyla üçüncü yılı kutlamak üzere yaşam savunucuları yeniden Kazdağları’nda buluştu. Peki geçen üç yılda neler yaşandı, Kazdağları’ndaki tehditler ne durumda?

Aslında yoğun mücadele hala devam ediyor. Çok bir şey değişmedi. Kirazlı’daki direnişte Alamos Gold’u durdurduk. Fakat Kazdağları çevresi hem beşli çetenin hem yabancı sermayenin kıskacı altında.

Hemen Kirazlı projesinin çok yakınında Cengiz Holding’in ruhsatını aldığı Halilağa Bakır Madeni var. Hemen arkasından onun süreci başladı zaten. O süreçte de ikazımızı yaptık, halkı bilgilendirme toplantılarında büyük eylemler yaptık. Sonrasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’ndan ‘Çevresel Etki Değerledirme (ÇED) olumlu’ kararı çıkınca dava açtık. Dava tam olarak sonuçlanmadı ama bizim lehimize yürütmeyi durdurma kararı çıktı. Bilirkişilerden bazıları zaten ‘burada maden yapılamaz’ şeklinde görüş vermişlerdi.

‘Kazdağları’nın toparlanması için en az 30 yıla ihtiyaç var’

Kirazlı’daki rehabilitasyonda son durum nedir?

Kirazlı rehabilitasyonun başlaması için sürekli çalışıyor, kurumlarda baskı kurmaya çabalıyoruz. En son Tarım ve Orman Bakanlığı da yazılı olarak ifade etmişti; ‘Etüt çalışmalarını yapıyoruz, planlıyoruz; başlayacağız’ diye. Ama Kirazlı’da rehabilitasyona dair herhangi bir çalışma yok. 

Bu üçüncü yıl dönümünde de ‘Burayı başka bir maden şirketine veremezsiniz. Başka bir şirkete satamazsınız, buranın rehabilitasyonunu istiyoruz’ diye sesimizi yükseltmek istiyoruz. Termik santraller Çan, Biga Yarımadası’nın büyük çoğunluğundalar. Onlara da ayrı ayrı çalışıyoruz.

Distopik bir gerçekliğin sınırlarında solumak: Termik Santraller

Kazdağları’nda uranyum sondajı!

Bir de şimdi maalesef altın madenininden belki daha korkunç olan uranyum, toryum madeni çıktı piyasaya. Bayramiç’te de sondajlarını yakalamıştık. Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA) yapıyor. Çeşitli yerlerde; Bayramiç Barajı’nın hemen dibinde, suyun kenarında. Sondajların tam olarak sebebini bize söylememişlerdi. 

Kazdağları’nın çilesi bitmiyor: Arıklı’da uranyum madenciliği  

Kazdağları’nın güney bölümünde, Arıklı Köyü’nde, aynı ekip çalışıyor ve uranyum olduğunu itiraf ettiler. Sondajının bile radyasyon tehlikesi olan yörede kanser etkisi yapan bir maden. Bunların hiçbir önlem alınmadan, ÇED raporu hazırlanmadan sondajının bile yapılmaması gerekiyor. Bilgi edinme yapıyoruz sürekli bütün projelerle ilgili. Hep yuvarlak, ezbere dayalı cevaplar alıyoruz. 

Kazdağları bölgesindeki tehditlerle ilgili bilgi edinme sürecinde nasıl sorunlarla karşılaştınız?

Mesela Arıklı’dan birkaç ay önce Bayramiç’teki sondajlar olduğunda suç duyurusunda da bulunduk. Barajın mutlak koruma havzasında herhangi bir madencilik faaliyeti yasak kanunen yasak ve suç duyurusunda bulunduk. Tüm kurumlara, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü’ne (DSİ) hepsine yazı yazdık, gittik görüştük. DSİ’nin ‘Bizim haberimiz yok’ demesi bile içler acısıydı. 

‘Onların koruması gereken alanları biz korumak zorunda kalıyoruz’

Tarımla geçinen havzanın, zaman zaman da içme suyu olarak kullanılan, sulama suyu olan bir barajın yanında maden sondajı yapılıyor. Üstelik sonradan ortaya çıkıyor ki; uranyum maden sondajı.

Ne kurumlar düzgün cevap veriyor, ne doğru düzgün işlerini yapıyorlar. Aslında onların koruması gereken alanları biz korumak zorunda kalıyoruz. Dolayısıyla da kolluk kuvvetiyle de karşı karşıya kalanlar maalesef halk oluyor. Ama çok damarına basılmış bir yöre halkı olduğu için en ufak şeyde Kazdağları yöresindeki halk ayağa kalkıyor.

Kazdağları’ndaki halkın direnişi nasıl bu kadar güçlü bir hale geldi?

Kazdağları’nın yüzde 80’i maden ruhsatlı ve burada halkın yüzde 90’ı tarım ve hayvancılıkla geçiniyor. Yaşam alanlarının, neredeyse her köyün tepesinde bir maden projesi var. Zaten 10 yılı aşkın süredir bu şirketler geliyor, halk sokmuyor; tekrar geliyorlar. O yüzden halkta böyle bir bilinç var. 

Lapseki’deki ikinci altın madeninin ÇED toplantısı…

Biga, Lapseki’de TÜMAD ikinci altın madeniyle giderek büyümeye çalışıyor. Orada da bir direniş var.

Gerçekten her tarafta böyle korkunç bir durum var. Deneyim oluyor. İlk defa altın madeniyle karşılaşınca o şokla ne yapacağını bilmiyor ama artık burada ‘ÇED raporu nasıl okunur’, ‘nerelere müracaat etmek gerekir’, ‘hangi itirazları yapmak gerekir’ gibi soruları ve hukuki süreçleri bile hiç mesleğimiz olmadığı halde öğrenmek zorunda kalıyoruz. 

Neredeyse her ay yeni bir proje peyda oluyor. Taş ocağı, altın madeni, bakır madeni projeleri var. Gerçekten korkunç. Sürekli gözümüz devletin ilan sayfasında. 

Alamos Gold’un Türkiye’ye açtığı tazminat davasında son durum…

Dava henüz sonuçlanamdı. Yeni bir gelişme yok. Sahada da zaten toprağı sıyrılmamış ama ağaçların kesildiği yerlerde yeni filizlenen ağaçlar var. Kendi kendine yeşermeye çalışıyor. Ama üst toprağı sıyırdıkları alanların rehabilitasyon görmesi gerekiyor. Üst toprağın serilmesi, setleme yapılması gerekiyor. Erezyona da uğramaması için. Böyle çalışmalar için hemen başlanması gerekiyor. Ama Alamos çıkalı iki yıl oldu hala devlet bu çalışmaları fiili olarak başlatmadı. 

Son olarak doğa savunucuları bugün neden Kazdağları’nda?

Hem sesimizi tekrar duyurmak hem de direnişimizi kutlamak istiyoruz. Çünkü 425 gün gerçekten çok zorlukla devam etti ama sonucunda kimsenin inanmadığı Alamos Gold’u o sahadan kovmayı başardık. Hem umut olması açısından kutlamak istiyoruz hem de biraz önce anlattığım tehditlere yeniden dikkat çekmek, mücadeleyi büyütmek istiyoruz. 

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.