Köşe Yazıları

Ekoloji ve Kadının Etkileşimi

0

resim_04082009204423Rana Aribas

İÇAÇEP Dönem Sözcüsü
TURÇEP Basın Koordinatörü

Türkiyede  “kadın” olmak ne kadar başlı başına bir sorun ise, ekolojist bir kadın olmak da o kadar zordur. Zira ekoloji başlı başına bir kavramdır.

Ekoloji, organizmalarla, içinde yaşandıkları ortamı ve bu iki varlığa ait karşılıklı etki ve ilişkileri inceleyen bir bilim dalı olarak tanımlanabilir. Bu tanımlamadaki organizmalar, diğer bir deyim ile canlılar veya canlı çevre; insan, hayvan ve bitkilere ait bireyleri veya bunlardan oluşmuş toplumları ifade etmektedir. Tanımlamanın içinde geçen organizmaların içinde yaşadıkları ortam deyimi ise cansız çevre olarak da ifade edilir ve hava, su, toprak, ışık gibi faktörleri kapsar.

Bu bağlamda , ne yazık ki ülkemizde “Feminist Kadınlar”, “Politikacı Kadınlar” görmemize rağmen ekolojiye hiçbir ideolojiye dayanmadan salt ve sadece kendini yeşil bir dünyaya adamış, bunu bir yaşam biçimi haline getirmiş kadın sayısı yok denecek kadar azdır. Ekolojist olmak ne popülist bir söylem olabilir ne de bir partinin alt grubu. Çevre tamamen kendi içinde değerlendirlmesi gereken bir kavramdır ve bunun politizasyonu yoktur. Ekolojist olmak en az feminis olmak kadar, en az siyaset yapmak kadar evrenseldir. Bu bir yaşam biçimidir. Yaşama ekolojik denge açısından bakabilmek göllerin çölleştiği, adım başı carbon salınımını artıran santrallerin kurulduğu bir dünyada çok ciddi bir iştir ve yarına kalması mümkün değildir. Bu noktada tam da kadın duyarlılığı, kadın disiplini ile daha özel daha güzel bir dünya kurulabilir. Kadın bir laleyi dikerken ruhunu koyarak diker, çünkü sahiplenir ve günümüz Türkiyesinde geleceğini çocuklardan ödünç aldığını bilen kadınların yeşil seslerine yeşil gecelerine , yeşil günışığına acil gereksinim vardır.Bu noktada başında olduğum İçaçep İçanadolu Çevre Platformunda altın madenlerine hayır diyoruz,2B arazilerine hayır diyoruz, nükleere hayır diyoruz ve biliyoruz ki başka bir dünya ancak bizimle mümkün.Bu ülkenin hatta bu dünyanın acil ekolojik kadınlara gereksinimi vardır.Türkiye yakın tarihte KYOTO yu imzalamıştır , bu carbon salınımını eğer uygun yasalar çıkarılırsa azaltılabileceği belli olsada, Türkiye’ de termik santrallerin kurulması , nükleere karşı alternatif olamayacağı aşikardır, her iki santralde ülkemizde kirli, fosil yakıt tüketimine katkı sağlayan enerji tipleridir. Bunlara dur demek gerekmektedir. Kadın belki anne olmasının da getirdiği bir edinimle , olayların içine girdiğinde daha disipline, daha sonuç alıcı edinimler olduğu bir çok çalışmada ortaya çıkmıştır. Kadın ve çevre konusunda üç  temel başlık söz konusudur

1: Çevreyi etkileyen olarak kadın
2: Çevreden etkilenen olarak kadın
3: Çevre ile politik duruşlarda kadınların üzerine düşenler

Bu konuda dünyada en ilgi çeken ve bilinen kadın Rachel Carson ,  bir bilim insanı ve ekolog olarak yazdığı : Sessizlerin Çığlığı ve Çığlığı kitabı ilk kadın ekolojist başkaldırı kitabıdır.
Ülkemizde ise Türkiye Tabiatını Koruma Derneği’nden Hediye Öncül, Ihlamur Ağcaı kampanyası ile eylemci yeşil kadınların öncülerindendir.

Bu ülkede sel felaketlerinden de, siyanürle çıkan altından da en çok etkilenen kadınlar olduğu bilimsel verilerle açıklanmıştır.Bu bağlamda da kadınlar hem etkilenen hem de mevcut gerçekliği göz önüne alarak etkilemek durumundadır.Hepimize kolay gelsin.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.