Hafta SonuKöşe YazılarıManşetYazarlar

Atık ithalatında kota ve biyokütle olarak araba lastiği

Geçtiğimiz hafta içerisinde organizatörlüğünü #breakfreefromplastic, Rethink Plastic, Carbon Market Watch, CIEL, Environmental Investigation Agency, GAIA, Heinrich Böll Stiftung ve Zero Waste Europe’un yaptığı ve teması plastiğin öyküsünü yeniden yazmak olan bir online konferans gerçekleştirildi.

Konusunda uzman birçok katılımcının olduğu konferansta Avrupa Komisyonundan da katılımcılar AB’nin plastik konusuna yaklaşımını anlattılar.  Benim de çöp ithalatı seksiyonunda konuşmacı olduğum bu toplantıda varılan ortak kanı plastiğin artık bir mucize olmaktan çıktığını ve yarattığı sorunların ortadan kaldırılması için artık bir değil birden çok mucizeye ihtiyaç duyan bir şeye dönüştüğüydü.

Çöp ticareti çevre suçudur

Konuşmacı olarak katıldığım kısımda da çöp ticaretinin gün geçtikçe daha fazla kriminal bir mevzuya dönüştüğü ve çözümün ithal edilen çöp miktarının kontrolünde değil, ithal edilen çöpün içeriğine odaklanmakta yattığı konusu ön plana çıktı. Bu bağlamda Türkiye’nin kota uygulamasının pek faydalı bir uygulama olamayacağı, çünkü kotanın belirleyicisi olan kapasite raporunun işletme beyanına göre oldukça fazla değişiklik gösterebildiği üzerinde duruldu. Çözümün çöpün ülkeler arası hareketliliğinde değil, üretildiği ülkede icabına bakılmasında olduğu da ortaya çıkan diğer sonuçlardan biriydi. Buna rağmen yasa yapıcıların bu duruma yanaşmak istemediğini ve bunu da yapılması gerekenin etrafında dolaşan düzenlemeler yaparak gösterdiklerini söylemekte yarar var. Tıpkı bizim de yaptığımız gibi, kendi çöpümüzle baş edemiyorken başka ülkelerin çöplerini almak için kırk takla atan tüccarları gözeten değişiklikler yaptığımız gibi. İşte bu çabalar ülkeye yapılabilecek en büyük kötülüklerden biridir.

Buradan tekrarlamakta fayda var. Daha önce %80’e indirilen çöp ithalatı meselesi nasıl ki çöp miktarında bir azalma meydana getiremediyse, %50’ye indirmek de kayda değer bir değişim meydana getirmeyecektir. Çare başka ülkelerin çöpünü almaktan vazgeçmekte yatmaktadır. Zaten Türkiye olarak iştahı kabarık olan çöp endüstrisine yetecek kadar yerli ve milli çöpü üretiyoruz. Çünkü Avrupa’nın en fazla çöp üreten 3’üncü  ülkesiyiz. Çöp tüccarları çöpten bir şeyler elde etmeye çok niyetlilerse, yerli ve milli çöpümüzü kullanmayı deneyebilirler. 

Araç lastiğinden ‘biyokütle’ olmaz 

Çöp ticareti çevre suçu olmaya devam ederken bu sırada başka absürdlükler de olmuyor değil. Son zamanlarda oldukça fazla tartışma koparan ve çoğunluğu madencilik ve enerji üretim faaliyetlerini içeren bir torba yasa önerisi gündemde. İşin madencilik ve enerji üretim kısmındaki kötülükleri uzmanları yeterince dile getiriyor. Ancak arada göze çarpan başka bir gariplik daha var.

Biyokütleden enerji üretimini yenilenebilir enerji üretimi kapsamına alan değişiklik kısmında biyokütle tanımı içerisine her nasıl olmuşsa araç lastiklerinin işlenmesi sonucu ortaya çıkan atıklar da eklenmiş. Üstelik bu atıklardan enerji üretenlere de yenilenebilir enerji destekleri kapsamında destek de verileceği belirtilmiş.

Öncelikle ortalama lise biyoloji bilgisine sahip kimseler bile lastikle ilgili herhangi bir atığın biyolojik bir kütle olarak değerlendirilemeyeceğini bilir. Ancak muhtemelen bu öneriyi yapan her kimse biyoloji bilgisine başvurmayı pek aklına getirmemiş. Yoksa bu kadar bariz ve komik bir hatanın yapılmasına imkan yok. Lastik yakılarak enerji üretimi uygulaması yaygınlaştırılırsa işte o zaman soluduğunuz havanın artık hava olmayacağını bilmeniz gerekiyor. Unutmayın tüccarların ve endüstrinin para kazanmaktan başka dertleri yok. Bu işi yaparken çevre ve insan sağlığını dikkate alacaklarını sanmayın. 

Kategori: Hafta Sonu