Hafta SonuKitapManşet

Şimdi Samatya Sahaf’la dayanışma zamanı: Kitap alın, yaşasın…

Samatya Sahaf - Devrim Tarım

Samatya’da bir kitapçı, ya da bizim Devrim’in sahafı…

Hiç yolunuz düştü mü bilmiyorum, ama İstanbul’daysanız yolunuzu düşürmeniz ya da Devrim’i arayıp kitap istemeniz çok kolay.

Böylece hem istediğiniz kitapları tekelleşen kitap endüstrisinin çarkları içine fazla dalmadan edinmeniz, hem de kitapçılık hayalini gerçekleştirirken ayakta kalmaya çalışan bir arkadaşınızla dayanışmanız mümkün.

Samatya Sahaf - Devrim Tarım

İşte Devrim’in ve Samatya Sahaf’ın hikayesi.

Türkiye’nin tek görme engelli kitapçısı

Samatya Sahaf

Samatya Sahaf

Devrim’in Türkiye’nin belki de tek görme engelli kitapçısı olmasının hikayesi Gezi’de başlıyor.

Barış ve insan hakları için, iklim değişikliği ve ekoloji için sokaklarda olan herkes ve tabii kurucularından biri olduğu Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin üyeleri Devrim’i yakından tanır. Politik toplantılarda, panellerde, yürüyüşlerde yıllardır hep vardır. Çok küçük yaşlarda geçirdiği bir hastalık nedeniyle görme yeteneğini kaybeden Devrim Tarım, politik aktivizmine engellilerin hakları için mücadeleyi de eklemiştir.

Tabii bütün aktivistler gibi, hepimiz gibi, Devrim de 2013’ün o özel günlerinde Gezi’deydi.

Devrim o zamanlar Osmanlı Arşivleri’nde İngilizce’den tercüme işlerinde çalışan sekiz yıllık bir devlet memuruydu. Ve Gezi’de bulunduğu sırada çekilen bir fotoğrafının gazetelerde yayımlanması üzerine, sudan sebepler gösterilerek işten atıldı. Gezi’ye katılan herkesin “çapulcu” ve “vatan haini” ilan edildiği o günlerde Devrim’in solculuğundan oldum olası hoşlanmayan ve daha önce de hakkında çeşitli nedenlerle soruşturmalar açmış olan “amirleri” bu fırsatı kaçırmadılar.

Kitap kurdundan kitapçıya

Devrim Tarım

Devrim Tarım

Devrim, işsiz kaldıktan sonra bir süre ne yapacağını düşündü. Mahkeme masraflarını karşılayacak parası olmadığı ve kendisine destek olan pek bir kimse de bulamadığı için işini geri almak için dava açamadı. ODTÜ’de uluslararası ilişkiler ve İstanbul Üniversitesi’nde İletişim Fakültesi’nde okumuştu, ama seçenekleri sınırlıydı. İşsizliğin zaten alıp başını gittiği bir dönemde bir görme engellinin iş bulması iyice zordu. İşte o zaman Devrim en büyük merakını işi haline getirmeye karar verdi. Bütün kitap kurtlarının hayali olan, bir gün bir kitapçı açma hevesini hayata geçirdi.

Kendi mahallesinde, Samatya’da bulunan Surp Kevork Ermeni Kilisesi’nin hemen karşısında, Kilise Vakfı’na ait olan küçük bir dükkanı kiraladı. Kendi kütüphanesinde bulunan yaklaşık 1500 kitabı sermaye yaparak işe başladı. Sadece kendisine özel imzalanan ya da hediye edilen kitapları hariç tuttu. Şimdi de hem müzayedelerden ve benzeri kanallardan eski kitapları, hem de dağıtımcılardan yeni kitapları edinerek kitapçılığı sürdürüyor.

Akıllı düşünene kadar…

Gözleri görmeyen birisinin nasıl kitapçılık yapabildiğine dair soruyu ise biraz duraklayarak yanıtlıyor. Bu soruyu duyduğunda garipsediğini söylüyor. “Aslında ben kör olduğumu bir yere çarptığımda hatırlıyorum” diyor Devrim. Önemli olan hayatı engelsiz bir şekilde sürdürmenin yollarını bilmek ve uygulamak.

Devrim de bazen arkadaşlarının yardımıyla, ama çoğu zaman kendi başına kitapları kategorize ediyor, fiyatlandırıyor, diziyor, siparişleri alıyor, dağıtımcılardan temin ediyor, dükkana gelenlere satışını yapıyor veya telefon ya da internet üzerinden ısmarlayanlar için kargoya veriyor. Her kitabın ismini ve yerini zaten ezbere biliyor.

Devrim küçükken kardeşleri kendisine kitap okusun diye yalvardığını hatırlıyor. Okulda ise Braille alfabesini öğrenmiş ve bununla yazılmış ne bulursa okumaya başlamış. Okuldayken günde bir kitap bitirirdim, diyor. Tabii daha sonra sesli kitapları ve son dönemde de bilgisayarların ekran okuma araçları sayesinde e-kitapları ve internette yer alan yazıları okumaya ağırlık vermiş. Tabii kitapların kokusunu da en az içinde yazılı olanlar kadar seven bibliyofillerden biri o. Ama kağıt olmuş, ekran olmuş, fazla da ayırdetmiyor.

Bizim, yani gözleri gören insanların Devrim’in bir kör olarak yaşadığını varsaydığımız “büyük zorluklarla” nasıl başa çıktığına ilişkin olarak, kendisine kılavuzluk eden öğretiyi de bir atasözüyle gayet güzel özetliyor: “Akıllı düşünene kadar deli dereyi geçermiş.”

Çok dilli, çok kedili, engelsiz bir kitapçı

Devrim, Samatya Sahaf’ı aynı zamanda her dilden, her kültürden kitapların bulunduğu bir mekan olarak tasarlamış. “Kürtçe’nin yanı sıra Lazca’dan Gürcüce’ye, Rumca’dan Ermenice’ye kadar edinebildiğim muhtelif dillerdeki kitapları, asla satılmayacağını bilsem de burada bulunduruyorum” diyor. Bu arada raflardaki kitapların yerli-yabancı diye değil, türlerine göre ayrıldığını da hatırlatalım. Yani Samatya Sahaf’ın rafları da enternasyonalist.

Geçen aylarda yapılan bir okuryazar buluşmasından

Geçen aylarda yapılan bir okuryazar buluşmasından

Samatya Sahaf ayrıca Braille alfabesiyle yazılmış kitaplar için de bir arşiv. Devrim, “Yok olma riski taşıyan dillere gösterdiğim duyarlılığı, total görme engeli bulunan birisi olarak gene bilgisayar teknolojisindeki sesli ekran okuyucularının üretilmesi devrimi sonucu unutulmaya yüz tutan körlerin kullandığı Braille alfabesiyle oluşturulan kabartma yazıyla hazırlanmış kitaplara da gösteriyorum. Buranın, kabartma yazılı kitap ve makalelerin toplanıp bilabedel talep eden görmeyenlere ulaştırıldığı bir merkez de olması arzusundayım” diyor.

Samatya Sahaf sadece körler alfabesiyle basılan kitaplar için özel bir merkez olmayı hedeflemekle kalmıyor, burası engelliler başta olmak üzere bütün ezilenlerle ve dezavantajlı gruplarla ilgili kitaplara da özel raflar ayrılmış bir kitapçı. Zaten Devrim bugünlerde bir yandan da HDP içinde bir Engelliler Meclisi kurmak için girişimlerde bulunmaya hazırlanıyor.

Samatya Sahaf’ı Devrim tek başına işletiyor, ama kedileri saymazsak… Sayısı değişmekle beraber en son çoğu yavru olmak üzere 12 kedi kitapçıda yaşıyor. Gitmişken raflarda, kitap yığınlarının üzerinde uyuyan kedileri sevmeniz mümkün. Beyoğlu’ndaki Simurg kapandıktan sonra “ne kedisiz, ne kitapsız” sözünü Samatya Sahaf yaşatıyor yani.

Samatya Sahaf dayanışma bekliyor

Devrim mahalleliyle arasının iyi olduğunu söylüyor. Örneğin okumak için ödünç kitap alıp karşılığında yemek getiren kitapsever bir komşusundan bahsediyor. Kitapçıyı düzenlemek için yardım eden mahallenin çocuklarına da kitap veriyor. Ama tabii Samatya, İstanbul’un eski merkezinde yer alsa da, şimdi kitapçıların merkezi sayılan Beyoğlu’na veya Kadıköy’e uzak. Üstelik malum, internet kitapçıları en fazla onun gibi mahalle kitapçılarını tehdit ediyor. Bu nedenle Devrim’in işi hiç kolay değil.

Ne kitapsız, ne kedisiz

Ne kitapsız, ne kedisiz

14 Ağustos günü Samatya Sahaf’ın facebook sayfasında bir S.O.S çağrısı yayımlandı. “Sahaf dükkanımın 2. kapanmama yıldönümünü kutlamaya hazırlanırken” diye başlayan çağrı sayesinde Devrim’in yeterince kitap satamadığını ve bu nedenle geçinmekte ve hatta kirayı ödemekte zorlandığını öğrendik. Bazı günler hiç satış yapmadan dükkanı kapatmak zorunda kaldığını söyleyen Devrim’in yaptığı dayanışma çağrısı basitti: Kitap alın, diyordu.

Hepimizin bir parçası olduğumuz Gezi’ye katıldığı için haksız bir şekilde işten atılan Devrim’in açtığı bu güzel kitapçı dükkanının ayakta kalmasını ve az sayıda kalan mahalle kitapçılarından biri olan Samatya Sahaf’ın yaşamasını istiyorsanız yapacağınız dayanışma kitap almaktan ve arkadaşlarınıza bu dayanışma çağrısını yaymaktan ibaret.

Samatya Sahaf’tan yeni çıkan kitapları da, piyasada bulunmayan eski kitapları da kolaylıkla edinebilirsiniz. Bulunmayan kitapları arayıp bulmak Devrim’in en keyif aldığı şey. Holdinglerin eline geçmeye ve tekelleşmeye başlayan internet kitapçılarının yaptığı indirimlere yakın indirimleri Devrim de yapıyor. Yeni kitapları %20-25 indirimle edinmeniz mümkün.

Üstelik internet kitapçılarındaki online ya da müşteri temsilcili soğuk sistemlerden çok daha insani bir şekilde, Devrim’e cep telefonundan ulaşıp istediğiniz kitapları ısmarlayabilirsiniz. Telefon numarası 535-743 3564. İster arayıp konuşun, isterseniz cepten mesaj gönderin. Ben istediğim kitapların listesini mesaj olarak atıyorum, daha kolay oluyor. Email kullanmak isteyenler için ise adresi [email protected]

Ödemeyi, göndereceği hesap numarasına banka havalesiyle yapmanız mümkün. Devrim kitapları kısa sürede temin ediyor ve dükkanın karşısındaki PTT Kargo’dan Türkiye’nin ve hatta dünyanın neresinde olursanız olun, adresinize gönderiyor.

krokiTabii en iyisi bir fırsatını bulup kitapçıya uğramanız ve rafları karıştırmanız. Hatta gitmişken vaktiniz varsa kapının önünde oturup son siyasi gelişmeler hakkında laflamanız veya kitaplara fiyat yazarken Devrim’e yardım etmeniz de mümkün.

Adres kolay: Dükkan Samatya’nın merkezi olan Marmara caddesinde, Surp Kevork Ermeni Kilisesi’nin hemen karşısında bulunuyor. Krokisi yanda. Tarifi de basit. Kocamustafapaşa son durakta, Taksim dolmuşlarının kalktığı sokağa girip 100 metre aşağıya yürüyüp Marmara caddesine gelir gelmez sola döndüğünüzde kitapçıyı göreceksiniz.

Samatya Sahaf’ın facebook sayfasını beğenerek de gelişmeleri takip edebilirsiniz. Facebook sayfası için tıklayın.

Sözün özü, bir kitap alana bir dayanışma bedava, Samatya Sahaf’ta.

 

Haber: Ümit Şahin – Yeşil Gazete

(Yeşil Gazete)

Kategori: Hafta Sonu