BayramHafta SonuManşet

Elektronik atıklarınız nereye gidiyor?

Elektronik atıkların ortasında Çinli bir çocuk

Elektronik çöplüğün ortasında Çinli bir çocuk (Kaynak: Greenpeace International)

Sabah uyandığımızda birçoğumuzun ilk eylemlerinden biri artık bilgisayar, telefon veya başka bir cihaz üzerinden internete girmek oluyor. Hatta ‘internete girmek’ diye bir eylemin varlığı bile artık şüpheli. Şehirli orta sınıf için arkaik, geçerliliğini yitirmiş ve absürd bir fiil bu. Telefonla konuşmak veya televizyon izlemek gibi değil. Birçok kişi bilinçli veya bilinçsiz, uyanık olduğu her an internette zaten. Yaptığımız hemen her şey artık interaktif, okuduğumuz her metin ‘hipermetin’. Bu kültürel değişim üzerine bu yazının kapsamını ve derinliğini katbekat aşan sayısız çalışma var. Haddimizi aşmayalım.

Bu mübarek bayram günü (ki Türkiye söz konusu olduğunda bu kelimeyi de dikkatli kullanmak gerek, her an uğursuz bir gelişme olabilir çünkü) konumuz bu ‘süperbağlantı’ halini devamlı kılmak için kullandığımız altyapı. Devamlı yenilenen akıllı telefonlar, tabletler, bilgisayarlardan bahsediyoruz. Bunlara müzik dinlemek için kullanılan cihazlar, televizyonlar, ve işte bir şekilde ‘zamanın gerisinde kalan’ tüm cihazları eklemek mümkün. Tüm bunlar termodinamiğin ikinci yasasıyla uyumlu olarak nihai olarak atık olarak sınıflandırılıyor.

Ve sevgili okur, ciddi bir atık sorunumuz var. Genel olarak atık meselesinin geldiği boyutlara fazla değinmeyelim. Girişte de söylediğimiz gibi bu tür bilgiler çoğumuza artık bir ‘tık’ uzak sadece. Arzu eden şuraya bir tık ile Chris Jordan’ın hiç oynanmamış fotoğraflarından atıkta geldiğimiz son noktayı görebilir: Buyrun

Ama pek çoğumuzun bilinçli bir şekilde görmezden geldiği, üzerinde düşünmediği elektronik atık meselesi var bir de. Hayatımızı kolaylaştıran birçok konuda olduğu gibi bu konuda da olumsuz yanları atlıyoruz. Bazı veriler: Birleşmiş Milletler Çevre Programı’nın rakamlarına göre sadece ABD’de senede 3 milyon tonun üzerinde e-atık üretiliyor. Bu rakam AB’de senede 10 milyon ton civarında. Dünyada bu rakamın yılda 20 ila 50 milyon ton civarında olduğu tahmin ediliyor. E-atık her yıl %5 ila 8 artarak gelişmiş ülkelerde en hızlı artan atık çeşidi olmaya devam ediyor. Ayrıca, elektronik atıkların içinde çoğu zaman sağlığa zararlı ağır metaller bulunuyor.

Bugüne kadar bu soruna bulunan ‘çözümler’ arasında kronolojik sırayla atıkların normal katı atık gibi muhafaza edilmesi, başka ülkelere ihracı ve geri dönüşümü denendi. Bu çözümlerden ilk ikisi işe yaramadığı gibi özellikle ikinci yöntem, atıkların ihraç edildiği ülkelerde ciddi çevre ve sağlık sorunları oluşturdu. E-atıklar çoğu zaman değerli metaller içerdikleri için sağlık ve çevre standartlarının düşük olduğu ülkelerde bu metaller, atıklar doğrudan yakılarak ve plastik eritilerek ayrıştırılıyor. Bu işlem sırasında ise ortaya büyük miktarda kanserojen gaz ve madde çıkıyor. Bu atıkların yarattığı felaketin boyutlarını görmek için ise herhangi bir arama motoruna ‘Guiyu’ yazmanız yeterli. Dünyanın elektronik çöplüğü olarak bilinen Çin’deki bu kasabada yaklaşık 60.000 işçi günde 1.5-2 dolara e-atık ayrıştırmak için çalışıyor. Yapılan ölçümlere göre Guiyu’da hava, su ve topraktaki ağır metal oranı normalin çok üzerinde. Kasabada kirlilik dolayısıyla tarım yapılamıyor. Nehirlerden zehir akıyor. Hollywood’un bir sonraki felaket filminin setinin makyajsız hal gibi.

Geri dönüşüm seçeneği ise kağıt üzerinde göze hoş gelse de temel sorunlara çözüm getiremiyor. Bunlardan birincisi şirketlerin geri dönüştürme yükümlülüklerini yerine getirmek yerine e-atıkları, cezaların yeterince caydırıcı olmamasından güç alarak, yasal veya yasadışı olarak ihraç etmeyi seçmesi. Yakın zamana kadar Amsterdam ve Roterdam limanlarından Asya ve Afrika’ya doğru yola çıkan gemilerin önemli bir bölümünün e-atık taşıdığı Avrupa Komisyonu yetkililerince de itiraf ediliyordu. İkincisi ve daha önemlisi ise geri dönüşümün kendisinin e-atık söz konusu olduğunda eğreti bir çözüm olması. Oluşan atığın tümüyle geri dönüşümü mümkün olmadığı için tüketim arttıkça geri dönüşümle kazanılan atığın marjinal değeri azalıyor.

Yine de geçtiğimiz günlerde Avrupa Birliği’nden atık yönetimi konusunda olumlu bir adım geldi. 2003’den beri yürürlükte olan ve yukarıda sayılan eksiklikleri yüzünden eleştirilen Atık Elektrikli ve Elektronik Eşyaların Kontrolü Yönetmeliği gözden geçirildi ve 13 Ağustos’ta kapsamlı bir değişiklikten geçti. Yönetmelik hem e-atıkların toplanması ve geri dönüşümü için hedefleri derinleştiriyor, hem de kurallara uymayan üye devletlere ciddi yaptırımlar getiriyor. Yönetmeliğe göre üye devletler 2016’dan itibaren satılan tüm elektronik cihazların geri dönüşümü ve bertarafından sorumlu olacaklar. 2019’da ise üye devletler oluşan e-atığın %85’inden sorumlu sayılacaklar. Bu hedeflere ek olarak, yapılacak etki değerlendirmesinin sonuçlarına göre, 2018’den itibaren yönetmeliğin kapsamı tüm elektronik atık kategorilerni kapsayacak şekilde genişletilecek.

Türkiye’de ise 22 Mayıs 2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren AEEE Yönetmeliği’nin hükümleri e-atıkların 2013’den itibaren belediyeler tarafından toplanmasını ve uygun şekilde bertarafını zorunlu kılıyor. Halihazırda, bazı mağazalar şimdiden, nereden alınmış olursa olsun e-atıkları toplayarak, tamiri mümkünse tamir edip kullanıma sokuyor, tamiri mümkün değilse gerektiği gibi bertaraf ediyor. Yani evdeki eski ve çalışmayan cihazları çöpe atmak yerine izlenilebilecek başka yöntemler eksik de olsa mevcut. Ancak, en etkili atık bertaraf yönteminin atık yaratmamak olduğunu tekrar hatırlatmakta fayda var.

İyi bayramlar.

Mahir Ilgaz – Yeşil Gazete

Kategori: Bayram