EmekKoronavirüs SalgınıKültür-SanatManşet

Dizi ve film sektörünün virüsle imtihanı

Haber: Defne Sarıöz

Tüm dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını daha çok can kayıpları, yayılma hızı ve devletlerin aldığı önlemler üzerinden konuşulurken, durma noktasına gelen ekonomik faaliyetler, kapatılan işyerleri, karantina altındaki insanların hayatlarını sürdürmeleri için verilecek destekler de mercek altında.
Salgın nedeniyle alınan önlemler kapsamında en çok etkilenen sektörlerden biri de eğlence sektörü oldu. ABD başta olmak üzere, dünyanın pek çok ülkesinde kalabalık gruplar halinde çalışılan dizi ve film setleri durduruldu. Türkiye’de ise karar yapımcılara bırakıldı.

Pek çok dizi ve film seti, Sinema Emekçileri Sendikası’nın başlattığı kampanyanın çağrıyla çalışmalarına ara vermiş olsa da, hala çekimleri süren diziler var. Bu durumun çalışanların sağlığı ve salgının yayılması bakımından taşıdığı riskler sendika yöneticileri ve oyuncular tarafından dile getirilse de, çoğu güvencesiz çalışan ve kısıtlı gelirlerinin kesilmesi nedeniyle bir ekonomik yıkımla karşı karşıya kalan set çalışanlarının sesleri neredeyse hiç duyulmuyor.

Geçtiğimiz hafta, oyuncu ve sinema emekçilerini temsilen ortak açıklama yapan 13 sendika ve dernek, sektör çalışanlarının yaşadığı ekonomik mağduriyete dikkat çekti. Yapılan açıklamada aralarında, sektör çalışanlarının kira, fatura ve kredi kartı borçlarının devlet tarafından karşılanması da olmak üzere bazı taleplerde bulunuldu.

Koronavirüs tedbirleri kapsamında, sinema ve tiyatro faaliyetlerini mücbir sebep hâlinden faydalanacak sektörler arasında duyuran Hazine ve Maliye Bakanlığı ise sektöre sağlayacak kolaylıkları, “tiyatro, opera, bale, sinema, konser gibi her türlü sanatsal faaliyetle ilgili vergi ödemelerinin altışar ay ötelenmesi” olarak açıkladı.

Yapımcı ve kanallar arasındaki durumu konuştuğumuz büyük bir tv kanalının medya planlama yöneticisi ise hali hazırdaki durumu şu sözlerle anlatıyor:

TRT, diğer kanallarla da irtibata geçerek dizi çekimlerini en hızlı durduran kanal oldu. Süreç içinde, çekim yapmaya çalışan firmalar olduysa da sürdürülemez bir durum olduğu için birer birer onlar da çekimlere ara verdi. Bunun tek istisnası geçen haftaya kadar Eşkiya Dünyaya Hükümdar Olmaz, Kuruluş Osman, Hercai, Gel Dese Aşk ve Diriliş dizilerinin çekimlerini sürdüren Atv oldu. Şimdi sadece Eşkıya’yı çekerek devam ediyorlar, ama bugün yarın onu da durdurmak zorunda kalacaklar.”

TV dizilerinin çekimleri konusunda karar verici mercinin yapımcı olduğunu anlatan kaynağımız, “Yapımcı kanalı ‘bilgilendirerek’ kendisi karar veriyor. Bazı kanalların, yapımcıya baskı yaparak seti sürdürdüğü biliniyor, ama son karar alıcı, -mali riskleri göze alması halinde- her koşulda yapımcıdır” diyor.

Set işçisi bakımından hiçbir koruma mekanizması olmadığına dikkat çeken yönetici, “Büyük yapımcıların bazıları kayıplarını tolere edip set çalışıyormuş gibi ödeme yapmayı sürdürüyor ama sayıları çok az. Bazıları ücretleri kesti, bazıları işten çıkarma bile yaptı. Kimileri ise kanallardan destek istiyor. Kanalların bir kısmı destek teklifine olumlu bakmakla birlikte kabul etmeyenler çoğunlukta” diye konuşuyor.

Kaynağımız, bundan sonra olabilecekler konusunda ise şunları söylüyor:

Sektörün tamamı zaten zarar ediyor. Bundan sonra diziler ara verir, kanallar da ‘ucuz’ formatlara yönelir, filmler ve tekrarlarla sürecin atlatılmasına çalışılır. Benim öngörüm, görülecek zararın kanal kapatma, batma aşamasına gelmeyeceği yönünde. Medya ajansları kardan zarar edeceklerdir biraz ama fırsatçı firmaların çalışma koşullarında ve ücretlerde gerileme ve işten çıkarmaya yönelmeleri beklenebilir.

Anlaşılan o ki, kanallar hükümetten somut bir tedbir kararı bekleyen yapımcılara “sizden yeni bölüm beklemiyoruz” çağrısı yapmadıkları ve reklam verenler reklamlarını geri çekmediği sürece sorun kesin olarak çözülmeyecek. Buna karşın her bir set için ortalama 60-70 kişiden oluşan yüzlerce insanın geçimlerini nasıl sağlayacağı meselesi odadaki fil gibi durmaya devam edecek.

Murat Muslu: ‘Salgın her şeyi daha da kötüleştirdi’

Oyuncular Sendikası kurucularından, oyuncu Murat Muslu, şimdiye dek 40’a yakın dizi ve film setinin salgın nedeniyle durdurulduğunu belirterek set çalışanlarının durumunun sıkıntılı olduğunu söylüyor:

Devlet sokağa çıkma yasağı ilan etmedikçe, çekimlerin çoğu dursa da bir kısmı ya şimdi ya da bir süre sonra devam edecek. Evde kalanlara ise sosyal bir destek verilmiyor. İnsanlar kaderiyle baş başa. Evde oturup aç kalma ile hayatını tehlikeye atarak gidip çalışma arasında seçim yapmak zorundalar.

Mesele dönüp dolaşıp siyasi karar alıcılara geliyor. İktidarın ayrım yapmadan, bir an önce halkını koruyan önlemler alması lazım. Bu olmadığı sürece, milyonlarca işçi gibi sanat alanında çalışan kişiler için de “evde kal” çağrısı havada kalacak.

Salgın yokken de sektörün “döküldüğünü” söyleyen Muslu, “Çalışanlar önceden de paralarını hiçbir dönem zamanında alamıyorlardı. Ortalama sekiz bölüm geriden ödeme yapılıyordu. Salgın meselesi çıkınca her şey daha da kötüleşti. Çoğu set emekçisi kredi kartı kölesi olarak yaşıyor diyor.

Öte yandan sosyal medyada da çok sayıda oyuncu #SetleriDurdurun etiketiyle yaptıkları paylaşımlarla bazı dizilerin çekimlerinin sürdürülmesine tepki göstermişti. Oyuncular Sendikası Başkanı Demet Akbağ da yine aynı dönemde yaptığı çağrıda, “Setlere 1-2 hafta ara vermek belki de çok daha vahim bir durumun önüne geçmeyi sağlayabilir. En azından biz kendi sektörümüz açısından üzerimize düşeni yapalım istiyoruz. Bir kez daha çağrımızı yineliyoruz: Setleri durduralım, sağlığımızı koruyalım” demişti.

RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin ise setleri durdurmayan yapımcı, oyuncu ve çalışanlara “fedakarlıklarından” ötürü teşekkür etmişti. Sendika’nın genel sekreteri Sercan Gidişoğlu, Şahin’in sözlerine karşılık, televizyonların reklam gelirlerini arttırdığını söylemişti:

Herkesin evinde oturduğu bu dönem reytingler de birkaç puan arttı. Reklam gelirleri de arttı tabi. Ekonomik olarak pasta büyüdü. Biz bazı kanallarda dizilerin ısrarla devam etmesinde bundan başka bir neden göremiyoruz. ‘Eve kapanan halkımıza moral olsun diye’ diyorlar. O dizilerin onlarca çekilmiş eski bölümleri var. Eski dizilerin tekrarları verilebilir. İnsanlar şu an sadece haber kanalı izliyor zaten. Belki bir kısım eve bağlı yaşlı insanımız var ama bu da insanımızın canı için bir bahane değil.

Yılbaşı dönemi de üç hafta kadar setler durur çünkü vergi dönemidir, hesap kapatma dönemi. O zaman seyirciyi düşünmüyorlar da şimdi mi düşünüyorlar. Kamu TV izlesin derdi gerçekçi değil. Gerçek sebep ortadaki rant. Bu rant insan hayatından demek ki daha önemli.

Akıldaki soru ise sendikaların neden sadece çağrı yapmakla yetinip etkin bir yaptırım uygulayamadığı. ‘Mücbir sebep’ set işçileri ve oyuncular için de geçerli mi?

Murat Muslu bunun çetrefil bir mesele olduğunu anlatıyor:

Sendikalar toplu sözleşme yapar. Kanun yapıcı, toplu sözleşme yapma yetkisi için geçmişte o iş kolunda yüzde 10’lik bir baraj öngörüyordu. AKP iktidarında baraj yüzde 1’e indirildi, ancak iş kollarının sayısını önemli ölçüde azaltarak, pek çok iş kolunu bir çatı altında topladı. O zaman da baraj inmemiş gibi oldu.”

Oyuncu sendikalarının faaliyet yürüttüğü 10 numaralı iş kolunda, ticaret, büro çalışanları, eğitim ve güzel sanatları’ın toplandığını belirten Muslu şöyle konuşuyor: “Dershane öğretmenleri de aynı iş kolunda, kooperatif işçileri de biz de… Herhangi bir sendikanın yetki alabilmesi ve toplu sözleşme yapabilmesi için tüm bu sektörlerdeki yaklaşık 3 milyon 800 bin kişinin yüzde birini örgütlemesi gerek. Halbuki oyuncular ayrı bir Güzel Sanatlar iş kolunda örgütlenebilseler, sayı 3 milyon 800 binden çok daha aşağılara düşeceği için mesela ortalama 100 bin kişi olsa bunun yüzde biri, yani bin kişi baz alınacak o zaman toplu sözleşme barajı için…”

Bu koşullarda yetki alabilen bir sendikanın yapımcılarla toplu sözleşme yapabileceğini, ancak o baraj geçilemediği için bunun mümkün olmadığını belirten Muslu, oyuncuların örgütlenmesinin önündeki ikinci bir engele de şöyle dikkat çekiyor:

Sendikaların barajı aşamamasının ikinci nedeni de şu: Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bir kişinin sendikaya üye olabilmesi için işçi statüsünde olmasını şart koşuyor. Halbuki yapımcılar ne oyuncuları ne de set çalışanlarıyla 4-a statüsünden işçi olarak değil, esnaf gibi 4-b statüsünden çalıştırıyor ve makbuz kesmelerini istiyor. Bu İLO sözleşmelerine de aykırı bir durum. İşçi olduğun halde, öyle görünmediğin için sendikaya da üye olamıyorsun.”

Durdurulan setler

Limon Yapım, Savaşçı ve Bir Annenin Günahı dizilerinin yapımcısı olarak setlere ara verdi. Bir Annenin Günahı dizisinin ise yayımlanma tarihi ileriye atıldı. Hekimoğlu ve Mucize Doktor’un da setlerine ara verildi. Mucize Doktor’un çekimlerinde önce platoya geçildi, sonrasında sete ara verilmesine karar verildi.

Ay Yapım en hızlı karar alanlardan, “Çukur”un setini hemen durdurdu. Diğer bir Ay Yapım dizisi “Babil”in de çekimleri durdu. Zalim İstanbul’un yapımcısı Avşar Film de çekimleri durdurdu. Yasak Elma’nın seti de geçici olarak durduruldu. MED Yapım sürece bakarak karar verecek. Şimdilik yayımlayacak bölümleri var. Aynı yapım şirketinin dizileri “Baraj” ve Öğretmen’in çekimlerine de nisan sonuna kadar ara verildi.

Öte yandan Jet Sosyete dizisinde daha önce denenmemiş bir şey yaparak dizinin oyuncularından, evden çıkmadan çekim yapmalarını istedi. Dizinin “korona özel” bölümü önümüzdeki günlerde izleyici karşısına çıkacak.

Dünyada durum nasıl?

Dünya çapındaki eğlence endüstrisi de salgın nedeniyle durmuş durumda. Pek çok ülkede sinema ve tiyatro salonları kapatıldı, çekimler ve bunların dağıtımı bilinmeyen tarihlere ertelendi. Çin’in büyük ve oldukça da kazançlı film endüstrisi büyük zarar gördü, Hollywood ve Bollywood yapımları durdu; başta Cannes olmak üzere festivaller ertelendi. Pek çok tv prodüksiyonuna son verildi. Bütün bu önlemler, stüdyolar, yapımcılar, salon sahiplerinin yanı sıra, milyonlarca oyuncu ve set işçisinin de hayatını fazlasıyla zorlayacak gibi görünüyor.

Kategori: Emek