ManşetTarım-GıdaTürkiye

Dünyada ve Türkiye’de gıda fiyatları hızla artıyor: Gıda krizi yaşanabilir

Dünyada ve Türkiye’de tarım ürünleri ve gıda fiyatları artmaya devam edip, bununla birlikte de önümüzdeki süreçte gıda krizinin yaşanacağı öngörülürken, Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi konuyla ilgili “Dünya ve Türkiye’de tarım ürünleri fiyat artışı ve açlık krizi beklentisi” isimli bir basın açıklaması yaptı.

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kapıkıran‘ın imzasıyla yayımlanan basın açıklamasında, gıda egemenliğinin yerel üretici ve tüketiciden alındığına vurgu yapıldı.

Açıklamada, “Durdurulamayan tarım ürünleri fiyat artışları veya kıtlık beklentisi, küresel serbest piyasa koşullarına bırakılamayacak/bağlanamayacak kadar hayati sorunlar üretebilecek özellikler taşır” ifadeleri de kullanıldı.

‘Kıtlık, açlık, göç konularına odaklanılmalı’

Nobel Barış Ödülü‘nü Dünya Gıda Programı adına alan BM Dünya Gıda Programı‘nın (WFP) İcra Direktörü David Beasley‘in önümüzdeki yılların, bu yıldan daha kötü olacağına dair uyarısının ve “2021’de korkunç boyutta kıtlık olacak”  cümlesinin hatırlatıldığı açıklamada, Beasley’in tespitleriyle ilgili şunlara değinildi:

Beasley, Dünya liderleri para ve teşvik paketleri sağladıkları için bu kıtlık salgınını 2020’de engelleyebildiklerini söyleyerek, salgın nedeniyle özellikle düşük ve orta gelirli ülkelerin ekonomilerinin kötüye gittiğini vurgulamıştır.

Beasley, sokağa çıkma yasaklarının üretimi durdurduğunu ifade ederek, 2020’de Dünya Gıda Programı çalışmaları için ulaşabildikleri paranın 2021’de olmayacağını tahmin ettiklerini ifade etmiştir. Karşılaşılan trajedi ve krizlerin gelecek 12-18 ayda olağandışı bir hal alacağına dikkati çeken Beasley, kıtlık, açlık, istikrarsızlaştırma ve göç konularına odaklanılması gerektiğini vurgulamıştır.

WFP’nin 2021 yılında kıtlıkla mücadele için 5, Dünya genelindeki programlarını sürdürebilmek için de 10 milyar dolara ihtiyaç duyduğunu ifade ederek, yeterli paraya erişememeleri durumunda yaklaşık 30 ülkenin kıtlık şartlarına girebileceğini belirten Beasley, ayrıca düşük ve orta gelirli ülkelerin ertelenen borç ödemelerinin zamanının gelmesiyle, 2021’in kötü bir yıl olacağı değerlendirmesinde de bulunmuştur.”

Türkiye’nin durumu

Türkiye’de gıda konusunda yaşanan mevcut durumla ilgili de şu bilgiler paylaşıldı:

Türkiye için bu durumu, TÜİK (Türkiye İstatistik Kurumu) ve TÜRK-İŞ (Türkiye İşçi Sendikaları Konfederasyonu) 2021 Ocak ayı raporları teyit etmektedir. TÜRK-İŞ, çalışanların ‘geçim şartlarını’ ortaya koymak amacıyla otuz dört yıldan bu yana aralıksız her ay düzenli olarak yaptığı ‘açlık ve yoksulluk sınırı’ araştırmasının Ocak 2021 ayı sonuçlarını açıkladı.

Rapora göre; dört kişilik bir ailenin sağlıklı, dengeli ve yeterli beslenebilmesi için yapması gereken aylık gıda harcaması tutarı (açlık sınırı) 2.651,87 TL, gıda harcaması ile birlikte giyim, konut (kira, elektrik, su, yakıt), ulaşım, eğitim, sağlık ve benzeri ihtiyaçlar için yapılması zorunlu diğer aylık harcamalarının toplam tutarı ise (yoksulluk sınırı) 8.638,02 TL olarak tespit edilmiştir.”

Fotoğraf: TMMOB

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü‘nün (FAO) ocak 2021 raporu da dünya tarım ürünleri ve gıda fiyatlarında artışın devam ettiğini gözler önüne serdi.

FAO Gıda Fiyat Endeksi, (FFPI) ocak 2021’de aralık 2020’ye göre, 4,7 puan artışla sekiz aydır düzenli olarak artmaya devam etti ve bununla birlikte, 2014 yılının temmuz ayından bu yana en yüksek aylık ortalamasını kaydetti.

FAO, küresel gıda fiyatlarındaki artışın nedeninin, küresel ısınmayla birlikte insan faaliyetleri sonucu oluşan iklim değişikliği nedeniyle yaşanan kuraklık ve koronavirüs pandemisinin olduğunu söylüyor.

Bu iki ana neden dışında, siyasi istikrarsızlıklar, savaş ve iç savaşlar, göçler ve toplumsal olaylar da fiyat artışlarının yaşanmasına neden oluyor.

Türkiye’deki gıda fiyatları da artmaya devam ediyor

Basın açıklamasında, Türkiye’de gıda fiyatlarının artışıyla ilgili şu bilgilere yer verildi:

Türkiye’de TÜİK Ocak 2021 TÜFE endeksi ana gruplarından, ‘gıda enflasyonu’ olarak nitelenen, gıda ve alkolsüz içecekler bazında endeks, aylık yüzde 2,48 artarken, yıllık yüzde 18,11 yükselmiş, Ocak 2021 TÜFE tüm gruplar ortalama değeri olan aylık yüzde 1,68 artışa göre yüzde 47 daha fazla artmış, yıllık yüzde 14,97 artışa göre ise yüzde 21 daha fazla artmıştır.

İşlenmemiş gıda ürünleri fiyatları aylık yüzde 1,15 yükselirken, yıllık fiyat artışı yüzde 18,08 seviyesinde gerçekleşmiş, işlenmiş gıda fiyatları aylık yüzde 3,75 yükselirken, yıllık yüzde 18,11 artmıştır.”

Ekmek ve tahıl grubundaki artış yıllık yüzde 19,05

Alt gruplarda meydana gelen artışlara ise şöyle yer verildi:

Ekmek ve tahıllar grubundaki aylık artış yüzde 1,80, yıllık yüzde 19,05 olarak gerçekleşti.

Yaş meyve ve sebze fiyatları aylık yüzde 1,02 azalırken, yıllık yüzde 10,22 yükselmiş.

Beyaz ve kırmızı et, balık, süt, yumurta, bakliyat vb. ürünler aylık yüzde 2,38 artmış, yıllık yüzde 22,89 artmış. İşlenmiş Et ve Süt Ürünleri, Katı-Sıvı Yağlar, Şeker, Reçel, Bal, Çikolata ve Şekerlemeler, Kahve, Çay ve Kakao, Alkolsüz İçecekler ve Meyve-Sebze Suları vb. aylık artış yüzde 4,83 olurken, yıllık yüzde 17,55 olmuştur. Pirinç ve un fiyatları aylık yüzde 1 artarken yıllık yüzde 32,5 artmıştır. Kuru fasulye fiyatı 2020 yılı ocak ayı fiyatlarına göre yüzde 34,1 artarken, mercimek fiyatı yüzde 59, nohut yüzde 17 ve diğer bakliyatlar yüzde 39 artmıştır.

Son bir yılda; dana eti yüzde 12,5 artarken, kuzu eti yüzde 19,5 artmış, tavuk eti ise yüzde 29,3 artmıştır. Balık fiyatlarındaki artış yüzde 36 düzeyinde gerçekleşmiş. Yumurta fiyatları aylık yüzde 4,3 gerilemiş fakat yıllık fiyat artışı yüzde 67 düzeyindedir.

Bitkisel yağ fiyatlarında aylık yüzde 2,5-4 düzeyinde artış olurken son bir yılda ayçiçek yağı yüzde 53,7, mısırözü yağı yüzde 53, margarin yüzde 50,7 ve zeytinyağı yüzde 31artmıştır.

Bal yüzde 2,5 aylık, 28,7 yıllık artarken pekmez yüzde 4,3 aylık, 22,1 yıllık artmıştır.

Son bir ayda süt fiyatı yüzde 14 artarken yıllık artış yüzde 17 olmuştur.”

Türkiye’de fiyat artışının birçok nedeni var

Türkiye’deki fiyat artışının nedenleri kuraklık ve pandeminin yanında, başka nedenlere bağlı olduğuna da değinildi:

Kuraklık, sel, don vb. gibi nedenlerin yanı sıra plansız tarımsal üretim ve su kullanımı, kendine yeterliliğe göre üretim planlaması yapılmaması, girdiler bakımından kur, küresel tarım ve gıda tekellerine bağımlılık, kur artışının durdurulamamış olması, çözümlenmemiş tedarik zinciri ve lojistik, artan kur etkisi ile beraber ithalat bağımlılığı, tarım dışına çıkan tarım arazilerinin artışı, destekleme politikalarının zamansız, yetersiz ve etkisizliğiyle beraber tarımsal kredi koşullarının uygun olmaması, çiftçiye icra takibi uygulanması, KDV, ÖTV gibi vergi muafiyetlerinin sağlanmaması, taban alım fiyatlarının yetersizliği, zamanlamasında yaşaman problemler, arazi toplulaştırmanın yapılamamış olması, tedarik zincirinde aracı sayısının fazlalığı ile zincir marketlerin fiyat belirleme tekeli oluşturması, üretici ve tüketicinin örgütsüz oluşu, kooperatifleşmenin artırılması için gerekli düzenlemelerin yapılmaması olarak sıralayabiliriz.

Ayrıca dünyanın birçok ülkesinde, tarımsal üretim üzerindeki olumsuz etkileri, uygun planlama ve zamanında alınan uygun önlemlerle giderilen pandemi, ülkemizde, üretimden tüketime kadar tüm aşamalarda spekülasyonlara ve fiyat artırıcı etkisine devam ediyor.”

“Yerel üretimi ve üreticiyi koruyan, yurttaşın gıda güvencesi ile gıda egemenliğini sağlayacak ve koruyacak kamucu tarım politikaları yerine, dışa bağımlı, özelleştirmeci, neoliberal tarım politikaları uygulanmaya, temel insan haklarından olan sağlıklı ve yeterli beslenme hakkının ihlal edilmesine neden olmaya devam ediliyor” denilen açıklamada, Türkiye’de geçtiğimiz yıl içinde meydana gelen iklim krizi kaynaklı afetler nedeniyle 57 ilde, 163 bin 850 üreticiye ait 4 milyon 328 bin 685 dekar alanın etkilendiği de kaydedildi.

Kategori: Manşet