ManşetVideoYeşil Gazete TV

[Yeşil Gazete Tv] Karantina Günleri yeniden…

Yeşil Gazete Tv’deki Karantina Günleri programı, 1 Haziran’da ‘normalleşme’ye geçilmesinin ardından ara verdiği yayınına, yeniden karantina koşullarına dönülmesi üzerine tekrar başladı. İstanbul Politikalar Merkezi kıdemli araştırmacısı, İklim Koordinatörü ve Halk Sağlığı Uzmanı Dr. Ümit Şahin, sosyolog Koray Doğan Urbarlı ve Yeşil Gazete Genel Yayın Yönetmeni Alev Karakartal’ın hazırladığı programda, aradan geçen zamanda salgın yönetimi ve koronavirüs aşısıyla ilgili gelişmeler konuşuldu.

Dünyadaki vaka sayılarının büyük bir hızla arttığını, ABD ve Türkiye gibi birinci dalganın tam sönümlenmediği ülkeler de dahil olmak üzere tüm dünyada ikinci dalganın başladığına dikkat çeken Ümit Şahin, Türkiye’de yeniden verilmeye başlanan vaka sayılarının dehşet verici olduğunu söyledi:

“Durum vahim, rakamlar salgının boyutunun ne kadar büyük olduğunu gösteriyor. Türkiye Avrupa’da birinci, dünyada üçüncü sırada yer alıyor. Bundan daha endişe verici bir durum, daha önce hiç olmadı.”

Türkiye’nin mart ayında ilk vakaların tespit edilmesinden bu yana salgınla ilgili bir hatalar zinciri yaptığını kaydeden Şahin, “Baştan itibaren sayıları kontrollü biçimde basit tuttular, yavaş yavaş tanımları da değiştirdiler. Yeniden vakaları vermeye başladıklarında da salgının patladığını gördük” dedi.

“Bu bize şunu göstermeli: Şu anda her ne yapıyorsanız, nisan ve mayıs ayında yaptıklarınızdan çok daha sıkı olmalı. Daha hafif bir önlem almayı gerekçelendirecek bir durumun olmadığı çok açık” diye konuşan Şahin, söz konusu hatalar zincirini de şöyle sıraladı:

  • Martta önlemler gecikerek alındı.
  • Vakalar hızla artarken, karantina önlemleri daha kısa ama daha sıkı biçimde alınması gerekirken alınmadı. Dünyada sadece Türkiye’de olan 65 yaş üstüne yasaklar, hafta sonu kısıtlaması yetmedi.
  • Haziran’da, olmaması gereken bir zamanda, hızlıca, bütün ülkeyi açıp normalleştirmek büyük hataydı.
  • Sağlık Bakanlığı tedbir almayı halka bırakırken, insanları bilgilendirmekten de imtina etti. Vaka-hata ayrımı yaptılar, sayıları yapay şekilde düşük gösterdiler. İnsanlar da salgın bitti diye düşündü. Bu da ‘salgına alışma’ şeklinde yeni bir davranış paternine yol açtı.
  • Vaka ve ölüm sayıları hızla artıp hastane kapasiteleri dolunca, vaka sayılarını açıklamak ve ardından da karantina tedbirlerine dönmek zorunlu hale geldi.
  • Sınırlı kısıtlama yine de işe yarayacaktır ama asıl yapılması gereken İtalya’ya benzer şekilde kısa süreli ve çok sıkı karantinaydı. Sayılar keskin biçimde düşmezse, ölümlerin önünü almak ve toplumdaki virüs havuzunu daraltmak mümkün değil.

‘Alınan en büyük önlem, insanları gün yüzü görmeden çalıştırmak’

Koray Doğan Urbarlı da krizdeki ekonomiye destek vermek için turizm sezonunda tam açılmaya giden yerel belediyelerin bulaşıcı hastalıktan ölenleri açıklamaya başlaması ve CHP Milletvekili Murat Emir’in açıkladığı belgeler yüzünden zor durumda kaldığına dikkat çekti.

Alınan en büyük önlemin çalışma saatlerini değiştirmekten ibaret olduğunu söyleyen Urbarlı, “İnsanları  sabah 05’te yollara dökerek, güneş yüzü görmeden, insanlık dışı bir yöntemle çalıştırmak insanlık dışı bir yöntem ama radikal bir önlem de geliştiremiyorlar” dedi.

Urbarlı, AKP’nin her konuda insanın aklıyla alay ettiği için halkın aşı konusunda da tereddüte düştüğünü kaydetti.

Aşı tartışmaları

Programda, üçüncü faza geçen aşılar da konuşuldu. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Türkiye’nin Çinli Sinovac şirketinin ürettiği CoronaVac aşısından toplam 50 milyon doz, Pfizer-BionTech’in ürettiği RNA aşısından da 1 milyon doz alacağı açıklamıştı.

Aşının, koronavirüs salgınında toplumsal bağışıklığın geliştirilmesi için en etkin yol olduğuna vurgu yapan Ümit Şahin, tüm toplumun ücretsiz bir şekilde aşılanmasının önemine dikkat çekti, bazı aşıların eczanelerde satılması durumunun kamusal yarara aykırı olduğuna dikkat çekti.

Türkiye’nin Sinovac’ın aşısını tercih etmekte bu kadar aceleci davranmasının altında yatan nedenleri anlayamadığını kaydeden Şahin, “Bu aşının diğerlerinden daha kötü olduğuna dair bir veri yok, ama daha etkili ya da verimli olduğuna dair de bir bilgimiz yok. Neye dayanarak bu seçim yapıldı, toplumun bilgilendirilmesi gerek” diye konuştu.

Urbarlı da Pfizer-Biontech, Moderna, Asta-Zenica aşılarının ilk üretimlerinin çoktan ön satışının yapıldığını hatırlattı; Türkiye’nin RNA aşılarını saklama konusunda lojistiği sağlayıp sağlayamayacağı konusundaki soru işaretlerine değindi.

Programda aşı karşıtlığının Türkiye ve dünyadaki yaygınlığı da tartışıldı.

Kategori: Manşet