Köşe Yazıları

21 Aralık 2012 ve Felaket Senaryoları

21 Aralık 2012 yaklaşırken sizlere esasında nelerden korkmamız gerektiğini anlatmaya çalışacağım. Ancak daha önce size nelerden korkmamanız gerektiği konusunda bilgiler vermek istiyorum.

Nelerden korkmamamız gerekir listesine Güneş patlamaları ile başlıyorum. Güneş patlamalarından korkmak yersiz çünkü Güneş bizden 150 milyon kilometre uzakta ve güneşin ışığı bize sadece 8 dakikada ulaşıyor. Buna karşılık patlamaların etkisinin Dünya’ya ulaşması  4 gün sürer. Yani 21 Aralık’ta başımıza güneşle ilgili bir felaket gelecekse bu felaketi  görmüş olmalıydık. Güneş’ten üzerimize doğru gelen kötü parçacıklar olmadığına göre Güneş patlamalarından korkmamız için bir neden yok.

Nelerden korkmamamız gerektiği konusunda ikinci önemli konu Dünya’nın manyetik alanının değişmesi konusudur. Dünya’nın manyetik alanı daha önce de pek çok defa değişmiştir ve bu değişiklikler yaklaşık olarak 1000 ila 10000 yıl arasında bir sürede gerçekleşmiştir. Bu süre içerisinde Dünya’da ciddi felaketlerin olduğuna dair bir kanıta rastlanmamıştır. 20. yüzyılın başından itibaren Dünya’nın manyetik kutbunun yer değiştirmesi hızlanmıştır. Yine de bu bulgular panik olmamıza neden olacak kadar önemli değildir.

Çoğumuzun duymuş olabileceği gibi diğer önemli konu Marduk gezegeninin dünyaya çarpması teorisi. Bu teori bundan 30 yıl önce ortaya atıldığında Marduk gezegeninin varlığını veya yokluğunu kanıtlamak çok zordu, dolayısıyla bu teori popülerlik kazandı. Bu teoriye göre Marduk Dünya’nın 5 katı büyüklüğündedir. 21 Aralık’a birkaç gün kala Marduk Dünya’nın üzerine doğru geliyor olsaydı gökyüzünde neredeyse ay kadar büyük görünürdü. Bu sebeple Marduk’u görmememiz için herhangi bir sebep olamaz, göremiyorsak da Marduk diye bir gezegen Dünya’ya çarpmayacaktır, korkmayın.

Gerçekleşmesi mümkün olmayan bir diğer felaket senaryosu da Dünya’nın 21 Aralık 2012’de bir foton kuşağından geçmesi. Fotonlar temelde düz bir çizgi üzerinde hareket eden parçacıklardır, dolayısıyla bir kuşak oluşturmazlar. Bu sebepten de foton kuşağı kavramı tamamen bir saçmalıktır.

Ayrıca Dünya 21 Aralık’ta ne galaksinin merkezindeki kara delikle aynı hizaya gelecek ne de galaksinin düzleminden geçecektir. Dünyamız en son 3 milyon yıl önce galaksi düzleminde idi şu andaysa galaksi düzleminden uzaklaşıyor ve yaklaşık olarak 22 milyon yıl sonra ancak aynı düzleme geri gelecektir.

Dolayısıyla tüm bu felaket senaryolarının aslı astarı yoktur. Ben şimdi size Dünya’yı bekleyen gerçek felaketler konusunda kısa bir bilgi vermeye çalışacağım.

Öncelikle hepimizin bildiği gibi Dünya ve Dünya’nın bize sunduğu imkanlar sınırsız değil. Bir yandan nüfusumuzu arttırıp bir yandan da yaşam kalitemizi geliştirmek için tek yol gezegenimizi daha büyük hale getirmektir. Bu da elimizde olmadığına göre hızla artan nüfusu bu gezegene sığdırmak ve imkanlarını ona göre kullanmak zorundayız. Bunu iki şekilde  yapabiliriz. Ya nüfus artışımızı negatife çevirip dünya nüfusunu azaltırız ya da ekonomide küçülmeye giderek tüketimimizi azaltmaya başlarız. Bu iki ihtimal dışında bir çözüm yolu bulunmamaktadır. Başta petrol ve su olmak üzere kaynaklarımızı sürdürülebilir bir şekilde kullanmak istiyorsak bu soruna acil bir çözüm bulmalıyız.

Her ne kadar Dünya ülkeleri bir araya gelip dünya üzerindeki biyolojik çeşitliliğin korunması için bir anlaşma imzalamış olsalar da genel olarak bu anlaşmanın şartlarına hiç kimse uymadığı için biyolojik çeşitlilik her geçen gün azalmaktadır. Biyolojik çeşitliliğin azalması bizim açımızdan iki büyük sorun yaratır. Bunların ilki bizi besleyebilecek canlıların türlerinin tükenmesidir. Özellikle denizlerden elde ettiği balıkla hayatını sürdüren nüfusun önemli bir kısmı, balık miktarının azalması açlığa sürüklenecektir. Öte yandan tarım ürünlerinin üretimi aslında doğada yaşayan pek çok canlının ortak katkısıyla oluştuğundan bu canlılardan bir ya da birkaçının eksilmesi tarım üretiminde ciddi bir azalmaya neden olacak. İşte, bu gerçek anlamda korkmamız gereken bir gelecektir.

Her ne kadar fosil yakıtları iklim değişikliğine neden oluyor olsa da şu anda temel korkumuz olması gereken noktalardan biri bu fosil yakıtlarının beklediğimizden çok daha kısa sürede tükenmesidir. Dünya bu fosil yakıtlarının arkasına takılıp gittiğinden alternatif yakıt teknolojileri ve buna bağlı sistemleri üretmekte çok geç kalmıştır. Bu bizim açımızdan şu anlama geliyor bugün ham petrolün varil fiyatı on katına çıkacak olsa tüm ülkeler ciddi anlamda kaosa sürüklenir. Ama bunun yerine başka teknolojilerle çalışan sistemler kuracak olsak mesela elektrik enerjisi ile çalışan arabaların şarj istasyonlarını şimdiden yaygınlaştırmaya başlasak yeni teknolojilere uyumumuz yaklaşık 10 yıl sürecektir. Dünyada yaşanacak bir petrol krizi dünyanın bütün politik dengesini de çok hızlı bir şekilde alt üst edecektir. Sürdürülebilir teknolojilere yatırım yapmadığımız her gün bu felaketin daha da büyümesine sebep olmaktayız ve bu gerçekten korkulacak bir noktadır.

Bugün için dünyamızı bekleyen en önemli sorun iklim değişikliğidir. Fosil yakıtlara olan bağımlılığımızı bu şekilde sürdürecek olursak içinde bulunduğumuz yüzyılın sonuna kadar Dünya’nın ortalama sıcaklığı en az 4 derece artacaktır. Bunu engellemek için vakit henüz geç değil ama vaktimiz her geçen gün daha da azalıyor. 2020 yılına kadar bu konuda ciddi önlemler alınmayacak olursa dünyanın gerçek bir çevre felaketinden kurtulması neredeyse  mümkün değildir. Ortalama sıcaklığın 4 derece artması beraberinde tehlikeli kuraklık ve deniz seviyesinde metrelerce artış getirecektir. Bu da dünya nüfusunun en az yarısının iklim değişikliği nedeniyle ciddi anlamda ölüm tehlikesi ile baş başa kalmasıdır. Sizi bilmem ama benim için foton kuşağındansa bu çok daha korkulacak bir gelecektir.

Levent Kurnaz

 

 

Prof. Dr.Levent Kurnaz