2023 KAHRAMANMARAŞ DEPREMİEğitimManşetTürkiye

Deprem nedeniyle yurtlarından çıkarılan öğrenciler konuşuyor: Çare diye yaratılan yeni çaresizlikler…

0

Haber: Defne SARIÖZ

*

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın geçtiğimiz cumartesi üniversitelerin Kredi ve Yurtlar Kurumu’na (KYK) ait yurtlarının depremzedelere açılacağı ve öğretim yılı sonuna eğitim ve öğrenimin uzaktan yapılacağı yolundaki açıklamalarının ardından KYK yurtlarında kalan öğrencilerden “olabildiğince hızlı bir şekilde” yurda gelerek eşyalarını almaları istendi.

Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın açıklamasına göre, ailesi deprem bölgesinde ikamet etmekte olan öğrenciler ise nöbetçi yurtlara yerleştirilecek. Ancak evi depremde hasar gördüğü halde tamamen yıkılmadığı için depremzede sayılmadığını söyleyen Filiz’e böyle bir hak tanınmamış.

Ne yapacaklar, sınıfta mı bırakacaklar beni?”

Deprem sırasında Hatay’ın Defne ilçesinde ailesinin yanında bulunan Pamukkale Üniversitesi Ana Sınıfı Öğretmenliği bölümü öğrencisi Filiz, ülkede sayısız otel varken KYK’ların boşaltılmasına öfkeli:

“Hem yerimizden, hem eğitimimizden olduk. Ben burada ailemle mi uğraşayım -depremzedeyiz, başkasının evindeyiz- yurttaki eşyalarımın derdine mi düşeyim, neyin derdine düşeyim, oraya bir sürü insan gidecek otobüs parası (verecek) bir sürü insan zaten yoklukta…”

Depremde amcasının kızını, teyzesinin iki çocuğunu, arkadaşını ve arkadaşının çocuğunu kaybeden Filiz, depremin dördüncü günü ailesiyle birlikte Hatay’dan Antalya’ya gitmiş. Evlerinin duvarlarında çatlaklar olduğu için dönmeyi düşünmüyorlar:

“Elektrik ve su yok. Ben online eğitime nasıl geçeyim, nasıl eşyalarımı almaya gideyim, zaten yollar kırık. Demek ki evimin de yıkılması gerekiyormuş depremzede sayılmam için.

(…) Benim yaşadığım yerde internet yok. Ben evden kaçarken bilgisayarımı çıkarmadım, canımı kurtarma derdindeydim. KPSS çalışıyorum mesela, ne kitabım kaldı ne eşyam kaldı ne bişey kaldı. Evet evim yıkılmadı ama öyle bir depremdi ki…. Biz deprem değil kıyamet günü dedik. Yani 2 dakika sürmedi her şey kırıldı dolaplar devrildi kitaplar her şey üst üste devrildi. Çıkarken telefonumu bile almayabilirdim uzaktan eğitim nasıl yapacağım? Ne yapacaklar sınıfta mı bırakacaklar beni?”

Online eğitim niteliksiz eğitim demek’

İzmir Yüksek Teknoloji Enstitüsü (İYTE) Mimarlık Fakültesi, Endüstriyel Tasarım Bölümü öğrencisi Ece, depremden bizzat etkilenmemiş ancak tanıdıklarını kaybeden ve depremzedelerle dayanışmak için bölgeye giden arkadaşları var. Kendisinin de memleketinde depremzedeler için çalıştığını söyleyen Ece, bir yandan da bu kararla uğraşmanın kendisini psikolojik olarak yıprattığını ifade ediyor.

“İnsanlar sadece ailelerini, birinci derece akrabalarını kaybettiyse (yurtlarda) kalabiliyor ama insanlar arkadaşlarını, akrabalarını kaybetti. (…) Sınıf arkadaşımız babasını kaybetti depremde, şu an KYK’da kalıyor, yanına gidip destek olamıyoruz.

Biz üniversitelerde sadece okumuyoruz. Üniversiteye gittiğimiz şehrin vatandaşı gibi oluyoruz oralar bizim memleketimiz gibi oluyor, yıllarca orada okuyoruz orada yaşıyoruz ve o arkadaşımız şu anda tek başına orada duruyor. Dışarı çıkamıyor sosyalleşemiyor konuşamıyor hiçbir arkadaşı yanına gidemiyor.”

Bu işin manevi yönü. Bir de okunan bölümün uzaktan eğitime ne derece uygun olduğu konusu var. Ece, mimarlık gibi atölye kullanmayı gerektiren bölümlerde okuyanlar için uzaktan eğitimin verimsizliğini pandemi sırasında deneyimlemiş. Eğitim öğretimin gerekirse ertelenmesi, ama başladığında uzaktan olmaması gerektiği düşüncesinde:

‣ Üniversitelere ilişkin uzaktan eğitim kararına tepki yağıyor

Çukurova Öğretim Elemanları: Uzaktan eğitim kararından vazgeçilmeli

İYTE üç fakülteye sahip bir enstitü: Mimarlık, Mühendislik ve Fen Fakültesi. Bizim okulumuzda hiçbir ders online olamaz çünkü fen fakültesi laboratuvar dersleri görüyor moleküler biyoloji ve genetik bölümü kimya bölümü ana dersleri hep laboratuvarda, (…) bir deneyi sekiz-dokuz kişi yapabiliyor, deney raporlarını ortak yazıyorlar bu yüzden online eğitim niteliksiz eğitim demek ve bu kabul edilebilir bir şey değil.”

Ece’ye göre bu karar, depremzedeler açısından da ne uygun ne de güvenli. Yurtların kapılarında kilit olmadığını, altı kişilik odalarda yatakların ranza olduğunu, iki hafta temizlik yapılmadığını ve tuvaletlerin ortak olduğunu söyleyen Ece, kendileri öğrenci olarak yurtlarda zorlanırken bir ailenin yaşamasının çok zor olduğunu, otellerin ve pansiyonların yerine öğrenci yurtlarının depremzedelere tashih edilmesinin yanlışlığını vurguluyor.

Depremden etkilenmeyenleri bile etkiler’

Yine karar sırasında İstanbul’da depremzedeler için gönüllü çalışmaları koordine eden Türk Alman Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği bölümü hazırlık öğrencisi Evrim, ADHD hastası olduğunu ve yüz yüze eğitimde bile dikkatini toplamakta güçlük çektiğini ifade ediyor. Ülkede ne zaman bir olay olsa ilk eğitimin gözden çıkarıldığını söyleyen Evrim, “Bazılarının derdine çare olmak için yeni bir çaresizlik yaratmak ne kadar mantıklı?” diye soruyor.

Psikiyatrist, psikoterapist Dr. Agah Aydın da ruh sağlığı uzmanları olarak öğrencilerin bir arada bulunmasının öneminin, müfredatın takibinden öte iyileştirici ve onarıcı etkileri dolayısıyla altını çizdiklerini belirtiyor ve söz konusu kararın yeni travmalar yaratacağını ifade ediyor:

“Bu tür büyük afetlerden sonra insan kontrol duygusunu yitirir. Kontrolünün olup olmamasıyla ilgilidir travma; kontrolünü sağlayamayacağı kaygısı, travmayı derinleştirir.

(…) Travma bir bakıma insanın seçme ve belirleme yetisini ya da bu dünya üzerindeki varlığını etkisini kaybettiği korkusudur. Bunu geri kazandırdığınızda ruhsal olarak da katkı sağlamış olursunuz. Öğrencilerin ya da vatandaşların seçme ve belirleme hakkını elinizden alırsanız travmatize edersiniz.”

Yurtların öğrencilerin evi olduğunu söyleyen Aydın’a göre, öğrenciler okula devam etmek istiyorsa etmeli, yurtlarında kalmak istiyorsa da kalmalı. Aksi halde, yeni bir travma yaratılmış olacak:

“Belki de pek çoğu için ilk travma olacak bu, depremden etkilenmeyenleri bile etkiler bu: Benim hayat üstünde ülkem üstünde kendi hayatım üstünde hiçbir etkim yok yani duygusunu yaratabilir.”

‘Gençliğimiz heba oluyor’

Yeditepe Üniversitesi’nde okuyan ve Ensar Vakfı’na bağlı bir yurtta (Ensar Vakfı da geçtiğimiz pazar yurtlarını depremzedelere açacağını duyurdu) kalan Deniz’in anlattıkları tam da bunu düşündürüyor. Ailesi ve yakın çevresi depremden etkilenmemiş, kendisi de geçen yılın başında yeni bir kentte yeni bir hayata başlamış.

Okulu hibrit eğitim modeline geçecek, ancak kendisi İstanbul’da kirayı karşılayacak maddi geliri olmadığı için ailesinin yanına dönmek zorunda. Tam üniversiteye alışmaya başladığını, yeni arkadaşlar edindiğini düşünürken onlarla artık sadece İstanbul’a geldiğinde görüşebilecek duruma geldiğini söylüyor:

“Bahar döneminde sosyal hayatım oldukça kötü etkilenmişti. Sosyal becerilerimi hiç geliştiremedim, bunun eksikliğini hala da yaşıyorum. Haber üç gün önce geldi ve hala aklım almıyor. Önümüzdeki sekiz ay boyunca memlekette olacağım, arkadaşlarımla görüşemeyeceğim…”

Deniz aynı zamanda okulunun LGBTİ+ dayanışma topluluğu olan 7 Tepe 7 Renk’in bir parçası. Kendisinin, annesiyle her şeyi paylaşabildiğini ve ilişkisinin çok iyi olduğunu söylüyor ancak herkes onun kadar şanslı değil. İzmir’de, yurttan çıkmak zorunda kalan ve ailesi cinsel yöneliminden ötürü kendisini reddettiği için gidecek yeri olmadığını söyleyen bir öğrencinin 7 Tepe 7 Renk’e yardım çağrısında bulunduğunu anlatıyor.

Konu, bir çok yönden ele alınmayı hak ediyor, ancak görünüşe göre devletin düşünecek vakti olmadı. Depremden beş gün sonra öğrencilerin yurtlarından çıkması yönünde karar alındı ve eşyalarını bir an önce almaları için mühlet verildi. Sosyal medyada öğrencilerin özel eşyalarının büyük boy çöp poşetlerine konulduğu videolar dolaşıyor, hatta bazı görüntülere göre eşyalar poşetlerle yurt kapılarının önüne atılmış.

“Fakültelerimize, kampüslerimize, hayatımıza geri dönmek istiyoruz” diyen Ece’nin sözleri, binlerce öğrencinin duygu durumunu özetliyor:

“Ben 21 yaşındayım bu ülkede daha hiç oy kullanmadım ve oyumu bile vermediğim bir sistemin yanlış kararları yüzünden gençliğim heba oluyor. Türkiye‘nin dördüncü büyük bilim üniversitesinde okuyorum. Biz bu okulları kazanabilmek için en güzel yaşlarımızı, en güzel anlarımızı heba ettik. Biz bu ülkenin okuyan gençleri olarak bunları hak etmiyoruz.”

(Görüşmecilerin talebi üzerine yazıda geçen tüm isimler değiştirilmiştir)

Öte yandan depremzedelerin yurtlara yerleştirilmesine de başladı. Depremzedeler yerlerini kendilerine bırakan öğrencilere teşekkür etti.

 

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.