ManşetTarım-Gıda

Dünya Gıda Güvenliği Günü: Beklenmedik durumlara hazırlıklı olun

0

Bugün 7 Haziran Dünya Gıda Güvenliği Günü.

2018 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun 2018 yılında kabul ettiği özel gün kapsamında, her yıl Dünya Sağlık Örgütü (WHO) ve Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) gıda kaynaklı risklere dikkat çekmek ve herkes için güvenilir gıdaya erişimin önemini anlatmak için çeşitli kampanya ve etkinlikler düzenliyor.

“Gıda güvenliği”, gıdanın tohumdan tüketiciye ulaşana kadarki tüm aşamalarında gıda kaynaklı rahatsızlıklara neden olabilecek risklerin önlenerek gıdanın zararsız olarak tüketicisine sunulmasını ifade ediyor.

Her yıl 420 bin ölümden sorumlu

Bu yılın Gıda Güvenliği Günü kampanyası, “Beklenmedik durumlara hazırlıklı olun” diyerek gıda tüketimiyle bağlantılı sağlık risklerine, gıda güvenliğini tehdit eden olaylara ve gıda sahtekarlıklarına dikkat çekiyor.

Dünya genelinde her yıl on kişiden biri, bakteri, virüs, parazit veya kimyasal maddelerle kirlenmiş yiyecekler yüzünden gıda zehirlenmesi yaşıyor. 200’den fazla hastalığı tetikleyen kontamine yiyecekler, her yıl 420 bin ölüme yol açıyor.

Gıda ambalajlarında 68 farklı ‘sonsuz kimyasal’ tehlikesi

Türkiye’de gıda güvenliği krizi

Türkiye’de ise sık sık gündem olan gıda güvenliği sorunları ‘beklenmedik’ bir durum olmaktan çıktı. İhracat için üretilen gıdalar sınırda reddediliyor, gıda sahtekarlığı skandalları büyüyor ve gıdalarda tespit edilen Salmonella, siyanür, E220, klorpirifos gibi maddeler insan sağlığını tehlikeye atıyor.

Gıda ve Yemde Hızlı Güvenlik Sistemi’ne (RASFF) yapılan bildirimlere göre Türkiye’de birçok yasaklı pestisit türü hala kullanılıyor. Buğday Derneği danışmanı Merve Atınç Saral, daha önce pestisit denetimlerindeki yetersizliği vurgulamış ve Fenbutatin Oxide, Aldicarb, Chlorothalonil gibi zararlı maddelerin henüz piyasadan toplanmadığını söylemişti.

RASFF’ın Türkiye’den Avrupa Birliği (AB) ülkelerine ihraç edilen birçok ürünü kabul etmemesiyle Türkiye’de üretilen gıdanın güvenliğine yönelik endişeler artmıştı. AB sisteminin denetiminde kuruyemiş, tohum, baharat ve evcil hayvan maması gibi kategorilerden 18 çeşit ürün sınırdan geçemedi.

Türkiye’de pestisit bildirimi had safhada: ‘Denetimler yetersiz’
Gıda ihracatı alarm veriyor: Mart’ta ürünlerin yüzde 63’ü sınırda reddedildi!
Türkiye’nin gıda karnesi: 34 ürünün sınırda 18’i reddedildi

Bulgaristan, Fransa, Almanya, İtalya, Hollanda ve Yunanistan, gıda güvenliği standartları nedeniyle Türkiye’de üretilmiş gıdayı denetim sistemine bildiren ülkeler arasındaydı.

Beslenme uzmanı Ersin Özdemir’in aktardığına göre ihraç edilmek istenen gıdalarda bulunan Klorpirifos, siyanür, Bupurozin ve Salmonella gibi maddeler birçok hastalığı tetikleyebiliyor, sinir sistemine zarar verebiliyor veya kısırlığa yol açabiliyor.

Yakın zamanda Gıda Mühendisleri Odası da gıda güvenliği sorunlarına karşı alınan önlemlerin ve bu alanda çalışan personelin yetersizliğine dikkat çekerek “Tasarruf Tedbirleriyle İlgili 2024/7 Sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi”nin de kamuya personel alımını durdurmasına tepki gösteren Gıda Mühendisleri Odası, “Halk sağlığı ve sağlıklı yaşam hakkı, kamuda tasarruf adı altında tehlikeye atılamaz” diyor.

TMMOB uyarıyor: ‘Gıda güvenliğinden tasarruf olmaz!’

Ticarete de sağlığa da çevreye de zarar

Konuyla ilgili açıklama yapan Gıda Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Yaşar Üzümcü, kullanılan pestisitlerin ve diğer kimyasalların ülke ticaretini olumsuz etkilediğine dikkat çekerek bakanlıkları denetim yapmaya çağırdı.

Gıda güvenliği endişeleriyle geri çevrilen gıdanın tek sorunu ticareti olumsuz etkilemesi değil, ihraç edilemeyen gıdaya ne olduğu da bilinmiyor. Kontamine gıdaların yol açabileceği hastalıklar bir yana; tüketim için uygun olmayan bu gıdalara harcanan kaynaklar büyük bir israfa yol açıyor, kullanılan kimyasallar toprağa ve canlılara zarar veriyor.

Bir insan hakkı olarak gıda güvenliği

Sağlıklı ve güvenli gıdaya erişim, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Bildirgesi’nde herkes için mevcut, erişilebilir ve yeterli gıda anlamına gelen gıda hakkının bir parçası olarak kabul ediliyor.

Yani Türkiye’de yaşanan gıda güvenliği skandalları yalnızca bir gıda krizine değil, aynı zamanda temel bir insan hakkın ihlaline işaret ediyor.

Türk Tabipler Birliği (TTB), Türkiye’de Beslenme ve Gıda Güvenliği Bildirgesi‘nde gıda güvenliğinin her şeyden önce kamusal bir hak olarak ele alınması gerektiğini ve gıda güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü denetim ve ölçüm mekanizmasının bir kamu hizmeti olarak görülmesi gerektiğini söylüyor.

Diğer yandan gıda üretiminde kullanılan kimyasalların biyolojik çeşitliliği ve yeryüzündeki yaşamı tehdit ettiğini göz önünde bulundurarak doğal alanları tahrip eden ve insanları zehirleyen üretim yöntemlerini bırakmalıyız.

 

More in Manşet

You may also like

Comments

Comments are closed.