Manşetİfade ÖzgürlüğüTürkiye

Yılları ve sınırları aşan hukuksuzluk: Kavala’nın hayatından çalınan dört buçuk yıl

0

Gezi Davası‘nın 22 Nisan’da görülecek karar duruşmasından önce, dört buçuk yıldır tek tutuklu sanık olan Osman Kavala’nın bu süreçte karşı karşıya kaldığı iddia ve hukuksuzlukları özetleyen bir kitapçık hazırlandı.

osmankavala.org‘un hazırladığı ‘Yılları ve Sınırları Aşan Hukuksuzluk’ kitapçığında, “Türkiye’de yaşanan yargı karmaşasında, fütursuz hak ihlallerinde çok özel bir yere sahip” olan bu davada yaşananlar kronolojik olarak derlendi:

Kitapçıkta, Kavala’nın yaşadığı süreç şöyle özetlendi:

“Yargının siyasallaşmasının, bir intikam aygıtına dönüşmesinin ete kemiğe büründüğü çok özel bir hadise.  Hem niyeti hem hikâyesi hem de sonuçları açısından sınırları aşan ibretlik bir vaka.”

En başından sakatlıkla malul bir dava

“Osman Kavala’yı yıllardır hapiste tutan dava ve soruşturmalar serisi, en başından itibaren bilinçli bir sakatlıkla malul. Bu konuda, başka kaynaklara başvurmaya gerek olmadan, doğrudan Gezi Davası iddianamesinde yer almış açık bir itiraf var: “Soruşturmanın, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü militanı oldukları tespit olunan şahıslar tarafından başlatıldığı ve yönlendirildiği”.

Devletin resmi tanımıyla, bir suç örgütünün suç işlemek için hazırladığı belgeler, “yeniden kıymetlendirme” adı altında bu davalar ve soruşturmaların zemini yapıldı.

“Kavala’nın yargılanması sürecinde, en yetkili siyasi aktörler kamuya açık suçlamalar yaptılar, Cumhurbaşkanı’nın yargıyı yönlendiren açıklamalarını işittik. Bu yüzden Kavala, duruşmalara katılıp buna meşruiyet kazandırmanın lüzumsuz olduğunu söylemek zorunda kaldı.”

Kafkaesk bir hukuk sarmalı

“Siyasiler, yargı mensupları ve yönlendirilmiş medya, bilgi kirliliği üretti. Hukuk gerekleri, usul kuralları, mahkeme kararları uygulanmadı. Meşruiyeti ve dayanağı olmayan, açık siyasi niyetlerle oluşmuş cezalandırma
süreci, adeta gözümüze sokuldu.”

Kavala’nın tutukluluğunun devamı için ne gerekiyorsa o yapıldı.

Bu davanın hukuki bir zemini olmadığı, artık ulusal ve uluslararası mahkeme kararlarında açıkça kayıt altına alınmış durumda.

“Anayasa Mahkemesi üyelerinin yazdığı muhalefet şerhleri açık örnekler
içeriyor.  Örneğin AYM Başkanı Zühtü Arslan, “suçun varlığına dair kuvvetli belirti bir yana basit şüphenin dahi ortaya konulamamış” olduğunu söylüyor. Üye Engin Yıldırım, Kavala’nın aynı olguya dayalı suçlamalarla iki kez tahliye edilip üç kez tutuklanmasını “Kafkaesk bir hukuk sarmalına” benzetiyor.

Tutukluluğunun devamına…

18 Ekim 2017:  Osman Kavala, Atatürk Havalimanı’nda gözaltına alındı. 1 Kasım’da “Anayasal düzeni değiştirmeye teşebbüs, hükümeti ortadan kaldırma” suçlamasıyla tutuklandı. Kavala, savcı ve hâkim karşısına çıkarılmadan aylarca tutuklu kaldı.

16 Kasım 2018:  Osman Kavala’nın kurucusu olduğu Anadolu Kültür’ün bazı yöneticileri gözaltına alındı ve daha önce beraat etmiş Taksim Dayanışması üyeleri ifadeye çağırıldı, sivil toplum profesyoneli Yiğit Aksakoğlu tutuklandı.

İlgili haber: Dünyanın önde gelen üniversitelerindeki akademisyenlerden Osman Kavala’ya destek mesajı

19 Şubat 2019: Kavala’nın tutuklanmasından bir buçuk yıl sonra iddianame açıklandı. 4 Mart’ta kabul edilen iddianamede, Kavala ve diğer sanıklar hakkında müebbet isteniyordu. Delil olarak ileri sürülenlerin çoğu, içinde suç bulunmayan dinleme kayıtlarıydı.

22 Mayıs 2019: Anayasa Mahkemesi, Kavala hakkında -raportörünün aksi görüşüne rağmen- oy çokluğu ile “ihlal yok” kararı verdi. 24 Haziran, 18 Temmuz ve 9 Ekim’de tahliye talepleri reddedildi. Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı verildi.

10 Aralık 2019:  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Kavala’nın bireysel başvurusuyla ilgili ihlal kararını açıkladı. Kavala’nın makul şüphe bulunmadan siyasi gerekçelerle tutuklandığına hükmederek, sona erdirilmesini istedi.

İlgili haber: Osman Kavala cezaevindeki ikinci yılında: Kişi özgürlüğü en temel haktır

24 Aralık 2019: Mahkeme, AİHM kararını “kesinleşmedi” gerekçesiyle dikkate almadı. Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı verildi.

28 Ocak 2020: AİHM kararı “kesinleşmedi” gerekçesi kullanılmaya devam etti. Şaibeli tanıkların savunmadan kaçırılarak gizli duruşmalarda dinlenmesi gibi örnekler yaşandı. Ve Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı verildi.

6 Şubat 2020: Savcı, iddianamedeki suçlamaları tekrar eden mütalaasında, Osman Kavala, Mücella Yapıcı ve Yiğit Aksakoğlu için ağırlaştırılmış müebbet cezası talebinde bulundu.

Soruşturma aşamasından itibaren; hazırlayanlar, iddialar ve uygulamalar açısından şaibelerle dolu bir süreç yaşandı.

Kirli eller tarafından sistemli çarpıtmalarla üretilmiş değersiz bir yığın, tekrar kıymetlendirilerek suçlamalara zemin yapıldı.

18 Şubat 2020:İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi oybirliği ile Osman Kavala’nın ve bazı sanıkların beraatine, yurtdışında olanların dosyasının ayrılmasına karar verdi. Aynı gün Kavala, Silivri Cezaevi’nden çıkmadan başka bir soruşturma gerekçe gösterilerek tekrar gözaltına alındı. Cumhurbaşkanı, beraat kararı için “manevra” dedi.

Kişi hürriyetinin ihlali değil

19 Şubat 2020: TCK’nın 309. maddesi uyarınca açılan soruşturmada Kavala yeniden tutuklandı. Daha sonra TCK 328. maddeden bir başka tutuklama kararı alınarak, durum “sağlamlaştırıldı”. İfadesi dahi alınmayan Kavala, adliyeye bile getirilmedi.

Kavala, ceza yasasının neredeyse her maddesiyle suçlandı.

“Gezi Protestolarının” finansörü ve yöneticisi olarak TCK 312. maddeden yargılandı, beraat etti ve tekrar yargılanmaya başlandı.

309. maddeden açılan “darbe düzenleme” iddiası çöktü ve iki kez tahliye kararı verildi ama suçlama devam etti.

328. maddeden casuslukla suçlama denendi, kanıt uydurulamadı fakat iftira sürdü.

12 Mayıs 2020: AİHM’in vermiş olduğu hak ihlaline karşı Türkiye’nin yaptığı itiraz reddedildi. Tutuklanmanın hak ihlali olduğu ve siyasi amaçla gerçekleştirildiği kesinleşti.

25 Mayıs 2020: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne AİHM’in Osman Kavala hakkında vermiş olduğu tahliye kararının uygulanmadığına ilişkin dilekçe sunuldu.

3 Eylül 2020: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’in Kavala hakkında vermiş olduğu ihlal kararının uygulanmasını ve Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını talep etti.

 

24 Eylül 2020: Kavala’nın bireysel başvurusunu gündemine alan Anayasa Mahkemesi, beş gün sonra Kavala hakkındaki karar toplantısının ertelendiğini açıkladı.

Geçerli kanıtların bulunamadığı, yerel mahkeme ve Anayasa Mahkemesi üyelerinin muhalefet şerhleriyle kayda geçirildi, AİHM kararlarıyla hükme bağlandı. Ama zorlamalar bitmedi.

Özel olarak mahkeme heyeti değişikliği, savunmadan kaçırılan tanıklar ve saçma dava birleştirmeleri gibi unutulmaz kural tanımazlıklar, anlatması bile zor garabetler yaşandı.

29 Eylül 2020: İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, TCK’nın 309 ve 328. maddelerinden Kavala’nın cezalandırılmasını talep eden iddianame düzenleyerek 36. Ağır Ceza Mahkemesi’ne sundu.

8 Aralık 2020: İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı verildi.

29 Aralık 2020 : Kavala’nın bireysel başvurusunu görüşen Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 19. maddesinde güvence altına alınan kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmediğine karar verdi. Karar 7’ye karşı 8 oyla, oy çokluğuyla alındı.

Gezi Davası yeniden

22 Ocak 2021:  İstanbul Bölge Adliyesi Mahkemesi 3. Ceza Dairesi, 2020’de Gezi Davası hakkında verilen beraat kararını bozdu. Davayı yeniden görülmesi için 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yolladı.

5 Şubat 2021: 36. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmekte olan dava duruşmasında, Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı verildi ve dava dosyasının İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yürüteceği Gezi Davası ile
birleştirilmesine karar verildi.

İlgili haber: Gezi Davası yeniden: Dava kurgu Gezi gerçek

28 Nisan 2021: 2020 yılındaki beraat kararı sırasında dosyaları ayrılan yurtdışındaki sanıkların dosyasının Gezi ana davasıyla birleştirilmesine karar verildi. Daha önce sonuçlanan Çarşı Davası’ndaki beraat kararı, Yargıtay tarafından bozuldu.

9 Haziran 2021: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM’in Osman
Kavala ile ilgili kararlarının uygulanmaması ve derhal salınmaması halinde Türkiye’ye ihlal prosedürü başlatacağını açıkladı.

Kavala’ya çektirilen eziyete, bu ülkeye taşıtılan utanca derhal son verilmeli. Türkiye’nin yargı tarihine ve uluslararası ilişkiler siciline işlenen bir ayıp olduğu için son verilmeli.

Bu ülkede yaşayan her insanın daha adil ve özgür yaşayabilecek bir gelecekten umutlanması için son verilmeli.

Atanan başkan kendi muvafakatını kendi verdi

15 Haziran 2021: 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Çarşı Davası’nın sürdüğü 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nden davaların birleştirilmesi için muvafakat talep etti. Ve Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı verildi.

12 Temmuz 2021: 13. Ağır Ceza Mahkemesi Gezi ve Çarşı davalarının birleştirilmesine muvafakat vermedi. Ancak iki hafta sonra geçici olarak bu mahkemeye atanan 30. Ağır Ceza Başkanı, kendi istediği muvafakatı verdi.

2 Ağustos: 2021 30. Ağır Ceza Mahkemesi, Çarşı ve Gezi davalarının birleştirilmesine karar verdi. Ve elbette, Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı verildi.

İlgili haber: Osman Kavala için Silivri Cezaevi’nde bir araya geldiler

Arzu edilen karara göre mahkeme heyeti değiştirilmesi, savcıların yazım hatalarını bile düzeltme gereği duymadan kes yapıştır iddianameleri ve mütalaaları sürecin sıradan halleri. Ancak usul saçmalıkları bunlarla sınırlı kalmadı.

Kavala’nın tutukluluğunun devamı için, bazen aynı dosyadan farklı davalar açıldı, bazen ilgisiz davalar birleştirildi ve birkaç ay sonra “ne ilgisi var” denilerek tekrar ayrıldı.

2020’de Gezi Davası’ndaki ikinci beraat kararından bugüne kadar gelen olaylar, ancak absürt bir senaryoda görülecek cinsten

16 Eylül 2021. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, Kavala’nın derhal serbest bırakılması talebini ve aksi takdirde ihlal prosedürünün başlatılacağı uyarısını tekrarladı.

8 Ekim 2021: Birleştirme sonrasında 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmada yine Osman Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı çıktı.

10 büyükelçiden bildiri

18 Ekim 2021: AB üyesi 7 ülkenin yanı sıra, ABD, Kanada ve Yeni Zelanda’nın da aralarında bulunduğu 10 ülke büyükelçisi, ortak bir bildiriyle Kavala’nın derhal serbest bırakılması çağrısı yaptı.

İlgili haber: ‘Osman Kavala serbest bırakılsın’ diyen 10 ülkenin büyükelçisi Dışişleri Bakanlığı’na çağrıldı

21 Ekim 2021: Cumhurbaşkanı Erdoğan, büyükelçilerin açıklamasına ilişkin, “bunları ülkemizde ağırlamak gibi bir lüksümüz olamaz” diyerek tepki verdi.

Uydurulmuş suçlamalara tek bir kanıt bulunamadan hapiste tutulan hatta kendisine yöneltilecek suça dahi karar verilemeyen Kavala’nın, tutukluluğunun devamı uluslararası bir mesele oldu.

AİHM, Türkiye’nin bütün yolları deneyerek uzatmaya çalıştığı, uygulamadan kaçmak için türlü bahaneler ürettiği yargılama sonrasında, Kavala’nın ağır bir hak ihlaline uğradığına ve siyasi gerekçelerle cezalandırıldığına hükmetti.

Türkiye’nin gereğini yerine getirmediği bu hüküm, hızla diplomatik bir krize dönüştü.

22 Ekim 2021: Osman Kavala bir açıklama yaparak, Cumhurbaşkanı’nın yargılaması devam eden bir kişiye dönük suçlama ve hakaretlerinin adil yargılama imkânını yok ettiğini söyleyerek duruşmalara katılmama kararı aldığını beyan etti.

2 Aralık 2021: Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi, AİHM kararına rağmen Kavala’yı serbest bırakmayan Türkiye için ihlal sürecinin ilk aşamasını başlattı.

Biz de onları tanımayız

2 Şubat 2022: Avrupa Komisyonu Bakanlar Komitesi, Türkiye aleyhine başlattığı “ihlal prosedürünün ikinci aşamasını da kabul etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz de tanımayız” dedi.

AİHM’in kararın uygulanmadığına yönelik tespiti ile birlikte üye ülkenin Avrupa Konseyi’ndeki bazı haklarını kısıtlamaktan üyeliğini askıya almaya kadar uzanan bir dizi yaptırıma karar verme hakkı bulunuyor.

Daha önce sadece bir kere Azerbaycan için uygulanmış prosedür, şimdi Türkiye için işliyor.

21 Şubat 2022: Mahkeme başkanı değiştirilerek birleştirilen Gezi ve Çarşı davaları yeniden ayrıldı. Avukatların zorlama birleştirmenin asıl gerekçesi olduğunu işaret ettikleri şekilde; Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı tekrarlandı.

Kavala, Barkey, Çarşı, Gezi ve 15 Temmuz dosyalarını içeren torba bir dava yaratıldı. Birleştirme kararları öncesinde verilen duruşma tarihi son anda öne çekilerek, suç kapsamı ve niteliği değiştirilen yeni davada alelacele yine Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı alındı.

Süreci uzatmak için şaşırtıcı hamlelerle Gezi ile birleştirilen Çarşı Davası, 2022 Şubat’ta bu kez hızlanma ihtiyacı ortaya çıkınca, ana davayla ilgisi olmadığı gerekçesiyle yeniden ayrıldı.

Sekiz yıl önce herkesin gözü önünde yaşanmış olayların birbiriyle ilgisine bir türlü karar veremeyen yargı mensuplarını izledik.

4 Mart 2022: Davaların ayrılmasının hemen ardından savcı hızlı
bir biçimde mütalaasını verdi. 72 sayfalık mütalaada mesnetsiz iddialar tekrarlanarak, Osman Kavala ve Mücella Yapıcı için ağırlaştırılmış müebbet
istendi.

İlgili haber: Gezi Davası’nda Osman Kavala’ya yine tahliye çıkmadı: Bir sonraki duruşma 22 Nisan’da

21 Mart 2022: Kavala’nın avukatlarının hangi suçtan ve hangi maddeye göre tutukluluk talep ettiği sorusuna cevap veremeyen savcı, rutini bozmadı. Mahkeme de Kavala’nın tutukluluğunun devamı kararı verdi. Savunmalar için süre talebi dikkate alınarak duruşma ertelendi.

Gezi Duruşması’nın son duruşması 22 Nisan’da görülecek.

“Hapisliğinin üçüncü yılında Açık Radyo’ya yazdığı mektupta, her şeye rağmen “Gracias a la vida” diyecek kadar iyimser olan Osman Kavala’ya bırakalım sözü. 2 Kasım 2021’de onlarca kere duyduğu tutukluluğunun devamı kararı sonrasında şöyle diyordu:

“Hayatımın dört yılını kaybettikten ve bir ‘memleket sorunu’ haline geldikten sonra, teselli bulabileceğim şey, yaşadıklarımın yargıdaki sorunlarla yüzleşilmesine katkıda bulunması ve benden sonra yargı karşısına çıkacak olanların daha adil bir muamele görmeleri ihtimalidir.”

Kategori: Manşet

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.