Yeşeriyorum

Anaokulu karşısında baz istasyonu kabusu – Celal Özbek

Herşey Mart 2012 de arabamı park ettiğim sırada oturduğum sitenin çocuk parkı önünde gördüğüm kalabalıkla başladı, sitemizin güvenlik görevlisine kalabalığın ne olduğunu sordum… Bana baz istasyonu temeli atmaya gelmişler onları engellemek için toplanıyorlar dedi, hangi baz istasyonu dediğimde ve parka baktığımda koca gri bir direkt ve tepesinde kocaman dikdörtgen, etrafı giydirilmiş bir kutu gördüğümde bunun bir baz istasyonu olduğunu anladım. Turkcell tarafından kurulmuş bir istasyon. Şimdi Avea tarafından dikilmek istenen ikinci istasyona karşı önlem almak üzere toplanılmış ve gece gelen baz istasyonu kurucularına karşı izinsiz olarak atılan temel yıkılmış site sakinlerince                  

Aradan 2 gün geçmeden kapıcı akşam 21.00 de kapıma geldi ve sitede baz istasyonu istenmediğine dair imza toplandığını belirterek imza istedi, Hemen attım imzayı….. oturduğum Gönül Dostları Sitesi (Sahrayıcedit/Kadıköy) sakinlerinin büyük çoğunluğu da baz istasyonuna karşı olduğunu imza atarak göstermiş durumda.

Kameraya çektim tam 80 adım ana okulu ile baz istasyonu arasındaki mesafe ve baz istasyonunun yüzü direkt olarak anaokuluna bakıyor. İnsaf! Bu olayın trajik tarafı şu; çocuk parkının içinde ve çok yakınında (80 adım) bir anaokulu olan çocuk parkına neden baz istasyonu kurma fikri sadece bizim ülkemizde olur?… demokrasinin ve insan haklarının kurumsallaştığı, insan sağlığına önem veren ülkelerde  böyle bir uygulama hayal bile edilebilir mi? Çekim gücünü artırma adına gelecek nesilleri yok etme riski alınabilir mi? İletişim hakkını kullanırken yaşam hakkından ne kadar vazgeçeceğiz? Bazı haklarımızı bir başka hakkın önüne koyacak mıyız? Tamam madalyonun öteki tarafından bakıldığında yaşadığım bölgede çekim gücü az bunu kabul ediyorum, ancak baz istasyonu kurulacak alan bir çocuk parkı mı olmalı? Çocuk parkının işletilmesi ve sorumluluğu Kadıköy Belediyesine ait, konu hakkında belediyeden yetkililerle yapılan görüşme sonucunda yaptırılan ölçümlerin normal olduğu, Belediyenin verdiği izinde hukuki ve insan sağlığı açısından bir sorun olmadığı tarafımıza bildirildi. Hukuki açıdan bakıldığında; Turkcell gibi Türkiyenin dev firmalarından birinin böyle bir uygulamada hata yapacağını yani hukuka aykırı bir şekilde baz istasyonu açabileceğini düşünmüyorum. (GSM baz istasyonları ve TV vericilerinin kuruluşu ve işletilmesi Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) sorumluluğunda)

Elektrik alan üreten GSM baz istasyonu vericilerinin ve TV vericilerinin insan sağlığı üzerindeki etkileri hakkındaki bilimsel çalışmaların yöntemi gereği ve bu teknolojilerin yaygın olarak yeni kullanılması nedeniyle kesin sonuçlara henüz ulaşılamamış, ancak elektromanyetik kirliliğin canlılar üzerindeki termal ve biyolojik etkileri hakkında çok sayıda bilimsel çalışma yapılmış. İş yaşamında sürekli elektrik ve manyetik alan ortamlarda bulunan erkeklerin kız çocuğu sahibi olma oranının çok yüksek olması, kuşların GSM baz istasyonu çevresinde yuva yapmamaları gibi günlük yaşamımızdan gözlemlerimizde elektromanyetik dalgaların biyolojik etkileri konusundaki kuşkuları artırmaktadır Yapılan araştırmalar sonucunda özellikle akciğer hastalıklarının oluşmasına ve gelişmesine neden olduğu net olarak tespit edilmiştir.

Ancak;

Çocuk parkının işletici Kadıköy Belediyesi+Baz istasyonunu çocuk parkına kuran Turkcell firması ve söz konusu baz istasyonunun kurulmasına izin veren ve denetiminden sorumlu kamu kuruluşu Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) zincirleme olarak bu işin sorumluları. Belediye kira gelirinden nemalanıyor, Turkcell daha çok kapsama alanı ile daha fazla satmak için halk sağlığını hiçe sayıyor, bir yandan dalga geçer gibi sosyal sorumluluk kampanyalarından bahsedip (Turkcell Sağlık Takip ile 5 hastalık 7/24 izlenebilecek kampanyası gibi…) öte yandan çocuklarımızın geleceğini yok etmeye çalışıyor. Devlet kurumu ise özel teşebbüsün önünü açma adına bırakınız yapsınlar bırakınız geçsinler diyor, 2012 yılında daha yeni; Ulaştırma Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım tüm valilere gönderdiği baz istasyonu genelgesi ile “Yurt genelindeki tüm illerimizde baz istasyonlarının kurulması ve işletilmesi konusunda  her türlü kolaylığın sağlanmasını “ istiyor.

Eminim bu üç kurumun üst düzey yetkililerinin oturduğu evlerin çocuk bahçesinde veya çocuklarının gittiği ana okullarının 200 metre yakınında bir baz istasyonu yoktur, olmamalı da zaten. Peki bizim çocuklarımızın suçu, günahı ne? Savunma olarak baz istasyonlarının sağlığa zararının henüz ispatlanmadığını söyleyenlerle, 80’li yıllarda utanmadan ekran karşısında radyasonlu çay içiyorum bir şey olmuyor diyenler aynı zihniyette. Karadeniz’de Çernobil faciasından sonra Ülkemizde ve Karadeniz’e kıyısı olan ülkelerde ölen insan sayısı ortada…(Yapılan araştırmalara göre felaketin ardından Karadeniz bölgesinde, akciğer, lösemi ve tiroit kanseri vakalarında ve sakat doğumlarda yüzde 40’lara varan artışlar oldu), Baz istasyonlarının insan sağlığına zararı da birileri öldükten sonra mı ispatlanmalı?

Halkını, çocuklarını sevmeyen, insan sağlığını hiçe sayan bu zihniyet sahipleri ne yapmak istiyorlar inanın anlamıyorum. Para, hırs, ihtiras ve servet uğruna çocuklarımızın geleceği ile oynama hakkını nereden alıyorsunuz? Dünyanın neresinde böyle bir meşru cinayet teşebbüsü var ? hem de devletten/kamudan izin alarak?

Çok fakir bir ülkeye bir gün bir sihirbaz gelmiş, yoksulluktan kırılan fakat insanların birbirine sevgiyle yaklaştığı ve acılarını/yoksulluklarını paylaştığı bu ülkenin daha mutlu olabileceğini refah içinde yaşayabileceğini söylüyormuş sihirbaz.…Ülke halkı da bu sihirbazdan krala bahsetmiş, kral hemen halkını toplayıp sihirbazı çağırmış…. sihirbaza daha zengin ve mutlu olmalarının nasıl mümkün olacağını sormuş… sihirbaz bunu sağlayabileceğini fakat ufak bir şartı olduğunu söylemiş. Şart ise “Hergün bir ailenin çocuğuna işkence yapılarak bir kolunun kesilmesi “. Halk ve kral öneriyi düşünmek için süre istemişler. Sürenin sonunda kendi aralarında yaptıkları toplantıda sıranın kendilerine gelmesinin çok uzun zaman alacağını düşünen her aile öneriye olumlu yaklaşmış ve büyük çoğunluk Krala öneriyi kabul ettiklerini bildirmiş. Zamanla ülke zenginliğe kavuşmuş ve herkes (Hemen hemen herkes) halinden mutlu şekilde yaşamaya başlamış… Ama günler geçtikçe sıra kendisine gelen ailelerdeki huzursuzluk ve korku artmış artmış artmış …ve tüm ülke halkı ne kadar yanlış bir karar verdiğini ancak sıra kendi çocuklarına geldiğinde anlayabilmiş. Tabi iş işten geçtikten sonra ….Daha az zengin ama daha insancıl bir düzenin olması gerektiğini……

Biz iş işten geçtikten sonra değil şimdi şu anda bu baz istasyonunun çocuk parkımızdan kalkmasını ve mücadelemizde sizleri de yanımızda görmek istiyoruz.

Sizden korkuyorum

Turkcell,

Kadıköy Belediyesi ve

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu.

Tıpkı zamanında Amerikalıların Kızılderililere yaptığı soykırımı şimdi siz bizim çocuklarımız üzerinden yapmak istiyorsunuz. Fakat şef seatle’ın dediklerini hatırlamakta fayda var;

Toprağımızı satma teklifinizi düşüneceğiz. Ama halkım soruyor: Beyaz adam ne istiyor? İnsan gökyüzünü ya da toprağın sıcaklığını satın alabilir mi? Ya da antilopun hızını? Biz bunları size nasıl satabiliriz ve sizler bunları nasıl satın alabilirsiniz? Kızılderili bir kağıt parçasını imzalayıp beyaz adama verdi diye toprağa istediğinizi yapabilir misiniz? Havanın tazeliği ve suyun pırıltısı bize ait olmadığına göre bunları bizden nasıl satın alabilirsiniz?

Teklifinizi düşüneceğiz. Toprağı satmazsak, beyaz adamın silahla gelip, onu zorla alacağını biliyoruz. Ama biz vahşiyiz. Şimdilik güçlü olan beyaz adam; tanrı olduğuna inanıyor, toprağın onun olduğunu sanıyor. Bir insan nasıl olur da anasının sahibi olur?

Toprağımızı size satarsak onu sevdiğimiz gibi sevin sizde onu. Ona özendiğimiz gibi özenin. Ve tüm gücünüzle, ruhunuzla, yüreğinizle onu çocuklarınız için koruyun ve tanrının bizi, hepimizi sevdiği gibi sevin onu. Çünkü bir şeyi biliyoruz: Bizim tanrımız sizinkinin aynısıdır. Bu ortak hükme beyaz adam bile karşı çıkamaz. Kim bilir, belki yine kardeşizdir sizinle. Göreceğiz…

Teknoloji karşıtı değiliz ama günümüzde gelişen teknolojiler toplumun küçük bir bölümü için daha çok servet biriktirme aracı olurken, zararlı sonuçları tüm toplum tarafından paylaşılıyor. Şimdilik yapacağımız yapılabilecekler konusunda sizlerden görüş almak, hukuki mücadele için yol haritası belirlemek, bir platform oluşturarak bu üç kurumu da protesto etmek, ürünlerini kullanmamak, oy vermemek ve bireysel olarak cezalandırmak. Dayanabilirmisiniz cep telefonsuz, internetsiz bir dünyaya? Ne kadar zor değil mi? Ama Akira Kurusava’nın “Dreams” filminin (Son filmi ve hidayete erdiği film bana göre ) son bölümündeki akinova adasında yaşıyordu sanırım yaşlı bilgenin söylediği sözler çok önemli bence..” şehirden gelen adam geceleri naparsın diye sorduğunda… cevabı: gece karanlıktır bırak gece karanlığını yaşasın ama siz beyazlar geceyi aydınlatmaya çalışıyorsunuz bu doğanın dengesi değil” diyor…. Düşünsenize seyircisiz oynanan maçlar gibi kimsenin Turkcell ürünü almadığını, Kadıköy belediyesinin kaç dönemdir kazandığı Belediyeyi kaybettiğini…Lütfen sağduyu gösterelim. Sıra sizin çocuğunuza gelmesin.. Doağanın ve insanlığın geleceği bugün bizlere emanettir.…. Lütfen….Teşekkürler….

 

 

Celal Özbek

twitter.com/#!/pitbos71

 

Kategori: Yeşeriyorum