Editörün SeçtikleriHayvan HaklarıManşetTürkiye

Bakan, barınaklar için ‘ormanlar’ dedi, aktivistler tepkili: Yaşam alanları değil, absürtlük var

0

Türkiye günlerdir Konya ve Ankara’daki köpek katliamını konuşuyor. Hayvanların insanlardan uzakta, tutuldukları sözde rehabilitasyon merkezinde yaşadıkları sosyal medyada gündem olmuş ve akabinde hayvan hakları aktivistleri Konya’ya akın etmişti. Görüntülerdeki olaylar, AKP’li Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Belediyeler, barınaklar inşa ederek sahipsiz, başıboş sokak hayvanlarını toplamalı. Mesela bizim Konya Büyükşehir Belediyemizin gerçekten çok örnek bir çalışması var. İstanbul’da Beykoz Belediyemizin de gerçekten çok örnek bir çalışması var” sözlerinden sonra yaşanmıştı. Barınaklara ilişkin son açıklamayı ise Tarım ve Orman Bakanı Vahit Kirişçi yaptı.

Kirişçi, barınaklarla ilgili İstanbul Valiliği ile çalışma başlattıklarını belirterek “Bu barınakların doğal hayata yakın olması da gerekiyor. Biz ormanlarımızdan yer vermeyi planlıyoruz. Yerel yönetimlere ormanlık alanlardan yer vererek İstanbul’un barınak sorununu gidereceğiz. Bir derneğe ya da gönüllere veremeyiz ama belediyelere yer verebiliriz. İstanbul’un 39 ilçesi için otuzar dekarlık yerleri yerel yönetimlerin doğal hayvan barınağı olarak kullanmalarını sağlayacağız” dedi.

Peki ormanlarda ayrılacağı söylenen ve pilot çalışmasına İstanbul’da başlandığı belirtilen yerler sokakta yaşayan hayvanları koruyabilecek mi? Bu soruyu  HAKİM‘den (Hayvan Hakları İzleme Komitesi) Fatma Biltekin’e sorduk.

‣ Cinayet mahalli barınakta nöbet: Yollar kapatıldı, köpeklerin akıbeti bilinmiyor

‘Doğal yaşam alanları ormanlar değil, burada absürtlük var’

Söz konusu ‘doğaya yakın barınak’ söylemlerinin nihayetinde ormanlara işaret ettiğine ilişkin “Bu hayvanların doğal yaşam alanı ormanlar değil. Burada bir absürtlük var” diyor Biltekin ve ekliyor:

“2011’de, yasanın değiştirilmesi gündeme geldiğinden beri, sürekli iktidardan ‘doğal yaşam alanları gibi şeyler’ duyuyoruz. ‘Bu doğal yaşam alanları nerede olacak’ sorularımızsa cevapsız kaldı. Ama aslında yasa sürecinde sürekli olarak geri çektirtmeye çalıştığımız maddelerden birisi bu, bir şekilde  doğal yaşam alanı gibi anlamlara çıkan şeyler sundular. Biz bunların yasalaşmaması için çok uğraştık. Çünkü bunun yasalaşması demek fiilen 6. Maddenin delinmesi demektir.”

‣Sokakta yaşayan hayvanlara yönelik şiddeti durdurmak için rekor destek

Erdoğan’ın Konya’dan sonra işaret ettiği örnek (!) çalışma Beykoz’daydı

Sokakta yaşayan hayvanların toplanarak kapılar ardında bir yerlere konulmasının, Konya’da da olduğu gibi belediye çalışanlarının insafına bırakmak anlamına geldiğini belirten Biltekin, İstanbul’da başlatılan ve mevkisi bildirilmeyen pilot uygulama başlangıcı olarak seçilen alanın muhtemelen Beykoz olabileceğini söylüyor.

Beykoz, Erdoğan’ın konuşmasında Konya’dan sonra iftiharla bahsettiği bir başka barınak.

‘Beykoz’daki bakımevinde hayvanların sayısının azaldığı görüldü’

Beykoz Belediyesi’nin bakımevinde, doğal yaşam parkı inşa edildiğine işaret eden Fatma Biltekin, örnek (!) olarak gösterilen Konya’daki sözde barınakta hayvanların küçüklü büyüklü bir yere koyulduğunu, açlıktan birbirini yediğini ve korkunç bir cehennem olduğunu belirtiyor ve ekliyor:

“Beykoz için de şöyle bir durum var. Beykoz’da böyle [Konya’daki gibi] görüntüler yok elimizde. Beykoz’a en son arkadaşlarımız gittiğinde hayvan sayısının az olduğunu söylemişlerdi. Pazartesi günü HAKİM’den bir avukat arkadaşımız Beykoz barınağına gitti. Gönüllülerden bize hayvanların toplatıldığı, öncesinde çok fazla hayvan olduğunu gördüklerini ve daha sonra gittiklerinde hayvan sayısının az olduğunu gördüklerini söylüyorlar. Barınak çalışanları hayvanları sahiplendirdiklerini söylemişler.”

Barolar ve gönüllülerden barınak katliamı açıklaması: Yasadan üstün talimat, söylem, ‘pilot proje’ yoktur

‘Sahiplenme belgelerini bizimle paylaşmıyorlar’

Sahiplendirme verilerinin kendileriyle paylaşıp paylaşılmadığını soruyoruz Biltekin’e ve ne kadar güvenilir olduğunu:

“Sahiplenme belgelerini bizimle paylaşmıyorlar. Ellerindeki kayıtlara güvenemiyoruz. Konya’da iki gün boyunca içeri insan sokmadılar. İçeriyi temizlediler. Temizlemelerine rağmen ne korkunç görüntülerin geldiğin gördük. Temizleme dedikleri de çok korkunç; hayvanların ölülerinin yok edilmesi. Korkunç bir noktadayız. Sahiplendirdik dedikleri hayvanlar, sokakta yaşayan hayvanlar. Hepimizin bildiği gibi de yuvalandırılması çok zor hayvanlar. Küçük olmayan hayvanlar.. O yüzden biz belediyelerin ‘bunları yuvalandırdık’ demelerine asla inanmıyoruz.”

İstanbul’da tek doğal yaşam alanı olan bakımevinin şehirde bulunan ve belediye tarafından yapılan tek bakımevi olduğunu vurgulayan Fatma Biltekin, “Ancak şimdi [yerle ilgili] isim vermiyorlar. Konya’da isim verdiler sonra böyle bir olay ortaya çıktı” diyor.

Kuraklık ve koruma eksikliği, Dicle ve Fırat’ın kollarında yaşayan mandaları yok ediyor

‘Bu bir çözüm değil’

Hayvan hakları aktivistleri olarak Konya’daki görüntülerin bir ilk olmadığını belirten Fatma Biltekin şunları aktarıyor:

“Konya’daki görüntüler insanları şok etti ama biz bu görüntüleri yıllardır görüyoruz zaten insan hakları aktivistleri olarak.”

2011’den bu yana benzer görüntüleri göreceklerini bildiklerini belirten Biltekin, “Bu bir çözüm değil” ifadelerini kullanarak şunları aktarıyor:

“Ormanlar bunun için uygun yerler değil. Bizler ormandaki hayvanları iyileştirmeye, onları yaşatmaya çalışıyoruz. Kaç bin yıldır insanlarla evrimleşen, insanlara alışan hayvanlardan bahsediyoruz. Ormanlarda yaşama ihtimalleri mümkün değil bu hayvanların. Orman beslemesi yapan insanlarla konuştuğumuzda da; hayvanların korkak olduğunu, aç olduğunu söylüyorlar. Ne kadar korkak, ürkek ve aç olduklarını görebilirsiniz.”

‘Bu hükümetin yok etme politikası var’

Belediyelerin yıllardır hayvanaları zaten ormanlara attığını vurgulayan Fatma Biltekin, “Ormana attıkları hayvanları artık ormanlarda kapalı alanlar içerisine çit çekerek bizim görmediğimiz yerlerde yok edecekler aslında. Geldiğimiz noktada böyle uygulamaların başka bir işlevi olabileceğini ben artık düşünmüyorum. Korkutucu bu açıklama. İnsanlar bunun daha iyi bir şey olduğunu düşünüyorlar ama böyle olmayacak. Bu hükümet kaç senedir iktidarda ve bu hükümetin sokakta yaşayan hayvanlarla ilgili yıllardır yaptığı bütün uygulamaları biliyoruz. Yok etme politikası var. Bu politikayı yıllardır bilen bir yapının bir günde değişmesini nasıl bekliyor insanlar, anlamıyorum” diyor.

Gerçek çözüm yollarından biri olarak yıllardır mücadelesi verilen “kısırlaştırma”ya işaret eden Biltekin şunları ifade ediyor:

“Çalıştay yapacaklarını söylemişler uzmanlarla. Bu gerçekten artık komik. Ne konuşuluyor anlamıyorum. Defalarca konuşuldu. Yasa açık bir şekilde ne yapılması gerektiğini yazıyor. Yıllardır aynı şeyi anlatıyoruz ama karşı tarafta hiçbir adım yok. kısırlaştırma yapılması gerekiyor. Siz bir bölgedeki hayvanı alıp başka bir yere attığınızda o bölgeye başka yerden başka köpekler geliyor. Bunu yıllardır anlatamıyoruz.”

Sokakta yaşayan hayvanlar için tek ses: Saldırılara karşı bir şey yapmayan siyasetçileri unutmayacağız

Hayvanlar için yapılan şeyler: İşkencehaneler

1910’a, Hayırsız Ada’ya işaret eden Biltekin, hükümetin sistematik öldürme politikası güttüğünü ifade ediyor:

“2004’e kadar bu güdüldü. 2004’te yasa çıktı. O zaman bunun öldürerek de çözülemeyeceğini görmüş olduk. Kısırlaştırma yapılarak STK ile çalışılarak, belediyenin yasadan doğan sorumluluklarını yerine getirmesiyle bu mesele zaten çözülürdü. 2022 oldu biz hala belediyeler kısırlaştırma yapacak diye bekliyoruz. Bu enflasyonda cebimizden para vererek kısırlaştırma yapıyoruz. Belediyenin yapması gereken şeyi yapıyoruz. Belediyeleri hala soruşturtamıyoruz. Geldiğimiz noktada yıllardır konuştuğumuz ama yapılmayan şeyleri hala konuşmaya devam ediyoruz. Yapılan şeyler de Konya’da ve Beykoz’da hayvanların tecrit edildikleri, bizim ‘toplama kampları’ dediğimiz; unutuldukları, sistematik olarak yok edildikleri işkencehaneler.”

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.