Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Deniz Poyraz’ın yarım kalan onurlu veda yemeği

Bazen bir fotoğraf her şeyi anlatır. Söze gerek kalmaz. İşte HDP’li genç siyasetçi Deniz Poyraz acımasız bir korkak tarafından öldürüldüğü gün parti binasında çekilen fotoğraf da böyle bir fotoğraf.

Fotoğraftan, katil odaya girdiğinde Deniz Poyraz’ın yemek yiyor halde olduğunu anlıyoruz. Yemek masasında sadece birkaç dilim ekmek, birkaç dilim domates, birkaç adet zeytin ve bir bardak çay var. Yani halk dilinde gariban sofrası diye adlandırılan bir yemek. Bu gariban yemeği, yıldırılamayan bir iradenin politik resmidir. Sadeliğin, onurunu ve ruhunu satmamanın, kişisel çıkar gözetmeksizin siyaset yapmanın resmidir. Başkasının acısına bakmak yerine harekete geçirilmiş bir diğerkâmlığın resmidir. Çünkü bu resmi tamamlayan diğer bir resim de parti binasının dışını kaplayan İstanbul Sözleşmesi Yaşatır! pankartının olduğu resimdir. Muhtemelen Deniz bu pankartı kendi elleriyle asmış ve kız kardeşlerinin erkekler tarafından öldürülmemesi için de mücadele vermekteydi. Ve kendi ölümü de erkek egemen zihniyetin faşist boyutunu çok açık bir biçimde ortaya koydu maalesef.

Kahvaltı masasının hatırlattıkları

Gariban yemeği hele de siyasetçiyseniz onuru temsil eder bu topraklarda. Çünkü herkes bilir ki kişisel çıkar gözetmeden, bal tutan parmağını yalar hesabı gütmeden ve başka canlıların yaşam hakkını, özgürlüğünü düşünerek çok az insan siyaset yapar bu ülkede. Bu insanlar siyasetin üçkağıtçı olmadan, doğruyu söyleyerek de yapılabileceğinin temsilcisidir adeta.  Deniz’in gözlerinin içi gülen resminde ise bunların yanında umudu, mücadeleyi ve yaşama hevesini görüyorsunuz aynı zamanda. Bu yüzden de hüzün ve öfke yüklüyüm.

Deniz’in yarım kalan yemeğinin resmi bende bir anımı da canlandırdı. Yirmili yaşlarda toplantı ve gösteri yürüyüşlerine muhalefetten gözaltına alındığımda polis bana “bak ayağındaki çorap delik, bırak bu solculuğu para kazanacak işler yap daha yaşın çok genç” demişti. Oysa ben hiç şikayetçi değildim çorabımın bu durumundan ve vicdanımla çok barışık bir hayat sürüyordum. Yıllar sonra sevgili Hrant Dink öldürüldüğünde delik ayakkabılı resmi aynı duyguları çağrıştırmıştı bana. Onun ayakkabısındaki delik bende üzüntü yaratmaktan çok onur hissi yaratmıştı.

‘Saltanatın çöküşü yakın’

İktidarlar için sağlayacağı en makbul üye, muhalif siyaset anlayışında olan bireylerden devşireceği üyelerdir. Bunun sayısız örneği var. Ekonomik çıkar ve şan için iktidarlara ruhunu satan birçok eski muhalif siyasetçi görebilirsiniz. Ya da dirençli insanları satın alma yolunu çok denerler. Tıpkı Hopa’da genç çay üreticilerine sorunlarını çözmek için AKP Gençlik Kolları’nın partiye katılmaları için çağrıda bulunması gibi. Bu çağrısının onurlu Hopa’lılar nezdinde hiç karşılık bulmadığını da söyleyelim.

Siyasetin çıkarcı, yolsuzluk dolu, mafyatik, erkek egemen cephesi geçici olarak ele geçirdiği güçle tehditler savurup, güzel olan her şeyi yıkmaya çalışadursa da bu saltanatın çöküşü yakındır. Hepimizin bu konudaki duygularına tercüman olması açısından Grup Ekin’in şu şarkı sözlerine kulak vererek bitirelim:

“Her şey bitti onlar için
Su değil içtikleri
El değil sıktıkları
Ekmek değil yedikleri
Onlar için her şey bitti her şey

Anaları yok onların
Aşkları özlemleri
Bekledikleri yoktur yoktur
Kime diyecekler güzelim diye
Kime diyecekler gözümün nuru
Kime diyecekler bir tanem diye
Kime diyecekler ömrümün varı

Bitti bitti artık her şey bitti
Onlar için artık her şey bitti
Bu törenler, bu cayırtı
Bu altınlar bu yaldız
Bu koşum saltanatı yalan
Yalan, yalan, yalan, hepsi yalan
Korkudur bayrakları korku
Ne yaslanacak duvar
Ne tutunacak bir dal var

Değil mi ki kırdılar bu fidanları
Değil mi ki ağlattılar bu anaları
Bitti bitti artık her şey bitti
Onlar için artık her şey bitti…”

 

Kategori: Hafta Sonu