Hafta SonuKöşe YazılarıKültür-SanatManşetYazarlar

[Bir şarkının hikayesi] C’est La Vie- Emerson/ Lake & Palmer*

1969 yılında New York‘ta gerçekleşen Woodstock müzik festivali o dönemin en önemli etkinliklerinden biri idi .1960’ların karşı kültürlerinin bir araya geldiği festivale Amerika’nın her yerinden yaklaşık 450.000 genç katılmıştı. Bundan bir yıl sonra İngiltere’nin güneyinde ve sadece 100.000 kişinin yaşadığı Wight Adası‘nda yapılan “Isle of Wight Festival”inde Woodstock’taki dinleyici sayısının hayli üstüne çıkılmış ve Guiness Rekorlar Kitabı’na göre etkinliğe 600.000 ila 700.000 kişi katılmıştı.

Beş gün süren festival boyunca Jimi Hendrix, The Doors ,The Who, Miles Davis, Joni Mitchell, Jethro Tull gibi rock müziğin efsaneleri ardı ardına performanslarını sergiliyordu. Tam da o yıl kurulan bir grup ilk defa bu festivalde sahne alıyordu. Rock müziğin neredeyse kraliyet ailesi diyebileceğimiz bu starlarının arasında sahneye çıkıp Tchaikovsky’nin “The Nutcracker”ını ve Mussorgsky’nin “Pictures at an Exhibition” adlı klasik eserlerini kendilerine özgü rock yorumlarıyla seslendirdiler. Performanslarının sonunda da sahneye iki tane top arabası getirdiler. Emerson, Lake & Palmer’dı grubun adı ya da kısaca ELP.

Klasik, rock, caz…

Keith Emerson org, piyano ve moog synthsizer kullanarak Bach, Bartok, Tchaikovsky ve Mussorgsky gibi klasiklerin eserlerini ustaca yorumlarken, davulcu Carl Palmer flaş sololarla ona eşlik ediyordu. Greg Lake ise bas ve elektro gitarı çalıyor, ayrıca güçlü fakat baladlarda bir o kadar da yumuşayan stili ile grubun sesi oluyordu. Festivaldeki bu ihtişamlı giriş herkesin dikkatini çekmişti.

Rock, klasik ve caz müziğini homojen ve heyecan verici bir yapıda birleştiren ELP, progresif rock müziğin öncü gruplarından biri oldu. İngiltere’de Island Records, Amerika’da ise Ahmet Ertegün’ün Atlantic Records’u ile kontrat imzaladılar ve ilk albümlerini kendi isimleri ile çıkardılar. Albümde Johann Sebastian Bach ve Janacek gibi klasiklerin eserlerinin yanında Greg Lake’in henüz 12 yaşında iken bestelediği “Lucky Man” de vardı. Her albümde progresif rock tarzı ön planda olsa da Greg Lake’in “From The Beginning”, ”Still you Turn Me On” gibi baladları da yer alıyordu.

Grup üyeleri enstrümanları konusunda oldukça seçici idi. Keith Emerson moog synthsizer ve Hammond orgu için o döneme göre bir servet harcamıştı. Ama en ilginç enstrüman şüphesiz Carl Palmer’ın sekiz mühendislik firmasının katkısı ile British Steel tarafından yapılan tarihin ilk paslanmaz çelik elektronik davul seti idi. Set 2.5 ton ağırlığındaydı, davuldaki tavus kuşu, sincap ve tilki figürleri dişçi matkabı ile işlenmişti.

Greg Lake ise bu konuda grubun en mütevazı kişiliği idi şüphesiz. Bir konserde kendisini elektrik çarpınca bir halının üstünde gitar çalmanın daha güvenli olacağını düşünmüştü. Herkes menajerlerinin Lake’e basit siyah bir halı getireceğini düşünürken o ise sırtında harika bir İran halısı ile geldi. Bu efsane halı, grup turneleri bitirdiğinde Greg Lake’in salonunu süsleyecekti.

1974’e kadar beş albüm çıkaran grup üyeleri bu tarihte uzun bir ara verip solo çalışmalara yöneldiler. Üç yıllık arada Keith Emerson piyano konçertosu yazmaya yönelirken Greg Lake de solo çalışmaları tercih etti. Paris’te bulunduğu bir dönemde sokakta dolaşırken değişik bir enstrümanla karşılaşmıştı. Kendisiyle yapılan söyleşilerde, rastladığı bu enstrümanın, kolu çevrildiğinde hava üfleyen bir nevi org olduğunu söylemiştir.

Genellikle ahşaptan yapılan, çoğunlukla süslemeleri ve tekerlekleri olan, üzerine daha önce kaydedilmiş müziklerin çalındığı Fransız enstrümanı laternadan bahsediyordu. “Çok Fransız “olarak tanımladığı bu nostaljik ses Lake’in hoşuna gitmişti, zaten kendisi de bir Edith Piaf hayranı idi. Odasına döndüğünde neden Fransızca bir şarkı yazmıyorum diye düşündü, ama Fransızca bilmiyordu. Fakat bildiği bir deyim vardı: “Cest La Vie”, “Hayat böyle”. Bu sözcüklerin bir şarkı için çok iyi bir fikir olduğunu düşündü.

Üç TIR’la turne

Grup 1977’de bir araya gelip yeni bir albüm yapmaya karar verdi. Dört yüzü olan bir albüm planlamışlardı: Birinci, ikinci ve üçüncü yüzünde her grup üyesinin yazıp, aranje ettiği şarkılar yer alacak, dördüncü yüzünde ise ortak çalışmaları olacaktı. Keith Emerson birinci yüze 1 No’lu piyano konçertosunu kaydetti. Carl Palmer ‘ın aranje ettiği albümün üçüncü yüzünde ise Bach’tan bir eser, davul soloları ve caz esintileri vardı. Greg Lake albümün kendisine ait olan ikinci yüzü için eski grubu King Crimson’un şarkı sözlerini de yazan şair Peter Sinfield ile beraber beş akustik şarkı yazdı. Paris seyahatinden aklında kalan laterna ezgileri ve o sihirli Fransızca sözcüklerle yazdığı “Cest La Vie” adlı şarkısı grubun unutulmaz baladları arasına girecekti.

Hayat böyle
Bütün yaprakların kahverengiye döndüğünde
Onları etrafına saçacak mısın
Hayat böyle
Seviyor musun
Ve bunu nereden bilebilirim
Aşkının bana kendini göstermesine müsaade etmezsen
Hayat böyle

 

Greg Lake’in bu güzel baladı Works Volume 1 adlı albümün iki single’ından biri olarak yayınlandı İkinci single ise Amerikalı kompozitör Aaron Copland’ın “Fanfare for The Common Man” adlı klasik eserinin grup tarafından dokuz dakikalık yorumu idi ve single İngiltere listelerinde ikinci sıraya kadar yükseldi.

Lake albümün bir senfoni orkestrası ile kaydedilmesi gerektiği ısrarcı idi. Ama daha da sıra dışı ve cesurca olan; albüm turnelerinde de yanlarında 80 kişilik bir senfoni orkestrası götürmeleri olacaktı. Sadece enstrüman ve ekipmanların taşınması için üç Tır’la seyahat ettiler. Tır’ların her birinin üzerinde grup üyelerinin adı yazıyordu. Elbette bu onlara çok pahalıya patlamıştı ve 12’inci konserden sonra birçoğunun sadece tura devam edebilmek için ücretsiz çalmaya bile razı olduğu genç orkestra üyelerini evlerine göndermek zorunda kaldılar.

Carl Palmer 2010 yılında kendisi ile yapılan söyleşide “Samimi olmak gerekirse bu turu senfoni orkestrası ile yapmamış olmayı tercih ederdim ama günün sonunda müthiş bir şey yapılmış oldu. Büyük olasılıkla sonun başlangıcı idi. Trio olarak olduğumuzdan çok uzaklaşmıştık” demiştir.

Works, ELP’in başarılı son albümü oldu.1979’da dağılan grup, 2010 yılında “High Voltage” festivalinde grubun 40’ıncı yılını kutlamak için son olarak bir araya gelip birlikte çaldılar. 2016 yılında Emerson ve Lake hayatlarını kaybetti. Carl Palmer grubun yaşayan tek üyesidir.

(*) Albüm: Works Volume 1, 1977

Kaynakça

  • Extended version of Emerson Lake and Palmer’s documentary from their 40th Anniversary Concert DVD
  • Haccket B., Who knows who cares for me, c’est la vie, December 2016
  • Polcaro R., The tragic story of Keith Emerson’s death 2019
  • Ponsonby S., Why it is time for Emerson Lake & Palmer and prog rock to lose their stigma
  • Carl Palmer talks Steel Drum kit ELP Emerson Lake & Palmer Touring 70s
  • Songfacts ,C’est La Vie
  • Wikipedia, Emerson,Lake &Palmer, Works,C’est La Vie, Greg Lake,Keith Emerson

 

 

 

Kategori: Hafta Sonu