Köşe Yazıları

3. Köprüye Karşı Çıkmak Denizlere Sözümüzdür

0

Yeni ResimYıllar yıllar önce henüz ilk köprü bile kurulmamışken Türkiye’deki devrimci gençlik İstanbul’da köprü kurulmasına şiddetle karşı çıkmıştı. Çünkü köprünün çözüm olmayacağına inanıyorlardı. Sorunun giderilmesi için ciddi önerileri vardı. Örneğin iş yeri ve evlerin aynı bölgelerde olmasını savunuyorlardı. İnsanların sürekli araba kullanmalarının ekolojik dengeyi altüst edeceğini savunuyorlardı ve ekliyorlardı, köprüye yapılacak bu yatırımla Güneydoğu’da eğitim için okullar yapılabilir. Ancak cehalet güneydoğu sorunu çözebilecekti. Yatırım; eğitim olmalıydı aydınlanmaya, sorgulayan , bilimsel istençe inanan beyinlerin yetişeceği düşevlerine. Nitekim bir grup cesur yürek, ki çoğunluğu mühendis olan devrimci topluluk güneydoğu giderek birinci köprünün aynısını ordaki nehrin üzerine kurdular. Zira çocuklar köprü olmadığı için okula gidemiyordu. Aylarca süren çabanın sonunda o köprü devreye girdi, bölge haklı ilk defa mutlu ve beklentili idi. Nitekim köprünün adı kimilerine göre Devrimci Gençlik Köprüsü, kimisi içinse Deniz Geçmiş köprüsü idi.
Ama olmadı 1999 yılında birileri köprüyü birkaç saniyede yok etti. Yok olan biraz da umutlardı aslında.

Sene 2009 bu ülkede bırakın doğuya gitmeyi, İstanbul’a 45 dakika mesafede Pirinçci köyünde
kız çocukları hala liseye ve sonrasına devam edemiyor. Neden? çünkü köylerinde lise yok. Aileler muhazafakar, çocuklarını köy dışına yollamak istemiyor. Biraz toplumsal baskı, biraz korku. Onlar haklı olarak çocuklarını korumak istiyorlar ama okula gidememeleri doğal olarak rahatsız ediyor genç kızları.

Sene 2009 Ülkemizde çok fazla öğretmen var ama toplamın sadece belli bir yüzdesi atanabiliyor kalan yüzbinler açıkta ve işsiz , oysa bü ülkenin ciddi bir öğretmen açığı var. Ama atanan öğretmen sayısı komik. Atama sınavı ise komik bile denemeyecek boyutta.

Gelelim asıl meselemize, köprüler, Fransaya gidin Sen Nehrine yada İngiltere’ye  gidin Times Nehri üzerine köprü kurmaya çalışın bakın bakalım izin alabilecekmisiniz? Asla alamazsanız. Devlet buna izin vermez. Yıllar önce Bulgaristana gittiğimde, trafik olmadığına şaşırmış ve ağbime sormuştum, ağbimse bu ülkede toplu taşıma araçları kullanılır, metro ve tren tercih edilir demişti. Kent sakindi, kent nefes alıyordu. Sofya’ya hayran kalarak dönmüştüm.

Bugün dünyanın birçok yerinde slowcity kavramına geçilirken , insanlar bisiklete hibrid arabalara binerken, zihniyetler değişmedikçe Boğazı beton yığınlarına gömsek, yetmese üstten ve alttan yeni keşifler yapsak da çözüm olamayacağını bilmek için müneccim olmak gerekmemektedir. Ama tam da bu noktada kendine yeşilim diyen her ekolojistin, kendine devrimci diyen her bireyin bu köprüye söyleyecek sözü olmalıdır. Gerekirse kendini zincirleyebilmeli, gerekirse eylem yapabilmeli, gerekirse söz –gerekirse kül ve ateş olabilmelidir. Namuslunun, namussuz kadar cesur olması gereken günlerden geçerken, bu köprü insanların egosunu tatmin etme, birilerine rant sağlama ve gösteri dışında neye hizmet etmektedir yeniden sorgulanmasına bile gerek olmayan kavramlardır.

Bu ülkenin karam kıvamında köprüler yaptırdım gelip geçmeye demeden önce, aydınlanma sorununu aşması elzemdir. Pirinçci Köyündeki Sevda kızın okuması elzemdir. Gerek duyulduğu kadar öğretmenin yetiştirilmesi ve illa bir sınav yapılacaksa psikoloji ve insan kalabilme sınavından geçmesi elzemdir. Eğer bunlar yapılabilirse yeni köprülere gereksinim kalmayacaktır. Kalmamalıdır. Unutulmamalıdır ki denizlere verdiğimiz sözler henüz tutulmamıştır.

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.