Köşe Yazıları

Süper Mario’nun Yeni Sürümü Türkiye’de

Geçen yıl Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu (Tour of Turkey) ile ilgili ne yazmışım diye arşive baktım.

Gördüm ki “Büyük şair, kötü teorisyen” Attila İlhan’ın Dersaadet’te Sabah Ezanları romanından mülhem bir başlık atmışım: Dersaadet’te Ruble Sesleri.

(Bu köşe bir bisiklet köşesi olmasaydı, yukarıdaki bereketli konu üstünden devam ederdik.

Hep merak ederim: Neden şairler bu kadar “politize”dir bu memlekette. Fikret’ten Nâzım’a, A. İlhan’dan İsmet Özel’e kadar herkes teorisyendir. Üstelik şair olarak ne kadar büyüklerse teorisyen olarak o kadar kötüdürler. Bakınız en son örnek İsmet Özel. Sizi bilmem ama bana hüzün veriyor düştüğü durum. Sivas katliamındaki sözlerine duyduğum öfke yerini derin hüzne bıraktı.)

Neyse parantez patikalarında kaybolmadan Türkiye Turu’nun parkurlarına dönelim.

11 nisan pazar günü Sultanahmet Meydanı’nda yakılacak şenlik ateşi.

Her bisikletçinin tek tek start alacağı 5,8 km’lik prolog koşulacak.

Ardından âdet olduğu üzre, sporcular uçakla İzmir’e geçecek.

Ertesi gün başlayan Kuşadası-Turgutreis etabıyla rekabetin fitili daha bi ateşlenecek.

Bu yılı önceki yıllardan ayıran çok önemli iki fark var. Bir tanesi Tur’un UCI (Dünya Bisiklet Birliği) klasmanında bir basamak daha atlamış olması. Artık 2 HC kategorisinde bir yarışımız var. Bu da Tour of Turkey’i (TOT) dünyadaki en önemli 17 yarıştan biri yapıyor.

Diğer fark ise rotayla ilgili. Bu yıl nihayet çok arzuladığımız bir şey gerçekleşti: Artık nurtopu gibi iki yokuş etabımız var. 14’ünde koşulacak olan Marmaris-Pamukkale etabı sağlam yokuşlar içeriyor. Burada bisikletçiler ve takımlar birbirlerine yoklama çekecek.

Ama asıl kırılma ertesi gün yaşanacak. 220 km’lik Denizli-Fethiye parkurunda 1000 metrenin üstünde beş tırmanış noktası var. Yarışın 120 km’sinde sporcular 1600 metreye kadar tırmanacak.

Bu yokuşlar, yarışı hem daha çekici hale getirecek hem de eskiden olduğu gibi atı baştan alanın Üsküdar’ı geçmesi kolay olmayacak.

***

23Bu yılın en büyük bombası ise gelmiş geçmiş en büyük sprinter sayılan Mario Cipollini. “Super Mario” ve “Aslan Kral” lakaplarıyla bildiğimiz Cipo, PR menajeri olark görev yaptığı ISD takımıyla beraber buraya geliyor. ISD aynı zamanda Cipollini marka bisikletlere biniyor.

Cipollini sadece kazandığı sayısız sprint finişi ile geçmemiştir bisiklet tarihine. Onun kadar renkli bir karakter daha görmemiştir yollar.

Yıllar önce Eurosport spikeri David Duffield’i bile canlı yayında şoka uğratan forması unutulur gibi değildir. Derisi soyulmuş bir insan görüntüsüdür Cipo’nun forması. Bütün vücudunu kaplayan bir karnaval kostümüdür. Pedal çeviren bir anatomi atlasıdır sanki.

Daha sonraki yıllarda Zebra biçiminde formalar giyen bu müthiş karakter gibisi bir daha gelmedi. Şimdi takım direktörlerinin robotlarıyla dolu yollar.

Cipo’nun bir başka yanı ise bir İtalyan’ın bir Amerikan bisikleti ile yarışıyor olmasıdır.

Avrupa’daki yol yarışlarında İtalyan bisikletlerinin mutlak hâkimiyetini kıran da o olmuştur.

1996’da Cipo’nun takımı Saeco, Amerikan bisiklet firması Cannondale ile anlaşınca küçük bir fırtına kopmuştu.

O yıldan sonra Amerikan firmaları, Avrupa’da burun kıvrılan alüminyum bisikletleriyle yollarda görünmeye başladı. Daha çok çelik alaşım borular kullanan İtalyan bisiklet firmaları da ürün gamlarına alüminyum eklemeye başladı. (Bugün her iki materyal de profesyonel dünyanın içinde yer almıyor. Bisiklet yapımında mutlak bir Carbon-fiber hâkimiyeti var)

Nintendo kahramanı Super Mario, yeniden muhteşem kıyafetlerle karşımıza çıkar mı bilmiyorum ama bir pop yıldızı kadar sükse yapacağı kesin.

www.aydancelik.com