Hafta SonuKitapKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Çocuklar için Yeşil Kitaplar] Benim adım Maryam

Yetişkinleri anlatan göç hikayelerine aşinayız, peki ya henüz yaşantılarını onlar gibi anlamlandıramayan, seslerinin ulaşılabilirliği sınırlı olan çocukların yaşadıkları? 

Maryam’ın ailesi, onun doğduğu ülkeden ayrılmaya karar veriyor. Maryam, Ora’dan kalkan bir uçağa binip ve indiğinde kendini Bura’da buluveriyor. Bura, yabancısı olduğu, her şeyi yeniden keşfetmesi gereken bir dünya ve kitaptaki ilk üç başlık, Bura’nın Maryam için ne demek olduğunu ortaya koyuyor:

Bura’da Maryam oyun oynamıyor çünkü valizler çok doluydu, oyuncak bebekleriyle pelüşlerine yer yoktu, onları ülkesine bırakmak zorunda kaldı.

Araf’ta büyümek

Bura’da Maryam konuşmuyor çünkü okulda konuşulan dil, anne babasının konuştuğu Ora’daki dile hiç benzemiyor. Kafasının içinde iki dil hiç durmadan çekişiyor, Maryam hangisini seçeceğini bilemiyor. Üstelik derinlerde bir yerde, ana dilinden biraz da utanıyor Maryam, Bura’da başkalarından farklı olmak istemiyor.

Bura’da Maryam yemek yemiyor çünkü Ora’da kalan büyükannesinin sıcak ve güven verici yemeklerine karşılık Bura’da, okul kantinindeki tat ve kokular ona yabancı geliyor.

Maryam için rahatlatıcı dönemeç, yumuşak bakışlı, kızıl saçlı küçük bir kız çocuğunun ona yönelttiği “Adın ne?” sorusu  ve bir cevap alma ısrarı oluyor. Sonra zaman işini yapıyor, okul bahçesinde renkler belirip dil gevşiyor ve arkadaşlarımız da olunca yüreğimiz hafifliyor.

Yazar Majidi sadeliğinden güç alan bir dille, oyun oynamak, konuşmak ve yemek yemekle arasındaki doğal ilişki zedelenmiş olan bu küçük kızın hissettiklerini olabildiğine gerçek durumlar üzerinden ve bariz bir neden sonuç ilişkisiyle açıklıyor, ülkelere ya da kültürlere işaret eden belirtmelerden kaçınıyor. Böylelikle okuyucunun odağı Maryam’ın iç yolculuğuna ve çalkantılı hislerine yoğunlaşıyor. Ve dünya üzerinde hiçbir çocuk yoktur ki onun için anlaşılmaz durumlar karşısında yaşanılan iç sıkıntısına, herhangi bir şeyi anlamlandıramayan tek kişinin o olduğunu düşündüğünde hissedilen yalnızlığa aşina olmasın…

Çizer Claude K. Dubois ise Maryam’ın sırasıyla perişan, üzgün, yalnız, rahatsız ve nihayet neşeli duygularını resimlerine incelikle aktarıyor, ilkin hikâyede baskın olan gri ve pastel tonları giderek  renklileşiyor ve sayfalara yumuşak bir parlaklık yerleşiyor.

Künye

Yazar: Maryam Madjidi
Çizer: Claude K. Dubois
Çevirmen: Ferhat Sarı
Yayınevi: Ginko Çocuk

Maryam Madjidi

İranlı, Fransız yazar 1980 yılında Tahran‘da doğdu ve altı yaşındayken ailesi ile Fransa’ya taşındı. Sorbonne Üniversitesi‘nde edebiyat okudu ve hem Pekin‘de hem de İstanbul’da Fransızca öğretmenliği yaptı. İlk romanı Marx ve la poupée (2017) için Goncourt ödülünün yanı sıra Ouest-France Etonnants Voyageurs roman ödülünü de aldı.

Claude K. Dubois

1960 Belçika doğumlu Dubois, kendi de yüksek öğrenim gördüğü Liège’deki Saint-Luc Enstitüsü’nde illüstrasyon dalında öğretim görevlisi. Sekseni aşkın resimli kitap ve çocuk kitabı yayınlayan ve ödülleri olan Dubois, en son 2014’te “Akim Koşuyor” kitabıyla Alman Gençlik Edebiyatı Ödülü’ne layık görülmüşt

Ferhat Sarı

1982 Bandırma doğumlu Sarı, Trakya Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Kimya Bölümü’nden mezun oldu. İstanbul Üniversitesi Eczacılık Fakültesi’nde araştırma görevlisi olarak çalıştıktan sonra Hayatın Sesi televizyonunda Dış Haberler editörlüğü yaptı. Ginko Bilim’in bilim danışma kurulunda yer alan Sarı, Fransızca ve İngilizceden çeviriler yapmaktadır.

Kategori: Hafta Sonu