Yeşeriyorum

Suriye 2: Fırtına – Gazihan Çağlar

Savaş ve şiddet konusundaki Yeşil Politikayı algılama açısından sorun yaşadığımız  ortada. Ya da öznel fikirlerimizi Yeşil Politika sanmak gibi bir hastalığımız var ve hepimiz de buna dahil olabiliriyoruz zaman zaman. O nedenle bizim temel siyasi bakışımızı oluşturan ‘’Yeşiller’in Temel İlkeleri’ çerçevesinden bakmaya çalışmak ve bunu bir zemin olarak kabul etmek, geniş ve ortak bir çerçeve sağlar diye düşünüyorum. En azından yan yana durmak için yeterli olur. Yalnızca şunu unutmayalım ki ‘’gerçeğe’’ dayanmayan, onu göz ardı eden bütün  politikalar ne kadar tumturaklı laflarla bezenseler  bile ‘Yeşil’’ olamazlar. Bunu ‘’ilkelerimizi’’  gerçek yaşamda test ederek  görebiliriz ,veya görmemiz gerekir. Zaten ilkelerimizi doğanın bilgeliğinden ödünç  aldığımız için gerçeğin dışına çıkmamız  ihtimali zayıftır, doğa bizi dışlar o zaman. Diğer birçok çevrenin ve partinin başına gelen de az çok budur. Ancak bu anlamda doğayı ve dünyayı ne ölçüde algılayabildiğimiz de bizim başkalarından  farklılıklarımızı oluşturur. İyidir ve hoştur bu durum. Hepimizi özgür kılar.Yeşiller bunun için vardır biraz.

Gerçek nerede duruyor?

Tam da bu nedenle herkesin hemfikir olduğu bir Yeşil Politikadan söz etmek olanaksızlaşır. Özgür bireylerin özgür düşünceleriyle yukarıdaki avantajın  bir anda değişip  bizi atomize etmesi riski ortaya çıkar. Burada böyle bir tehlikeden sözedilebilir.  Ama olsun, bu da oyunun kurallarından biridir. İlkeler de burada işe yarar. ‘Gerçek’ karşısında sınanmışlardır çünkü. Şüphemiz olursa, endişelenirsek  başka  doğru sözcükler de bulabiliriz eskinin yerine. Daha önce defalarca yaptığımız gibi. Çünkü bizim ezberlerimiz yok, gerçeklerimiz var, doğanın bilgisi -dünyanın sesi var duyduğumuz.

Bu yüzden dünyanın gördüğü en büyük suç olan şavaşa karşıyız. Şiddetin her türüne karşıyız. Şiddetin siyaset aracı olarak manipüle edilmesine karşı gözümüz açık, zihnimiz yanıltmalara karşı aşılıdır. Yeşiller insan özgürlüğünün ve demokrasinin önündeki en büyük engel olarak gördüğü militarizme karşı sivilleşmeyi, yaşamın ve doğanın baş düşmanı olan ve tümüyle reddedilmedikçe asla yok edilemeyecek olan savaşa karşı koşulsuz barışı ve silahsızlanmayı savunur.

Geç kalmadan

Bu politika savaşı üreten odaklara ve organizasyonlara mesafeli olmayı ve deşifre etmeyi  gerektirir. Ama silahı elinde bulunduranın başka güçleri de kontrol ettiğini  ve silahın aslında şiddetin yalnızca son aşaması, sonucu  olduğu gerçeğini göz ardı etmeden. Ara süreçlerde müdahale etmemek,  gelişmeleri zamanında görememek , bazen uzaktan bakmak bizi de şiddetin bir parçası yapabilir .Hiç istemesek bile, Suriye savaşını kurgulayanların, ’savaş karşıtları’ nın tutumunu, hele Irak savaşındaki güçlü ve sonuç alıcı mücadelesini göz önüne alarak  bu defa buna göre de hazırlandıklarını görmemek mümkün mü? Bizden en az bir adım önde olduklarını bilmemiz  gerekir. Daha hesaplı ve planlılar. Bizi, savaş karşıtlarını  çoktan başlamış olan savaşın kendisiyle pasifize etmiş durumdalar. Kirli savaşları uzun süredir vizyondadır. Bugün gördüklerimiz fırtınanın kendisidir. Yıkım yakındır.

Evet geç kalmış durumdayız. Yarattıkları diktatörlerle, şeytanlaştırdıkları figürlerle bizim tutum almamızı engellediler ve uyuşturdular. Gerçek savaş ittifakını , kirli oyunlarını bizden uzun süre gizlemeyi başardıklarını itiraf etmeliyiz. Tam da bu nedenle şu an Irak savaşındaki  güçlü savaş karşıtı hareketin bir tekrarının oluşması çok mümkün görünmüyor. Üzüntüm biraz da bundandır.

Umarım yanılırım.

 

Gazihan Çağlar

twitter.com/#!/gazihanca

Kategori: Yeşeriyorum