İklim KriziManşetYazarlar

Roseline Isata Mansaray: İklim değişikliğinin acısını tattım [İklim Kuşağı-21]

Roseline Isata Mansaray, Batı Afrika’da yer alan Sierra Leone‘den bir iklim ve çevre aktivisti. Gençlerin iklim krizine dikkat çekmek, politikaları etkilemek ve topluluklarında harekete geçmek için bir araya geldiği ve gün geçtikçe büyüyen bir gençlik hareketi olan Fridays For Future Sierra Leone‘nin kurucusu.

Uganda‘daki Kampala International Universitesi‘nden İşletme alanında lisans derecesine sahip ve Young Africa Leaders Initiative‘de ‘iklim değişikliği ve gençlerin katılımı’ konusunda eğitim almış.

Çevre konusunda çok tutkulu olan Roseline Isata, dayanıklı ve iklim krizine hazır topluluklar olabildiğimiz noktaya geldiğimizi görmek istiyor. En sevdiği alıntı ise “Dünya kötülük yapanlar tarafından değil, hiçbir şey yapmadan onları izleyenler tarafından yok edilecektir.”

 

‘İklim değişikliğinin acısını tattım’

Atlas: Sierra Leone, iklim değişikliğine karşı en savunmasız ülkeler arasında yer aldığından dolayı uzun süredir iklim krizinin sonuçlarını yaşadığınızı düşünüyorum ama lütfen bize nasıl iklim aktivisti olmaya karar verdiğini ve FFF Sierra Leone’yi nasıl kurduğunu anlatır mısın?

Roseline: İklim değişikliği bizim için sel, toprak kayması, kuraklık, sıcaklık artışı gibi günlük gerçekler. Ve herkesi etkiliyor, özellikle de Afrika’dan genç bir kadın olarak bu krizin tehlikelerinin daha çok kurbanı olduğumu söylemeliyim.

Ayrıca Sierra Leone’nin en büyük sorunu iklim krizi, bu yüzden hepimiz çözüm yolunda birlikte rol almalıyız. Bu nedenle, gelecek adına savaşmak için grev yapmaya karar verdim çünkü gelecek nesli iklim krizine yabancı değil.

Ben iklim değişikliğinin acısını tattım. Bir zamanlar Kroo Bay Freetown Sierra Leone‘de yaşıyordum. Bu bölge normalde iklim krizinden etkileniyor, bu deneyimi anlatmaya çalıştığım her seferinde gözyaşlarımı tutamıyorum.

‘Burada insanlar iklim krizi yüzünden ölüyor’

Bu bölge deniz kıyısında ve tüm halkın çöplerini döktüğü bir yer. Her yıl yağmur yağdığında şiddetli seller yaşanıyor ve birçok insan mallarını, mülklerini ve işlerini kaybediyor. Bazıları ölüyor, bazıları- genç olsun, yaşlı olsun- yaralanıyor, diğerleri sellerde kayboluyor.

Birçok kız fuhuşa karışıyor çünkü başlarının üzerinde yaşayabilecekleri bir çatıları kalmıyor. Bu nedenle, iklim krizine ve bunun sonuçlarına karşı dikkat ve farkındalık yaratmak için grev yapıyorum. İklim felaketlerinden edindiğim tüm tecrübe ve travma ile İsveçli genç iklim aktivisti Greta Thunberg‘den çok ilham aldım. Aktivizmime güçlü bir dayanak oldu. İklim değişikliği ve çevre kirliliği için sesimi yükseltiyor ve konuşuyorum.

‘Yıkıcı sel felaketleri yaşıyoruz’

İklim değişikliği ülkenizi son birkaç yılda nasıl etkiledi? Sierra Leone’nin iklim değişikliğine karşı neden en savunmasız ülkeler arasında yer aldığını söyler misin?

Ülkem Sierra Leone, iklim değişikliğinin etkilerine karşı dünyanın en savunmasız ülkelerinden biri olarak gösteriliyor. Ve neredeyse tüm sektörlerde iklim değişikliğinin olumsuz etkilerini giderek daha fazla tecrübe ettiğimiz çok açık. Bu, hava koşullarındaki değişiklikler için büyük bir zorluk teşkil ediyor. Pasifik Okyanusu ve Kuzey Atlantik’te 2015 ve 2017 yıllarında sıklıkla yaşanan yıkıcı sel felaketleri tetiklenmeye devam ediyor.

Ülkem Sierra Leone, başkentimiz Freetown, güney ve doğu bölgelerindeki diğer büyük şehirler yaşamın, malların ve finansın kitlesel yıkımına yol açan eşi görülmemiş sel ve ağır toprak kaymalarından etkilendi.

Ayrıca birçok çiftlik ve işletme tahrip oldu ve can kayıpları yaşandı. Bu karanlık gerçeklik, gelişimimiz için büyük bir tehdit oluşturuyor. Sierra Leone’deki en ölümcül sel felaketlerinden biri 2015 yılında yaklaşık 1 milyon kişinin yaşadığı yarımadanın ucunda yer alan Freetown’da daha da kötüleşti.

Freetown’un topografyası, sık ormanlık ve kısmen ormansız dağlar arasında gidip gelir. Bu dağlar, Atlantik’e paralel olarak yarımada boyunca 25 mil boyunca uzanır. Freetown rakımı, deniz seviyesinde veya hemen altında olan kıyı bölgelerinden deniz seviyesinden yaklaşık 400 metre yüksekliğe kadar değişir. Freetown, zayıf kentsel gelişim programlarını içeren uzun vadeli sorunlardan muzdarip.

‘Konut sağlamada yetersiz’

Afrika Araştırma Enstitüsü’nden Jamie Hitchens‘e göre, hükümet, toplumdaki yoksullara konut sağlamakta yetersiz kalıyor ve kontrolsüz inşaat gibi konulara dikkat çekildiği zamanlar ise ancak bir kriz yaşandıktan sonra oluyor. Çünkü kontrolsüz yerleşim alanlarında konut yapımına ilişkin bir moratoryum uygulanmadı. Ve belediye görevlileri taşkın alanlarını işgal etti ve bu da su geçiş yollarının daralmasına neden oldu.

Taşkınlar sırasında Freetown’un ​​drenaj sistemleri, özellikle şehrin daha fakir bölgelerinde, yüzey akışının daha yüksek seviyelerde olmasına katkıda bulunan atıklardan dolayı tıkanır. Yamaç bölgelerinde büyük evlerin inşası ve konut amaçlı sınırsız ormansızlaşma, yakındaki yamaçların istikrarını zayıflattı ve toprak erozyonuna neden oldu.

‘İç savaş 800 bin hektar orman arazisini yok etti’

Felakete giden on yıl içinde Sierra Leone, ülkenin iç savaşında yaklaşık 800 bin hektarlık orman örtüsünü yok etti. Aynı zamanda bu, ormansızlaşma kaybının bir nedeniydi ve iklim değişikliğinden kaynaklanan hasar Sierra Leone’yi uyum sürecimizin çok gerisine itti.

Yıllar boyunca başkent Freetown sakinleri, sellerin ardından, artan yıkım izlerine ilk elden tanık oldular. Dahası ülkem Sierra Leone, Batı Afrika’nın güneybatı kesiminde yer alır. Nefes kesici sıradağlar, derin vadiler ve alçak kıyı alanı ile arazisi güzel bir ülkedir.

‘Seller hastalıkların yayılmasına neden oluyor’

Her zaman yüksek sıcaklık, yoğun yağış ve yüksek nem oranları yaşıyoruz. Ülkede belirgin iki mevsim hakimdir: yağmurlu ve kuru. Daha sık ve uzun süreli kuru dönemler çiftçilik takviminin ciddi şekilde güvensizleşmesine sebep oldu.

Yağmurlar geldiğinde, şiddetli sel felaketleri sahil boyunca yükselen deniz seviyesinden dolayı daha da şiddetli hale geliyor, evler yıkılıyor, sokaklar sular altında kalıyor ve mahsul hasarı günlük hayatımızın bir parçası haline geliyor. Bu yaşanan seller de içme suyunu kirleterek, ishal, tifo ve kolera dahil olmak üzere su kaynaklı hastalıkların yayılmasına neden oluyor.

2002 yılında iç savaşın sona ermesinden sonra sağlanan sosyal ekonomik ilerleme, Ebola salgını ve madencilik faaliyetlerinin inşası sebebiyle zayıfladı ve ülkeyi iklim değişikliğinin etkilerine karşı zayıf bir konumda bıraktı. Bunlar, iklim değişikliğine karşı en savunmasız üçüncü ülke olmamızın nedenleri.

‘İklim acil durumu ilan etmeli’

Devletinizden talepleriniz nelerdir?

Sierra Leone hükümeti iklim acil durumu ilan etmelidir. Ulusal okul müfredatı, iklim krizini ele almak ve gezegenin korunmasına öncelik vermek için yeniden düzenlenmelidir. Bu, gençlerimiz için yaratıcılık ve yenilik getirecek.

Sierra Leone hükümeti, iklim krizini ve hemen harekete geçme gerekliliğini kamuoyuna iletmelidir. Sierra Leone hükümeti, gençlerin geleceğimizdeki büyük tehlikeye açık olduğunu kabul etmelidir. Görüşümüz iklim felaketiyle mücadele etmek için politika oluşturmaya dahil edilmelidir.

Sierra Leone hükümeti uluslararası belirlenmiş anlaşmaları takip etmeli ve bilimin ardında birleşmelidir. Şirketler, Sierra Leone’de sürdürülebilir iş yapma yöntemlerini dahil etmek için harekete geçmelidir. Bireyler bir yaşam tarzı değişikliğini düşünmeli ve topluluklarındaki çöpleri temizleme, toplu ağaç dikme ve plajları temizleme gibi yeşil eylemler uygulamalıdır.

‘Afrika’nın en hızlı büyüyen ekibi olduk’

Grevleriniz için nasıl seferber oluyorsunuz ve gençler buna nasıl dahil oluyor? En önemlisi, hükümetiniz Sierra Leone’deki iklim aktivistlerini nasıl görüyor?

Grevleri organize etmek en zor şeylerden biri. Burada Afrika’da nüfusun yüzde 95’inin iklim değişikliği konusunda herhangi bir fikri yok, sizi yol kenarında pankartınızla gördüklerinde, planları olmayan biri olarak görüyorlar. Zihniyet anlatamayacağım kadar dar ne yazık ki.

Grevleri organize etmek amacıyla tasarladığım malzemeler için kendi cep harçlığımı kullanıyorum. Ancak hareketin başlangıcından bu yana Covid-19 kısıtlamalarına rağmen istikrarlı ve hızlı bir büyümemiz oldu. Dijital platformda bir takipçi topluluğu oluşturmayı başardık ve ayrıca dijital kampanyamız #youthvoice4climate adında bir yayın kanalı açtık.

2500’ün üzerinde genç insan, 6 okul ve şu anda ekibimizin gösterdiği çabalar nedeniyle Freetown, Bo ve Kenema’nın 3 mahallesinden gönüllü gençlerden oluşan bir ekiple birlikte Afrika’nın en hızlı büyüyen Fridays For Future ekibi olduk.

‘Sıcaktan geceleri uykusuz kalıyoruz’

Sierra Leone hükümeti iklim değişikliğinden bahsediyor ancak bununla mücadele için hiçbir adım atmıyor, iklim aktivistleri ile ilgilenmiyorlar, bu bakımdan onların eylemlerinin kağıt üzerinde olduğunu ve gerçeklere karşı sağır ve kör olduklarını söyleyebilirim.

Aslında şu anda sıcaklık seviyesi bizi gün be gün giderek daha fazla etkiliyor, geceleri uykusuz kalıyoruz çünkü klimayı çalıştıracak sabit elektrik gücü yeterli değil, sıradan bir fan bile kullanamıyoruz. Bu yüzden Sierra Leone hükümetini iklim acil durumu ile yüzleşmeye ve iklim değişikliğine odaklanmaya davet ediyorum.

‘Hükümet hayattan çok paraya değer veriyor’

Sierra Leone’de onlarca yıldır insan hakları ihlaline şahit olduk. İklim adaleti ile ilgili en büyük sorun sence nedir?

Siyasi ayrımcılık, kabilecilik, adam kayırmacılık, özellikle şehrin başkenti Freetown’da zayıf şehir planlaması ve topluluk duyarlılığının olmaması, ormansızlaşma, madencilik için Sierra Leone hükümeti tarafından yasalarının uygulanmaması ve hayattan çok paraya değer veriyor olması ülkemizde bizi etkileyen ve iklim değişikliğine yol açan sorunlardan sadece birkaçı. Aslında kanunsuzluk, bu ülkede bizim için en büyük zorluktur.

19 Mart grevinin teması “boş vaatler istemiyoruz” olmuştu. Bize nedenini açıklar mısın?

Şu anda Sierra Leone’de sıcaklık bizi öldürüyor, iklim çöküşü her saniye daha da kötüleşiyor ve liderlerimiz ofislerinde beyaz kağıtlara imza atıyor ve geleceğimizin tehlikede olduğunu bilerek sonsuz sözler veriyorlar.

Burada gezegenimiz tehdit altında, Sierra Leone’de sıcaklık artışları ile halk eriyor, büyük çaplı yok oluşun etkilerine, doğanın, insanlık ve gezegen üzerindeki yıkıcı etkilerine tanık oluyoruz.

Çevre savunucularının, çiftçilerin, balıkçıların ve yerli toplulukların sesleri özellikle dinlenmeli, değer verilmeli ve önceliklendirilmelidir. Anlamsız hedefler peşinde değiliz. #BoşVaatlerIstemiyoruz, gerçek eylemler için buradayız.

2030’da kendini ve dünyayı nasıl görüyorsun?

2030, bundan dokuz yıl sonra. İklim kriziyle mücadele etmek için bu süreden daha az vaktimiz var, yoksa etkiler geri döndürülemez. Kitlesel bir yok oluşa doğru gidiyoruz.

Liderlerimiz 2030 yılından önce iklim kriziyle mücadele etmek için somut adımlar atarsa dünya daha iyi bir yer olacak ama yaptıkları gibi boş vaatler vermeye devam ederlerse iklim değişikliğinin etkileri geri döndürülemez olacaktır.

Kategori: İklim Krizi