Editörün SeçtikleriKoronavirüs SalgınıManşetSağlıkTürkiye

Gözler bilimsel kurtarıcıda: Covid-19 aşısı ve hakkında bildiğimiz her şey

Covid-19 geçtiğimiz mart ayında hayatımıza girdiğinden bu yana dünya, bildiğimiz dünya olmaktan çıktı. Önceleri sadece Çin’in küçük bir bölgesinde görülen ‘tuhaf’ bir hastalık olarak, biraz da küçümsen koronavirüs, yaz aylarının başından itibaren önüne geçilemeyen bir küresel salgın halini aldı.

Koronavirüs ailesi (CoV) aslında tanınan virüs türüydü. Hafif ve orta derecede şiddetli solunum yolu hastalıklarının yanı sıra MERS (Ortadoğu Solunum Sendromu) ve SARS (Şiddetli Akut Solunum Sendromu) gibi hastalıklara neden oluyor; evcil hayvanlarda da öldürücü olan bir formunun görüldüğü biliyordu. Ancak bilimsel adıyla SARS-CoV-2 olarak adlandırılan ve yarasalardan insana geçtiği sanılan yeni tip koronavirüs dünyayı hazırlıksız yakaladı.

Bunda virüse ilişkin bilgilerin ilk anda çok yetersiz olmasının yanı sıra, hemen her ülkedeki yönetici elitlerin ekonomilerin etkilenmemesi gerekçesiyle etkili ve radikal önlemler almayışının büyük etkisi oldu.

Tüm bu (ve başka) nedenlerle de bugüne dek (2 Aralık 2020) dünya çapında koronavirüse yakalanan kişi sayısı 64 milyonu aştı, hayatını kaybedenlerin sayısı ise 1.5 milyona yaklaştı.

Salgının sona ermesi için ne gerekiyor?

Uzmanlar salgının sona ermesi için şunlardan birinin meydana gelmesi gerektiğini söylüyor:

  • Virüsün mutasyona uğrayıp sönümlenmesi: Covid-19’un belli mutasyonlar geçirmekle birlikte henüz sönümlenecek, kendiliğinden yok olacak bir dönüşüm geçirmediği biliniyor.
  • Toplumsal bağışıklık: Virüse karşı (tedavisiz) bağışıklık geliştirilmesi için , o toplumsal grubun en az yüzde 60-65’inin hastalığa yakalanması gerekiyor. Bu da yaşanan salgın koşullarında milyonlarca insanın daha ölümü demek.
  • Etkin tedavi/profilaksi (hastalık meydana gelmeden önce önleme çalışmaları): Bilimsel çalışmalar sürüyor, ancak ilaçla tedavi konusunda kayda değer bir ilerleme sağlanamadı. Plazma transferi, interferonlar ve sitokin intibitörleri, kök hücre gibi girişimlerin yararı kanıtlanamadı.
  • Kişiselleşmiş tıp uygulamaları: ABD Başkanı Donald Trump’ta denenip başarılı olduğu gibi, her hastanın kendi genetik koduna uygun, özel tedavi yöntemleri. Bu da aşırı pahalı ve spesifik bir yöntem olduğu için yaygın olarak kullanılması mümkün görünmüyor.

Fotoğraf: Shutterstock

Aşı

Bütün bu girişimler sürerken, virüse karşı aşı çalışmaları ise beklenmedik bir hız ve anlaşıldığı kadarıyla görülmedik bir başarıyla sürüyor.

Çok yakın bir gelecekte üçüncü faz çalışmaları onay alan birkaç aşı;  başta belli ülkelerdeki risk grubunda yer alanlara, ardından da ‘toplumsal bağışıklık’ sağlanmasına yetecek sayıda, mümkün olduğu kadar çok insana uygulanacak gibi görünüyor.

Bu iyi habere rağmen, kafaları karıştıran durumlar da yok değil. Zira, pek çok ülkenin bilim insanlarının üzerinde çalıştığı birden çok aşı, çok sayıda şirket, denemesi hala sürdürülen aşıların etkinliği, saklama koşulları, kimin, nasıl yararlanacağı ve başka bir çok konuda halen çok fazla soru işareti bulunuyor.

Kaç aşı var?

Çin, ABD, Birleşik Krallık, Rusya ve Almanya’da çalışılan ve Faz III (geniş ve çeşitlilik gösteren insan gruplarına uygulama) aşamasına gelen ve umut vaat eden aşılar şöyle:

Pfizer-BioNtech: ABD ilaç şirketi Pfizer ile Alman Biontech firmasının ortaklaşa ürettiği mRNA aşısı yaklaşık 50 bin gönüllü üzerinde denendi. Aşı, iki doz yapılıyor. Aşı, buzdolabı sıcaklığında (+4 derece) beş gün, eksi 70 derecede altı ay saklanabiliyor. Aşı başına fiyatı yaklaşık 20 dolar.,

Pfizer-Biotech, 9 Kasım’da ön verilere göre aşının etkinliğini yüzde 90 olarak açıkladı, daha sonra yüzde 95 olarak revize etti. Aşılara çoğu zaman zayıf yanıt veren 65 yaşın üzerindeki kişiler arasında yüzde 94 etkili olduğu belirtildi.

BioNtech şirketinin CEO’su Uğur Şahin ve yönetici Özlem Şahin

Moderna: Küçük bir ABD firması olan Moderna, ürettiği aşıyı 30 bin gönüllü üzerinde denedi. Aşı adayına acil onay için ABD Gıda ve İlaç Dairesi’ne (FDE) önceki gün başvurulduğu duyuruldu. AB’nde kullanım onayı başvurusu da dün yapıldı. Şirket, geliştirdiği potansiyel Covid-19 aşısının üçüncü aşama klinik deneylerine göre yüzde 94,1 oranında etkili olduğunu, ayrıca aşının ciddi vakaları önlemede yüzde 100 etkili olduğunu belirtti.

27 Temmuz’da başlanan çalışmalarda yüksek riskli olarak tanımlanan, altta yatan çeşitli hastalıkları olan ya da yaşı ileri olan gönüllüler, tüm deneklerin yüzde 42’sini oluşturuyor. Buzdolabında 30 gün boyunca, -20 derecede altı ay saklanabiliyor. Fiyatı 20 dolar civarında.

Şirket, ABD, Kanada, Japonya ve Katar ile anlaşma yaptı. Firma dünya çapında anlaşmalar yapmış olsa da, önce ABD erişime sahip olacak. Moderna, bu yılın sonuna kadar ABD’de 20 milyon doz aşısının kullanıma hazır olmasını beklediğini söyledi. 2021 yılında ise küresel olarak 500 ila 1 milyar doz üretmeyi planlıyorlar.

Oxford-Astra Zeneca: Şempanze adenovirüsü kullanılarak üretilen bir aşı. Firma ve üniversite yetkililerinden başlangıçta aşının yüzde 70 civarı bir etkinliği olduğu açıklaması geldi. Ancak daha sonra 2471 deneğe ilk aşıda yanlışlıkla gerekli dozun yarısını, ikincide tam doz vererek yüzde 90 etkinlik elde ettiklerini; her iki uygulamada da tam doz verilen yaklaşık 9 bin kişideki etkinliğin ise yüzde 62 olduğu; açıklamada bu oranların ortalamasının alındığı bildirildi.

Bilim çevrelerinde bu açıklama tatmin edici bulunmayıp eleştirilere neden olunca, başlangıçta aşılarına tam güvenleri olduğunu ve milyonlarca doz satın alacaklarını belirten Birleşik Krallık Sağlık Bakanlığı, aşıyla ingili inceleme başlatacağını açıkladı. İnceleme, ülkenin İlaç Denetim Dairesi tarafından yapılacak.

Denetimden geçmesi halinde İngiliz aşısının diğerlerine göre avantajları ise çok ucuz olması (maliyeti 3-4 dolar), normal buzdolabında saklanabilmesi ve 2021’de 3 milyor doz üretilebilecek durumda oluşu.

Sinovac Biotech-Butantan: Çinli ilaç şirketi Sinovac Biotech ile Brezilyalı biyolojik araştırmalar yapan Butantan Enstitüsü’nün işbirliğiyle geliştiren CoronaVac aşısı. Erken kullanım onayı alan aşıyla ilgili Çin’in dışında Brezilya, Endoneya ve Türkiye’de de Faz III denemeleri yapılıyor. Yakında Şili’de de denemeler başlayacak.

Faz I ve Faz II çalışmaları Çin’de yapılan aşının bu fazlarına ilişkin ilk sonuçları dünyanın en eski ve prestijli tıp dergilerinden Lancet’te yayımlandı ve aşının ağır bir yan etkisinin bulunmadığı ve güvenli olduğu bildirildi. Ancak Faz III çalışmalarının sonuçlarına ilişkin henüz bilimsel bir yayın yok.

Çin de Sinovac dışında ayrıca dört ayrı firma daha aşı denemeleri yapıyor.

Sputnik V: Rusya Sağlık Bakanlığı’na bağlı Gamaleya Araştırma Enstitüsü, resmi kayıt adıyla Gam-Covid-Vac adlı bir aşının klinik denemelerini Haziran ayında başlattı. Her ikisi de bir koronavirüs geni ile tasarlanmış iki adenovirüsün bir kombinasyonu olan aşı, 11 Ağustos’ta Devlet Başkanı Vladimir V. Putin tarafından, Faz III denemelerinin hemen öncesinde Sputnik V adıyla duyuruldu.

Rusya’nın 11 Kasım’da açıkladığı Faz III denemelerinin ön verilere göre, aşı yüzde 92 etkili.

Fotoğraf: AA

Avrupa İlaç Ajansı (EMA) tarafından onaylanmış olması gerektiği konusunda uyarıda bulunulmasına rağmen, geçtiğimiz günlerde Macaristan’a ilk satış yapıldı. Aşı şu anda Rusya’nın yanı sıra Belarus, Birleşik Arap Emirlikleri, Hindistan ve Brezilya’da son test aşamasından geçiyor. Meksika ve Filipinler de aşıyla ilgilendiklerini açıkladı.  Rus aşısıyla ilgilenen ülkeler arasında Türkiye de bulunuyor.

Bunların dışında Çin’de CanSino Biologics-Askeri Tıp Bilimleri Akademisi ortaklığı ile Sinopharm şirketinin, ABD’li Novavax ve Johnson & Johnson şirketlerinin, Kanada merkezli Medicago firmasının, Hindistan’dan Bharat firması ve Avustralya’daki Murdoch Çocuk Araştırma Enstütüsü’nün çalıştığı aşılar da dünyanın pek çok yöresindeki Faz III çalışmalarında halen deneniyor.

 Türkiye’de durum

Türkiye koronavirüsle mücadelesinde hem sağlık hem de ekonomik anlamda epeyce yalpalayan ülkelerden biri. Vaka, hasta, asemptomatikler karmaşası tam anlamıyla olmasa da tanı konmuş vakaların nihayet açıklanmasıyla biraz duruldu. Bu kez de günde yaklaşık 30 bin vaka ve 6 binin üzerinde ölüm sayısı yüzünden yeniden hafta sonları ve hafta içi gece sınırlamaları geldi.

Dünyada olduğu gibi salgından çıkış için umutların aşıya bağlandığı Türkiye’de Çinli Sinovac firmasının aşısı CoronaVac’ın Faz III çalışmalarına önce sağlık çalışanları, bir süre önce de halkın katılımı sağlandı.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da geçen hafta yaptığı açıklamada, “Çin menşeli CoronaVac aşısını satın almak üzere sözleşme yapıldı” dedi.  Bakan şöyle konuştu:

Aşı üreten bütün firmalarla yakın diyalog içindeyiz. Yapılan sözleşmeyle aralık, ocak ve şubat ayında bir sorun olmazsa toplam 50 milyon doz aşı için imza (Çin’le)  atıldı. Aralık ayında asgari 10 milyon olmak üzere, ama 20 milyonu hedefliyoruz. Ocak ayında 20 milyonda sorun yok. Şubat ayında da asgari 10 milyon olmak üzere toplam 50 milyon doz için sözleşme imzalandı.

Koca, Rusya ve diğer aşı üreten firmalarla da irtibat halinde olduklarını söyledi.

Türkiye Sinovac’ın dışında ayrıca ABD-Alman ortaklığı Pfizer-Biotech aşıları için Faz III denemelerine katılıyor.Bakan,Pfizer ve Biontech’in Aralık ayında ruhsat alabilmesi durumunda şirketten 1 milyon doz aşı alınacağını, bu sayının 2021 yılı içerisinde 25 milyon doza çıkabileceğini kaydetti. Tüm bu aşılar ücretsiz olarak yapılacak.

Yerli aşıda durum ne?

Hem Sağlık Bakanı Koca hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, henüz preklinik aşamada olan yerli aşıların ise nisan ayında devreye gireceğini söyledi.  Henüz klinik öncesi aşamada olan aşı çalışmaları Ege, Ankara, Selçuk, Boğaziçi, Antalya Üniversitesi’nde yapılıyor, Faz I aşamasına geçebilen tek aşı adayı, Erciyes Üniversitesi’nde insanlar üzerinde denenmeye başlanan inactive aşı.

Bu çalışmaların beş ay içinde FazIII aşamasını bitirip ruhsat alma aşaması anlamına gelen Faz IV’e geçip geçmeyeceğini ise zaman gösterecek. Bakan Koca, konuyla ilgili şöyle konuştu: “Biliyorsunuz 16 aşımız var. Yerli aşılarla ilgili inaktif olan dört aşımız var. Bir tanesi (Erciyes Üniversitesi) faz çalışmasına geçti, 44 gönüllü vatandaşımıza da yapıldı. Herhangi bir sorun görülmedi. En geç nisan ayında faz III çalışması ve yaygın kullanımına geçebileceğimizi ümit ediyorum.”

Alınacak aşılar yeterli mi?

Türkiye’nin ilk etapta Çin’den alacağı aşıların öncelikle sağlık çalışanları ve çok riskli grupta olanlara uygulanması bekleniyor. İki doz yapılacağı düşünüldüğünde, ilk aşamada 5 milyon kişinin aşılanması mümkün olacak. Ancak bilim insanları, salgına karşı toplumsal bağışıklık kazanılması için toplumun yüzde 60 ila 65’inin aşılanması gerektiğini belirtiliyorlar ki bu da ortalama 45-50 milyon kişinin iki doz aşılanması için ihtiyaç olan yaklaşık 100 milyon aşıya denk geliyor.

ABD, AB ve Japonya, Kanada gibi ülkeler Faz III aşamasında sona gelmiş birkaç firmanın üreteceği aşıların önemli bölümünü şimdiden satın almış durumda.

Kaynak: Euronews.

Avrupa Birliği (AB), Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İngiltere, Kanada gibi ülkeler aşı çalışmalarında başı çeken Pfizer BioNTech aşısı (Amerika-Alman şirketleri), Moderna aşısı (Amerika menşeli) ve AstraZeneca aşısının (İngiltere menşeli Oxford Üniversitesi ortaklığıyla) üçünden de milyonlarca doz sipariş ettiği biliniyor.

Pfizer ve BioNTech ilk aşamada ABD’ye 100 milyon, Birleşik Krallık’a 30 milyon, Japonya‘ya 120 milyon, Kanada’ya 20 milyon, Yeni Zelanda‘ya 1,5 milyon ve Avrupa Birliği’ne 200 milyon doz aşı satışı için sözleşme imzaladı.Şirket daha sonraki aşamalarda ABD’ye 500 milyon ve AB’ye 100 milyon doz daha aşı tedarik etmeyi kabul ettiğini açıkladı.

Moderna da ABD’ye yıl sonuna kadar 20 milyon doz satacak. Firma 2021 için ise Kanada, Japonya, Katar gibi ülkelerle milyonlarca doz aşı için şimdiden anlaşma yaptı.

Aşıların Türkiye’ye ne zaman ulaşacağı belirsiz

Türkiye Sağlık Bakanlığı’nın Sinovac dışında bu firmalarla bir anlaşma yapıp yapmadığı bilinmiyor ancak aşı denemelerinin Türkiye’de yapılmasının, satın alım aşamasında bir öncelik anlamına gelmeyeceği vurgulanıyor.

Satın alma aşamasına gelindiğinde ise bir doz için şu anki fiyatlarla talep edilen ortalama 15 ila 20 dolarlık fiyatın ödenip ödenemeyeceği ve çoğu henüz ruhsat bile almadan satılan aşıların Türkiye’ye ne zaman ulaşacağı soruları halen yanıtlanabilmiş değil.

Şahin: Araştırmalar önce hakemli dergilerde yayınlanmalı

Bunca bilinmezliğin ortasında aşı adaylarıyla ilgili medyada çıkan “aşılama başladı” haberlerinin sorumsuzluk olduğunu belirten Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ümit Şahin, “Anladığım kadarıyla Pfizer aşısı için ruhsatı bekliyoruz ama Çin menşeli Sinovac aşısı için Faz III deneylerinin bitmesine ve sonucunun görülmesine gerek yok denilmiş oluyor” diye konuşuyor.

Sinovac’ın Faz III deneyleri 20 Kasım’da başlatılmıştı. Faz 2 sonuçları ise henüz birkaç hafta önce yayınlandı. Bu verilere dikkat çeken Şahin şunları söylüyor: “Oysa Çin’de geliştirilen aşıların Faz 3 çalışmaları daha bitmedi. Nasıl olacak da gelecek ay kullanmaya başlayacaklar? Aşı araştırmaları ve ruhsat süreçleri şeffaf olmalı. Araştırma sonuçları uluslararası hakemli dergilerde yayınlanmalı. Bunları beklemeden Çin veya Rusya’nın kendi özel süreçleriyle etkili ve güvenli ilan ettikleri aşılar kullanılamaz.”

Hangi fazda ne ölçülüyor?

Aşı çalışmalarında preklinik (klinik öncesi, laboruvarlarda ve hayvanlar üzerinde yapılan) çalışmaların ardından klinik fazlar (aşamalar) geliyor. Hangi fazda neyin ölçüldüğü Sağlık Bakanlığı tarafından şöyle tanımlanıyor:

Faz 1: İlacın farmakokinetik özellikleri, toksisitesi, biyoyararlanımı, farmakolojik etkileri az sayıda sağlıklı gönüllüde araştırılır. Amaç, güvenliktir.

Faz 2: İlacın etkili doz sınırları, klinik etkinliği,biyolojik aktivitesi, yarar ve güvenilirliği az sayıdaki hastada araştırılır. Optimum doz ve doz aralıkları hesaplanılır. Amaç,  etkinlik ve güvenirliliktir.

Faz 3:  İlaç,  daha geniş bir popülasyonda denenir ve plasebo kontrollü çalışmalarla güvenilirliği, karşılaştırmalı çalışmalarla etkinliği araştırılır. Amaç, etkinliğin kanıtlanması ve yan etkilerin izlenmesidir.

Faz 4: Ruhsat aşamasıdır, ürün pazara verilir ve kontrolleri sağlanır.

Bütün bu aşamalardan geçerek yeni bir aşı veya ilacın üretilmesi ise normal koşullarda, ortalama 10 ila 15 yıl süren bir sürece yayılıyor.

‘Daha Faz III çalışmaları açıklanmadı’

Ümit Şahin, normal şartlarde Faz III’ten alınacak sonuçların bile yeterli olmayacağını, ancak içinde bulunulan acil durumda hızlandırılmış aşı üretimi yapıldığına vurgu yaparak, “Buna rağmen Faz III’le ilgili çalışmaların henüz bitirilmediği ve sonuçların açıklanmadığı bir durumda, herhangi bir aşıyı seçmenin anlamsızlığına dikkat çekiyor.

Bir başka halk sağlığı uzmanı Prof. Dr. Nadi Bakırcı ise önceki gün, Çin menşeli aşı CoronaVac’ı gönüllü olarak uygulattı. Hasta kabul etmediği için halk araştırmasına dahil olan Bakırcı, aşı adayını mı boş aşı mı (plasebo) olduğunu bilmediğini ancak araştırmaya katılarak aşının etkinliğinin değerlendirilmesine katkıda bulunmak istediğini anlatıyor:

Hangi aşıyı savunalımdan ziyade, bilimsel verileri savunmak lazım. Üçüncü fazın sonuna doğru geldiği bilinen bitiren birkaç aşı var, Sinovac’ınki da onlardan biri. Bu aşı adayıyla ilgili olarak Faz I ve II sonuçlarına baktığımızda beklenen düzeyde bir antikor oluşumu olduğunu görüyoruz. Ne kadar etkin olacağını da bu faz çalışmaları belirleyecek.

Aşı adayının etkilerinin ruhsat alım ve devamında büyük kitleleri aşılamayı kapsayan Faz IV’de takip edileceğini kaydeden Bakırcı şunları söylüyor:

“Bu çalışmaların sonucunda, adaylardan bazılarının ruhsatları iptal de edilebilir. Diyelim ki etkinliği kanıtlandı. Önemli olan bir başka aşama da güvenli olup olmadığı… Çin aşısının ilk sonuçlarında yan etkiler açısından ağır bir güvenlik sorunu varmış gibi görünmüyor. Antikor düzeyi de kabul edilebilir ölçülerde. Bundan sonra etkinliği ne kadar, kaç kişiyi koruyabiliyor ona bakılacak. Veriler, kabul edilebilir bir aralıkta tespit edildiğinde ise uygulama başlayacak.”

‘Üretilmesi kadar dağıtılması da önemli’

Bakırcı’nın dikkat çektiği iki önemli husus ise Faz IV aşamasında aşıların dağıtımını içeren lojistik ve hakkaniyetli uygulama:

“En mükemmel aşıyı ürettiğinizi düşünün.  Bunu uygulayamıyorsanız, o hiç de mükemmel bir aşı sayılmaz. O güvenilir aşıyı topluma ulaştırabiliyor musunuz, herkese eşit dağıtılıyor mu, risk gruplarına öncelikli olarak ulaştırabiliyor mu, bütün bunlar en az aşıyı geliştirme ve üretme kadar önemli.”“

“Aşıları kim getirecek, nereye konulacak, nereden nereye aktarılacak, kaç uygulama yapılacak, birinci doz aşıların yapılmasından sonra ikinci dozları kim, nasıl takip edecek” sorularının yanıtlarının bundan sonraki en önemli mesele olacağını vurgulayan Prof. Bakırcı, “Diyelim 5 milyon kişiyi aşıladınız, bunun 2 milyonu ikinci dozu almazsa, çöpe attınız anlamına gelir” diye konuşuyor.

‘Soğutma ihtiyacının çözülmesi gerekir’

Bakırcı, sağlık çalışanları, risk grupları, toplu çalışanların öncelikle bağışıklanması gerektiğini belirterek, inactive Çin aşısının normal buzdolabı sıcaklığında korunabildiğini, ancak mRNA aşıları daha çabuk bozulduğu için yüksek soğutmaya ihtiyaç duyduğunu da hatırlatıyor: “Bunun lojistik açıdan çözümlenmesi gerekir. Belki de bunlar yaygın olarak yapılamayabilir. Belki de bizim için en uygun aşı RNA aşıları değil, inactive aşılardır.”

Aşı adayları ile ilgili henüz net olmayan sonuçlar varken, bunlar üzerinde tartışma yürütmenin aşı karşıtlarının elini güçlendirdiğine dikkat çeken Bakırcı şöyle konuşuyor:

Burada önemli olan bunları topluma eşit ve hakkaniyetli bir şekilde ulaşabilmesi. Aşı planlamadır. Moleküler aşamadan başlayıp onu topluma ulaştırmaya kadar geçen bir plandır. Henüz fazlara a geçmeden onu kimin üreteceğini, nasıl dağıtacağının iyi planlanması lazım. Bakanlık bürokratlarının bunu yaptığını umuyorum.

Fotoğraf: Shutterstock

‘Çok fazla bilgi kirliliği var, şeffaflık şart’

Prof. Nadi Bakırcı’nın önemle altını çizdiği son nokta ise meslektaşı Ümit Şahin’in de vurguladığı şeffaflık:

“Aşı ve ilaç meselesinde çok fazla bilgi kirliliği var. Öyle olunca da toplumun güveni sarsılıyor. Ben aşı olmak istemiyorum diyen de var, ben şu aşıyı asla olmam, çünkü güvenmiyorum diyen de var. Çoğunlukla da belli bir bilgiye dayanmıyor. Bu yüzden şeffaflık çok önemli. Üretici firmalar da çok önemli. Artık devlet aşı üretmediğine göre, yerli aşı çalışmaları Faz III’ü geçtiğinde kim üretecek, hangi koşullarda, kamuoyunun bunu bilmesi gerekir. “

En büyük dokuz ilaç şirketi (Pfizer, Moderna ve AstraZeneca, GlaxoSmithKline, Johnson & Johnson, Merck, Novavax ve Sanofi ile ortaklaşa geliştiren BioNTech ) eylül ayında “bilimin yanında olacaklarına” ve güvenlik ve etkililik bakımından aşı adayları kapsamlı bir şekilde incelenene kadar bir aşı önermeyeceklerini belirmişti. Umutlar, bu sözlerini tutmaları yönünde…

Cevapsız sorular

Aralık ayı içinde Türkiye’de de dünyada da çeşitli firmaların, ürettikleri aşı adayları, hızla ruhsat aşamasını geçerek, büyük insan gruplarına uygulamaya başlanacak.  Ancak yanıtı henüz bilinmeyen sorular halen ortada duruyor:

  • Hangi aşı daha etkili
  • Risk gruplarında etkin olacak mı?
  • Etkinliği ne kadar sürecek?
  • Bulaşmayı önleyecek mi?
  • İlk kimler aşı olacak, kimler reddedecek, reddetme hakkı olacak mı?
  • Erken onaylar ne gibi sorunlar çıkaracak?