Hafta SonuKitapKöşe YazılarıManşetYazarlar

[Çocuklar için Yeşil Kitaplar] Mecburi sükunet: Büyük Sözcük Fabrikası

Dil en önemli iletişim araçlarımızdan biridir. Dil üzerinden iletişim kurar, dünyayı kavrar, onu anlamlandırır ve yine dil üzerinden hayatı yorumlarız. Bunun tersi olarak dilsizlik ise çaresizliği, yersiz yurtsuzluğu ve esareti imler. Konuşamayan, kendini, düşüncelerini açıkça ifade edemeyen biri görünmez bir esaret yaşamaktadır dersek aşırı yorum yapmış olmayız sanırım.

Büyük Sözcük Fabrikası işte tam da bu konu etrafında gelişen bir sevgi hikâyesi. Kitapta bir ülke var. Ülkeye Büyük Sözcük Fabrikası’nın ülkesi deniliyor.  Fabrikaya ait bir ülke!!!  Bu ülkede insanlar çok az konuşuyorlar. Az konuşmalarının nedeni gürültü kirliliğine engel olmak değil. Çünkü fabrika gece gündüz gürül gürül çalışıyor. “Söz gümüş ise sükût altındır” felsefesini benimsemiş olmaları da değil. Öyle bir iddiaları yok. Sükûnetten huzur buluyor olmaları hiç değil! Bu ülkede insanlar sözcüklere verecek paraları olmadığı için az konuşuyorlar.

Parayla satılan sözcükler

En önemli iletişimiz aracımız olan dil elimizden alınsa ve sözcükler bize tek tek ve para karşılığında satılsa, “ancak bu sözcüklerle iletişim kurabilirsin” dense ne yapardık acaba? Oksijenin elektrik, su gibi parayla satılan bir şeye dönüşmesi birçok insanın aklına gelmiştir.  Fakat sözcüklerin parayla alınıp satılan bir şeye dönüşmesi, konuşmanın ya da susmanın buna bağlı olması sık karşılaştığımız bir şey olmasa gerek.

Tekrar kitaba dönersek bu ülkede biri, örneğin Özgür, birini  seviyor ve ona güzel sözler söylemek istiyor olsa ne yapar? İsim yapmış şarkıların sözlerini ya da ünlü bir şairin dizelerini okuyamaz bu durumda. Hâlbuki o şarkılar şiirler ne de güzel ifade ederler bizim ifade edemediklerimizi. Sözcük satın alamamakla, duygularını çok istediğin halde ifade edememek benzer çaresizlikler midir? Şu an kendi ülkemizde sözcük satın almak durumunda olmadığımız için ‘belki’ diye yanıtlayabiliriz bu soruyu.

Aylak Kitap’tan çıkan Büyük Sözcük Fabrikası, Agnes de Lestrade tarafından yazılmış ve çizimleri de Valeria Docampo‘ya ait.

Agnes de Lestrade.

Büyük Sözcük Fabrikası’nda sözünü ettiğimiz ‘sözcüksüz kalma’ konusu çizgilerle daha da bir desteklenmiş ve güçlendirilmiş. Kocaman koyu renk bacasından kocaman dumanların çıktığı kocaman bir fabrika ve gölgesinde bir ülke. Kitabın sayfalarında fabrika ve ülkeye koyu renkler hâkimken sevginin işlendiği sayfalarda kırmızı hâkim. Puntolar bazen küçük bazen ise büyük harflerle vurgulanmış. Resimlerde çorbanın içinde sözcükler var. Ülke, fabrika, sokaklar ve şık kıyafetleri içinde pahalı sözcükler satın alan insanlar koyu renklerle resmedilmiş, sevginin ifade edildiği sayfalar ise güzel bir kımızıyla.

İnsan zihninin ürünü olan dilin hayattaki birçok şey gibi ticari bir araca dönüştürmesi ve ticaretin onu kendi içine alarak parçalaması küçük  okurlar için yazılmış bir kitabın onların anlam evrenine uygun olarak ne büyük şeyler söyleyebileceğini Büyük Sözcük Fabrikası’nda bir kez daha görüyoruz. kitap bir taraftan sevginin bir çok olanaksızlığın üstesinden gelebileceğini gösterirken diğer taraftan dil konusunda küçük okurlara düşünme fırsatı sağlıyor.

Kategori: Hafta Sonu