ManşetYeşil Gazete TV

[Yeşil Gazete Tv] Uzman hemşire Aydoğan: Çok yorgunuz, köstek değil destek olun

Yeşil Gazete Tv’de yayınlanan Karantina Günleri programının 17’incisinde, Ümit Şahin, Koray Doğan Urbarlı ve Alev Karakartal’ın konuğu Türk Yoğun Bakım Hemşireleri Derneği Yönetim Kurulu üyesi, uzman hemşire Semine Aydoğan oldu.

Yoğun bakım hemşiresi olarak, İstanbul’un en büyük üniversite hastanelerinden birinde görev yapan Aydoğan, zaten ağır olan yüklerinin salgın sürecinde daha da ağırlaştığını, koşullar zor olmasına karşın bütün güçleriyle günde en az 12 saat çalıştıklarını anlattı. Aydoğan buna karşılık ek ödemelerle gündeme gelmelerine üzüldüklerini belirterek, devletten hak gaspına yol açan, adaletsiz performans ve ek ödeme sisteminden vazgeçip hakkaniyetli bir düzenleme yapmasını, vatandaşlardan ise rehavete kapılmayıp önlemlere dikkat etmelerini istedi. 

Uzman Hemşire Semine Aydoğan’ın Yeşil Gazete TV’ye anlattıklarından öne çıkanlar şöyle:

Çalışma koşulları

Daha önce Ebola, Kırım Kongo Ateşli Hastalığı, H1N1 gibi salgınlarda olduğu gibi koronavirüs salgınında da başlangıçta neyle karşılaştığımızı bilmiyorduk, süreç içinde öğrendikçe ustalaştık. Günde 12 saatlik vardiyalar halinde çalışıyoruz. Kişisel koruyucu ekipmanlar, başlangıçta biraz zorladı. Bunların içinde uzun saatler boyunca çalışıyoruz ve çok yoruluyoruz. İş yükümüz zaten fazlaydı, şimdi daha çok arttı.

Sıfır noktasındayız, hastalarla birebir temas halindeyiz. Bu durumda bulaş ve enfeksiyon riskine çok açığız, sürekli ayakta kalmaya bağlı sorunlar yaşıyoruz. Çok yorgunuz, birçok arkadaşımız haftalardır ailesini, yakınlarını görmüyor. Psikolojik bakımdan da yorgun ama gururluyuz. Bugünlerden sonra geriye dönüp baktığımızda, çok iyi işler yaptık, çok sayıda hayat kurtardık diyeceğiz. Vicdanımız rahat.

Yatak var hemşire yok

Sağlık Bakanı, yoğun bakım yatağı bakımından dünyanın önünde olduğumuzu söylemişti. Yeterli yatak olabilir, ekipman olabilir ama yeterli hemşiremiz yok. Bakanlık’tan yakın zamanda, ne kadar yoğun bakım hemşiremiz olduğuna ilişkin bilgi istedik. Yeni hemşireler alındı ve kaç kişi bilemiyoruz. Henüz bir cevap alamadık, ama biz sahada, eksik kadroyla çalıştığımızı her gün görüyoruz.  

Türkiye’de yetişmiş yoğun bakım hemşiresi sayısı Avrupa ülkelerine oranla oldukça az. Avrupa ülkelerinde her hastaya bir uzman hemşire düşerken, Türkiye’de bu sayı en az iki, ortalama üç hastaya bir hemşire şeklinde. Salgınla birlikte, her uzman hemşirenin yanına iki yeni mezun hemşireyle birlikte bir ekip oluşturarak çalışmaya başladık.  

Testler

İki hafta önce hastane genelinde test yapıldı. covid-19 pozitif çıkmadı bu testlerden. Bundan sonra düzenli yapılacağı söyleniyor ama ne zaman olacak bilmiyoruz. Çok sayıda sağlık çalışanı koronavirüse yakalandı. Bizim iki hemşire arkadaşımızda ve eşlerinde tespit edildi. Şu anda bir Covid pozitif çalışanımız istirahatte. Aslında kimde görüleceği çok fazla kestirilemiyor. Hepimiz aynı şartlarda çalışıyoruz, bazılarında görülüyor, bazılarında olmuyor.

Hasta sayısı arttı

Çalıştığım üniversite hastanesinde hasta sayısında düşme oldukça açtığımız yeni yatakları kapatmıştık, ancak son bir haftadır hasta sayısında yine bir artış görüldü. Yeni yataklar açmak zorunda kaldık. Bir de yapılan yayınlar insanları/hastaları bize yönlendiriyor olabilir.  

Ruh halleri

Çok az bir tedirginlik ve kaygı insanı zinde tutar, bizimki öyle biraz. Başta herkes gibi bizde de korku duygusu hakimdi, şimdi biraz daha hakimiz sürece. Tedirginlik sürüyor tabii. Dayanamayan, “istifa edeceğim” diyen arkadaşlarımız da var. Bizi ayakta tutan tek şey, bunun geçici bir süreç olduğu ve bir gün normal hayata dönebileceğimiz umudu.

Psikolojik destek alan arkadaşlarımız var. Sınırdaki asker gibi çalışıyorsunuz, hem kendi korkularınızla baş etmeye çalışıyorsunuz hem de hastaların endişelerini paylaşıyorsunuz. Kaybettiğimiz hastalar bizi de çok üzüyor, yıpratıyor. Dört saat sürekli çalıştıktan sonra küçük bir mola veriyoruz, o sırada birbirimize destek vermeye çalışıyoruz.

Destekler, ek ödeme

Sağlık Bakanı tavandan ek ödeme yapacağız deyince, toplumun gözünde “çok çalışıyorlar ama iyi para aldılar” izlenimi oluşmuş olabilir, ama biz çok rahatsız olduk. Çünkü ek ödemenin bir katsayısı var ve bunu bakanlık belirliyor. Diğer sağlık çalışanlarıyla aramızda dağlar gibi fark olduğu gibi kendi aramızda da lise mezunu mesai arkadaşlarımızla üniversite mezunları arasında da büyük fark var. Lise mezunu yoğun bakım hemşirelerine 20 tl. ek ödeme yatırıldı bu ay, üniversite mezunlarına 700 TL. civar. Herkese 2 bin TL ek ödeme veriyorum gibi bir şey denseydi farklı olurdu ama denilmedi.

Mesela salgından önce, aylarca 4 kuruş performans ödemesi aldık. Bunlar kurumların inisiyatifine bırakıldıkça ve katsayı adaletsizliği sürdükçe ne kadar çaba harcarsanız harcayın, ne kadar risk altında olursanız olun performansınızı belirleyen başkalarının değer biçtiği kadar bir ödeme alıyorsunuz.

Bu durum bizim iş barışımızı da etkiliyor, motivasyonumuz bozuluyor, kırgınlıklar yaşanıyor. Ayrıca yardımcı sağlık personeline hiçbir destek yapılmadığını da söylemeliyim. Her hemşirenin yanında bir yardımcı sağlık personeli olur. Onlar bizim elimiz ayağımız gibidir, ama onlara hiçbir ek ödeme yapılmadı. Bu da çok adaletsiz bir durum.

Beklentiler

Üniversiteler çakılı kadrolardır. Oradan başka yere tayininiz olmaz, kuraya katılamazsınız. Başladığınız yerde ömür boyu orada çalışırsınız. Burada motivasyonu artıracak şekilde çalışma şartları, bilimsel imkanlar, özlük hakları ve ödemelerin düzenlenmesini talep ediyoruz.

Dünya Sağlık Örgütü, daha koronavirüs ortada yokken, 2020’yi Ebe ve Hemşire Yılı ilan edilmişti. Salgınla birlikte bizim yükümüz de fazlasıyla arttı. Sağlık çalışanlarına şiddet ise azalmadığı gibi artıyor. Siyasetçilerden, sorunlarımızı bu anlamlı yılda Meclis’e taşımalarını bekliyoruz.

Diğer yandan, biraz da Sağlık Bakanı’nın aşırı olumlu söylemleri yüzünden, insanlar “tamam bu iş bitti” algısına kapılıyor. Toplam aktif vaka sayısı tamamen sona ermedikçe bu işin bitmeyeceğini hatırlatmak istiyorum. Bir kişi ortalama 5 kişiye bulaştırıyor ve elimizdeki rakamlar sadece bilebildiklerimiz.

Havalar ısındı, insanlar evde durmak istemiyor. Bunu anlıyoruz ama, bunca bilinmezlik arasında önlem konusunda oluşabilecek rehavet, çok daha can yakıcı bir ikinci dalgaya yol açabilir. Hem kendilerini hem de bizi düşünüp teması azaltıp önlemlere dikkat etmelerini rica ediyoruz.

Kategori: Manşet