Doğa MücadelesiEkolojiHayvan Haklarıİklim KriziManşet

Kuraklık ve koruma eksikliği, Dicle ve Fırat’ın kollarında yaşayan mandaları yok ediyor

0
Irak'ın Dhi Qar kentinde yaz mevsimindeki şiddetli kıtlıkların ardından Chibayish bataklıklarında gezen mandalar. (Anmar Khalil / AP)

Son 40 yılın en büyük su kıtlığını yaşayan Irak‘ta Dicle Nehri kıyısındaki manda (bufalo) çobanları, tuzlanma ve kuraklık nedeniyle hayvanlarını kaybetti. Sürüklendikleri derin yoksulluk birçoğunu evlerini terk etmeye ve iş aramak için yakın şehirlere göç etmeye zorladı.

Irak, 40 milyonluk nüfusunun tamamı için içme suyu, sulama ve sanitasyon için Dicle-Fırat nehir havzasına güveniyor.

Türkiye’den başlayıp, Suriye ve İran‘dan geçerek Irak’a ulaşan önemli havza üzerinde siyasi anlaşmazlıklar ve Bağdat‘ın kendi yönetim eksiklikleri, buradaki sulak alanlarda yaşayan hayvanları ve insanları derinden etkiliyor.

Ankara ve Bağdat, Dicle için sabit bir akış miktarı üzerinde anlaşabilmiş değil. Türkiye, Suriye’ye saniyede 500 metreküp su vermek için 1987’de imzalanan bir anlaşmayla bağlı. Suriye, bu suyu daha sonra Irak’la paylaşıyor.

AP’nin aktardığına göre Ankara, son yıllarda düşen su seviyeleri nedeniyle bu yükümlülüğünü yerine getiremedi ve şimdi, sabit bir sayıya bağlı herhangi bir paylaşım anlaşmasını reddediyor.

Irak’ın yıllık su planı, önce ülke için yeterli içme suyunun ayrılmasına, ardından tarım sektörüne sağlanmasına ve ayrıca oradaki tuzluluğu en aza indirmek için bataklıklara yeterli tatlı suyun verilmesine öncelik veriyor. Ancak bu yıl miktarlar yarı yarıya düşürüldü.

Nesiller boyu manda yetiştiriciliği yapılan bu topraklarda, ülkenin su sitemini yenbiden inşa edemeyen Irak hükümetine karşı öfke büyüyor.

Dicle Nehri’nden gelen  tatlı su akışında büyük kıtlığın yaşandığı Çibayish sulak alanlarındaki kalın tuz tabakası, sazlıkları ve hayvanları tehlikeye attı.

Burada çiftçilik yapan Abbas Hashem, AP’ye verdiği demeçte Mayıs ayından bu yana sürüsündeki 20 mandadan beşini, açlıktan ve alçak bataklıklara sızan tuzlu sudan zehirlenmekten kaybettiğini söylüyor. Bölgedeki diğer manda çobanları da hayvanlarının öldüğünü, bazıları ise satılmaya uygun olmayan süt vermeye başladıklarını belirtiyor.

Mandalarım olmadan hiçbir şeyim yok.

Burası eskiden hayat doluydu. Şimdi bir çöl, bir mezarlık.

Orta Doğu’nun bu en önemli sulak havzaları, Saddam Hüseyin’in bölgeyi Şii isyancılardan uzak tutmak için inşa ettiği barajların 2003’ten sonra kaldırılmasıyla adeta yeniden doğmuştu. Ancak iklim krizi ve şiddetli kuraklıkla baş etmeye yetecek önlemler ve bir sus sitemi inşa edilemedi.

Burada çiftçilik ve hayvancılıkla geçinen kırsal topluluklar, sürekli olarak siyasi krizlere giren Bağdat’taki yetkililerin  uzun süredir odağından çıkmış durumda. Bu yıl yapılan sert su kısıtı politikalarıyla bölgedeki insanlar daha da çaresiz hale geldi. Irak’ın son derece merkezileşmiş hükümetinde yetkisiz kılınan eyalet yetkililerinin ise duruma verecek yanıtı yok.

Dhi Qar eyaleti tarım müdürlüğü başkanı Salah Farhad, “Utanıyoruz. “Çiftçiler bizden daha fazla su istiyor ve biz hiçbir şey yapamıyoruz” diyor.

Bataklıklardaki tuzluluk, su sıkıntısı çeken İran’ın, Irak’ın bataklıklarını da besleyen Karkheh Nehri‘ndeki suyun yönünü değiştirmesiyle daha da arttı.

Irak, su kaynaklarını İran’la paylaşma konusunda, Türkiye ile ilişkisinden daha da az yol kat etti.

Irak Su Bakanlığı’nın su planından sorumlu kilit dairenin başkanı Hatem Hamid, “Türkiye ile diyalog var, ancak birçok gecikme var. İran ile ise hiçbir şey yok” yorumunu yaptı.

Öte yandan bazı Batılı ülkeler ve çeşitli yardım kuruluşları, Irak’ın eskimiş su altyapısını iyileştirmesi ve eski tarım uygulamalarını modernize etmesi için kalkınma yardımı sağlamaya çalışıyor.

Devam eden müzakereler nedeniyle isimsiz konuşan bir ABD’li diplomat, AP’ye, ABD Jeolojik Araştırma Kurumu’nun Iraklı yetkilileri “Türkiye ile müzakerelerde Irak’ın elini güçlendirmek” için uydu görüntülerini okuma konusunda eğittiğini söyledi.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.