Köşe Yazıları

Deliliğe Övgü

0

tour-de-france-route-2010Herkesin bildiğini bir daha tekrar edelim: Bu bisiklet akıllı işi değil.

Üç haftada 3642 km. yol yapmak delilikten başka ne olabilir?

Biz her Fransa Bisiklet Turu’nu, “deliliğe övgü” olarak okuruz.

Geçen cumartesi başlayan tur, belki de en doğru adresteydi.

Sporcular, Rotterdam caddelerinde pedal çevirirken Erasmus’un ruhu arkalarından üflüyordu.


Deliliğe Övgü
’yü 500 yıl önce kaleme alan Rotterdamlı bilge, şimdi evinde 198 deliyi ağırlıyordu.

(Üstat, yapıtını İngiltere’de, yakın dostu Thomas More’un evinde tamamlamış. Bir düşünsenize, Ütopya’nın yazarı ile Deliliğe Övgü’nün yazarı aynı evde muhabbet ediyor. Bir, bisiklet eksik. Ama belli ki o ütopyanın içinde bisiklet de var…)

Madem muhabbete delilikle başladık, mevzuu Foucalt ile bağlayalım. ‘Bu yılın rotası onun doğduğu topraklardan geçiyor mu?’ diye baktım. Maalesef Poitiers bu yılın rotasında yok. Oysa pek şık olurdu. Deliliğe övgüler düzmüş Rotterdamlı filozof ile, Deliliğin tarihini yazmış Poitiersli filozof birbirlerine selam çakarlardı.

***

Dönelim bisikletin zatına.

Cumartesi koşulan prologun galibi tahmin edildiği gibi Fabian Cancellara oldu.

Bu sezon inanılmaz performansıyla hayranlığımızı pekiştiren ‘Spartaküs motoru’ finişe tam gaz geldi.

Lafın gelişi motor demiyoruz. Zira bir süre önce bir tevatür çıktı: Nisanda koşulan Paris-Roubaix yarışında Fabian’ın bisikletine gizlice yerleştirilmiş bir motor olduğu, o muazzam atağı bu sayede yaptığı söylendi.

(Bu tür geyikler bir tek Türkiye’de oluyor sanırdık. Yanılmışız. Şimdi yarışlardan önce rastgele seçilmiş bazı bisikletlerin X-Ray cihazından geçirilmeleri söz konusu. Tamam, bisiklet deli işi de, kuyuya atılan taşı kim çıkartacak?)

***

Neyse, parkurda yol almaya devam edelim.

Prolog’dan sonra koşulan üç etap bisikletçiler için tam bir kâbustu.

Normal şartlar altında Fransa Turu’nun ilk haftası rahat geçer. Düz etaplarda sprinterlerarası rekabetlere tanık oluruz. Bu yıl da parkur profilleri dümdüzdü. Lakin kazın ayağı arnavutkaldırımlarında tökezleyip durdu. Yollar korkunçtu ve ortalık can pazarına döndü. Neredeyse yere düşmeyen bisikletçi kalmadı. (Acaba tur organizatörü ASO’nun annesinin kulakları ne kadar çınlamıştır, merak ederim doğrusu.)

Hâl böyle olunca, ilk hafta daha önce pek bilmediğimiz durumlar oluştu. Sporcular arasında ciddi zaman farkları meydana geldi.

An itibarıyla F.Cancellara sarı mayoyu sırtlamış görünüyor. Alberto Contador 9, Lance Armstrong 18. sırada yer alıyor.

Yokuş etapları cumartesi günü başlıyor. Ondan önceki düz etaplar ise yukarıda saydığımız gibi değil; pedallar artık temiz asfaltlarda dönecek.

Pazartesi dinlenme günü. (Bob Geldof’un şarkısı “I Hate Monday”, bisikletçiler için geçerli değil. Onlar en çok pazartesiyi sever.)

Salıdan itibaren yokuş etapları devam edecek.

Ne derler: Salı sallanır.

Kesinlikle…

www.aydancelik.com

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.