Editörün SeçtikleriKültür-SanatManşet

Yaşar Kemal ile Bin Bir Çiçekli Bahçede: 21. yüzyıl modernitesinde tekrar tekrar okunmalı

0

İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Yaşar Kemal Vakfı tarafından düzenlenen “Yaşar Kemal ile Bin Bir Çiçekli Bahçede” sempozyumu bugün başladı. Pek çok akademisyen, gazeteci, sanatçı ve edebiyatçının konuşmacı olarak katıldığı sempozyumun açılış konuşmasını Yaşar Kemal Vakfı Başkanı ve Yaşar Kemal‘in eşi Ayşe Semiha Baban Gökçeli ile İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer gerçekleştirdi.

İzmir Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nde (AASSM) yapılan sempozyumda konuşmacılar Yaşar Kemal’in edebiyatını bir ön oturum ve altı tematik oturumda toplumsal bellek, toplum vicdanı ve öncü bir doğa kavrayışı gibi açılardan değerlendiriyor.

Ayşe Semiha Baban Gökçeli

Sempozyumda Ayşe Semiha Baban Gökçeli‘nin başkanlığı yaptığı ‘Yaşar Kemal’e Merhaba‘ sempozyumun ilk oturumu oldu.

Oturumda Türkan Şoray, Ataol Behramoğlu, Yaşar Kemal’in romanlarını Almancaya çevirterek yayımlayan, İsviçre’de kitaplarını basan Union Yayınevi’nin yöneticisi Lucien Leitess ve Yaşar Kemal’in Deniz Küstü romanını müzikal oyun şeklinde sahneye aktaran ABD’li sanatçı Micheal Ellison, Yaşar Kemal ile ilgili anılarını aktardı.

Tüm konuşmacılar Yaşar Kemal‘in insanla doğayı birbirinden ayırmadan ele aldığı konusunda hemfikirdi; Yaşar Kemal’in doğayı olağanüstü düzeyde gözleyip eserlerine yansıttığını söyledi.

Tunç Soyer

Tunç Soyer “Yaşar Kemal bu toplumun vicdanıydı” dedi. Ayşe Semiha Baban Gökçeli, Yaşar Kemal’in şu sözlerini dile getirdi:

“Doğa bir uğraşla yaşanır, ‘yaşayacağım’ diyerek yaşanmaz.”

Lucien Leitess Yaşar Kemal’in 21. yüzyıl modernitesinin ışığı altında tekrar tekrar okunması gerektiğini dile getirdi.

Micheal Ellison 1990’larda öğrenci olarak Türkiye’ye geldiğinde ‘Fırat Suyu Kan Akıyor Baksana‘yı hiç Türkçe bilmeden aldığını ve çok etkilendiğini ifade etti.

Ataol Behramoğlu ise Yaşar Kemal’in bir çocuk olduğunu ama çocuk gibi bir yetişkin değil; bildiğimiz çocuk olduğunu, çocuk gibi sevnip üzüldüğünü, çocuk gibi eğlenip coştuğunu söyledi:

“Ancak onun çocuklardan bir farkı vardı, kıskanç değildi. Diğer sanatçıları hiç kıskanmadı ve hep beğendiği yönlerini dile getirdi.”

Usta yazar Yaşar Kemal insan ve doğa arasındaki ilişkinin geldiği noktayı şöyle tarifliyor:

“Doğanın yozlaşmasının sonu insanoğlunun yozlaşmasıdır. Yozlaşmış, zıvanadan çıkmış, çürümüş insanlığın ne yapıp ne yapmayacağını şimdiden kestirebilir miyiz? Çılgınlığının üstünden gelip, doğayı yeniden yaratıp, insanlık kendi yaratıcılığına yeniden dönebilir mi?  Sonumuza şimdiden ağlamaya mı başlayalım? Yoksa başımızı iki elimiz arasına alıp doğayı kurtarmak için elbirliği ederek bu çılgınlığa olur mu diyelim?”

Türkan Şoray, Yılan’ı Öldürselerde Esme‘yi oynamanın kendisini çok heyecanlandırdığını; filme yönetmen bulunamayınca filmi yönetmeyi de  heyecanla kabul ettiğini ancak bunun kendisi için ne kadar zor ve sancılı olduğunu anlattı.

Şoray, sonunda filmin izleyici ve özellikle Yaşar Kemal tarafından beğenilmesiyle onur duyduğunu, Yaşar Kemal’in kendisi için “Benim en iyi yönetmenim” dediğini söyledi. Oturumun ardından konuşmacılara plaket verildi.

 

İlginizi çekebilir

Comments

Comments are closed.