Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Böyle giderse iklim değişikliği kaynaklı iç göçler ve iklim mültecileri artacak

Dünya Bankası (WB) iklim değişikliği ve göç bağlamındaki ilk kapsamlı raporunu 2018 yılında “Groundswell: İç İklim Göçüne Hazırlık” adıyla yayımlamış ve rapor büyük bir ilgi ile karşılanmıştı.

Raporun ikinci bölümü birkaç gün önce bu kez “Groundswell: İç İklim Göçü Konusunda Harekete/Eyleme Geçmek” adıyla yayımlandı ve basın aracılığıyla dünyaya tanıtıldı.

13 Eylül Pazartesi günü yayımlanan yeni WB raporuna göre, iklim değişikliği, küresel sera gazı salımlarını azaltmanın yanı sıra, ülkeler arasında ve ülke içi gelişmişlik farkını ya da çelişkisini kapatmak için acil önlemler alınmaması durumunda, önümüzdeki otuz yılda yaklaşık 216 milyon insanı evlerini terk etmeye ve sıcak göç noktaları oluşturmaya itebilir.

Üç senaryo altında inceleniyor

Rapor bir anlamda, iklim değişikliğinin ve bağlantılı aşırı iklim olayları ve afetlerinin özellikle iklim sorunlu ülkeler içinde göçe neden olma gücünü yeniden doğruluyor. Rapor, aşırı hava olaylarının etkileri gibi iklim değişikliğinin kısa süreli etkilerini ve sınır ötesi iklim göçünü ele almıyor.

Yeni WB raporu, su kıtlığı, kuraklaşma ve çölleşme, azalan tarımsal ürün verimliliği ve yükselen deniz düzeyi gibi iklim değişikliğinin yavaş gelişen etkilerini “iklim göçmenleri” olarak tanımladığı milyonların göçüne nasıl yol açabileceğini değişik düzeylerdeki iklim eylemi ve gelişme düzeylerini dikkate alan üç farklı senaryo altında 2050 yılına kadar inceliyor.

Fotoğraf: Shutterstock

Altı bölgeden 216 milyon insan

Rapor, yüksek düzeyde sera gazı salımı ve eşitsiz gelişmeye dayalı en kötümser senaryo koşullarında analiz edilen altı bölgede 216 milyon kadar insanın kendi ülkeleri içinde hareket edeceğini öngörüyor.

Bu bölgeler; Latin Amerika, Kuzey Afrika, Sahra-altı Afrika (Sudan dışında Sahra çölünün güneyinde kalan geniş coğrafi bölge), Doğu Avrupa, Orta Asya, Güney Asya, Doğu Asya ve Pasifik.

Düşük salım düzeyi ve kapsayıcı, sürdürülebilir kalkınma ile en iklim dostu senaryoda bile, dünya 44 milyon insanın evlerini terk etmek zorunda kaldığını görebilir. En kötü senaryoda, çölleşme, kırılgan kıyı şeridi ve nüfusun tarıma bağımlılığı nedeniyle en savunmasız bölge olan Sahra Altı Afrika, ulusal sınırlar içinde hareket eden 86 milyona kadar insanla en çok göçmen sayısını görebilecek.

Bununla birlikte Rapor, Kuzey Afrika’nın, asıl olarak kuzeydoğu Tunus, kuzeybatı Cezayir, batı ve güney Fas‘ta ve merkezi Atlas Dağları eteklerinde artan su kıtlığı nedeniyle, nüfusunun yaklaşık yüzde 9’una eşdeğer 19 milyon insanın hareket etmesiyle iklim göçmenlerinin en büyük orana sahip olacağını öngörmektedir.

Sadece Bangladeş’e 19.9 milyon insan

Güney Asya’da, Bangladeş özellikle sel/taşkın ve ürün yetersizliğinden ve kıtlığından etkileniyor ve karamsar senaryo altında 19.9 milyon insan ile kestirilen iklim göçmenlerinin neredeyse yarısını tek başına kendisi oluşturuyor.

Bu öngörü, 2050 yılına kadar karamsar senaryo altında içsel göçlere dahil olan kadın sayısını da içermektedir. Uluslararası Kızılhaç-Kızılay İklim Merkezi direktörü Prof. Maarten van Aalst konuya ilişkin açıklamasında, “Bu durum şu anda bizim insani gerçekliğimiz ve etkilenebilirliğin daha şiddetli olduğu yerlerde bunun daha da kötü olacağından endişe duyuyoruz” dedi.

Fotoğraf: Shutterstock

Tehdit çarpanı olarak iklim değişikliği

Birçok bilim insanı, dünyanın artık sera gazı salımları için en kötü senaryoya doğru daha fazla gidemeyeceğini söylemekle birlikte, daha ılımlı bir senaryoda bile, zaten yaşadığımız aşırılıklarda olduğu gibi [Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli’nin (IPCC) 9 Ağustos 2021de yayımlanan 6’ncı Değerlendirme Raporu 1’inci Çalışma Grubu’nun İklim Değişikliğinin Fiziksel Bilim Temeli başlıklı raporunda açıkça vurgulandığı ve başta Türkiye, Batı Avrupa ve birçok Akdeniz ülkesinde bu yaz yaşandığını gibi], göç ve yerinden edilme için olası etkiler dahil birçok etki artık önceden beklenenden daha hızlı gerçekleşiyor.

İklim değişikliğinin göç üzerindeki etkisi yeni değil. Genellikle insanları hareket etmeye iten ana etmenlerin birleşiminin bir parçasıdır ve bir tehdit çarpanı görevini üstlenir.

Çatışmalardan ve eşitsizlikten etkilenen insanlar, uyum sağlamak için sınırlı olanaklara sahip oldukları için iklim değişikliğinin etkilerine karşı da daha açık ve savunmasızdır.

Göçlerde iklim değişikliğinin payı

Örneğin, 2017’de 68.5 milyon insan iklim değişikliği dahil çeşitli nedenlerle zorla yerinden edildi. Bu sayı insanlık tarihinin herhangi bir yılında gerçekleşenden daha fazlasına karşılık geliyor. Kestirmek zor olsa da bunların yaklaşık üçte biri (22.5-24 milyon kişi) “aniden gelişen ya da başlayan hava olayları” (kuvvetli-şiddetli yağışlara bağlı seller ve taşkınlar, uzun süreli sıcak hava dalgaları ve kuraklık sonrası çıkan büyük orman yangınları ve şiddetli fırtınalar, vb.) nedeniyle taşınmak zorunda kaldı.

Yer değiştirmelerin geri kalan üçte ikisinde diğer insani krizlerin sonuçları da etkili olmakla birlikte, biyoçeşitlilik kaybı, iklim değişikliğinin kuraklaşma ve çölleşme, deniz seviyesinin yükselmesi, okyanus asitlenmesi, hava kirliliği, yağış rejimi değişiklikleri gibi yavaş başlangıçlı olayların katkıda bulunduğu gözleniyor. Kuşkusuz bir tür bozulmalar, birçok insani krizi şiddetlendirerek daha fazla insanın göç etmesine neden olabilir.

Fotoğraf: Shutterstock

Rapor ayrıca, küresel olarak hareket eden dört kişiden üçünün ülkelerin içinde kalma eğiliminde oldukları bilinmekle birlikte, sıcak göç noktalarının önümüzdeki on yıl içinde ortaya çıkabileceği ve 2050 yılına kadar yoğunlaşabileceği konusunda dünyayı uyarıyor. Hem insanların taşınacağı alanlarda hem de geride kalanlara yardım etmek için ayrıldıkları bölgelerde planlama yapılması gerekiyor.

Önerilen eylemler arasında, küresel ısınmayı 1.5 °C ile sınırlama şansına sahip olmak için yüzyılın ortasına kadar net sıfır emisyon düzeyine ulaşmak ya da inmek ve Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi (BMİDÇS) Paris Anlaşması uyarınca sürdürülebilir, adil, yeşil, direngen (dirençli) ve kapsayıcı bir sosyal kalkınmaya yatırım yapma vb. konular yer almaktadır.

Politika önerileri

Rapor bu kapsamda, iklim göçüne neden olan etmenleri yavaşlatmaya ve beklenen göç dalgalarına önceden hazırlanmaya yardımcı olabilecek bir dizi politika önerisi sunuyor. Bunlar, aşağıdaki gibi özetlenebilir:

  1. Küresel sera gazı salımlarını azaltmak ve BMİDÇS Paris Anlaşması’nın 1.5°C/2 °C küresel ısınma hedeflerine ulaşmak için her türlü çabayı göstermek;
  2. İç iklim göçünü ileri görüşlü yeşil, direngen ve kapsayıcı kalkınma planlamasına dahil etmek;
  3. Bir uyum stratejisi olarak iç iklim göçünün olumlu kalkınma çıktılarıyla sonuçlanabilmesi için göçün her aşaması için hazırlık yapmak;
  4. İyi hedeflenmiş politikaları bilgilendirmek için iç iklim göçünün itici güçlerinin daha iyi anlaşılmasına yatırım yapmak, vb.

 

Kategori: Hafta Sonu